Bütün duyguların bağlantılı olduğunu çok küçük yaşta öğrendim. Tenime kazınan acılarım kalbimden taşıpta bedenime öyle mi yerleşti çok sorguladım. Saftım, hayır, bu dünyada saf insanlar insanlıklarını yitiriyorlardı. İnsanlığımı en acı şekilde yitirdim, korkum öfkemi doğurdu, öfkem ruhumun dolaştığı ormanı alevler altında bıraktı. Küle dönen her bir ağaç şuurumu yitirmeme neden oldu. Bunun adı arzuydu, alevlerle dolu bir arzu, felaketler getirecek bir arzu, beni bitirecek bir arzu, intikam arzusu. Yaşlarım bir birine girdi, yıllarım bir kütüphanenin sırası karışık kitapları gibi sırasını kaybetti, sadece iki bölüme ayrıldı yıllarım: çocukluk yıllarım, yok olduğum yıllarım. Kücücük bir çocukken dikildi karşımda o iğrenç bedeniyle, gözlerinin rengi iğrenç bir duyguyla örtülüydü, o yıllar bu bakışların anlamını bilmeyecek kadar çocuktum.
"Gözlerinden bile okunuyor saflığın zavallı şey" dedi bana doğru yürürken, ses tonu birazdan olacaklar için bana acır gibiydi.
"Sen intikamımı almamın en kolay yolu olacaksın" dedi ve cebinden çıkardığı bezi yüzüme, burnumu ve ağızımı kapatacak şekilde sertçe kapattığında o küçük bedenimle direnmelerim çokta uzun sürmedi, gözlerim yavaşça kararmaya başladığında bedenim dengesini kaybetmemek için çırpınıyordu, gözlerim ağır ağır kapandığında, uyku beni kolları arasında sarmaladığında bu geceden sonra artık uykuların bana sadece acı getireceğini nereden bilebilirdim.
****
Çizgi stüdyo da ilk kurgumla karşınızdayım, kafamda belli belirsiz hikâyeyi oturttum ama yazım tarzımın ilgi çekeceği konusunda duacıyım. Umarım bu kurgunun sonunda büyük kocaman bir kitlesi olan bir aile oluruz, her şeyde yeni olduğum için kırıcı olmayan yapıcı eleştirilerinizi bekliyorum.
Beni Instagram hesabım olan
Melike_hümeyra dan takip etmeyi unutmayın
Gelicek yeni bölümlerde görüşürüz şimdilik hoşçakalın
Not: ben yatılı eğitim aldığım için sadece cumartesi ve Pazar günleri evde oluyorum, ona göre bölümler uzun aralıklı gelecektir