Aurelia, kalenin unutulmuş su kemerinden sessiz bir kedi gibi süzülüp yatak odasının gizli kapısını ardında kapattığında, kalbi hâlâ göğüs kafesini parçalamak istercesine çarpıyordu.
Sırtını ahşap kapıya yaslayıp derin bir nefes aldı. Başındaki o ağır, boğucu demir miğferi iki eliyle çekip çıkardı ve yatağın kenarına fırlattı. Terden şakaklarına yapışmış koyu renk saçları omuzlarına dökülürken, odanın loş karanlığında dudaklarında engel olamadığı vahşi bir gülümseme belirdi.
Bedenindeki her bir kas zonkluyordu ama hissettiği yorgunluk değil, hayatı boyunca tattığı en katıksız zafer sarhoşluğuydu.
Rowan’ın o kibirli, sınır boylarında devler devirmiş genç kralının çamurun içinde sırtüstü yattığı o an... Gözlerindeki o saf şaşkınlık, boğazına dayanan çeliğin soğukluğuyla bir anda donup kalan o yırtıcı ifade... Aurelia o görüntüyü zihninde tekrar tekrar canlandırdı. Kuzey sarayının ulaşılamaz kurdu, hayatında ilk kez av olmuştu ve bunu ona yaşatan kişi, küçümsediği o "ipekten süs bebeği"ydi.
Kıkırdamasını bastıramadı. Elini ağzına götürerek omuzları sarsıla sarsıla güldü; bu, saray hanımlarının o yapmacık, bastırılmış tebessümlerinden çok uzaktı. Gerçek, dizginsiz bir savaşçının kahkahasıydı.
Hızla üzerindeki deri zırhın tokalarını çözdü. Çamur ve ter kokan zırh yeleğini, bilekliklerini ve tozluklarını çıkarıp döşeme taşının altındaki gizli bölmeye sakladı. Taşın üzerine halıyı örttükten sonra dolaptan saf ipekten, dökümlü bir gece elbisesi alıp üzerine geçirdi. Masadaki kristal sürahiden bir kadeh kırmızı şarap doldurdu.
Kadehi eline alıp pencere kenarındaki taş sedire oturdu. Dışarıda, vadinin karşı yamacında Kuzey ordugâhının ve taş hisarın titrek meşaleleri yanıyordu. Aurelia kadehini o karanlık kaleye doğru hafifçe kaldırdı.
"Kibrin çamurda boğuldu, Rowan," diye fısıldadı geceye, şarabından küçük bir yudum alırken.
Genç kralın yenildiği andaki o afallamış yüzü, Aurelia’nın içindeki tüm zincirleri bir gecede kırıp atmıştı. Artık sadece babasının uysal kızı değildi; Rowan’ın kâbusu, tahtının ve dengesinin tek hâkimiydi.