İçeriğe geç

İntikamsız Aşk

Bölüm 2 · 12 dk okuma

İntikamsız Aşk

Bölüm 2

2. Bölüm

“Geçmişin zincirleri

görünmez ama ağırdır.

Kırılmadıkça,

ruhu özgür bırakmaz.”

Hozier - Take Me To Church

Şebnem Ferah - Sil Baştan

Genç kız kırılan ayağına bakıp zaten gergin olan tüm duygularıyla daha da sinirlendi. Ne var bu kadar sakar olmasaydı? Peşinde onu öldürmek isteyen biri varken bu kadar dikkatsiz olması çok büyük bir hata ve aptallıktı.

Son yaptığının babasının düşmanını kızdırdığını biliyordu ne de olsa yıkmaya çalıştığı adama yardım etmiş onun biraz düze çıkmasını sağlamıştı. Aslında bu yardım sayılmazdı. Arya ona günahını bile vermezdi ama gururu buna izin vermemişti.

Ödenmemesi gereken bir borçtu. Hatta borç bile değil babasının kendince Çırpınışıydı. Annesi onlardan gittikten sonra Orhan'ın dediği gibi olmamıştı hiç bir şey. Arya'nın karnı doymamıştı. Zaten annesini kaybeden kız, babasından da kazık yemişti.

Hayır. Baba kazığını zaten doğdu an yemişti. Çünkü babası gerçekten Arya'yı hiç sevmemişti.

Arya saçlarını açık bırakıp yeşil gözlerinin altına bolca kapatıcı sürdü. Sonra gözleri koluna gitti. Baştan aşağıya yara içinde olan koluna bu yanık iziydi ve geçmiyordu. Kapatıcının fırçasını koluna sürerken durdu. Bugün annesine gidecekti doğal olmak zorundaydı peçeteyle yüzünü sildi sadece nemlendiriciyi sürdü.

Şimdi annesine gidebilirdi.

⨌

Aran mezarlığa giren kızı uzaktan uzağa izlemeye devam etti. Burada onu kaçıracaktı. Dün herkes, toplamış ve düşünmüşlerdi. En mantıklısı bu gelmişti. En kötü öldürülür ya da Orhan'a yardım edilemeyeceği bir şekilde başka bir ülkeye bırakılır ve Orhan tamamen tek kalırdı. Aslında kızı varken de tekti hatta fazladan bir düşmanı daha vardı ama Aran hiç bir şeyi riske atmak istemiyordu.

Sanki tüm evren kaçırılmasını istiyor gibi ayağı da kırılmıştı kaçması neredeyse imkansızdı. Kızı görebileceği ve duyabileceği bir yere oturdu

"Ben geldim annecim" dedi ve mezar taşına oturdu

.

"Bugün biraz geç kaldım özür dilerim ama malum kızın tam bir sakar ve ayağını kırdı" konuştukça gözleri doluyordu ama gülümseyerek anlatmaya devam ediyordu. Sanırım Aran ilk kez kızın gülümsediğini burada görüyordu.

"Sanırım senin yanına gelmeme az kaldı her şey zaten mükemmelmiş gibi bir katil ya da mafya mı artık işi her neyse peşimde" Aran kendisinden bahsetmesine şaşırırken Arya gülümseyerek anlatmaya devam ediyordu.

"Sanıyor ki ona verdiğim o kadar parayla eskisi gibi olacak.

Babam bataklıkta çırpınmaktan başka bir şey yapmıyor ve çırpındıkça daha da batıyor Katilin sürünerek ölüyor anne" Aran'nın gözleri koluna iliştiğinde kaşları çatıldı. Koca bir yara izi yanık gibi bir şey vardı. Eski bir yara olmasına rağmen kolunda ilk kez görüyordu.

'Yarayı gizlemeyi biliyor' diye geçirdi içinden

Arya Aran'ın içini okumuş gibi kolundan bahsetti.

"Kolumu bugün kapatmak için uğraş göstermedim biliyor musun anne senin için beni doğal gör istedim" şimdi neden daha önce görmediğini anlamıştı Aran.

"Neden gittin anne" dedi sesi kısılarak "Neden beni bıraktın baksana toparlanamıyorum yapamıyorum senin gibi güçlü olamıyorum. O adamı öldürmek istiyorum ama senin benden tek isteğin onu öldürmemek mi neden anne neden? Gözlerimden nefret ediyorum o adamdan aldığım her genden nefret ediyorum" dedi bağırarak, canın acıdığını Aran ta buradan görüyordu.

