Sabah erkenden kalktım ve hazırlanmaya başladım. Bu gün önemli bir toplantım vardı. Tesise zamanında yetişmeliydim fakat canım ev arkadaşım Selen tabikide bunu zorlaştırıyordu. Evimizde bir tane banyo var ve acilinden bir duş alıp çıkmalıyım ve bilim bakalım kim bir saattir banyoda.
Kapıyı bir kez daha tıkladım."Selen beş dakika içinde çıkmassan kapıyı kırar ben çikarırım seni. Yeter ya geç kalıcam."
bir yandan kapıyı tıklıyor bir yandan bağırarak söyleniyordum.
"Uff taman be, çıktık."kapının kilidi açildi ve ardından üstünde bornozuyla Selen çıktı. "Çatladın hee, 5 dakika beklicen kurtlandın."
"Beş dakika mı? Sen beş dakikadır içerde durduğunumu düşünüyorsun çatlak seni, en az iki saattir seni bekliyorum saat 6 da kalktım saat şuan 8.30 ve sen yeni çıktın."
Onu kenara yavaşça itip banyoya girdim heryer buhar olmuştu. Kapıyı kapatıp kilitledim ve hemen banyoya girdim. Çıkar çıkmaz hemen hazırlandım üstüme hafif dekolteli beyaz bir gömlek altımada tam bedenime uygun ispanyol paça bir pantolon giydim ve hafif bir makyaj yaptım.
Hemen yola çıkıp tesise gittim. İçeri girdim ve odama doğru yürümeye başladım. Burası 27 katlı bir gökdelendi fakat ben odamı bilerek zemin kata aldırmıştım çünkü zaman önemlidir öyle değil mi?
Odamın hemen karşısında ise Elif'nin odası vardı. Elif benim hem yakın arkadaşım hem de benim gibi bir ajandı. Fakat çok fazla görevlere gitmez daha çok görev için gerekli bilgileri toplar ve işimizi kolaylaştırırdı. Birlikte çalışıyorduk ve sahaya çıktığı zamanlar gerçekten gerektıği zamanlardı. Yani her türlü sahadaydı fakat görünmeyi pek semezdi. Lakabıda buydu zaten gölgeydi. Ona küçük bir baş selamı verdikten sonra içeri girdim. O kadar büyük bir odam yoktu.
Odanın hemen ortasında orta boylarda bir çalışma masası hemen yanında küçük bir kütüphane ve L şeklinde bir koltuk vardı.
Kendimi çalışma masamın sandalyesine bıraktım. Hayatımın en yorucu bir haftasıydı. Bir görevim bitiyor diyer görevim başlıyordu. İzin günlerim ise görev bittikten sonraydi. Fakat dün görevimi tamamlamama rahmen izin yapamiyordum. Bu çok nadir olurdu. Ve evet o nadir günlerden birindeyim. Toplantımın başlamasına yarım saat vardı.
Ve ben can sıkıntısından ölmek üzereydim.
Biri içimdeki sesi duymuş gibi kapımı çaldı.
"Gel."dememle kapının açılması bir oldu. Gelen Elif'ti.
"Selam bebeğim,nasılsın?"kendini karşımdaki siyah deri koltuğa bıraktı.
"İyiyim,sen?"
"Bende iyiyim,sana bir haberim var?"
"Güzel mi?"
"Bilemiyorum."
"O zaman söyleme"
"Şuan öğrenmessen toplantıda öğreniceksin."
"Uff,söyle tamam."
"Yeni bir iş aldın."dedi. Ee bunu zaten biliyordum. Toplantıları zaten çoğunlukla bunun için yapardık.
"Eee..."dedim bildiğimi gösteriricesine.
"Bildiğini biliyorum,bunla bitmiyor. Bu görev biraz tehlikeli büyük ihtimalle tehlikelerini anlatmazlar. Sadece tehlikeli olduğunu vurgularlar o kadar."burda durdu derin bir nefes aldı ve devam etti.
"Bu görev diyer aldiğın görevlere benzemiyor Alev iki katı dikkat iki katı güç gerekiyor. Sana toplantıda anlatılınca küçük gibi gele bilir ama altında ne yattığını bilmiyoruz."bu noktada bir daha durdu ve masada olan ellerimi tuttu.
"Bunu sana takım arkadaşın olarak değil bir arkadaşın olarak söylüyorum. Bu işin sonunda ölüm bile olabilir Alev. Zarar görmeni istemem. Ama tabiki karar sana kalmış. Ne yapmak istersen arkandayım ve hep yanında olucam."ellerimi bırakıp arkasını yaslandı. Benden bir cevap bakliyordu.
