İyi okumalar diliyorum :)
Berk’e korku içinde baktım. O ise endişelenmiş bir ifadeyle bakıyordu bana. Hoca ilk gün olduğu için ders işlemedi bende olan her şeyi Berk’e anlattım. O da şoka girmişti.
Ders bitti zil çaldı. Hemen Nazlı ve Pelin’e her şeyi anlatmalıydım. Pelin ve Nazlının omuzlarına dokundum. Onlara, “Hadi buraya dönün çabuk size anlatmam gereken şeyler var” dedim korku içinde. İkisi de arkasına döndü bize baktılar. Hızlı bir şekilde Ayşe’nin babasının nasıl biri olduğunu, Ayşe’nin bana neler anlattığını onlara anlattım.
“İşte öyle. Ben Ayşe’nin babasından çok korkuyorum” dedim endişeyle. Nazlı, “Sinem bunları neden daha önce söylemedin?”
“Ayşe’ye sözüm vardı Nazlı. Kimseye söyleme dedi ve şimdi söyledim size.”
“Tamam kızlar şuan bunun sırası değil, ya adam Sinem’e kötü bir şey yaparsa?” dedi Pelin.
Berk kollarını göğsünde kavuşturmuş arkaya yaslanmış sinirli bir tepkiyle,
“Hayır ben olduğum sürece Sinem’e kimse zarar veremez” dedi.
“Tamam ama ya bir şey olursa?” Bunu endişeyle Nazlı söylemişti.
“Hayır hiçbir şey olmayacak ben varım” dedi Berk.
Teneffüs on dakika olduğu için konuşma vaktimiz de azdı. Zil çaldı Nazlı ve Pelin önlerine döndüler hocayı beklerlerken bir yandan da sohbet ediyorlardı.
Hoca gelene kadar Berk, bu konuyu kapatmış bana çocukluğunu anlatıyordu. Dokuz on yaşlarındayken hiç yaramaz değilmiş iyi kalpliymiş hayvanları çok severmiş. Hayvanları özellikle kedileri çok severmiş o zamanlar, ama şuan sevmiyormuş. Nedeni, bir kedi onu çocukken tırmalamış ve o günden sonra kedileri sevmemiş. Elma ve armut yemeyi de sevmiyormuş bunun nedenini söylemedi. Neden söylemedi ki?
Anlattıkları bana çok garip geliyordu. Yani anlatamayacağım bir his. Sanki Berk’in bana bu anlattıklarını görmüş şahit olmuşum gibi. Sanki Berk’le çok yakın arkadaştık veya da bir şekil tanışmış ve yıllar sonra o çekip gitmiş ve ben onu unutmuşum gibime geliyordu. Ama bir türlü çıkaramıyordum onu. Ona sormak istiyorum ama nasıl soracağımı da bilmiyorum.
Hoca geldi. Ders fizikti. Her hoca gibi o hocada kendini tanıttı fakat bizim kendimizi tanıtmamızı istemedi. Oh çok şükür zaten kendimi tanıtmayı sevmiyorum.
Hoca bizle sohbet etti. Biliyorsunuz çoğu hoca “tatiliniz nasıl geçti?” der. Bazıları tatilinin nasıl geçtiğini anlattı fakat ben anlatmadım. Çünkü tatilimi anlatmayı da sevmiyorum.
Hoca sohbet bittikten sonra, “Gençler size bir duyurum olacak” dedi. Tabi ki yine sıraya bakıyordum. Yalan olmasın biraz utangacım. Yeni sınıfımda ki herkesten utanıyordum Berk, Nazlı ve Zeynep hariç. Biliyorsunuz iki senedir aynı sınıftayız ve şans eseri yine aynı sınıfa düştük. Kafamı kaldırdım ve Elif hocaya baktım. Duyuru varsa bende varım hocam.
Hoca gülümsedi ve anlatmaya başladı.
“Gençler biliyorsunuz bu okulda dört yıldır öğretmenim ve yeni gelen müdürünüz çok iyi.”
Ne çok mu iyi? Siz o müdürü bir tanısanız hocam tiksinirsiniz o müdürden.
“Ve gelen yeni müdürünüz sizin için bir veya da iki ay içerisinde bir gezi düzenleyecekmiş gezi bir gemide sahil turu olacak diye biliyorum yanınızda birkaç öğretmen ve müdür de olacak galiba. Sınıf hocalarınız size zamanı gelince açıklama yapar” dedi ve o her zaman olan alkış, bağırış, ıslık sesleri geldi. Sanki Survivordasınız ya o bağırış alkışlar ne öyle sadece bir gezi.
