İçeriğe geç

İntikamın Bedeli

Bölüm 2 · 13 dk okuma

İntikamın Bedeli

Bölüm 2

İlk Gün

Selam,ben Gizem GÖKTAŞ.

Yeni atanmış bir Cumhuriyet Savcı'sıyım.

İstanbul'da yaşıyorum.Bugün ilk iş günüm.Çok heyecanlıyım ve ne ile karşılaşacağımı bilmiyorum.Umarım heyecanlı bir dosya alırım.

Evet.Sonunda adliyeye geldim.Arabamı park ettikten sonra adliye kapısına doğru ilerledim. Kapıdan girdikten sonra orada ki memurlar bana kafa selamı verdi.Ben de aynı şekilde karşılık verdim ardından merdivenlere doğru ilerledim.Merdivenlerden çıktıktan sonra genç bir kadın beni karşıladı."Hoş geldiniz.Sanırım siz yeni atanmış savcı olmalısınız.Ben Dila YILDIRIM.Burada iki yıldır stajyerim." dedi ve elini öne doğru uzattı.Ben de uzattığı elini sıktım ve bu sefer ben kendimi tanıtmaya başladım:"Hoş buldum ve evet.Yeni atanan savcı Gizem GÖKTAŞ." dedim ve Dila'nın gülümsemesine karşılık verdim.Çok sempatik birine benziyordu.Bana "Buyrun.Size odanızı gösteriyim" demesi ile birlikte Dila önde,ben arkada yürümeye başladık.Bir odanın önüne gelince durdu ve bana dönerek "İşte odanız burası" dedi ve tekrardan tebessüm etti.Ben de aynı şekilde tebessüm ederek "Çok teşekkür ederim." dedim ve odama girip masama oturdum.Tam o sırada abimden mesaj geldi.

*Abişkom adlı kişiden bir yeni mesaj*

*Abişkom adlı kişiden iki yeni mesaj*

Abimi daha fazla bekletmeden Mesaja girdim:

Abişkom:Gizeeemmmm

Abişkom:Ne yaptın?,odana geçtin mi?

Siz:Geçtim,birazdan eşyalarımı dizeceğim

Abişkom:Hım iyi o zaman.Kolay gelsin savcım

Siz:Size de kolay gelsin başkomiserim.

Abim bir polis ve İnşallah beraber görev alırız.

Telefonumu kapattım ve eşyalarımı dizmeye koyuldum.Zaten fazla bir eşya yoktu bu yüzden işim hızlı bitti.Ben de diğer savcıların yanına gitme kararı aldım.Böylece tanışmış olurum.

Odadan çıktım ve benim odamın hemen yanında bulunan ve üstünde "Cumhuriyet Savcısı Göktuğ KAPLAN" yazan kapıyı tıkladım ve "Gel!" komutu almam ile birlite kapıyı açtım. İçeri girdiğim zaman ortalama yirmi beş yaşla- rında ve kahverengi saçlı adam beni görünce ayağa kalktı ve gülümseyerek:

- Hoş geldin.Sen yeni atanan savcısın sanırım. Ben savcı Göktuğ KAPLAN.

Dedi ve elini uzattı.Uzattığı alını tuttum ve:

- Hoş buldum.Ben de yeni atan savcı Gizem GÖKTAŞ.Şey bugün benim ilk iş günüm de...

Dedim mahçup bir sesle.Heyecandan ne yapmam gerektiğini unutmuştum.Göktuğ Savcı anlamış olacak ki gülümsemesini genişleterek:

- Seni anlıyorum.Ben de ilk atandığım zaman ne yapacağımı unutmuştum.Sen başsavcının yanına git.O sana dosyanı verir.

- Çok teşekkür ederim.

- Rica ederim.

Odadan çıktım ve karşıda ki kapıya yöneldim. Üstünde "Cumhuriyet Başsavcısı Ömer KAYA" yazıyordu.Kapıyı tıkladım ve yine "Gel!" komutunu duyunca içeri girdim.

