İçeriğe geç

İNTİKAMIN KILICI

Bölüm 1 · 12 dk okuma

İNTİKAMIN KILICI

Bölüm 1

1. Bölüm

Bu bölüm, 1. Bölümün ilk kısmıdır. Bölüm uzun olduğu ve sığmadığı için parçalara ayırdım.

Keyifli okumalar

"Ben çok yoruldum Lestania Swalya. Biraz dinlenmenin herhangi bir zarara neden olacağını düşünmüyorum.” Diyerek sızlanmaya devam ediyordum. Savaş Lordu’muz Lestania Swalya bizlere savunma ve saldırı dersi verir. Gördüğümüz başka dersler de var ancak bu derse daha çok önem veriliyor. Çünkü yaşadığımız gezegen Kwaltia, diğer gezegenlerdeki insanlar tarafından tehdit altında. Bizim gezegenimizde insanlara şifa kaynağı olan ve hızlı iyileşmeyi sağlayan bitkiler üretiliyor. Bu bitkiler sadece burada üretildiği için diğer gezegenler bizi tehdit ediyor.

Kwaltia’ nın atmosferi son derece temizdir bu nedenle bu bitkilerin üretilmesini için gerekli tek ortam Kwaltia’dır. Tabii ki sadece birkaç bitki yüzünden savaş halinde değiliz. Sadece bizim gezegenimizde olan oldukça değerli cevherler vardır. En ucuz cevher 90 bungadır. ( Para birimi)

Ordumuz oldukça güçlüdür ve cinsiyet ayrımı olmadan savunma ve saldırı dersinde iyi olan herkes orduya katılır. Tek savaştığımız için bizi kolay lokma görüyorlar. Ama saniyeler içinde onları tam kalbinden hançerleyeceğimizi bilmiyorlar. Ayrıca günde 6- 7 saat savunma ve saldırı dersi alıyoruz. Bu nedenle çok yoruluyoruz.

Savaş Lordu’ muz soruma yalnızca 20 dakika olarak cevap verdi. Ah gerçekten çok fazla. Hemen arkadaşlarımın yanına gidip bu müjdeli haberi verdim. Ne de olsa onlarda yoruldu, empati yapmak lazım.

En yakın arkadaşım Masil yorgun bir şekilde bana doğru gelirken kısa beyaz saçları rüzgarda uçuşuyor, mavi gözlerinden bitkinlik akıyordu. Kıpkırmızı dudakları kurumuştu. Herkes sırayla yanıma geldi ve çember oluşturup çimlere oturduk. Masil başını omzuma yaslayarak “ Ah Sueri çok yoruldum acaba kaçsak mı? Yani savaş lordumuzun her gün o nur yüzünü gördüğümde aklıma geliyor da.” Diyerek başını omzundan kaldırdı, kendini dikleştirdi. Ardından Hagir gülümseyerek Masil’ e “ Bazen çok mantıklı konuşuyorsun bu fikir aklıma yatmadı değil.” Diyerek ona katıldığını samimi bir dille belitti. Hagir dalgalı mavi saçlı, lacivert gözleri içinde boğulabileceğim kadar koyu, aramızda en koyu tenli olan kızdı. Saçlarını omzunun arkasına savurdu. Bu kızın duru güzelliği vardı.

