İçeriğe geç

İntikam Arzusu

Bölüm 2 · 5 dk okuma

İntikam Arzusu

Bölüm 2

Geçmişin kalıntıları

"Bana yardım et!" Diye çaresizce inledi, kayıtsızca izlediğim o kız çocuğu.

"Yardım et lütfen" diyerek içinde bulunduğu yatakta kıpırdanmaya çalıştıysada boşuna, kurtulamazdı o karanlık yataktan.

"Yalvarırım lütfen yardım et bana"

"Yalvarma!" Diye bağırdı. O küçük titreyen bedeniyle karşımda dururken zavallığını kaldıramadım. zavallılığımızı.

"Sakın yalvarma bir daha" diye tekrar ettim bu sefer sert ama bağırmayan bir ses tonuyla.

"Bırakmadı, bırakmayacak, bırakmıyor, ve sen zavallı gibi yalvarıyorsun, yalvarma! Bağır istiyorsan sesin kesilene kadar çığlık at yada bir kere kafanı kullan ve kurtul, bir kere çaresizliğine çare bul..." Derken dolan gözlerime lanet ettim.

"Lütfen bir kere bir yol bul" başını iki yana salladı.

"Yardım et bize" dedi acıklı bir iniltiyle.

"Kurtar bizi"

"Yapamam..." Dedim sert ve kayıtsız gözlerle bakarak.

"Yapamam, yapamam, yapamadım! YAPAMIYORUM!" Uyanmak istiyordum, bu kabusa yıllardır dalıyorum artık uyumak istemiyorum.

Soluğum kesilirken artık uyanmıştım, kabuslarım ilk defa beni bu kadar erken bırakmıştı, kasılan bedenimin titremesi devam ederken ben titremelerimede lanet ettim, dolan gözlerime lanet ettim, ben yaşadıklarıma her gün ki gibi tekrar lanet ettim.

Yatağımda doğrulup ayaklarımı aşağı sarkıttım, midemde hissettiğim bir bulantıyla banyoya doğru koştum, midem ağzıma gelirken kapağını açtığım klozete boş midemde kalan ne varsa hepsini boşalttım, bedenim öğürmelerden dolayı artık yorgun düşmüştü, kaç yıldır bu böyleydi? Hatırlamam imkansızdı, hayatımın 1. Evresi bittiğinde beri bu böyleydi, yok olmaya başladığımdan beri, her gün ruhumdaki ormandan bir ağacı kül ettiğimden beri, aslında parça parça bitmeye başladığımdan beri.

Ama zaten bitmedimmi ben? İçimdeki acının ateşi yok etmedimi beni? Evet yok oldum ben, hayatım ve benliğim ikiye bölündü ve birincisi yok oldu, öldü, öldürdüler. O benim tek sığınağımdı, şu kimsesiz hayatımda bir o vardı, bir tek ben vardım, artık o da yok, artık bende Yokum, sadece intikam var.

Banyoya girip duş alırken tenimden süzülen her bir su damlası buhar oluyordu sanki, ben ateş değildim, eş anlamlısı, acıydım ben, çaresizce bir acı, inilenemeyen yorgun bir acı, feryadı ruhunda kopan sessiz bir acı. Ben acıyım ve acı ateştir, ateş yangına gebedir.

Duşumu aldıktan sonra odama girip dolabımda. Rastgele bir pantolon ve tişört aldım, çok çeşitli renkler yoktur dolabımda zaten, siyah gri ve füme den oluşan kıyafetlerim aşşırı iç açıcı duruyordu (!) kıyafetlerimi hızla giydim ve kahvaltımı yapmadan bizim ofise doğru yol aldım, bir kaç ay önce hedefimize oldukça yaklaşmıştık, şimdi Cem'den gelen bir haberle bütün ekip tekrar o ofiste buluşacaktık.

Tekin olmayan bir mahallenin o sokağındaydık, bir ekip olarak buraya geldiğimiz sokak.

10 yıl önce

YAZATIN ANLATIMIYLA

"İMDAT!!" Diye bir feryad koptu sokaktaki bir kız çocuğundan.

"Lütfen.. lütfen yardım edin!!" Zar zor nefesler alıyor, göğüs kafesi hızla kalkıp iniyordu, o küçük bedeniyle kendisini kovalayan kişilerden koşarak kaçıyordu, ama bacakları daha fazlasını kaldırabilecek güce sahip değildi.

Kesilen nefesiyle beraber dizlerinin üzerine düştü, arkasından kendisine hızla yaklaşan adım seslerinin ardından oda aynı hızla ayağa kalktı ama koşmaya başlamadan tekrar yere kapandı.

Kalçasının üstüne oturdu ve arkasını döndüğünde tüm korkunçluğuyla karşısında duran adama korku dolu gözlerle baktı.

Kendisine yavaş adımlar atan adamlardan oturduğu yerden arkasına doğru sürünmeye başladı.