İçeri girdiğim zaman kırk yaşlarında saçlarına ak düşmüş ama yine de hala karizmatik duran adam bana göz ucuyla baktı.Sonra da"Sen yeni atanan savcı mısın?" Diye sordu.Çok soğuk ve katı bir ses tonuyla sormuştu.

Ne yalan söyleyeyim biraz korkmuştum."E-evet" cevabının ardında ayağa kalktı ve Göktuğ Savcı gibi elini uzattı ve "Hoş geldin savcım.Ben savcı Ömer KAYA."

Bu sefer daha yumuşak bir ses tonuyla konuştu. Ben de savcının elinin daha fazla havada kalmaması için elini tuttum ve "Hoş buldum savcım.Ben savcı Gizem GÖKTAŞ." deyince kendimle bir an gurur duymuştum.

Ben bunları düşünürken Ömer Savcı ise kitaplığının içindeki klasörlere bakıyordu.En sonunda Bir klasörü masanın üstüne koydu ve bir dosya çıkarıp "Al bakalım dosyanı.Dosya daha yeni.Savcımızın taini çıkınca yarım kaldı. Sana kısmetmiş" dedi ve bana elindeki dosyayı uzattı.Ben elime verdiği dosyaya bakarken "Dosya ile ilgili gerekli bilgileri Başkomiser Ayaz GÖKTAŞ'tan alabilir- sin.Başkomiseri de Göktuğ Savcı'ya sorabilirsin." dedi ve tebessüm etti.Ben de tebessümüne karşılık verdim ve "Teşekkür ederim savcım ama başkomiser zaten abim" dediğim zaman şaşırmıştı ama yüzünde anlayamadığım bir ifade vardı."Öyle mi?Mükemmel.Abin zeki adamdır.Bir de beraber çalışınca nasıl olacaksı- nız?Doğrusu merak ediyorum." "Elimizden gelenin en iyisini yapacağımıza emin olabilirsiniz."deyip,kafa selamı verdim ardından odadan çıktım ve odama girdim.Dosya ismi "Ayçiçek ERGİN" idi.Kadının cansız bedeni AVM garajında bulunmuş.Fotoğraflara baktığım zaman kadının üzerinde hiçbir kan izi yoktu.Dosya daha yeni açılmış olacak ki daha hiç ifade alınmamıştı ama yarın AVM'nin sahibi ve çalışanlardan ifade alınacak.

Dosyayı masama bırakıp telefonumu aldım ve abime yazmaya başladım:

Siz:Abiiiii

Siz:Pardon komiseriiiimmm

Abişkom:Buyrun sayın savcıımm

Siz:Bil bakalım ne oldu?

Abişkom:Ne oldu?

Siz:Hazırmısııınn?

Abişkom:Eveeettt

Siz:Söylüyoruuumm

Abişkom:Canım kardeşim Acunluk yapma da söyle hadi

Siz:Tamam tamam söylüyorum

Siz:Beraber aynı dosyada görev alıyormuşuzz

Abişkom:Oooo

Abişkom:Hangi dosya?

Siz:Ayçiçek ERGİN

Siz:Bu dosya hakkında gerekli bilgileri verir misin?

Abişkom:Tamam akşam yemekten sonra söylerim

Abişkom:Benim gitmem gerek.Bayyy

Siz:Bayyy

Ve telefonu kapattım.Biraz daha dosyayı incelerken koridordan bağrışma sesleri gelmeye başladı.İlk başlarda umursamadım ama sesler çoğalınca ne olduğuna bakmak için odadan dışarı çıktım.Bir kaç polis bir adamla başa çıkmaya çalışıyordu.Benden sonra Göktuğ Savcı ve Ömer Savcı da odalarından çıktılar."Ne oluyor burda?" diye bağırdığım zaman sesler kesilmiş,Tüm gözler beni bulmuştu.Tam olarak sessizlik sağlandığı zaman "Beyefendi,burası mahalle sokağı değil!Siz adliyedesiniz!Bunun farkına varın ve hareketlerinize dikkat edin!" dedim.Bunu ne kadar sert bir ses tonuyla söylemişsem savcılar bana şaşkın şaşkın bakıyorlardı.