Hoca anca çıkan sesleri durdurabildi. Daha ilk günden sınıfımı sevmemeye başladım normal mi? Bence normal.
Tabi ki o geziye asla gitmeyeceğim. O adamın olduğu yerde benim işim olmaz.
Hoca bize birkaç öğütler verdi. İnanın bu hoca çok iyi bir hoca. Daha sonra lisede yaşadığı birkaç anılarını anlattı.
Hocanın anlatışı, bizle sohbet edişi o kadar güzeldi ki anlatamam fakat zil çalmıştı. Herkes sınıftan çıktı bir ben, Berk, Nazlı, Pelin ve birkaç kişi sınıftaydık. O adamdan o kadar çok korkuyorum ki onu görme korkusuyla teneffüslere bile çıkmak istemiyordum.
Nazlı, “Sinem hadi teneffüse çıkalım” dedi. Pelin’de ona katılır gibi kafasını salladı.
“Kızlar siz çıkın ben çıkmak istemiyorum” dedim korkumu gizleyerek.
Nazlı, “İyisin değil mi?”
Zorla gülümsedim cevap verdim. “İyiyim iyiyim siz çıkın ben sınıftayım” dedim ikisi de beni zorlamadan sınıftan çıkıp gittiler.
Yerimde oturmuş arkama yaslanıp kollarımı göğsümde kavuşturmuş etrafa bakınıyordum. Berk arkadaşlarının yanındaydı kısa süre sonra yanıma oturdu.
“Sinem neden teneffüse çıkmıyorsun?” dedi.
“Şey...”
“Noldu bir şey mi var?”
“Hayır bir şey yok ama ben o adamdan korkuyorum onu görmekten korkuyorum.”
“Çok değişik birisine benziyor değil mi? Seni çok iyi anlıyorum ama sana bir şey yapamaz.”
“Bilmiyorum” diyebildim sadece.
“İstersen gel beraber bahçeye çıkalım ne dersin?”
Biraz sessiz kaldım ardından isteksizce, “Olur” dedim.
Ayağa kalktık sınıftan çıktık bahçeye yöneldik. Biraz gezindik oradan Pelin ve Nazlı’yı gördük. Yanımıza geldiler.
“Sinem neredesin seni arıyoruz yukarı çıkıp baktık yoktun” dedi Nazlı.
“Evet Sinem seni arıyoruz” dedi Pelin. “Buradayım kızlar sınıftaydım yeni çıktık bahçeye” dedim hafif gülümsemeyle.
Kantine gittik kahve aldık bahçede bir boş bank bulup oturduk.
“Ee kimler geziye gidecek” bunu söyleyen Pelin’di.
“Ben o adamın olduğu bir ortama asla gitmem” dedim sinirle.
“Bende gitmiyorum geziye o adam gerçekten garip” dedi Berk.
“Bence de garip kızına yaptıkları ve bu okulda müdür olması çok garip ben bu adamı anlamadım bende gitmiyorum geziye” dedi Nazlı o da benim gibi sinirliydi.
“Tamam siz yoksanız bende yokum. Bende gitmiyorum o geziye iyice düşündüm de o adam gerçekten çok garip” dedi Pelin.
İkinci teneffüslerimiz yirmi dakika. Böyle bir şey geçen sene yoktu ve bu sene var. Muhtemelen yeni müdür istedi.
Bankta oturmuş biraz sohbet ettik evet Berk’te bu sohbete dahildi. Kısa süre sonra zil çaldı yine sınıfa yöneldik.
Şükür ki son derse geldik. Çünkü bugün baya yavaş geçti. Çokta yorgundum. Uykum çok geliyordu. Genelde bazen böyle oluyorum. Bir günüm yavaş geçerse sanki böyle çok çalışırsın, eve gelirsin yorgun halinle, işte şuan öyle hissediyordum. Bu dersimiz kimyaydı bu hoca da diğer hocalar gibi kendini tanıttı ve bizi serbest bıraktı. İlk başta kızlarla sohbet ettim ardından çantamda duran okuma kitabımı çıkardım okumaya başladım Berk’te arka sıramızda oturan arkadaşlarıyla konuşuyordu. Birkaç sayfa kitap okudum sonra uykum geldiği için odaklanamadım kitabı çantama geri koydum. Daha doğrusu sınıfta biraz gürültü vardı.
