"Kahramanlık taslamanın bedeli budur, Mert," dedi sakin bir sesle. "Amcanın seni buraya göndermesi büyük bir hata. Ama seni sorgulamadan öldürmek istemiyoruz. Bize her şeyi anlatacaksın."
Sessizce onun gözlerine baktım, acıyı göstermemek için dişlerimi sıktım. "Hiçbir şey anlatmayacağım," dedim kararlılıkla.
Adam gülümsedi ve tepsiden bir alet aldı. "Bakalım ne kadar dayanabileceksin," diyerek işkenceye başladı. İlk darbede acı tüm vücudumu sardı ama dişlerimi sıkarak sesimi çıkarmamaya çalıştım. Her vuruşta acı dayanılmaz hale geliyordu ama Sara'yı ve amcama verdiğim sözü düşünerek dayanmak zorundaydım.
Adam her sorusunu yinelediğinde, her seferinde aynı cevabı verdim. "Hiçbir şey bilmiyorum." İşkence devam ederken, zamanın nasıl geçtiğini bilmiyordum. Vücudumun her yerinde yaralar açılmıştı ve kan kaybından bayılacak gibi hissediyordum.
Sonunda adam bir süre durdu ve bana baktı. "Dayanıklısın, Mert. Ama her insanın bir kırılma noktası vardır. Seni o noktaya getireceğiz." dedi.
Kapı tekrar açıldı ve birkaç adam daha içeri girdi. Bir plan yapmalıydım ama kaçacak gücüm kalmamıştı. Gözlerim kapanırken, aklımdaki tek düşünce Sara ve amcama verdiğim sözlerdi. Buradan sağ çıkmak ve intikam almak zorundaydım.