Eeee ne sandınız?Karşınızda ortaokulda mikrofonsuz sunuculuk yapmış bir kadın var;)))

Şaşkınlığını gidermiş olan Ömer Savcı "Savcım, bu adam mahkeme istediği gibi sonuçlanmadı diye böyle yapıyor." dedi.

Ardından adam söze atladı:

-Savcım ben karımı çok seviyorum.Bizi ayıramazsınız.Benim rızam yoktu!

Adam gene bağırmıştı.Şu an sinirlerim tavan oldu.Kim bilir kadına ne yaptı ki kadın boşandı.

Adam sözünü bitirdikten sonra ben daha sinirli bir ses tonuyla:

-Madem çok seviyordun kim bilir kadına ne yaptın ki senin onayın olmadan boşamışlar sizi?Hem sadece senin onayınla olmuyor o işler!

-Ben bir şey yapmadım.O,o yalan söyledi!

Adamı duymamışlığa vurdum.Daha sonra polislere dönerek:

-Lütfen beyefendiyi adliyeden dışarı atın.

Bu sefer daha yumuşak bir ses tonuyla konuşmuştum.Polisler “Emredersiniz savcım!” deyip adamı götürdüler.Polisler gittikten sonra Göktuğ Savcı bana dönerek:

-Vayy Gizem Savcım!Sen şimdi böyle isen ifade alırken seni düşünemiyorum!

-Ne yalan söyleyeyim Gizem Savcıyı ilk gördüğümda sessiz ve çekingen biri sanmıştım.

-Bende savcım ama ne demişler?Bu hayatta asıl sessizden korkacaksın.

Göktuğ ve Ömer Savcının bu konuşmasına gülümseyerek karşılık verdim ve ardından:

-Ben gitsem iyi olacak.Daha dosyayı inceleyeceğim.

Dedim ve arkamı döndüm ve yürümeye başladım.Tam kapının kolunu tuttuğumda Göktuğ savcı seslendi:

-Savcım!Çıkışta kafeye gidelim mi?Yani tanışma amaçlı.

-Olabilir savcım.Eğer bir işim çıkmazsa gelirim.Size çıkışta haber veririm.

-O zaman çıkışta görüşürüz!

-Görüşürüz!

Odama girdim ve biraz daha dosyayı inceledim.Dosyayı incelemiştim ama tam anlamamıştım.Dosyayı kapatıp telefonumu elime aldım.Saat 16.30 olmuştu.Yani mesaimin bitmesine otuz dakika kaldı.Göktuğ Savcı'nın teklifi hala aklımda.O yüzden abime benimle bir işin varmı diye sormak için yine abime yazdım:

Siz:Abiiiiiiii

Siz:Çıkışta benimle bir işin var mı?

Abişkom:Hayır neden sordun?

Siz:Göktuğ Savcı ve Ömer Savcı beni çıkışta kafe tarzı bir yere davet etti de

Abişkom:Eeeee

Siz:Sana benimle işin var mı diye soracaktım.

Siz:Sordum da

Abişkom:Eve ne zaman gelirsin?

Siz:Akşam yemeğine yetişirim.

Abişkom:İyi o zaman,İyi eğelencelerr.

Siz:Teşekkürlerr

Yazıp telefonumu bıraktım.Mesainin bitmesine on dakika kalmış.Dosyayı da inceledim.Ben şimdi bu on dakika da ne yapacağım?

🕛

Sonunda mesai saati bitti.Odadan çıktım,tam merdivenlere doğru ilerliyordum ki arkamdan Göktuğ Savcı seslendi:

-Gizem Savcım!Kafeye geliyor musunuz?

-Olur,gidelim.

-O zaman ben üç kişilik yer ayırtıyım.