"Nasıl dayandın anne bu acıya nasıl? Ben dayanamıyorum canım çok acıyor savaşamıyorum. Biliyor musun beni o adama vermek istedi neden anne neden babam neden beni sevmiyor ben babama bir şey yapmadım ki?" dedi masumca Aran bile biraz olsun üzülmüştü. Biraz susup sessizce ağladı Arya.

Mezarda ki toprakla oynadı ve konuşmaya devam etti "Kokunu özledim anne, saçlarımı sevmeni bana sarılmanı özledim , korkuyorum; kokunu unutmayı, bir gün annen kimdi denildiğinde kafamda senin oluşmamasından, seni fotoğraflardan hatırlamaktan korkuyorum." ayağı kalktı sakince Arya bugünlük bu kadar yeterdi ağlamıştı ve rahatlamıştı.

Göz yaşlarını sildi toz içinde kalan üstünü temizledi. Yüzüne sahte bir gülümse oturttu ve hazırdı yalancı iyiyimlere yalanda gülümsemelere hazırdı.

"Görüşürüz anne yine gelebilirim umarım" dedi. Aran zorla yürüyen kızı kaçırıp kaçırmamak arasında kaldı. Şuan savunmasızdı kaçırabilirdi ama bu onun mertliğine sığmazdı tam dönüp giderken kızın sesini duydu.

"Bayım cüzdanınızı düşürdünüz" hemen maskesini takıp döndüğünde onun yanında ciddi anlamda küçücük kalan kız elinde ki cüzdanı Aran'a uzatıyordu. Arya ise gözlerine bakıyordu. Bir gözü kahverengi diğer gözünün yarısı kahverengi yarısı maviydi. Kızın gözleri gözlerinin içine uzun uzun bakıyordu.

Aran ise bu garip bakışmaya son vermek için cüzdanı aldı. "Teşekkür ederim" Arya zorla da olsa gülümsedi "rica ederim" Aran Arya'nın sakat ayağını bakıp "İsterseniz sizi bırakayım yürümek zor olsa gerek" ne yapıyordu kızı bildiğin ölüme davet ediyordu. O arabaya binerse Aran onu tekrar bırakmazdı.

"Çok teşekkür ederim ama kendim gidebilirim hatta geç bile kaldım iyi günler dilerim" dedi ve bir çırpı da oradan uzaklaştı. Aran bu haline sırıtmadan edemedi korkmuştu ve korkması da gerekiyordu. Tek ayağı üzerinde sendeleye sendeleye mezardan çıkana kadar Aran gözlerini gözünden çekmedi. Ara sıra dönüp arkasına bakan Arya ise o gözleri bir daha aklından çıkarmayacağına emindi.

⨌

"Ay yeter vallahi canım sıkıldı Aran ya" dedi gerçekten bir hayli sıkılan, Ecrin. Saba

"Sus ecrin plan yapıyoruz şurada" dedi aksi sesiyle Aran.

Ecrin ise zaten sabahtan beri susmanın verdiği sinirle isyan bayraklarını çekerek ayağı kalktı

"Eğer hakan ve diğerleri gerizekalı değilse trilyon kere dediğin şeyi anladılar bende ezberledim Orhan piçi senin gerçekte kim olduğunu bilmiyordu. Ona sanki önceden batmasına sebep olduğu bir şirketin sahibi olarak tanıttın. Bunu herkes anladı kimse senin gerçek kimliğini söylemeyecek tamam mı?" Hakan ve diğerleri gülmemek için kendilerini zor tutuyorlardı. Aran ise kaşları çatık diğerlerine döndü "Anladınız mı" herkes korkuyla başını salladığında Ecrin sonunda der gibi başını salladı

"Tamam biraz dinlenebilirsiniz" herkes rahat bir nefes alıp odadan çıktı.

Aran bu aralar herkesten daha da stresliydi. Kendi kimliğinden farklı biri olarak tanıtmıştı.

En son ölürken her şeyi açıklayacak sonra öldürecekti. Zaten önceden batmasına sebep olduğu şirket yine Aran'nındı. Hepsi önceden hazırlanmış bir oyundu. Orhan şuan Aran'ı o batırdığı şirketin sahibi olarak tanıyor ve amacının da onu bitirmek olduğunu sanıyordu.

Abisi gibi gördüğü Aran'a üzülen Ecrin ise Aran'nın tam karşısına oturdu. "Abi sen Orhan'ı kafaya çok takıyorsun bence onun yerine şu kızını taksan daha iyi"

Aran anlamsızca karşısında ki kıza doğru baktı. "Arya'ya mı, neden?" Ecrin koltuğa iyice yerleşip ayaklarını sarkıttığında konuşmaya başladı.