Benim omzumun yaklaşık 2 karış altında biten mor saçlarım vardı. Çekik mavi gözlerim, dolgun kırmızı dudaklarım bana güzellik katıyordu. Diğer arkadaşım olan Berille’ nin pembe saçları, iri mavi gözleri, kalkık burnu onu havalı yapıyordu. Biraz daha oturup konuştuktan sonra savaş Lordu’ muz bizi çağırdı. Kendisi oldukça yaşlı olmasına rağmen biz gibi gençlere taş çıkarırdı. Lord sırasıyla hepimize savaşıyor diğerlerini arkadaşlarıyla savaştırıp zaman kaybını önlüyordu. Eğer Lestania Swalya’yı yere devirebilirseniz tebrikler mükemmel bir savaşçısınız, orduya hazırsınız demektir. Gerçekten güçlü bir savaşçıydı. İlk olarak Berille ‘ yi aldı. Berille ustaca hamlelerini savururken ben Afşin Kratuyy ile savaştım. İlk lordun hamlesini bekledim. Lord deri bir nefes alarak bilmiş gülümsemesini yüzüne takındı. Lordun kılıcının sapında oldukça nadir bulunan iratte taşı işlenmişti. Sapın kalan kısmını elmaslar oluşturuyordu, eli rahatsız etmeyecek şekilde törpülenmişti. Kılıç ise talim kılıcıydı. Yani keskin değildi. Önemli, büyük bir yara açmazdı. Benim kılıcımın sapı ise madar taşındandı. Kılıcım talim kılıcıydı. İkimizde birbirimizin vücudunda derin kesikler açmazdık. Yalnızca ufak sıyrıklar açılabilirdi.

İlk hamleyi lord yaptı. Belimin boşluğunu hedef aldı. Geri çekilerek hamlesinden kurtuldum. Arkasına geçip kılıcımı sallayarak dizlerinin arkasını hedef aldım. Bu hamleyi beklemiyordu. Bunu yapacağımı anladığında artık çok geçti. Kılıcımı dizlerinin arkasına değdirerek ufak bir sıyrık oluşturdum. Beklemeden kılıcımı sırtının üstüne bastırdım. Yere çöktü. Gülümseyerek kılıcımı ufak bir şekilde bastırdım, ardından kılıcı geri çektim. Çömeldiğim yerden kalktım, lord da kalktı. Sırtından birkaç damla kan akıyordu. Buna rağmen sanki kendisi kazanmış gibi gülüyordu.

Sonunda konuşma zahmetinde bulunarak “ İşte benim yetiştirdiğim kız böyle olur.” Diyerek gözlerinden gurur dolu bir ifade geçti. Herkesin kendini eğiten bir lordu vardır. Benim ki de Afşin Kratuyy’ di. Kendisi çok tatlı bir kadındır. Beni yıllardır eğiten kişide kendisi. Buraya kadar gelmemde onun emeği vardır.

Ancak sonradan gülümseyen dudaklarım şaşkınlık ve şüphe ile aşağıya doğru düştü. O bir lorddu. Asla bir toya yenilemezdi. Ayrıca mücadele bu kadar kısa da süremezdi. Gözlerim sorgulayan bir ifadeye büründü, kaşlarım çatıldı. Gerçekleri anlamam için konuşmam gerekiyordu, konuştum. “ Saygıdeğer lordum kusura bakmayın lütfen ama siz bir lordsunuz bana o kadar kolay yenilemezsiniz. Bizi siz yetiştiriyorsunuz ve güzel bir savaşçı olmamızı istiyorsunuz bu nedenle bizi zor şartlar altında eğitiyorsunuz. Yılmamamızı, pes etmememizi istiyorsunuz. Fakat bu kadar basit bir şekilde yenilmenizin normal olmadığını düşünüyorum. Bu sözlerim için affedin ancak içime kuşku doğduğu nedeniyle konuşma ihtiyacı hissettim.” Derin bir nefes aldım, yutkundum. E yani 2 dakika boyunca nefes almadan konuştum yoruldum.

Lord gülümsemesini bozmadan, göz kontağı kurarak konuşmaya başladı. “ Sueri, siz yıllardır burada eğitim alıyorsunuz ve farketmesenizde aynı anda 7 savaşçıyla savaşacak kadar güçlendiniz. Bu nedenle beni yenmen çocuk oyuncağı. Emin ol sayın Lestania Swalya ile savaşırken benle savaştığından biraz daha zorlanacaksın ama yorulmayacaksın. Bu nedenle orduda bulunuyorsunuz. Çünkü çok güçlüsünüz bunu asla unutmayın. “ diyerek sözlerini noktaladı. Aslında detaylı düşününce haklı çıkıyordu. Biz yıllardır bu eğitimleri alıyorduk. Bu sebeple güçlüydük. Olası bir savaşta 7 savaşçıyla savaşacak gücüm vardı. Asla hafife alınmamamız gerekiyordu. Bizim düşmanlarımıza karşı bu kadar güçlenmemiz sayesinde onları yenebilirdik.

