İçeriğe geç

İntikam ateşi

Bölüm 1 · 3 dk okuma

İntikam ateşi

Bölüm 1

GÖREV

Karanlıktan ölen derler. Oysa saklanmaktan korkmazlar. Ta ki biri bunu söyleyene kadar... Karanlıktan hiç korkmadım, ortaya çıkanların içinden geleceklerden geleceğim. Dövülmekten korkmadım, dövmekten korkuyorum. Kalbimi hissetmeyi değil, kalbinin sesini dinlemekten hoşlanıyorum. Ben hep azım. Korkunun tepesi gidersen korkunu yenersin derler. Korkularımı hiç yenemedim. Benden parçalarım, benden tiksindiler. Yüzümdeki sayılardan, dudağımın boyunca ki kana izinden, iki yanağımdaki el izlerinden kaçtılar. İnsanların hep dış görüntüsüne bakarlar. Bu nedenle ön yargılardan kurtulamazlar. Bu yaşıma kadar ön yargılı davranmadım. Ve ben Eflal, 19 yaşındaki annemin ve babasının nerede olduğunu bilmeyen biri vardı. Hazır mısın?

"İntikam görevini ver!" Hırıltılı sesimle istediğim gibi bağıramamıştım. Başımı kaldırdım. 30 yıllık hayatın ama benim zar zor hatırladığım bir adama geri döndü. Önce alaycı bir kahkaha, ardından "sadece" dedi. Nefret dolu gözlerle ona baladığım sırada eli şıklattı. Arkasında 5, 6 kişilik kahkaha atılmaya başlandı. onların gülümsemelerini ve aynı anda karnıma ağrı girdi. "İntikam görevi ver aşağılık herif!" Karşımda ki adamın başarısının ortaya çıkması. Kafamı aşağıya çevirdim. "Sedat" diye mırıldandım. Kafamı tekrar yukarıya çevirdiğimde Sedatın gözleriyle karşılaştım. .yüzlerinde ki o alaycı ifade yerine ciddi bir hal almıştı.

"Bugünlük burada kalacaksın. Yarın görevi vericez. Amir sana ekmek ve su verecek."

Sedat konuşmasını sürdükten sonra elini iki kez şıklattı ve sonra eldekiler Sedatın saçılabileceği kapıdan dışarı çıktılar. Morg da sadece Amir denilen kumral parlak, ela gözlü, ince dudaklı, oldukça uzun kirpikli, 25 yaşlarında ki adamla başa çıkmıştı.

"sana bugün sadece ekmek ve su mutluyum. Patronu duydun. Oysa daha çok şey yapmak istemiyorsun. Üzgünüm ufaklık"

"Seni rejimden istemiyorum. Buradan nefret ediyorum!"

"Burası senin ailene. Ve hep öyle kalacak. Burada senin yaşama sebebin. Kalbini dinleme ufaklık. Aklını kullan. Sadece aklını kullan."

"Hiçbiriniz umurumda değildiniz." Derinden bir çıkarmadan "Artık git" diyebildim sadece.

"Ekmek ve su... İyi uykular Eflal." Alaycı bir kahkaha attı.

"siktir git Amir. Git amir. Çık amir" alaycı kahkahasıyla kapıdan çıktı. Koskoca morg da tek yerde bulunan yerde karşımda ki gördüğüme baktım. Tam altında tutuldum, loş sarı ışık arada bir yanıp sönüyordu. Oysa ben sarı renkten de ışıktan da nefret ediyordum. İç sesimi dinleme diyordu Sedat. Yoksa tam bir aptala dönüşümün diyordu. Asıl aptal olan kendisiydi.

Altı saat! Koskoca altı saattir hiç kıpırdamadan karşımda ki izliyorum. Hiç bir şey düşünmeden öylece duvar kağıdına bakıyorum. İç sesimi dinliyor istemesem de 'kalbini dinle, kalbini dinle' diye bağırıyordu.

"Artık sus! Yeter! Dinlemek istemiyorum seni. " Ve evet artık deliriyordum. tek bir şey yok morg da yerde ortada kendi kendime bağırıyordum. Başıma çok bağırmaktan ağrılar dökülmeye başladı. Eliminasyon sürelerini harcayıp saç diplerimi çekiştirdim. Gözlerimden istemsizce yaşlar akıyordu. Alt dudağımın ömrü boyunca kan akıyordu.

"Eflal! bağırmayı kes. Amir! sen hala bunun yemeğini götürmedin mi?" bu ince sesli bağıran Arjun vardı. Emirden ses çıkmıyordu. Delirmek üzereydim. Hatta deliriyordum, hayır hayır ben bas baya deliydim.

'sakin ol, sakin ol Eflal, Efl-' patlayan bir silah sesinden dolayı oturduğum yerden sıçradım. Sedat ın bağırma sesleri kulaklarında yankı yapıyordu. Kokarak kapalı kapının önünde sürünerek ilerledi. Oldukça yavaş bir şekilde kapıda ki küçük camdan baktım Amir gördüm. Öylece durmuş karşı karşıyaydı. Tek kişinin yaşı boşalıyordu. Bağıracaktım ama hayır, bağırırsam beni de yapacaklardı.

"Yapma" dedi Amir. Sadece 'yapma' dedi. Daha çok şey söylemek istedim. Bağırsın istedim. ama 'yapma' ile yetindi. Ardından silah sesi. Emir gözünün önünde yere yığıldı. Tam göğsünün üzerinden kanlar boşalıyordu. Korkuyla geri atmayı reddetti. "Sakin ol. Sakin ol. Eflal sakin o- Olamıyorum böyle bir durumda nasıl sakin olabilirim?" sesim oldukça gür olduğunda beni fark etme olasılıkları baya büyüktü. Yerde sürünerek ortada ki ölülerin yıkandığı yatak gibi bir yerde saklandım.

"Şurada ki oda" dedi tanıdığım bir ses. korkudan karnıma ağrılar karışıyordu. ölecektim. Hayır ölmek istemiyorum. Ardından kapı tekmeyle açıldı. Azrail beni bu yaşımda ölüme kavuşacaktı. Ecelim susamıştı.

Bölüm sonu

1 yorum