"Abi bir kere kız fazla gizemli sen dedin bir dosyayla Ayla ablayı neredeyse hapise attırıyordu.

E annesi yok, babasını öldürmek bile istiyor olabilir bence onu kaçırmakta acele etsen iyi edersin" haklıydı ama Aran bugün o kızı öyle görünce biraz üzülmüştü. Aklına kendi küçüklüğü gelmişti yurttan kaçtıktan sonra sokaklarda kalmıştı yıllarca. 13 yaşına geldiğinde ise Hakan ve Ecrin ile tanışmışlardı. Sokakta bir kavga da birbirlerini korumuşlardı. Daha sonra ise hiç birbirlerinden kopmamışlardı. Ailesinin mezarını bulmalarında çok yardımcı olmuştu.

Mezarlarını bulunca kaç gün orada kalıp onlarla dertleşmiş bağırmış gülmüş hatırlamıyordu bile. Şimdi Arya'yı orada öylece görünce kaçırmak kendisine yakıştıramadığı bir şeydi.

Ama hayır acımayacaktı ne de olsa o da babasının kızıydı. "En yakın zamanda Ecrin en yakın zamanda" Ecrin ise sadece başını salladı.

⨌

Arya katılması gereken baloya son 10 dakika kalmıştı ama o daha evden bile çıkmamıştı. Sevmiyordu bu baloyu. Tam 10 yıl önce bir vakıf açmıştılar. Kimsesiz çocuklar için yardım vakfı.

Ne demekti kimsesiz her kimsesi olmayan kimsesiz mi oluyordu. Yanında ki sahte insanlar sahte yüzler varsa insan yine kimsesiz olmuyor muydu? Bugün de 10. yıl balosu vardı. Ama baloda ki herkes o kadar sahteydi ki midesi kaldırmıyordu. Ama gitmek de zorundaydı. Sıkıntıyla nefes verdiğinde ise artık daha fazla geç kalmamak adına önce banyoya geçip üzerindekilerden kurtuldu. Ayağında ki alçıyı çıkartsa bile hâlâ ağrıdığından dolayı yavaş adımlar ile banyonun içine girip sıcak suyun üzerine dökülmesine izin verdi.

Geç kalması zerre umurunda olmadan banyoda dakikalarını harcayıp çıktıktan sonra yatağının üzerinde ki elbiseyi üzerine geçirdi. Islak saçlarını kurutmaya başladığında ise çoktan balo başlamıştı.

Saçlarını tepeden toplayız, makyajını yaptıktan sonra artık tamamen hazırdı.

Sonunda evden çıkan Arya üzerine giydiği siyah elbisesiyle oldukça çok zarif ve şık gözüküyordu. Elbise askılı ve oldukça uzundu. Bacağının yanında kalçasına kadar uzanan yırtmaç ise rahatça yürümesine yardımcı oluyordu. Saçını ise sıkıca yukarıdan at kuyruğu yapmış gözlerini öne çıkaracak güzel bir makyaj yapmıştı.

Tüm ihtişamıyla neredeyse yarım saat kadar geç kalarak balonun kapılarından girdi Arya. Tanıdık yüzleri gördüğünde zorla gülümsemeye çalışıyor selam verenlere sadece kafa sallıyordu. Sonunda masasını gördüğünde hiç sevmediği ama arkadaş olduğu kişilerin yanlarına doğru yürüdü.

"Merhabalar" diyerek kısa selamlaşarak yerine geçti. Hemen bitsin istiyordu bu sahte insanları görmesi seslerini duyması onlar yeterince tiksindirici gösteriyordu. Yardım adı altında gösterişli paralarını görmek Arya'ya fazlaydı.

Dakikalar dakikaları kovalarken Arya'nın sahneye çıkma zamanı gelmişti

"Evet sevgili misafirlerimiz gecemizin özel konuklarından olan Arya Ay'ı vakıfımızın 10. yıl konuşmasını yapması için sahneye davet ediyoruz" Arya acele etmeden yavaş adımlarla sahneye doğru yürüdü. Alçılı bacağı topuklu içinde oldukça acıyordu ama yüzünde bunu belli etmeyen soğuk bir bakış vardı

Ne bir hazırlık yapmıştı ne bir konuşma sadece içinden geçenlerini söyleyecekti. Tüm basın buradaydı tek bir yanlış kelimesi tüm ülkeye duyurulacaktı. Ama bunu önemseyen kimdi ki?