Çantamı aldım sıranın üzerine yatay bir şekilde koydum. Zilin çalmasına yirmi dakika vardı biraz kestirmek için kafamı çantamın üzerine koydum gözlerimi kapadım.
“Sinem hadi uyan. Beş dakika kaldı çıkışa.”
“Sinem hadi.”
“Sinem.”
Kafamı zorlukla kaldırdım gözlerimi kırpıştırdım. Yanımda duran Berk, “Günaydın uyuyan papatya” dedi. Papatya mı?
“Zilin çalmasına tam üç dakika var biz seni uyandırmasaydık sanırım sınıfta kalırdın.”
“Ama dalga geçme. İçim geçmiş uyumuşum.”
“Tamam tamam sinirlenme.”
“En sevdiğim çiçek papatya biliyor musun?”
“Tamamdır bundan sonra sana uyuyan papatya diyeceğim” dedi gülerek.
“Ama” dedim ve o an zil çaldı çantamı aldım. Berk’e, “Görüşürüz” dedim kızlarla sınıftan çıktık. Hemen evime gitmek istiyorum.
Merdivenleri hızlıca indim kızlar arkamda kalmışlardı. Bahçe kapısının orada kızları bekledim. Kısa süre sonra yanıma geldiler.
“Çok yavaş indin ya Sinem biraz daha hızlı inebilirdin” dedi Nazlı gülerek.
“Kızlar bence eve gitsem iyi olacak çünkü çok yorgunum.”
“Tamam kızlar hadi görüşürüz” dedi Pelin.
“Görüşürüz kızlar” dedim ve okuldan çıkıp eve gitmek için yola koyuldum.
Çok yorgun olduğum için tramvayla eve gitmeyi tercih ettim. Tramvay durağına hızlı ayaklarla gittim tramvayı kaçırırsam yürüyerek eve gitmek zorunda kalırdım. Oraya vardığımda Berk’i gördüm durakta oturmuş telefonuyla uğraşıyordu. Galiba çok hızlı yürüyor, benden önce oraya varmış. O da mı tramvayla gidiyor? Yada birini mi bekliyor? Ben neden çok düşünüyorum?
Berk’in yanına gittim oturdum. “Selam neden buradasın?” dedim. Telefonunu kapattı kafasını kaldırıp bana baktı
“Eve gideceğim tramvayı bekliyorum.”
“Evin nerede ki?”
“Bir avm var adı Selin AVM onun hemen yanında ki sokakta.”
“Gerçekten mi? Benim evim de o AVM nin karşısında ki marketin yan sokağında.”
“O zaman beraber okula gidip geliriz olur mu?”
“Olur neden olmasın yol arkadaşım olmuş olursun.”
“Tamam o zaman uyuyan kız. Yarından itibaren AVM nin önünde buluşalım.”
“Tamamdır.” O sırada beklediğimiz tramvay geldi. Berk’le ayağa kalktık tramvaya bindik.
Tramvaydan indik biraz yürüdük Selin AVM nin orada evlerimize döndük.
“Anne ben geldim!” dedim içeriye girerken. Annem seslendi, “Hoş geldin kızım acıkmışsındır hadi gel.”
“Tamam annem hemen geliyorum.”
Odama geçtim rahat kıyafetler giydim lavaboya gittim elimi yıkadım mutfağa yöneldim. Bu arada artık öğlenci değilim sabahçıyım. Haliyle babam hâla işteydi.
Yemeğimi yedim mutfağı toparladım. Kendime çay yapacaktım anneme, “Anne çay yapıyorum ister misin?” diye seslendim. Annem, “Gerek yok kızım sen yap kendine” dedi.
Çayımı yaptım bardağımla oturma odasına gittim. Koltuğa oturdum telefonumdan sosyal medyada gezinmeye başladım. Annem bir süre sonra, “Günün nasıl geçti kızım?” dedi.
“İyi geçti anne ama bugün çok yavaştı onun için odama gidip uyuyacağım”
“Tamam kızım git dinlen.”
“Anne bu arada Berk vardı ya.”
“Hangi Berk şu seninle hâla aynı sınıfta olan mı?”
“Evet anne. Berk Selin AVM nin oralarda oturuyor bugün eve tramvayla geldim onu gördüm öyle öğrendim.”