Biraz daha düşündükten sonra şüphe içimden uçup gitti. Yaraladığım lordum çimlerde dinleniyordu. Bu nedenle bana başka bir lord verildi. Lordun adı Nerfi Fasra’dı. Benim yaşlarımda olan bir erkekti. Lordu yalnızca 4-5 kez gördüğümü hatırlıyorum ama unutulmayacak bir siması vardı. Dalgalı kahverengi saçları, kahverengi gözleri ile uyum sağlıyordu. Kalkık burnu yüzünde yer buluyordu. Gülümseyerek yanıma geldi. Ben de gülümsedim. Kılıcıyla kılıcıma vurdu. Kılıcın elimde olduğunu bile unutmuşum. Hazır mısın diye sordu, kafamı aşağı yukarı doğru sallayarak olumlu bir cevap verdim. Nedense bu lorda kanım ısınmıştı. Diğer lordlara karşı böyle değildi. Belki de yıllar sonra neredeyse yaşıtımla savaşacağım içindir. Çünkü yıllardır 60 yaş üstü ile savaşıyordum.

Ardından Lestania Swalya gür sesiyle Masil’ i çağırdı. Berille Lestania Swalya’yı yenmişti. Şimdi de Mirre Jill adlı bir lordla savaşıyordu. Bu lordu da 3-4 kez gördüğümü hatırlıyorum. O kadar çok lord vardı ki hatırlamakta zorlanıyorum. Hagir ise adını bilmediğim bir lord ile savaşmaya hazırlanıyordu. Diğerleri başka lordlarla savaşıyordu. Savaşacağım lordum karşıma geçti ve savaş pozisyonunu aldı. Bu hareketiyle savaşa başlayacağımızın sinyallerini verdi. Ben de pozisyon aldım. Sol bacağımı biraz geriye, sağ bacağımı biraz öne çıkararak dizlerimden kırptım. Belimi eğdirdim, gözlerimi gözlerine kenetledim. Lord da benim gibi durmuştu. Yine ilk hamleyi lorddan bekledim. Lord göz kırparak kılıcını havaya kaldırdı ve bana doğru gelmeye başladı. Bende kılıcımı havaya kaldırdım ve savunma aldım. Ardından metallerin havada çarpışması duyuldu. Onun kılıcı benim kılıcımın üzerinedeydi. Gücünden dolayı biraz çömelmek zorunda kaldım ama hemen duruşumu düzeltip atağa geçtim. Varsayımlarım doğrultusunda solaktı bu nedenle ilk hamleyi sol eli ile yapıyordu, ilk sol ayağıyla başlıyordu. Kılıcını soldan savuruyordu. Benim için mücadele kolay geçecekti. Ben solak değildim, dolayısıyla onun sağını hedef alacaktım. Atağa geçtiğim sırada kılıcın altından tüydüm. Lord da hemen duruşunu düzeltti. Karşı karşıya geldik. Tam gözlerinin içine baktığım sırada gözleri parlamaya başladı. Gözlerimi dudaklarına kaydırdığımda bana gülümsüyordu. Gerçekten dudak okuma gibi bir yeteneğim varsa bana güzel oynadığımı söyledi. Sanırım gülmek bulaşıcıydı çünkü ben de gülümsemeye başladım. Bunu dışarıdan biri görse lordun hamlesini güzel savuşturduğum için mutlu olduğumu söylerdi. Oysa benim gülüşüm bu nedenle değildi. Bu lorda nedensizce kendimi yakın hissediyordum. Hayır yıllar sonra yaşıtım birisiyle savaştığım için değil başka bir şey ama anlayamıyordum.