Hafif öksürerek konuşmaya başladı. "Hepiniz hoş geldiniz sevgili misafirlerimiz vakıfımızın 10. yılı kutlu olsun. Öncelikle hepinize çok teşekkür ederim bir çocuğa umut olduğunuz için bir çocuğun aile sevgisini vermeseniz de en azından ona sevildiğini hissettirdiğiniz için zaten ne yaparsak yapalım bir çocukta aile boşluğunu dolduramayız bu bazen içimizde ki çocukta olabilir."

"Sizlerin de bildiği gibi bir çok yetimhaneye giysi, beslenme gibi temel ihtiyaçlarını giderirken onlarla ilgilenen personeller yetiştiriyoruz. Umarım nice 10 yıllarımız olur ve annesi ve babası olmayan çocuklara anne baba oluruz. iyi akşamlar dilerim"

Son sözleri söylerken gözleri bir kişi de takılı kalmıştı. O gün mezarda gördüğü adam evet tam olarak oydu. O gözlerini unutmak mümkün değildi.. Hafif baş selamı verince o da verdi. Sıra basının saçma sapan sorularındaydı.

"Evet soruları sırayla alabilirim süre kısıtlı biraz hızlı olursak çok sevinirim" önünde ki gazeteciler hızla konuşmaya başladığında Arya'nın gözleri onu dikkatle izleyen adama ara sıra gidiyor ama hemen geri çekiyordu.

"Arya Hanım sevgiliniz var mı, Arya Hanım babanız neden burada değil, babanız ile küs olduğunuz doğru mu, Arya Hanım neden evinizi ve arabanızı sattınız, babanızın battığı doğru mu ," Arya derin bir nefes alarak boş sorulara karşın konuşmaya başladı.

"Bir sevgilim yok uzun süre de olmayacak, babamın burada neden olmadığını bilmiyorum ve babalar ve kızlar bazen atışırlar değil mi, evimi ve arabamı sevmiyordum ve sattım ve babamın batıp batmadığını ona sorarsanız daha mutlu olurum iyi günler" diyerek kalabalıktan ayrıldı.

Her seferinde babası yüzünden bu sorular ile baş başa kaldığı için bile ondan nefret ediyordu. Aptal adam buraya gelme zahmetine bile girmemişti.

Aran üye olduğu vakıfa giriş yaptığında çoğu kişinin gözü onun üstündeydi. İlk defa bu vakıfın balosuna katılıyordu ama bugün burada bulunmasının sebebi Arya'ydı. Evet onu bugün kesinlikle kaçıracaktı. Hale gelmemişti ve bu durum Arya'yı hiçte şaşırtmadı. Böyle yerlere önem veren biri gibi değildi. Orhan da yoktu. Bunu da şaşırmamıştı Aran. Piçin düşündüğü çocuklar falan değil alttan kaçırdığı paralardı.

Zaten gelse bile Aran'nın yüzünü bilmiyordu bu yüzden burada tanıyamazdı. Oturduğu masadan etrafı izlerken seslerin bir an için kesilmeye kapıya doğru baktı. İçeri giren Arya, Aran'ı görmeden masasına doğru yol almıştı. Üzerinde elbisenin yırtmacı yürüdükçe açılıyor, alçısını çıkardığı ayağına giydiği topuklular ile gayet rahat gözüküyordu. Masasına geçiğ herkesle konuşurken Arya fark etmese bile Aran'ın gözü sadece onun üzerindeydi.

Konuşmaya yapmaya başlamış olan Arya'yadan bir an için gözlerini ayırmayan Arantüm konuşmasını dinledi. Bu sözlerinde, verilen vaatlerinde hepsinin yalan olduğunun bilincinde olacak kadar bu insanların arasında durmuştu.

Sorulara verdiği kısa cevapların ardından onu gördüğünde verdiği baş selamı Aran'ı afallattı. Onu nereden tanımıştı o gün yüzünde maske vardı? Sonra gözleri aklına geldi. O gün de uzun uzun bakmıştı. Tabii ki tanımıştı. Aran da dikkat çekmemek adına ona bakan gözlere kafa sallayarak cevap verdi. Zaten bugün onunla gelecekti. Yüzünü görmesi veya görmemesi çok da önemli değildi.

Buradan sıkılmış olan Arya ise çoktan dışarı çıkıp sigarasını içmeye başlamıştı. Babasının gelmemesine şaşırmıştı her ne olursa olsun her zaman böyle işlere önem verirdi. Ne de olsa insanların önünde bir imajı oluyor, onların gözünde sanki çok yardım severmiş gibi gözüküyordu.