“İyi kızım istersen onunla okula gidip gelebilirsin. Anlattığına göre iyi çocuk.” Evet anneme tatilde ara ara Berk’i anlattım. Zor günlerimde hep beni aradığını anlattım. Fakat annem nasıl buna izin verdi anlamamıştım. Berk’ten çokta bahsetmemiştim. Neden hemen iyi birisi olarak algıladı ki? Tamam iyi biri ama annem hemen hemen herkese güvenmezdi.
“Tamam anne. Ben odama geçiyorum çok uykum var.”
“Tamam kızım benim”
Odama gitmek için ayağa kalktım gidecektim ama anneme her şeyi anlatmalıydım. Ayşe’nin bana söylediklerini, omuzunda ki yarasını ve okula onun babasının müdür olarak geldiğini anneme söylemeliydim.
Annemin yanına oturdum korku ve telaşlı şekilde olan biten her şeyi anlatmaya başladım.
Annem de benim gibi şok olmuştu. Müdür için de bana, “Okulda dikkat et kızım, aklım sende kalacak her gün” demişti. Annem endişeliydi. Anneme sıkıca sarıldım ona korktuğumu iyice belli etmemek için yalandan gülümsedim.
“Dikkat ederim annem, sakın endişelenme.”
Annem benim duygularımı hemen anlayabiliyor. Onun için bana daha endişeli baktı saçlarımı okşayarak, “Kızım korktuğunu anlıyorum benden gizleme. Seni çok iyi biliyorum” dedi ellerini saçlarımdan çekti ve sımsıkı sarıldı. Annemin korktuğu çok belliydi.
Aradan biraz sonra anneme,
“Anne ben yorgunum odama geçiyorum” dedim, annem bu sefer korkusunu benden gizleyerek benim yaptığım gibi gülümsedi.
“Tamam kızım dinlen sen.” Ayağa kalktım anneme gülerek,
“Bak sende aynı benim gibi yaptın korkunu gizledin, anlıyorum seni” dedim ve sonunda gerçekten de annemi güldürmüştüm. Annemin yanağına bir öpücük kondurdum. İkimizin yüzünde de büyük bir tebessüm oluşmuştu.
Odama yöneldim kulaklığımı taktım bir müzik açtım kendimi yatağıma attım o an ki yorgunlukla gözlerim hemen kapanmıştı.
İstemsizce uyandım saate baktım saat 19.35 ti. Babam 20.00 a doğru evde oluyor. Ve ben saat 17.30 gibi uyumuştum. Oha Sinem bu kadar uyumakta ne?
Yatağımdan kalktım kapıyı açtım annemi biran karşımda görünce hafif bir çığlık attım. Babam hemen yanımıza geldi. “İyi misin kızım?”
Gülerek babama, “İyiyim baba kapıyı açtım annemi biran görünce bağırdım.”
“Kız Allah ne etmesin Sinem seni uyandırmaya geliyordum” dedi annem gülerek.
“Ama anne ben ne yapayım dalgınlığıma geldi sadece.”
“Tamam kızım şaka yapıyorum hadi gelin yemeğe.”
Ailecek yemeğimizi yedik. Yedikten sonra oturma odasına geçtik hep beraber dizi izledik.
Dizi izlemeye o kadar dalmışız ki dizi bitince saate baktım saat 23.56’ydı.
“Anne baba ben odama geçiyorum geç oldu iyi geceler.”
“İyi geceler kızım.”
“İyi geceler prensesim” bunu diyen babamdı. Annem bana küçükken hep ‘benim bal kızım’ derdi fakat babam ise küçüklükten şu ana kadar bana hep ‘prensesim’ derdi.
Odama geçtim. Pijamalarımı giydim ışıkları kapattım. Yine her zaman ki gibi kulaklığımı taktım müzik açacakken Berk mesaj atmıştı mesajlara girdim.
“Uyudun mu?” yazmıştı. Fakat bunu bir saat önce yazmıştı. Cevap verdim.
“Hayır uyumadım.”
Yazdım yolladım. Hemen cevap geldi.
“Yarın saat 7 buçukta AVM nin önünde buluşuyoruz. Uygun mu?”
Cevap verdim.
“Evet uygun.” Yine hemen cevap verdi.
“Tamamdır o zaman. İyi geceler.”
“İyi geceler.”
Bir müzik açtım yatağıma yattım. Yorganımı iyice üzerime geçirdim.
Gözlerim yavaşça kapandı. Ve yine derin bir uykuya daldım.