-Üç kişi?

-Ömer Abi de geliyor.

-Anladım.

Göktuğ –artık mesai saati bittiği için fazla resmileşmeyeceğim- birkaç sayı çevirip numarayı aradı ve konuşmak için biraz uzaklaştı.Göktuğ'nun ardında Ömer Abi –Büyük ihtimal benden yaşça büyük olduğu için ben de abi diyeceğim- geldi ve:

-Göktuğ nerde?

-Yer ayırtmak için kafe işletmesi ile konuşmaya gitti savcım.

-Tamam ama mesai bittiği için resmi olmana gerek yok.Büyük ihtimal senden büyük olduğum için Ömer Abi diyebilirsin.

-Peki abi

Dedim ve hemen sonra Göktuğ geldi

-Ayarladım ******* Kafe'ye gidiyoruz

-İyi o zaman hadi gidelim,Gizem sen bizim ile mi geleceksin?Yani biz seni götürelim mi?

-Hayır ben gelirim.Teşekkürler.

-İyi o zaman daha fazla oyalanmayalım

Göktuğ'nun bu söylediğine kafa salladım ve merdivenlere doğru ilerledik.merdivenlerden indik,dış kapıdan çıktık ve arabalara binerken Göktuğ tekrar konuşmaya başladı:

-Gizem!Kafede görüşürüz!

-Görüşürüz!

🕛

Yaklaşık on dakika sonra kafeye varmıştık.Ömer Abi ve Göktuğ benden önce gelmişlerdi.Kafe kapısından içeri girdiğim zaman gözlerim beyleri arıyordu ki Göktuğ elini salladığında fark ettim.Yanlarına gidip oturduğum zaman Göktuğ yine konuşmaya başladı:

-Oooo Gizem Hanım!Nerelerde kaldınız?Gözlerimiz seni aradı durdu.

-Abartma bir kere siz çok hızlı sürüyorsanız ben ne yapabilirim?

Bizim bu küçük kavgamızı bölen Ömer Abi'nin “Tartışmayı bırakın da ne yiyeceğiz?” sorusu oldu.Kısa bir süre sessizliğin ardından Göktuğ elini kaldırdı ve garsonu çağırdı ve ardından garson elinde menü ile geldi ve menüleri dağıttı.Biz biraz inceledikten sonra garson bize “Ne alırdınız?” sorusunu yöneltti.İlk siparişi Göktuğ verdi:

-Ben tek porsiyon gözleme ve bir bardak çay alayım.

-Peki efendim.

Ardından Ömer Abi ile bana dönerek:

-Siz ne alırdınız?

Ben sadece çay alacaktım çünkü canım bir şey istemiyor.Daha fazla bekletmeden cevap verdim:

-Ben sadece çay alayım.

Dedim.Garson kafasını tamam anlamında salladı ve ardından hepimiz dikkatimizi hala ne yiyeceğine karar vermeye çalışan Ömer Abi'ye bakıyorduk.Garsonun tekrardan “Siz ne alırdınız?” sorusuna Ömer Abi en sonunda “Ben şekersiz bir türk kahvesi alayım.” Dedi.Sadece bir türk kahvesi içinmiydi bu kadar bekleme?

Garson elindeki not defterine -büyük ihtimal- siparişlerı yazdı ve kafa selamı verdi ve gitti.

Garson gittikten sonra Göktuğ arkasına yaslandı,kolunu sandalyenin arkasına koydu, Ömer Abi'ye dönerek konuşmaya başladı:

-Abi

Sesi hafif alaylı gibiydi.Ömer Abi,Göktuğ'yu biraz gözünün ucuyla süzdükten sonra cevap verdi:

-Efendim Göktuğ?

Göktuğ bu sefer biraz bekledi,dudağının kenarı hafif yukarı kıvrıldı.Gülmemek için kendini zor tuttuğu belliydi.