Eğer böyle beklemeye devam edersek dikkat çekebileceğimiz için atağa ben geçtim. Üzerine doğru gitmeye başladım , o da bana gelmeye başladı. Yakınlaşmaya başladığımızda kılıcımı sallayarak sanki sola hamle yapacağım izlenimini vermek için sola yöneldim. Lord da sol taraftan atağa geçti. Kılıcımı kaldırarak sol tarafa çevirdim. Derin nefes alıp kılıcı hızlıca sağ tarafa çevirdim. Evet şaşırmıştı. Şaşkınlığından fırsat bilerek kılıcı omzuna sürttüm. Eli omzuna gitti. Bundan sonrasını güçlü kollarım halledecekti. Koşup sırtına zıpladım. Kural 1 ne olursa olsun, savaştığın kişinin kim olduğunun önemi olmadan ona düşmanın gibi davranacaksın. Lord kıkırtı eşliğinde yere düştü. Ben neden böyle lordlarla savaşıyorum. Hayır yani bende ne var da kafadan çatlak lordlar bana geliyor. Neden güldüğünü anlayamadım.

Bulunduğumuz pozisyon biraz değişikti. Lord yüzüstü yere düşmüş, ben onun sırtında dizlerimi kırarak, kılıç elimde bekliyordum. Lord zor da olsa yüzünü, beni görebilecek şekilde çevirmişti. Dizlerimin baskısını hafifleterek onu daha rahat pozisyona soktum. Yüzünün birazını görüyordum. Kıkırdaması bitince lordum konuşmak istedi.

“ Gerçekten Sueri denildiği kadar varmışsın. Hırslısın, öfkelisin, sabırlısın. Çok başarılı bir savaşçısın. Seni tebrik eder, gönülden başarılarını dilerim. Ama üzerimden kalkmazsan 23 yaşındaki bir gencin ölümüne sebep olursun.” Cümlelerini gülmekten zor tamamlamıştı. Madem resmiyet kalkmıştı, bu fırsat değerlendirilmeli diyerek ayağa kalktım. Lordunda ayağa kalkmasını istediğim için elimi ona doğru uzattım. Elimi tuttuğunu, elime sıcaklık yayıldığında hissettim. Neredeyse tüm yükünü bana verdiği için az kalsın düşüyordum. Yüzümü onun yüzüne çevirdim. Gözleri bunu bilerek yaptığını haykırıyordu. Şu an ikimizde resmiyeti bitirmiştik, ezmiştik kelimeyi. Lord elimi tutmaya devam ediyordu. Kalkmayı düşünmüyor gibiydi. Nedensizce yanaklarımın alev alev yandığını hissettim. Utançtan mıydı, kızdığım için miydi? Umarım kızarıklığı hissetmekle yetinmişimdir. Ne olursa olsun kıpkırmızı olmanın yeri değildi. Artık sıkıldığım için sözü devraldım.

“ Sayın lordum kusura bakmayın siz şuan rahat bir durumdasınız ancak ben öyle değilim. Yükünüzü bana vermeye devam ederseniz üstünüze düşebilirim. Ayrıca sanıyorum ki resmiyet kalkmış durumda. Ben de resmiyeti kaldırdım. Eğer böyle kalmaya devam edersek etrafımızdaki insanlar tarafından dikkat çekeriz, farklı anlaşırız” Bu sefer lord yerine ben kendimi gülmemek için zor tutuyordum. Lordun yüzündeki gülümseme silinmeye başlarken ayağa kalktı. Ama gözlerinin içindeki pırıltılar sönmemişti. Bu sefer konuşma sırası lorddaydı. Ancak kelimeleri seçemiyor gibiydi.

