İçeriğe geç

IRebellesI-IMinsungI

Bölüm 3 · 10 dk okuma

IRebellesI-IMinsungI

Bölüm 3

2.Bölüm

Çocuklarla sorunsuz geçen yolculuğumuzun sonunda Bay Choi'nin bizim için ayarladığı eve vardık.Evi gördüğümüzde kelimenin tam anlamıyla nutkumuz tutulmuştu.Birkaç defa doğru yere gelip gelmediğimizi konumdan kontrol etme gereği duymuştuk.Evin pardon(!) ev diye tanımlamak doğru olmaz villanın kapısı otomatik olarak açılıp dışarıya çıkan robotlar bir ağızdan "Evinize hoş geldiniz efendim."demeseydi doğru yere geldiğimizden emin olamayıp bir yanlışlık olduğunu düşünmeye devam ederdik doğrusu.

Sadece bir bilim adamı olduğunu bildiğimiz Bay Choi'nin bitmek bilmeyen parasının kaynağı neydi hiçbir bilgimiz yoktu.Ancak bir ara bu konu hakkında bir araştırma yapmamız gerekiyordu belli ki.

Valizlerimizi arabadan çıkartıp robotların yönlendirmesiyle villaya girdik.Villanın içi en az dışarısı kadar güzeldi, hepimizin zevkine hitap edecek şekilde dekore edilmişti.Aynı sığınaktaki gibi bir odada üç tane ranza vardı.O oda dışında villada dört tane içerisinde çift kişilik yatak bulunduran oda,egzersiz yapabileceğimiz bir oda, yeteneklerimiz üzerinde çalışma yapabileceğimiz bir oda,mutfakla birleşik oturma odası ve ikişer tane tuvaletle banyo bulunuyordu.Villanın terasında ise oturabilecek koltuk, sehpalar, yer yatakları ve projeksiyon bulunuyordu.Yağmur yağacağı zaman otomatik olarak terasın üstünün kapanacağı bir sistem vardı.Normal odalarda ise camdan oluşan duvarların önü isteğe bağlı kapanabiliyordu,bu sayede çalışma yaptığımızda veya uyuduğumuzda dışarıdan bizi kimse göremezdi.

Camların kapanmasını sağlayıp kapanınca da oturma odasındaki televizyonun karşısındaki koltuklara oturmuş olan çocuklara yönelik "Dürüst olun, aranızda yemek yemeyen var mı?"diye sordum.Kimseden ses çıkmazken "Yiyen var mı?" diye soruyu yenileme ihtiyacı duydum.Seungmin "Ne kadar boğazımızdan geçmese de akademide eğitime başlama ihtimalimiz olduğu için gerektiği kadar yedik biz Felix'le."dedi."Bebeği yemesi için zorladım yani bizde yedik." dedi Hyunjin, Jeongin'i kastederek.

Changbin"Yedim yemesine de şimdi ne yapacağız? Ne zaman akademiye gideceğiz?" deyince kesin cevabı verebilmek için asistanım M-136'ya "Herkesin eşyasını dolaplara yerleştirme emri ver robotlara.Akademideki ortamın biraz sıkıntı olduğundan bahsetmiştin, akademiye silah götürme izni veriliyor mu? Kayıt yaptırmak için ne gerekiyor?" diye sordum.

"Gereken emri verdim.Siz akademiden dönmeden önce de yemek yapmalarını iletirim onlara. Akademide silah kullanmak yasak girişte tarayıcı var.Normalde içeriye robot sokmak da yasak ancak ben ve diğerlerinin farklı aksesuarlarında bulunan asistanlar özel olarak tasarlandığı için tarayıcıda belli olmaz.Bu konuda içiniz rahat olsun.Ancak bu durumu unutup sakın ortalık yerde bize seslenmeyin.Kayıt yaptırmak için gereken tek şey yöneticinin odasında yüzünüzü taratmanız.Yüzünüz tarandıktan sonra otomatik olarak bir sınıfa atanacaksınız.Sınıflar 40 kişilik ancak geniş.Sarı ve turuncu renk spektrumunu yönetme gücüne sahip kişiler aynı sınıfta oluyor.Sadece sarılara veya turunculara ait bir sınıf bulunmamakta.Orada yardıma ihtiyacınız olursa telefonunuz üzerinden bize ulaşabilirsiniz." M-136 konuşurken çocukların hepsi dikkatli bir şekilde onu dinlemişti."Anlamadığınız bir nokta var mı?"Felix "Farklı sınıflara gitmek zorunda kalırsak ne olacak?" diye sordu,güzel bir noktaya değinmişti.

