İçeriğe geç

İpek ve Çelik

Bölüm 10 · 2 dk okuma

İpek ve Çelik

Bölüm 10

.

Aurelia, Rowan’ın bu sözleri üzerine geri çekilmek yerine yarım adım daha öne çıktı. Aralarındaki mesafe tamamen silindi; öyle ki ipek elbisesinin hışırtısı genç kralın demir tokalı yeleğine sürtündü.

Parmak uçlarında hafifçe yükseldi, başını Rowan’ın kulağına doğru eğdi. Dudakları genç kralın tenine teğet geçecek kadar yakındı; sıcak, meydan okuyan nefesi Rowan’ın boynundaki o taze kılıç çiziğini yalayıp geçti.

"O miğferi çıkarmak için önce ayakta kalmayı öğrenmelisin, Rowan," diye fısıldadı Aurelia. Sesi zehirli bir bal kadar tatlı, bir hançer ucu kadar sivriydi. "Çünkü bir dahaki sefere kılıcımı boğazında sadece tutmayacağım... keseceğim."

Aurelia geri çekildiğinde yüzünde kusursuz, soğuk bir prenses tebessümü vardı. Rowan’a son bir küçümseyici bakış fırlatarak yanından süzüldü. Ağır yakut kırmızısı eteklerini mermer zeminde dalgalandırarak, arkasında hanımeli ve tehlike kokan hafif bir esinti bırakıp koridorda ilerlemeye başladı.

Rowan olduğu yerde kaskatı kesilmişti.

Boynunda kızın nefesinin bıraktığı o yakıcı karıncalanma hâlâ duruyordu. Başını yavaşça çevirip koridorun sonuna doğru uzaklaşan o dik, gururlu siluete baktı. Sırtındaki korsenin zarafetiyle adımlarındaki o gizli, öldürücü ritim arasındaki tezat zihnini allak bullak ediyordu. Damarlarında dolaşan kanın hızlandığını, kalbinin savaş meydanlarındaki gibi sertçe çarptığını hissetti.

İstemsizce, dudaklarının kenarı karanlık ve sahici bir tebessümle kıvrıldı.

Bu küstahlık, bu dizginlenemez cüret... Hayatı boyunca etrafını saran dalkavuk lordlardan, itaatkâr kadınlardan ve korkak düşmanlardan sonra bu kız, Rowan’ın buz tutmuş ruhuna atılmış bir kıvılcım gibiydi. Yenilgi canını yakmıştı ama bu meydan okuma, hayatında ilk kez bir kadına karşı böylesine vahşi ve karşı konulmaz bir hayranlık duymasına sebep olmuştu.

"Görüşeceğiz, vahşi prenses," diye mırıldandı kendi kendine.

Fakat zihnindeki bu fırtınayı şimdilik bir kenara bırakmak zorundaydı. Derin bir nefes alıp omuzlarını dikleştirdi, yüzündeki o nadir tebessümü silip yerine Kuzey'in alışıldık taş maskesini yerleştirdi.

Bugün Kral Alden ile büyük divan salonunda resmi bir görüşmesi vardı. İki krallığın sınır boylarındaki kanlı geleceği, taht odasında yapılacak bu pazarlığa bağlıydı; ancak Rowan artık çok iyi biliyordu ki, o taht odasındaki en tehlikeli güç yaşlı kral değil, ipeklerin ardına gizlenmiş o savaşçı kızdı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.