“ Teşekkür ederim Sueri. Ayrıca çok yardımseversin. Bu kalabalığın arasında dikkat çekebileceğimizi düşünmüyorum. Aramızdaki resmiyet hiç olmadı ki. Böyle söylemen hata. Ben resmiyet sözcüklerinden nefret ederim. Savaşırken seni inceledim. Asla düşmanın kim olursa olsun acıman yok. Bu bir savaşçıda olması gereken bir özellik. Rakibini şaşırtmayı iyi biliyorsun. Solak olduğumu anladığın için sağımı hedef aldın. Başarılıydın, tebrik ederim.”

Elini sıkmam için bana doğru uzattı. Gözünün önüne gelen saçlarını boşta kalan eli ile parmaklarının arasından geçirdi. Ben de eli boş kalmasın diye elini sıktım. Yüzüne yakışan tatlı bir gülümseme yayıldı dudaklarına. Kahretsin ki ben de gülümsedim. İstemsizce. Arkadaşlarımla veya diğer lordlarla böyle olmuyor da niye bu lord da böyle oluyor? Engel olamadığım, yüzüme peyda olan gülümsemeyi silmek istermişçesine diğer elimi dudaklarıma götürecektim. Son anda elimi farkettirmemeye çalışarak indirdim. Hayır, olamaz. Ellerim küçükte olsa titriyordu. Bunu görmemeliydi. Elimi onun elinden elektrik çarpmış gibi çektim. Hayır yani görüyorsun ya rezil olmamak için ürettiğim çözümler daha çok rezil olmama neden oluyordu. Bu mudur benim şanssızlığım.

“ Rica ederim lordum beni tebrik ettiğiniz için. Ben sizi yendiğime göre başka bir lordla savaşacağım. Sayın Lestania Swalya’ nın yanına gidip bu durumu bildireyim. Bu arada omzunuz acımıyor ya.” Diyerek endişeli bir ifadeye bürünmeye çalıştım. Sağ elimi lordun sağ omzuna değdirdim. Elim tertemizdi. Birkaç damla kan akmış, gömleğinde kurumuştu. Baya kanamış ya hemen acil kan takviyesi. Sırıttım. Lord şaşkın ifadelerle bana bakıyordu. Kaşları sorgular nitelikte havaya kalmıştı, dudakları küçükte olsa açılmıştı, gözlerinden şaşkınlık ifadeleri geçiyordu. Kabul edelim bu hali komikti. Lord şaşkınlıktan biraz açılan ağzını konuşmak için biraz daha açtı.

“ Sueri bu naif düşüncen için teşekkür ederim. Görüyorsun herhangi bir yaram yok.” Kendisine teşekkür ediyor olmalıydı bu kadar bile konuştuğu için. Bende konuşmaya başladım konuşmazsam olmazdı.

“ Eh o zaman yaranız yoksa ben sayın Lestania Swalya’ nın yanına gideyim. Bana savaşmak için başka bir lord versin.” Lordun koluna onu cesaretlendirmek için hafifçe vurdum. Lord yeniden gülümsedi, içten bir şekilde. Kendimi tebrik ederim, lord gülümsediği için gülümsemedim. Büyük başarı.

Sonra bir türlü ayrılmadığım lorddan ayrıldım. 4-5 kişi solumuzda bulunan Lestania Swalya’nin yanına gittim. Masil ile lordun bulunduğu pozisyon takdire şayandı. Lord sırtüstü yere düşmüş, Masil iki bacağını açıp lordun üstünde oturuyordu. Kural 2 düşmanın kim olursa olsun onu öldüreceğin pozisyonun önemi yoktur. Masil kılıcını lordun boğazına dayamıştı. Ardından lordun ve çevredeki birkaç kişinin duyabileceği şekilde “ 1-2-3! Yendim.” Diye sevinç nidaları atıyordu. Lordun bu kadar rahatsız olmasına dayanamamış olacak ki üstünden kalktı. Lordun daha rahat nefes alışını buradan görebiliyordum. Lord kafasını sola çevirince beni gördü. Masil’ i kaşlarıyla gösterip gülümsedi. Bende lorda göz kırptım. Masil’in mükemmel bir savaşçı olduğunu anlatıyordu bu gözler. Küçük adımlar atıp lordun yattığı yere geldim. Sağ elimi kalkaması için ona doğru uzattım. Ben ne kadar yardımseverim öyle hayranım kendime.