"Farklı sınıflara düşersek gücünüzü kullanmadan kendinizi nasıl koruyabileceğinizi ve stratejik hamleleri biliyorsunuz,tereddüte düşmeden kendinizi savunabilirsiniz.Fiziki olarak kendinizi savunabilmenizin ve karşı tarafı alt edebilmenizin güçlerle alakası olmadığı için rahat olun.Tut ki işin içinden çıkamıyorsunuz o zaman asistanınıza iki defa dokunun.Asistanlar telefonlara bağlı olduğu için anlık konumunuz bize ulaşacak ve sizin yanınıza geleceğiz." Hyunjin ciddileşip, ekleme yaptı."Hepimiz tekli sınıflara düşmezsek ikili ikili veya üçlü üçlü kalırsak birbirimizi koruruz zaten.Ancak aramızdan biri tek kalırsa ya yöneticiyle konuşuruz ya da ona kendini koruyabilmesi için gereken teçhizatı veririz."

Konuşmamız sonlandığı esnada robotlardan V-130 yanımıza gelip "Dolaplara eşyalarınız yerleştirildi efendim." deyince üzerimizi değiştirmek için ayaklandık.Siyah kısa kollu giyip üzerine motorcu ceketimi geçirdim.Siyah dar pantolonumu giyip,kızıl saçlarıma şekil verdim.Hazır olduğuma kanaat getirince salona geri döndüm.Çocukların da hazırlanma süreci son bulunca üç arabayla yola çıkmaya karar verdik.En önde ben giderken bu sefer yolculukta bana Felix eşlik ediyordu.Seungmin ile Hyunjin arkamızdaki arabadayken en sonda Changbin ile Jeongin vardı.Evden okula varmak arabayla yarım saatimizi almıştı.Bu esnada Felix en sevdiği şarkıyı açmış arabada ona eşlik edip, gerginliğini atmaya çalışmıştı.İşe yaramış mıydı orası tartışılırdı ancak iyi bir yöntemdi.

Binlerce kişiyi içerisinde misafir edebilecek kapasiteye sahip akademinin önüne vardığımızda büyük bir demir kapı karşıladı bizi.Arabalar ve biz otomatik olarak bir cihaz tarafından tarandıktan sonra bir tehdit unsuruyla karşılaşılmadığı için kapı otomatik olarak açıldı.Araçlarla artarda içeriye girdiğimizde otopark karşıladı bizi. Otoparkta boş bir yer bulup arabaları park ettik.Otoparktan çıktığımızda akademinin bahçesine vardık.Oradan yön tabelalarını takip ederek akademinin girişini bulduk. Akademidekiler derste olsa gerek koridorlar bomboştu.

Bir kenara geçip yönetici odasını nerede bulabileceğimizi düşünürken beynimde bir ses yankılanması aynı saniyelerde gerçekleşti.Robotik bir ses "Sakın bana bir tepki verme.Akademinin her yerinde kamera var." dedi.Yüzümü ifadesiz hale getirirken beynime giren kişi "Güzel." dedi, ardından "İçinden düşündüklerini duyabiliyorum.Bu şekilde sorumu cevapla.Burada ne işiniz var?" diye ekledi."Sen kimsin ki sorularına cevap verecekmişim?"Robotik ses "Doğru soru ancak cevabını öğrenmeni isteseydim sesimi değiştirme gereği duymazdım tahmin edebileceğin üzere.İstersem zihninden aradığım sorunun cevabını saniyeler içerisinde bulabilirim ancak özeline saygı duyduğum için zihnini kurcalamak yerine sana sordum." diye cevap verdi.Alaylı bir tonda"Sana bunun için teşekkür mü etmeliyim!"dedim.

Yüzüm sağ taraftaki koridora dönüktü.Oranın sonunda yavaşça bize doğru bir kadının geldiğini görünce çocuklara kadını gösterip"Ona yöneticinin odasının nerede olduğunu sorarız."dedim,çocuklar beni onaylarken zihnimdeki ses "O kadından nefret ediyorum.Ayrıca tabiki de teşekkür etmelisin her türlü iddiasına varım benim yerimde bir başkası olsaydı özel kavramını önemsemeden herkesin zihnine sızardı.Neyse belli ki istediğim cevabı vermeyeceksin.Zamanım kısıtlı anlatacaklarımı bitirince bana ulaşmaya çalışma ve şimdi söyleyeceklerimi iyi dinle:'Gölgeler arasında yol alırken, herkese güvenme. Hayatta kalabilmek için iyi bir oyuncu olman gereken bir oyun merkezindesin. Hepiniz aynı sınıftasınız, izlediğin yolda adım adım ilerle, çünkü her adımında oyun merkezinde seni izleyecekler olacak.