"Nasıl bir şey olduğunu görmeden bir şey söyleyemem, sana tek diye bileceğim şey bu bizim görevimiz ucunda ölümde olsa
bize söyleneni yapmalıyız."tam bir şey söylmek için ağzını açıyordiki ondan önce davrandım.
"Biliyorum,böyle riksli işleri yapmak zorunda değiliz falan filam. Eyer gerçekten altından kalkamıyacağımı sezersem bu işe zaten kalkışmam. Ayrıca eyer ölmek umrumda olsaydı bu işi zaten yapmazdım."
"Farkındayım,"dedi Elif bıkkınlıkla ve devam etti. "Bende aynı şekilde fakat bana bişi olması umrumda değil ben sevdiklerimi kaybetmek istemiyorum, beni anla eyer böyle bir görevin tam ortasına koyulsaydım sende aynı şeyleri söylerdin."
"Hey yanlız olmıyacağım gölge,unuttunmu biz bir takımız,"koluna dostça bir kere vurdum. "Sende orada olursun elbet."
"Ah katılıyorum tilki,"tilki benim lakabımdı. "Kesinlikle orada olucam."
Kapı bir kere daha tıklandı.
"Gel."
İçeri Melek girdi. Melekte bizimle birlikte çalışıyordu fakat o daha eğitildiği için sahalara çok nadir çıkıyordu.
"Alev abla,başkan sizi çağırmamı söyledi. Toplantı birazdan başlıyacakmış."
"Tamam canım çıka bilirsin sen."dedi Elif gülümseyerek.
Melek ikimizede gülümseyip odadan çıktı.
İkimizde kalkıp toplantı solonuna gittik.
"Hoş geldiniz kızlar geçin oturunda hemen başlayalım."dedi başkan.
Toplantı salonunda ben,Elif,Melek,Başkan ve bir kadınla, bir adam vardı. Kadınla adamı daha önce görmediğime kalıbımı basardım. Tahmini elli yaşlarındaydılar. Görevle ilgili kişiler olduğunu düşünüyordum. Düşümcelerimi Melek böldü.
Toplantı salonundaki büyük beyaz tahtanın önünde dikiliyordu.
"Evet,hiç vakit kaybetmeden görevi anlatayım."dedi ve hiç durmadan devam etti."Bu adam Salim Aslan büyük bir giyim markası ajansının sahibi. Adamın başka işlerlede uğraştığını düşünüyoruz fakat en küçük bir kanıt bulunur bulunmaz yok oluyor. Görevin temelini anladığınızı düşünüyorum."tabikide anlamıştım. Görevin temeli basitti uğraştığı yasa dışı işleri ortaya çıkarmak.
"Bu adam Salim Aslanın oğlu,Ateş Aslan görevin temeli Ateş Aslana bağlanıyor. Elif ablanın bulduğu bilgilerde Salim Asla'nın, Ateş Aslan'a pekte iyi davrandığı söylenemez. Kurbanımızı Salim Aslan bilmesede o seçiyor ve tabiki biricik kızı Ece'den vaz geçmiyeceği için oltayı oğlunun ağzına taktı."iltiraf etmek gerekirse son bir kaç cünleyi anlamamıştım ama yinede bozuntuya vermedim tabi.
"Alev abla görev burda sana düşüyor," karşımdaki kadınla adamı gösterdi.
"Adnan bey ve Yaren hanım, görevdeki adlarıyla Serhat bey ve Ayşenur hanım."
dedi ve anlatmaya devam etti.
"Görevde annen ve baban,çok zengin ve soylu bur ailesiniz fakat şirketiniz batmak üzere o yüzden seni Ateş Aslanla evlendirmeye karar veriyorlar. Sen istemiyorsun çünkü senin hayallerin var. Hayalin seni biraz heyecanlandıra bilir çünkü gerçektede yaptığın bir aktivite. Orta okuldan beri basketbol oynuyorsun ve büyük bir yetenğin var bunu ilerletmek istiyorsun fakat annen ve baban malesefki biraz geri kafalı olduğu için basketbolu kadınların oynayamıyacağını düşünüyor. O yüzden büyük bir kavga ediyorsunuz ama tabiki günün sonunda ailenin dediği oluyor ve evlenmeyi kabul ediyorsun."hikayeyi sevdim kolaylıkla rolu üslene bileceğime eminim. Başımı yavaşça aşağı yukarı salladım.
"Ama karar senin Alev abla, adamların ne iş çevirdiğini tam olarak bilmiyoruz bu işin sonunda ölüm bile olabilir."dedi Melek son olarak.
Hemen ardından başkan komuştu.
"Kalıcağın malikane korunuyor olucak, malikanenin içinde ve dışında sayısız adamımız olucağını belirtmek isterim. Elif'te senle birlikte sahada olucak. Onunda kendi çapında önemli bir yeri olucak.Yani anlıyacağın korunuyor olucaksın en küçük tehlikede yardım iatemen yeterli görevi bitirir seni ordan çıkarırız. Ama tabiki karar sana kalmış."