Arkasında hareketlilik hissettiğinde göz ucuyla baktı ve gördüğü yüz kaşlarının çatılmasına sebep oldu.

Yine korkutucu ve bir o kadar güzel olan gözleri gördü. "Bir şey mi istediniz" diye sordu biraz gerilmişti. Aran ise gözlerini karşısında ki kadından gözlerini bir an olsun çekmeden bakmaya devam etti. Güvenlikten geçerken silahı alınmış ama yanına adlığı şok cihazı üzerinde kalmıştı.

Ayrıca herkes içerideyken bu kuytu köşe onu kaçırmak için en doğru yerlerden biriydi.

Adamın elinde ki şok cihazını gören Arya bir adım geriledi. "Bir sorun mu var" Aran hâle üstüne doğru gidiyor, kızın zorluk çıkarmaması ya da bağırmaması adına gözleriyle etrafı tarıyordu.

"Eğer şimdi zorluk çıkartmayarak ileri de ki arabaya binersen canın hiç acımaz ve tatlı bir yolculuk geçirirsin. Ama ben zorluğu seviyorum binmiyorum dersen.." Arya'nın üstüne daha büyük adımlarla gelmeye başladığında kanı çekilmiş gibi hisseden Arya'nın artık kaçacak bir yeri kalmamıştı.

"Derdiniz ne bilmiyorum amaeğer şimdi gitmezseniz bağırmaktan hiç çekinmem" korkuyordu. Yanında ne bir silahı ne de onu savunacak bir aleti vardı ve şimdi karşısında ona her adımda daha çok yaklaşan adama karşı oldukça savunmasız gözüküyordu.

Aran ise bu dediklerine sadece güldü. "Seni burada kimse duyamaz. Üzgünüm burnunu işlerime fazla soktun. Kimse bugün seni kaçırmama engel olamayacak "

kimse seni duyamaz

kimse seni duyamaz

kimse seni duyamaz

Hayır hayır anıları hatırlamamalıydı. Başını art arda sallayarak arkasında kalan demir korkuluklara tutunduğunda

"Hayır duyacak. Annem beni duyacak hep duyar bir daha duyacak" diye bağırdı. Kızın ani ruh hali değişimine kaşlarını çatan Aran ne yapacağını kestiremiyordu

"Hayır annem beni duyar annem beni duyar" art arda aynı cümleleri onun bir krize süreklendiğinin göstergesiydi.

"Bak sakin olmak zorundasın sana dokunmayacağım sadece o arabaya binmelisin tamam mı zora kullanma beni" dedi Aran. Ondan beklenmeyecek kadar sakin bir sesle. Karşısında ki bu kadın daha fazla bağırmaya devam ederse ciddi anlamda zoru kullancak ve ona zarar verecekti. Amaç bu değildi. Kadına zarar vermek amacı değildi.

Ama Arya, Aran'ın özenle kurduğu cümleleri duymuyor tutunduğu demirliklerden aşağıya doğru bakıp nefes almaya çalışıyordu

"Lütfen anne duy beni lütfen" Aran temkinli adımlarla kızın yanına yaklaşmaya çalışıyor onu bu transtan en kolay şekilde çıkarmanın yolunu arıyordu.

Birden susan Arya ise aklına gelen şey ile gözlerini karşısında ki adama dikti. "Sen osun. Babamın düşmanı sensin"

Aran ne yapacağını şaşırmış şekilde bir adım daha ileri attım "Bak beni iyi dinle beni zora kullanma yoksa bu şeyi üstünde denemekte hiç çekinmem. Sadece önden yürü ve ilerle. Tek istediğim bu aşağıda ki arabaya bin"

Arya ise koşar adım ondan uzaklaşmak adına ileri atılacakken dibinde ki Aran bunu müsade etmeyeecek kadar yakınındaydı. Krizinin eşiğinden yeni döndüğü için nefes nefesiydi ve daha yeni iyileşmeye başlayan ayağı ile uzağa kaçamazdı ama ona da teslim olmazdı. Öylece değil. öylece durup ona teslim olamazdı.

Aran bir an için savrulan saçlarından tutup çekmeyi düşünse de yaşayacağı acıyı hissedip vazgeçti ve koşmaya çalışan belinden yakalayıp kendine doğru çekti.

Ne kadarda düşüncelisiniz Aran Bey o elinizde ki cihazla kızın canı hiç acımayacak çünkü.

Acıyı iliklerine kadar hisseden Arya bilincini yavaşça kaybedip kendini adamın kollarına bıraktığında artık duyduğu son söz belki de bundan sora ki hayatının özetiydi.

"Artık kaçış yok"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.