Gözlerini çevrendeki gizemli figürlerden ayırma; burada, karanlığın içinde çalışan birçok gölge var. Zor durumda kalırsanız, -çocuklara da bunu söyle- bir defa zihninizden 'Stray Kids' diye fısıldayın. Bu, sadece bir isim değil, aynı zamanda hayatta kalma şifresi, bir çağrı. Sözlerin arasında kaybolma, çünkü her kelime bir anahtardır, her harf bir kapıyı açar.'Benden bu kadar dikkatli olun."

***

Bir adım.Tam bir adım attıktan sonra hayatımızın köklü olarak değişeceğinin bilincindeydim.Beni ve canımdan çok sevdiğim kardeşim olarak gördüğüm insanları ne bekliyordu hiçbir fikrim yoktu.Bu hayatta en nefret ettiğim şeylerin listesini yapacak olsaydım belirsizlik ilk onda yer alırdı.Derin bir nefes aldım.

Robotik ses sustuğunda kadın yanımıza varmıştı ve bizi yöneticinin odasına götürmüştü.Kapıyı tıklatıp içeriye girdiğinde yöneticinin odada olmadığını görüp bizim yüz tarama işlemlerimizi kendisi halledip sınıfımızı söylemişti.O robotik sesin dediği gibi hepimizin aynı sınıfa düştüğümüzü öğrenmiştim.Bunu nasıl bildiğini düşünmeden edemezken dikkatli olmamız gerektiği konusunda beni keskin bir şekilde uyarmak için sarf ettiği sözler aklımdan bir an olsun çıkmıyordu.Çocuklarla -bizi birinin duyma ihtimali olduğu için- bu konu hakkında ancak evde konuşabilirdim ve bu nedenle şuan hiçbir şeyden haberleri yoktu.

Bir sorun yaşanmaması için içimden inandığım tanrıya dua ederken, yüzümü ifadesiz hale getirip daha da geç olmadan kapıyı açtım.Sınıf boştu ve akıllı tahtada 'Kendini savunma dersimiz olduğu için bodrum katındayız.'yazıyordu.Tahtadaki yazıyı eliyle gösteren Jeongin"Şimdi ne yapacağız?"diye sordu.Cevap olarak"Sınıfımızdaki arkadaşlarımızla kaynaşıp (!),onları en iyi tanıyabileceğimiz ders savunma dersi.Bu nedenle derse katılmalıyız.Ders boyunca dikkatli olmanız gerektiğini hatırlatmama gerek yoktur umarım."dedim.Seungmin başını iki yana doğru sallayıp "Onlar bize dikkat etmeli asıl hyung."dedi.Hyunjin kolunu Seungmin'in omzuna atıp "Seungminshi haklı hyung."dedi.Seungmin"Ben her zaman haklıyım."deyip Hyunjin'in kollarını omzundan attı.

Kaydımızı yaptıran kadın okulu bir tur gezdirdiği için sınıftan çıktığımızda bodruma gidebilmek için asansörlerin olduğu bölgeyi rahatça bulup asansöre bindik.Asansöre binmemizle asansörden ses duyuldu."Hoşgeldiniz kaçıncı kata gitmek istersiniz?" Changbin bodrum kata gideceğimizi söyleyince asansör harekete geçti.

Kısa sürede bodrum kata varıp asansörden indik.Bodrum kat odalara ayrılmamıştı,bu nedenle oldukça büyüktü.Katta; atış çalışmak için poligon,kendini bedensel olarak geliştirebilmek için spor aletleri,farklı dövüş sanatlarını öğrenebilmek ve dövüşmek için uygun bir ortam vardı. Sınıftakiler büyük bir çember oluşturmuş,arkaları bize dönük şekilde toplanmışlardı. Ortalarında iki kişi vardı ancak yüzleri gözükmüyordu.

Kalabalığın yanına varınca sıradakilerin yanına geçip ortada duran kişilerin yüzüne bakmak için gözlerimi orta kısma çevirdiğimde ilk kez "onu" görmüştüm.

Güzelliğiyle bir müddet nefesimin kesilmesine neden olmuştu.Görebildiğim her bir zerresi tanrının tuvalinden çıkmış bir sanat eserine bakıyormuş gibi hissettiriyordu.Onu tanımlamam gerekirse tanrının özenle yarattığı erkek güzeli derdim.