Ömer Abi kafasını ne oldu anlamında salladığındaGöktuğ konuştu:

-Gerçekten.Tüm bu şov,sadece bir türk kahvesi için miydi?

Dedi ve büyük bir kahkaha attı.Onunla beraber bende kahkaha atmaya başladım ve biraz sakinleştiğim zaman Göktuğ'ya döndüm ve hala gülerken konuşmaya başladım:

-Tam olarak aklımdan geçeni söyledin

Dedim ve daha çok gülmeye başladık.Bizim bu durumumuza Ömer Abi "Bunlar ne yaşıyor" bakışı attı.Sonra önüne döndü ve bir şey demedi.

🕛

Sonunda siparişlerimiz geldi ve garson gittikten sonra bu sefer Ömer Abi söze başladı:

-Eeeee.Hadi kendimizi tanıtalım.İlk Gizem başlasın.

Diyerek beni başı ile gösterdi.Göktuğ ise kafasıyla Ömer Abi'yi onayladı ve kahvesinden bir yudum alarak bakışlarını bana çevirdi.Ben de tamam anlamında kafamı salladım,ardından daha fazla bekletmeden söze başladım:

-Ben Gizem GÖKTAŞ.Yirmi dört yaşındayım.Bir abim var.Baş komiser Ayaz GÖKTAŞ.Annem ben altı yaşında iken vefat etti.Baba demeye utandığım adamın nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yok.Haziran ayında doğdum.İkizler burcuyum.Bu kadar.

Beni sabırsız bir şekilde dinleyen Göktuğ soru sormak istiyormuş ta çekiniyormuş gibi bakıyordu.En sonunda dayanamayarak Göktuğ'ya “Hadi ne sormak istiyorsan sor” demem ile Göktuğ'nun bakışlarında bir nebze de olsa rahatlama gördüm.

-Gizem sorarım ama hani bazı insanlar geçmişlerini hatırlayınca üzülürler.Eğer üzülmeyecek isen sorarım.

Biraz mahcup bir ses ile söylemişti.Ne yalan söyleyeyim Göktuğ'nun –Gördüğüm kadarıyla- çekineceğini hiç düşünmezdim.

Kafam ile onay verdikten sonra Göktuğ hala çekingen gözlerle:

-Babana neden “Baba demeye utandığım adam” diye hitap ettin?

Önce derin bir nefes aldım ve ardından “mutlu” maskemi yüzüme takarak:

“Anlatmasam.Hem benim sıram geçti.Sıra Göktuğ'da” deyince Göktuğ daha fazla uzatmamak için konuyu kapattı; çayından bir yudum aldı ve bu sefer o anlatmaya başladı:

-Ben Göktuğ KAPLAN .Yirmi altı yaşındayım. Yetimhanede büyüdüm.Ailem var mı, yok mu onu bile bilmiyorum.Ama beni öz çocuğu gibi büyüten ailem var.Annemi -Üvey ailesinden bahsediyor- on yedi yaşında iken,Babamı ise bir yıl önce kaybettim.Savcı olmamın asıl sebebi gerçek ailemi bulmak.Onların yanına gideceğimden değil.

Durdu nefes aldı ve gülmeye başladı ve tekrardan konuşmaya başladı:

-"Bakamayacağınız çocuğu niye doğurdunuz" demek için arıyorum.

Dedi ve kahkaha atmaya başladı.Göktuğ ile birlikte biz de gülmeye başladık.

Cidden,bu çocuk hiç mi ciddi olamıyor?

-Neyse devamkee.Nisan ayında doğdum.Koç burcuyum.Bu kadar.Sıra Ömer Abi'de.

Dedi ve ikimiz de kafamızı Ömer Abi'ye dönderdik.Ömer Abi,biraz bizi süzdükten sonra söze başladı:

- Ben Ömer KAYA.Otuz sekiz yaşındayım.İki kızım ve bir oğlum var.En büyükleri oğlum Gökhan.Sonra kızım Gece ve en küçükleri Güneş.Eşimin ismi Hilal.Mutlu bir evliliğim var. Burcumu bilmiyorum.10 Temmuz'da doğdum."