Ne kaybederdim ki? Hayatımı mı çok ta sorun değildi. Ayrıca korunuyor olucaktım bir yardım çağırışımla her şey çözülürdü.
"Kabul ediyorum, ne zaman başlıyacağız?"
"Bir haftaya her şey hallolmuş olur."dedi başkan."Toplantı bitmiştir çıka bilirsiniz."
Ayağa kaltım ve toplantı solonundan çıkıp odama doğru yürümeye başladım.
Meleğin "Alev abla"diye bağırmasıyla arkamı döndüm. Hemen yanıma gelip karşımda durdu.
"Başkan sana bu listeyi vermemi istedi. Dış görünüşünü değiştirmeliymissin."
Listeye boş gözlerle bakıyordum daha öncede dış görünüşümü değiştirmiştim ama bunu bir listeyle tapmamıştım tabiki.
"Burda saçını boyayaçağın renk tonuna kadar yazıyor. Bu listeye uymalımıssın"diye küçük bir açıklama yaptı Melek.
"Tamam,saol."dedim ve listeyi alıdım.
Melek tam dönmüş gidiyorduki onu durdurdum.
"Melek."
Arkasını döndü.
"Efendim abla."
"Bu gün başka bir işim yok değil mi?"
"Hayır abla yok,neden sordun?"
"Başka bir işim yoksa eve gidicemde o yüzden sormuştum,saol tekrardan."
"Rica ederim."dedi.
Aynanda birbirimize arkamızı dönüp yürümeye başladık. Odamdan eşyalarımı toplayıp alışverişe çıkacaktım. Listede yazanları almalıydım.
...
Aynı gün yaşadığı malikanedeki odasında oturan Ateş kapısının tıklanmasıyla okuduğu kitaptan kafasını kaldırdı.
"Gel."
İçeri giren yardimcıları Fatmaydı.
"Ateş baban seni yemek solonuna çağırıyor."
Fatma Ateş'in yardımcılarından birisi olmasına ramen Ateş'e adıyla sesleniyordu bunu Ateş istemişti çünkü annesinden tam olarak göremediği sevgiyi ona Fatma vermişti. Evin en eski çalışanıydı. Elli yaşlarında bir kadındı.
"Tamam Fatma abla,geliyorum şimdi."
Fatma odadan çıkıp aşağıya indi. Ateş ise babasının yanına indiği için altındaki eşorymanı çıkarıp altına siyah kumaş pantolonunu ve beyaz gömleğini giydi. Babasının katı kurallarından biride buydu. Onun karşısında hiç rahat olmamalıydı. İşe gidermiş gibi giyinmeli ve dimdik durmalıydı.
Hemen aşağıya indi Ateş,babası onu kolay kolay çağırmazdı göz önünde durmasınıda sevmezdi. Çağırdığına göre önemli bışı olmalıydı. Hemen aşağıya inip yemek salonuna girdi.
Üvey annesi, babası ve kardeşi Ece yemeklerini yiyordu.
"Sonunda teşvik ettiniz."dedi babası Salim soğuk bir sesle.
Geçip babasının yanındaki sandalyeye oturup ellerini kucağında birleştirdi. 28 yaşında olmasına rağmen hâlâ babasının yanında bir çocuk gibi oturuyor konuşması gerekmiyince konuşmuyordu.
"Beni çağırmışsın baba."
"Evet seni çağırdım önemli bir konu konuşmak için." Ateş'in yüzüne bakmıyor önündeki mercimek corbasını içiyordu.
"Tabi."dedi Ateş ne diyeceğini bilemeden.
"Evleniyorsun."dedi Salim pat diye.
Algılayamadı ilkten Ateş evleniyormuydu?
"Efendim?"diye bildi sadece.
"Evleniyorsun."diye tekrar etti Salim.
Doğrumu duymuştu, ne evlenmesiydi.
"Ama-"diyecek oldu fakat babasının keskin bakışları ona dönünce lafını tamamlayamadı.
"Sana isteyip istemediğini sormadım! Evleniyorsun bitti."
Masadakilere tek tek baktı Ateş. Üvey annesi çorbasını içiyir bir yandanda sırıtıyordu. Kardeşi Ece ise abisine üzgün gözlerle bakıyordu. Bu ailedeki ona tek iyi davranan kişi Ece'ydi. Annesinden bunun yüzünden çok azar işitmişti. Hepsinide duymuştu Ateş. Buna rahmene ona hep iyi davranmiştı Ece. Oda ona hep abilik yapmıştı.