Boyu kısaydı,salaş bir eşofman giyse bile belli ki bacakları incecikti.Kol kasları vardı,hafif yapılıydı ancak zayıftı.Biraz çalışmış olmalılar ki esmer teninin daha da parlamasına neden olan bir ter damlası alnından yola çıkıp,yolculuğunu kıpkırmızı dolgun dudaklarında sonlandırmıştı.İkide bir dudaklarına giden gözümü zar zor kırmızı dudaklarından ayırıp,konuşmalara kulak kabartmak için kendimi bir hayli zorladım.

Oldukça kalıplı olup erkek güzelinin yanında olan beden gür bir sesle "Bu kadar dinlenme yeter, herkes yerlerine geçsin."dedi.Sıradakiler teker teker dağılırken ilk bizi erkek güzeli fark etti,yanındaki kalıplı bedeni dürtüp bizi gösterdi ve ikili bizim önümüze geldi.Erkek güzeli bize yönelik "Siz yeni gelen öğrenciler olmalısınız.Size hitap etmem için isimlerinizi söyler misiniz?"deyip kulaklarımızı tatlı sesiyle kutsadı.

Çocuklar teker teker kendini tanıttıktan sonra son olarak "Ben Lee Know,siz kimsiniz?"dedim.Kalıplı olan beden "Ben Chan kendini savunma ve spor odaklı derslerde eğitmenlik yapıyorum.Aynı zamanda sizinle ortak birkaç derse giriyorum."dedi.Hem akademisyenlik hem de öğrencilikle ilgileniyordu demek ki.Chan'ın yanındaki erkek güzeli"Ben Han.Savunma,dans,ses ve spor odaklı bizim sınıfın işlediği derslerde akademisyenlerin asistanlığını üstleniyorum.Tüm dersleri birlikte alacağız."dedi.

Han takma adı mıydı acaba? Soyadı da olabilirdi gerçi.Chan Han'ın sözünü bitirmesiyle ellerini birbirine çarpıp Han'a yönelik"Lee Know,Felix ve Jeongin sende olsun.Diğer üçü bende olacak."dedi.Han Chan'ı başıyla onaylayıp "Chan'ın dediği gibi ikiye ayrılır mısınız? Bu derste eksiklerinizi tespit etmemiz ve ona göre sizin kendinizi geliştirebilmeniz için bir program ayarlamamız gerekiyor."dedi.

Ellerimi cebime koydum ve Felix'le Jeongin'in yanıma geçmesiyle erkek güzelinin bir sonraki komutunu bekledim.Az önceki yüzündeki gülümseme silinip,ciddi bir şekilde bize bakarak "İlk önce atış çalışacağız.Aranızda hiç silah tutmayan var mı?"diye sordu.

Günümüz dünyasında silahla tanışmayan tek kişi çocuklardı maalesef.Geri kalan kesim hayatına devam edebilmek için ve kendini savunmak amacıyla silah taşıyordu yanında.Kötülükler başa çıkılamayacak kadar artmıştı ve bunun tek sorumlusu hükümetti.Onlar koltuklarından inmedikleri sürece kimseye huzur yoktu.

Kimsenin bir şey dememesiyle Han "Güzel,o zaman beni takip edin."dedi.Atış poligonunun olduğu alana doğru giderken Hyunjin,Changbin ve Seungmin'i çaktırmadan kontrol ettim.Chan onlara ısınma hareketi yaptırıyordu ve şu anlık ters bir şey gözükmüyordu.

Atış poligonunun önüne gelince Han "İlk Jeongin'le başlayalım."dedi.Jeongin'i atış yapılacak yere ilerletti ve bir kulaklık alıp,Jeongin'e takmadan önce "Silah sahte değil ve içindeki mermi gerçek.Mermiler bize zarar vermez ancak ciddi derecede olmasa da yaralayabilir.Ona göre dikkatli olman gerekiyor,yanında ben olacağım zaten."dedi.Az da olsa yaralayabilme özelliğine sahipse özel yapımdı demek ki.Bir terslik yaşanmaması için gözlerimi ikisinden ayırmazken Felix'te diğer üçlüyü kontrol ediyordu.