Ömer Abi sözünü bitirdiği zaman Göktuğ "Vay be adam aşık.Allah'ım.Bana ve Gizem'e de böyle mutlu bir evlilik nasip et Ya Rabbim!" Deyip güldü.Ben de hemen Göktuğ'nun arkasından "Amin!" deyip gülmeye başladım.Bu sefer bizim gülmemize katılan Ömer Abi " Kıskanmayın.Hadi hesabı ödeyelim de geç olmadan eve gidelim." Göktuğ'nun aklına yine bir şeytanlık gelmiş olacak ki sinsi bir şekilde sırıtıp "Niye abi?Yenge mı kızar?" Bu dediğine Göktuğ ile aynı anda kahkaha atmaya başladığımızda Ömer Abi Göktuğ'nun kafasına vurdu."Ne alaka salak!Boş yapma da hesabı iste." Göktuğ da fazla uzatmadan hesabı istedi.Hesapları ödedik ve masadan kalkmadan önce "Beni çağırdığınız için çok teşekkür ederim.Eğlenceli bir gün oldu." dedim ve gülümsedim.Onlar da karşılık verdi ve Ömer Abi "Asıl ben de özür dilerim.Seni Göktuğ'nun çenesine mağruz bıraktığım için." dedi ve gülmeye başladı.Göktuğ kırılmış gibi baktı ve "Aşk olsun abi.Ben öyle bir insan mıyım?Gizem öyle miyim?Sen söyle." dedi ve bana baktı ben de "Yok canım.Göktuğ yapar mı hiç?Olmaz öyle şey.Kemal'im yapmaz." Benden sonra Ömer Abi "Kemal'in yaptı Mesude.Hadi hadi.Daha ne bekliyoruz." dedi ve ayağa kalktı.O sırada Göktuğ ile ben ise gülmekle meşguldük.En sonunda Ömer Abi "Ben sizi tanımıyormuş gibi gidiyorum.Ne haliniz varsa görün." dedi ve arkasını döndü.O sırada Göktuğ bir an ciddileşti, sonra da Ömer Abi'nin arkasından bağırmaya başladı."Abi!Beni bekle!Ben kimle gidicem?!" dedi ardından bana dönerek "Yarın görüşürüz." "Görüşürüz" dedim ve Göktuğ koşmaya başladı. Bir yandan koşuyor,bir yandan da "Abi n'olur bekle!" diye bağırıyordu.En sonunda Ömer Abi'ye yetişip,beraber arabaya bindiler.Ben de daha fazla beklemeden çantamı aldım ve kafeden çıktım,arabama bindim ve eve doğru sürmeye başladım.

Hani derler ya" Bazen bir insanı tanımak için yıllar yetmez.Bazen de bir insanı tanımak için yıllar gerekmez." Benim yeni arkadaşlarımla durumum bu sanırım.Sanki yıllardır tanıyormu- şum gibi...

🕛

Eve vardım ve saat beş idi..Zile birkaç kez bastım ama abim kapıyı açmadı.Ben de kapıyı kendi anahtarım ile açtım ve eve girdim.Işıklar kapalıydı.Işığı açtım ve koridorda ilerlerken "Abi!" diye seslendim. Çok geçmeden oturma odasından "Gizeeğem!" sesi gelince oturma odasına gittim ve ışığını açtım.Işığı açmam ile gözlerimin sonuna kadar açılması bir oldu.Abim koltukta yatak döşşek yatıyordu.Abim beni görünce tekrardan halsiz sesiyle "Gizeğem! Abin ölüyoğo!" dedi.Hemen yanına gittim "N'oldu sana abi?" diye sorduğum zaman ağlamaklı bir sesle "Kabız oldum!" deyince beni gülme tuttu.Bir şey demeye çalışıyorum ama gülmekten söyleyemiyordum.Abim "Ya gülme." diyip ağlar gibi ses çıkarınca kahkaham daha çok şiddetlenmişti.Ben susmayınca abim "Neyse.Şu an benim sıçamamdan daha önemli olan şey senin günün nasıl geçtiği ve birde yemekte ne yapacağın?" dedi ve benim konuşmamı beklemeye başladı."Öncelikle günüm güzel geçti.Adliyede iken mahkeme istediği gibi sonuçlanmadığı için olay çıkaran adam dışında bir şey olmadı.Kafedeyken zaten tanışma amaçlı gittik ama eğlenceli geçti.Göktuğ ile beraber Ömer Abi'yle uğraştık.Son olarak bence çiğ köfte söyleyelim." dedim ve abim de kafası ile onaylayınca telefonumu aldım ve sipariş verdim.