Lord bu yardım isteğimi geri çevirmedi. Sıcak elini benim elimle birleştirdi ama o Nerfi adlı lord gibi tüm yükünü bana vermedi. Düşünceli insanlarda varmış demek diye iç geçirdim. Saniyeler sonra lord kalkmıştı. Lord bana yorgun sesiyle birkaç cümle söyledi.

“ Sueri ben biraz yoruldum, çimlerde oturup biraz dinleneceğim sonra seninle savaşacağım. O zamana kadar mola. Ayrıca bana yardım ettiğin için teşekkür ederim.” Tatlı, bitkin sesiyle bana bunları söyledi. Rica ettiğimi belirten bir gülümseme yolladım. Masil’ in yanına gitmek için elimi lordun elinden çektim. Şimdi farkettim, herkes bana teşekkür etti. Gerçekten yardımseverim sanırım.

Masil çimlerde uzanıyordu. Hagir ve Berille’ de oradaydı. Koşa koşa arkadaşlarımın yanına gittim. Arkadaşlarımı kardeşlerim olarak görüyordum. Belki de kimsesiz olduğum içindir. Biz buyduk, böyleydik. Burada bulunan bütün savaşçılar ailesi tarafından hor görünen, istenmeyen kimselerdi. Onların tek ailesi arkadaşlarıydı. Asla görmediğim ailem beni bir sokakta terk etmiş. Sabah olunca mahalleli teyzeler benim içli içli ağladığımı görmüş. Ardından gözlerimi bir hastanede açmıştım. Buradan sonrasını hatırlıyordum. Vücudum çok zayıf düştüğü için, kendimi toparlayana kadar hastanede kalmıştım. İyileşince yetiştirme yurduna götürmüşlerdi. Demişlerdi bana “ Burası senin evin.” Bir çocuk için ne kadar ağırdı öyle değil mi? Ama yaşayan bilir. Sonuçta onlar böyle sokağa atılmamıştı. Müdire anneden izin alıyordum sadece 5 dakikalık bilgisayarını kullanabilmek için. Çok şefkatliydi, acıyordu bize. Ama ben acınmasını istemiyordum. Güçlüydüm ben. Bilgisayarından araştırırken gezegenimizin ordusu hakkında iyice bilgi toplamıştım. Bir gün benim her gözyaşım için bir insan öldürecektim. Daha yaşım 12-13. Bir çocuk nasıl katil olmak için çabalayabilir? O yaşlarda diğer çocuklar ders planları hazırlarken ben kaçma planları hazırlıyordum. Ve başardım da. Kaçtım. Zaten orada da yalnızdım. Arkamda birisini bırakmış olmuyordum. Rahattı içim. Planımda burası vardı. Araştırmalarıma göre buradakiler de kimsesiz di. Demiştim o zaman kendime “ Artık her gözyaşın için bir ceset, bir ölüm. Ulaşacaksın amacına.” Buraya geldiğimde yaşım 15 ti. Buranın güvenliğine beni müdüre götürür müsün demiştim. Yırtık kıyafetlerimin içinde sefil görünüyordum. Demesem de anlamıştı kimsesiz olduğumu. Müdür Lestania Swalya’ idi. O bana acımamıştı. İşte buydu isteğim. Benim güçlü olduğumu anlayacaktı herkes. Anlayan anlayacaktı, anlamayana zorla anlamasını sağlayacaktım. Afşin adlı bir lord vermişti bana müdür. Çok iyi anlaşmıştık beni o büyütmüştü. Ve yaş 22. Ben buradayım. Kendi ayakları üstünde durabilen güçlü bir kız. İntikamını alacak kadar inatçı bir kız. İnsanları ezmek istiyorsan ilk önce tutmayı bileceksin. Ben bunu bilecek kadar güçlendim. Korkacaktı herkes benden. Ben ağlarken susan herksin ağzını çığlık attırmak için açtıracaktım. Sokakta büyüyen bütün çocukları koruyacaktım.