Han Jeongin'e kulaklığı takıp,silahı eline verdi.Jeongin silahı eline alıp,hedefe yöneltirken gergin olsa gerek elleri titriyordu.Han bunu görünce bir elini Jeongin'in silahı tutan elinin üzerine koydu,boştaki eliyle Jeongin'in daha iyi pozisyon almasını sağlayıp duyabileceği yükseklikte "Sakin ol,bilmediğin bir ortamda olsan da sevdiğin insanlar yanında şuan.Gerilmeni gerektirecek bir durum yok ortada.Kendine güven gerisi gelecek."dedi.Jeongin'in elinin titremesi azalırken "Aferin güzellik.Hadi göster bakalım marifetlerini."deyip Jeongin'in gülümsemesine neden oldu.Jeongin'e yaklaşımı ve tavırları hoşuma gitmişti ancak asıl yüzünün bu olup olmadığını bilmediğim için güzelliğiyle davranışlarına aldanmamaya çalışıyordum.

Jeongin sonunda sakinleştiğinde Han elini Jeongin'in elinin üzerinden çekti ancak yanından ayrılmadı.Jeongin artarda atış yaptıktan sonra hakkı bitince sonucu göstermek için hedef tahtası önümüze geldi.İyiydi ancak bu konuda Jeongin'i geliştirmeliydik belli ki.Benimle aynı fikirde olmalı ki Han "İyiydi Jeongin ancak güçlü bir düşmanla karşılaşırsan çok daha iyisini yapman gerekiyor.Daha iyi nişan alma konusunda bir sonraki dersten itibaren seni eğitmeye başlayacağım."dedi.Ardından Felix'e "Felix sıra sende."dedi.Gözü ısınma hareketi yapan Hyunjin'de takılı kalan Felix Han'ın kendisine seslenmesiyle kendine geldi ve atış alanının önüne geçti.Han "Dikkatini dağıtacak bir çok etken dövüş esnasında etrafında olabilir.Ancak senin bir an olsun odağını bozmaman ve her an tetikte olman gerekiyor Felix.Şuan bir savaşta değiliz ancak her an yaşanabilecek olumsuz olaylara karşın tedbirini elden bırakmaman gerekiyor.En basitinden şuan herkesin aktivitelerle meşgul olup,söz dinlemesi seni aldatmasın, sınıftakiler ve okuldakiler bu tarz gelişimlerini sağlayacak dersler dışında birer şeytan oluyorlar."dedi.

Tek kaşımı kaldırarak "Sende sınıftan olduğuna göre bu ders dışında sende mi bir şeytana dönüşüyorsun?"diye sordum.Sorum üzerine boncuk gözlerinin hedefi ben oldum.Gülümseyerek "Şeytan zevklerin kölesi olmuş aciz bir varlıktan ibaret.Benim ise yaratılışımda acizliğe yer yok Lee Know.Onlar istedikleri kadar borularını öttürmeye çalışsınlar karanlığın içerisinden çıkıp her yeri aydınlığa kavuşturup günün sonunda kazanan ben olacağım.-Gözlerimin içine bakıp dudağını yaladı ve gülümseyerek-Her türlü oyunu bozabilecek başına buyruk biriyim ben."dedi.Söyledikleri kelimelerinde yatan imanın ne olduğunu içten içe sorgularken "Kimse acizliğini kabul etmez ve kendini tepede görür."dedim."İzle ve gör.Gerçek beni tanıyacaksın Lee Know,benim seni tanıyacağım gibi.Sonra neyin doğru olduğu üzerine detaylı bir konuşma yaparız."

Cevap vermemeyi tercih ederken Han Felix'i hazırladı ve Felix atış yapmaya başladı.Kurşun bitince hedef tahtası öne geldi ve Han "Güzel işti Felix.Şimdi istediğin gibi sarışını izlemeye devam edebilirsin."dedi.Felix'in bakışları yine Hyunjin'e kayarken bende geride kalan üçlüyü kontrol ettim.Chan onlara boks eğitimi veriyordu ve hallerinden memnun gözüküyorlardı.

Han son olarak bana "Hadi seni görelim Bay Buz Prens."dedi.Rahat bir tavırla atış alanının önüne geçtiğimde Han ayaklarının üzerinde durup kulaklığı zorlanarak kulağıma taktı.İşaret vermesiyle kesintisiz atışlarımı gerçekleştirdim.Hedef tahtası sonda önüme geldiğinde bir tanesi hariç hepsinin aynı yerde yani 10'un üzerinde olduğunu gördüm.Diğeri ise 10'a çok yaklaşmıştı.Han hedef tahtasını inceledikten sonra "Bir ara kapışalım."dedi.Alaylı bir ifadeyle "Sonunda ağlayan olma."dediğimde "Günün sonunda kimin ağladığına o zaman şahit oluruz.Şimdi ısınma vakti."dedi.

Bölüm sizce nasıldı?

Bölüm sonu

5 yorum