🕛

Yemeğimizi yedik ve şu an abim bana dosyanın ayrıntılarını anlatmak için dosyayı getirmemi istemişti.Çantamdan dosyayı alıp abimin yanına gittim.Abim hala yatıyordu.Gören de ameliyat oldu sanar.

Dosyayı abim eline aldı ve "Kadın bu." deyip dosyadan çıkarttığı bir fotoğrafı bana gösterdi. Otuzlarında,kumral ve oldukça güzel bir kadın- dı. "AVM garajında cansız bedeni bulundu.Büyük ihtimal zehirlenme çünkü kadının üzerinde hiç bir iz yok.Bu kadın yıllar önce kaybolmuş ve bir daha haber alınamamış ku bu AVM garajında bulunan ilk ceset değil.O kadın da zehirlenerek öldürülmüştü ama o kadın hakkında hiç bilgi olmadığı için dosya kapatılmıştı.Ben mafyalarla ilgili olduğunu düşünüyorum." deyince abimin sözünü kestim."İyi de mafyalarla ilgili olsa ceset AVM garajında değil,hiç bulunmazdı." deyince abim "Sözümün bitmesini bekle bayan sabırsız. Bu cinayet büyük ihtimal bir intikam cinayeti.İlk cesetin üstünde bulunan parmak izleri bu kadının parmak izi ile uyuşuyor.İlk kadın dün- yada polislerin ulaşamadığı bir zehir olan liquid poison Türkçe karşılığı akıcı zehir ile zehir- lenmiş .Yani bu Ayçiçek ERGİN,bir mafya karısı ya da mafyanın ta kendisi olmasa bu zehri bulamazdı canım kardeşim." Abim böyle söyle- yince aşırı mantıklı geldi.Ben anladım anlamın- da kafamı aşağı-yukarı salladım.Sonra abim "Yarın otopsi raporu çıkacak,bir sürü ifade alacağız,olay yerini tekrar inceleyeceğiz ve benim uykum var." abimin sonda ki söylediğine hiç şaşırmadım."Abi saat daha sekiz.Yine de sen bilirsin.İyi geceler."dedim.Abim ise bana ayıpla- yan gözlerle bakıp "Kabızım ben.Sıçamıyorum. Bana çatma." dedi.Ben de aynı şekilde bakarak "Sanki şıçabilsen bu saatte uyumayacaksın?" dedim ve abim "Ne zaman erken uyuduğumu gördün?Neyse senle tartışamayacağım.Kral olmak hiç kolay değil.Yarın erken kalkacağım. Sana da ikinci kez iyi geceler felan demiyeceğ- im." dedi ve yorganımı alıp kapıya doğru ilerledi.Ben de arkasından "Kralım n'olur bana iyi geceler deyin.Yoksa kötü rüyalar görürüm." dediğim zaman abim,bana döndü ve "Tamam affettim ama bir daha böyle bir kepazeliği kabul etmem bilesin.Hadi iyi geceler." dedi ve kapıdan çıktı.

Ben de ortalama bir saat televizyona baktım ve saat dokuz buçuk gibi ben de uyumak için odama gittim.

Acaba yarın beni neler bekliyor...

Bölüm sonu

1 yorum