"Lü-lütfen bırak beni" sesi inciler gibi çıkmıştı, suratına yapışan saçları, hızla verdiği nefesleriyle savruluyordu.

"Bak sen şu küçük velede, o bücür bacaklarınla ne kadar kaçabileceğini zannediyordun ha?"

"Bırak beni, bırak yoluma gidiyim, yemin ederim kimseye

Hiç bir şey anlatmayacağım, lütfen gitmeme izin ver" sesi yalvarır gibiydi, yalvarıyordu zaten, o küçük bedeniyle başına geleceklerinin korkusuyla yalvarıyordu.

"O çocuğun kaçmasına sebep olduğun için pişman olacaksın" diyerek ona yaklaşmaya başladı, arkadaşı Mete'nin kumarbaz babasının bu herife inanılmaz borcu vardı, adamın borcunu ödeyecek parası olmadığı için her gün içip içip dövdüğü oğlunu borcuna karşılık vermişti. Adam bu çocuğu yerlerde sürükleyerek götürürken kız adamı taş yağmuruna tutunca çocuk kaçacak fırsatı bulmuştu. Sinirleri hoplayan adam kızın peşine düşmüştü.

Adam kızın saçlarına yapışıp onu feci bir şekilde dövmeye başladı, acı içinde feryad eden kız adamın kendisini bırakmasıyla yere kapanarak vücudunu savunmaya aldı, gözleri kapalı yerde tirtir titrerken birinin yere yığıldıgını duydu, gözlerini aralayıp yüzüne siper ettiği kollarını ikiyana açtı ve gördüğü görüntü karşısında şoka girdi.

Adam ölmüştü, ensesine dayanan bir bıçak onun sonu olmuştu, karşısındada bir kız duruyordu, Kendisinde yaşça büyük genç kız kendisine doğru ilerlerken irkilerek geri kaçınmaya çalıştı.

"S-sen kimsin? Bana ne yapacaksın?" Adımlarını durdurdu ve kıza sorar gözlerle bakmaya başladı.

"Sana bir şey yapacağımı nereden çıkardın?"

"O-onu öldürdün" derken elleri ve sesi korkuyla titriyordu, karşısındaki kıza korkan gözlerle bakıyordu

"Seni kurtarmak içindi ahmak! Yoksa o adam senin hakkından gelecekti" kız dili tutulmuş gibi bakmaya başladı, anında kaçan arkadaşı aklına gelince " METE! o nerede!?" Diye endişeyle bağırdı

"Merak etme arkadaşın güvende onu gördüğümde yardım çağırmakla uğraşıyordu, bana senden bahsetti ve yardım etmemi istedi, onu yaşadığım inşaata götürdüm, senide oraya götüreceğim"

"Sana neden güveneyim?"

"İstersen güvenme sen bilirsin" diyerek arkasına dönüp ilerlemeye başladı.

"Hey, nereye? Ben ne yapacağım?"

"Beni takip edebilirsin, tabi gelmek istiyorsan" dedi ve hiç durmadan devam etti genç kız, küçük kız da mecburen peşine düştü, bunun ömürlük bir dostluğun başlangıcı olduğundan habersiz, ruhlarında taşıdıkları acıyla genç kızın yaşadığı yere yol almışlardı.

Ozamanlar yaşadığım yer bir inşaattı, kiremit duvarların içine sığınmıştım, ilk defa ozaman görmüştüm Buse ile Meteyi, birbirlerine oldukça bağlı olan iki arkadaş benide kenilerine bağlamayı başarmışlardı, duygularımın gün yüzünden silindiği dönemlerimde bir tek onlara yeşerdi tüm duygularım, bide diğerlerine.

Çağan, abim yerine koyduğum o kişi, kriz anlarımda yanımda olan tek kişi, onu bir abi gibi gördüğümü bildiğini sanmıyorum, ama korkularımla başa çıkamadığım zamanlarda hep o vardı, 7 Yaşımda kaçtığımda ve bu inşaatı bulduğumda, o da oradaydı.

İlk o, sonra Cem, sonra Buse ve Mete, biz 5 kişi, kaderleri onlara bir araya getirmiş dünyanın merhametini esirgediği kişiler, küçük yaşlarda bir araya geldik, şimdi ise ahşap bir masanın etrafında toplandık, son intikam için, benim intikamım için, bu son, sonrası yok.

Hiç birimiz sonrasını düşünmedi, sonrasını hiç konuşmadık, yangınlarla dolu ruhlar küle dönmeye mahkumdur, bunu biliyordum, intikamım kendi sonum olacaktı, ama beni yaşatan da intikamın ta kendisiydi, bu nasıl bir ikilemdi?

***

Bu hafta atacağım son bölüm bu, haftaya ya uzun bir tek bölüm yada kısa kısa 2 bölüm yayınlayacağım, bu haftaya tatil olduğu için bayramda bol bol etkileşim kurumaya çalışacağım, şuan hiç bir okurum yok, acaba ilk yorumunu atacam kişi kim olacak

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.