Masil cıvıl cıvıl sesiyle kulaklarımı doldurdu. Masil’e destekleyici sözler söylemeye başladım. Gözlerinden sahici bir parıltılı gördüm. Masil ardından ayağa kalkıp herkese sarılmaya başladı. En küçüğümüz oydu. Masil 20, ben 22, Berille 23 ve Hagir’ 23 yaşındaydı. Berille ve Hagir arasında ay farkı vardı. 3 ay ile Berille daha küçüktü. Nasıl bana gelince kollarımı boynuma doladı. Ben de ona karşılık verdim. Sarılmamız bitince yanıma oturdu. Ardından Masil yüzüne sinsice bir gülümseme takıp bana döndü.

“ Sueri siz gerçekten o Nerfi adlı lordla savaşıyor muydunuz? Gözlerim kısa bir süreliğine herkesi taradı. Seni görd-“ sözünü kestim.

“ Masil ben ona kalkması için elimi uzattım, o da tüm yükünü bana verdiği için neredeyse düşüyordum. Olay bu.” Cümleleri söylerken renkten renge giriyordum. Arkadaşlarımın hepsi kıkırdamaya başladı. En son Hagir tamam öyle olsun diyerek olayı geçiştirdi. Kahramanım.

Lestania Swalya dinlenmiş olacak ki beni yanına çağırdı. Koşarak yanına gittim. Elinde az önce savaştıktan sonra çimlerde bıraktığım kılıcım vardı. Kılıca baktığımı görünce elini kaldırarak kılıcı bana uzattı. Doğrusunu söylemek gerekirse kısacık zaman diliminde bile kılıcımı özlemiştim. Eh, intikamımı gerçekleştirmek için kılıcıma ihtiyacım olacaktı.

Bölüm sonu

15 yorum

  • https :// discord.gg / SJtpHRWMFF Sizi 7/24 aktif, 4000+ üyeli sohbet, oyun,dil sohbet (Native Ingilizlerle), kitap, vote, AI resim/chat botları temelli "Yazarlar Ansiklopedisi" isimli sunucumuza davet ediyorum. Sunucumuz gelişen yazar ve okurlardan oluşuyor. Haftanın 4 günü "eleştiri ve destek" turlarında sırayla yazarların kitapları okunup yorumlanır. Eleştiri turunda yazarın eksik ve iyi yanlarını söylüyoruz. Destek turu ise sınav vs. için az vakti olan üyeler için ve okuma zorunlu değil, zaman almıyor. Serverde farklı yarışlar vardır. 🏆Ayın Yazarı🏆 yarışında kazanana yorum, vote vs. ödülleri verilir. Serverde her yaş aralığında (çoğu 13-45) üyeler bulunuyor. Sizlere kitap, sohbet, oyun (LoL, Valorant, Gartic, Among Us, Mafya, Köstebek, Role play, Cinayet Cözme,), AI resim & chat botlar ve dil sohbeti (native İngilizlerle) gibi etkinliklerle dolu bir ortam sunuyoruz. Eğlence için owo, satranç, kelime türet, düello, adam asmaca gibi oyunlar da var. Ünlü __Dizi TV__ projemizde senarist olabilirsiniz. Her gece üyeler seslide toplanarak müzik dinliyor, sesli sohbet ediyoruz. Sunucumuza girmek için üstteki linktedi boşlukları bırakmadan oluşturup kopyalayın. Sonra tarayıcıda ya insta, Discord'da atıp üzerine tıklayın. Anlamazsanız sorun. Linkin süresi hiç geçmiyor, hep tıklayabilirsiniz. Linke panomda da var.