"Peki."dedi Ateş hayır diyemezdi gücü yoktu buna herkeze kaplan babasına kediydi. Babasına istesede sesini yükseltemiyirdu. Zaten hayır desede babası ne yapar eder onu evlendirmenin bir yolunu bulurdu nasıl olsa.
Masadan kalkıp tekrar odasına döndü. Bir bu kalmıştı. Tanımadığı bilmediği bir kadınla evlenmesi.
...
Gereken şeyleri alıp eve gelmiştim. Şimdi ise Selenle aldığım vişne kırmızısı rengindeki boyayla saçımı boyuyorduk. Selen ajan olduğumu bilen iki kişiden biriydi. Diyeri ise Rıza babamdı.
Dış görünüşümü değiştirmeme çoğunlukla Selen yardım ediyordu.
Siyah saçlarımı hiç açmadan sürmüştük boyayı.
"Bu renk sana yakışırsa hep boyayalım ne dersin?"diye bir soru yoneletti bana Selen.
"Rüyanda derim Selen,rüyanda."
"Aman be sen de hemen yükseliyorsun, ne kadar güzel bir değişiklilik olurdu işte. Allah Allah ya."
"Tamam, tamam kızma hemen. Saçımın rengini seviyorum ben. Hem kim bilir kaç ay kalır bu boya saçımda yeterde artar o kadar değişiklik bana."
"İyi."dedi ters ters onun bu ters halleei çok komik oluyordu beceremiyordu çünkü. Sırıttım hafifçe.
"Ne sırıtıyorsun?"dedi hâlâ ters tutmaya çalıştığı sesiyle.
"Hiç,"dedim ç yi uzatarak "Öylesine."
Saçımı boyamayı bitirdi. Biraz bekledik ve yıkadım. Yakışmıştı. Ama gerçeği söylemek gerekirse bu rengi bir daha kullanmazdım.
(Bir hafta sonra)
Üstümdeki gelinliği düzelltım ve son olarak rimelimi tazeledim. Gözüme taktığım mavi lensler çok rahatsız ediciydi ama çıkaramazdım. Bu gün evleniyordum yani görevin başladığı gündü. Evleniyordum evet kesinlikle evleniyordum ve hiç heyacanlı değildim.
Neden acaba dedi içimden bir ses.
Görev için olduğundandır belkide dedi başka bir ses.
Evet iç seslerim resmen benimle dalga geçiyordu.
Kapım tıklandı.
"Gel."
İçeri giren kişi Selen'di.
"Çok güzelsin."dedi hayran gözlerle bakarken. Gerçekten evlenmediğimi o da biliyordu fakat alışmıştı artık.
"Teşekkür ederim bebeğim."
"Gözlerim kamaştı Nil."dedi arkadan çıkan Ali. Görevdeki adım Nil'di. Ali ise yine tesiste çalışan bir ajamdı. Aynı zamande çocukluk arkadaşımdı. Görevdede çocukluk arkadaşımdı gerçi orası ayrı.
Kapının ordan beni süzüyordu.
"Saol Caner." Onun görevdeki ismide Canerdi.
"Neyse hadi inelim aşağıya başlar birazdan düyün."
Birlikte aşağıya indik. Ateş bizim oturacağımız masada oturuyor ve etrafı izliyordu yüzü düzdü ne hissettigi veya düşündüğü belli olmuyordu. Selen ve Ali'den ayrılıp onun aynındaki sandalyeye oturdum. Bana hiç bakmadı. Bende ona hiç bakmadan etrafı seyretmeye başladım. Sessizliği bozan o oldu.
"Hemen heyecanlanmamanı önemirim. Senle şuan evlensem bile illaki boşanıcaz bu gerçek bir evlilik değil."
Onun bu lafı beni güldürdü.
"Senle evlenmek için heyecanladığımı kim söyledi. Ayrıca boşanmamız işime gelir."
"İyi."dedi ters ters.
"İyi."dedim bende onu taklit ederek.
Ne kadar zaman geçti bilmiyorum hiç birbirimize bakmadık ve en sonunda nikahımızı kiyacak nikah meymuru geldi.
"Siz Ateş Aslan hiç bir baskı altında kalmadan iyi günde kötü günde hastalıkta ve sağlıkta Nil Varolu eşiniz olarak kabuk ediyormusunuz?"
Mikrofona doğru eyildi Ateş.
"Evet."dedi duz bir sesle.
"Peki siz Nil Varol hiç bir baskı altında kalmadan iyi günde kötü günde hastalıkta sağlıkta Ateş Aslanı eşiniz olarak kabul ediyormusunuz?"
"Evet."dedim bende düz bir sesle.
Aynı sorular nikah şahitlerinede soruldu onlarda evet dedi. Nikah cüzdanı imzalandı ve resmi olarak evlendik.
Ve evet hayatımın hatasını yaptığımı bilmeden Ateş Aslanla evlendim.