Asena'dan
Uykumdan telefonumun çalmasıyla uyandım. Saat gecenin 3 idi. "kim arıyor beni gecenin köründe" diye söylenerek telefonu elime aldım. Kimin aradığına bakmadan açtım ve kulağıma götürdüm "kimsiniz" "Asker tekmil ver" Tuncay komutanın sesiyle kendime geldim "Binbaşı Asena Yılmaz İstanbul / emredin komutanım" "görev var 10 dakikaya taburda ol" hazırlanacak tabura gittim.
Tuncay komutanın odasına vardığımda kapısını tıklattım. Gir sesiyle içeri girdim timde buradaydı "gel Asena otur" tabikide oturmadım. Eğer oturursam taburun etrafını 50 kez turlayabilirdim. "bu bir emirdir Asena otur" bu sefer oturdum ne de olsa emir demiri keser. "teröristler **** köyüne baskın yapacaklar. Aralarında bize ihanet eden itlerde bulunuyor. Sizden istediğimiz, siviller zarar gelmemesi ve..." derin bir nefes alıp bana döndü sanki beni uyarır gibiydi "ve... Vatanımıza ihanet edenleri canlı ele geçirmeniz" bunu söyle eşiyle derin bir nefes aldım. O adamlardan alacaklarımız bitince hepsinin nefesini ellerimle keseceğim "komutanım en azından hırpalasak" Konuşan Arda'ya döndüm "merak etme asker işimiz bittikten sonra hepsini komutanınız Aşina'ya vereceğiz" bunu demesiyle gözler bana çevrildi ama ben komutana bakıyordum. Bu demek oluyor ki bu göreve giderken Asena tabur da kalacak yerine Aşina geçecek. Komutan ayaklanınca bizde ayaklandık "asker köylülerden birine bile zarar gelirse 100 tur taburu koşacaksınzı" hep bir ağızdan konuştuk "emredersiniz komutanım" "hadi hazırlığınızı yapın, helikopterle gideceksiniz" odadan çıktık ve hazırlandık. 10 dakika sonra helikopter varmıştı. Yerlerimizi aldıktan sonra helikopter havalandı. "komutanım siz Aşina mısınız?" Konuşan Arda'ya döndüm, sanki bugün fazla konuşuyordu. Kafamı onaylarcasına salladıktan sonra tekrar konuştu "komutanım şimdi daha fazla Heyecanlıydım" "o zaman heyecanını oraya sakla asker" "emredersiniz komutanım". İki saat sonra pilottan ses geldi "iniş için izin istiyorum" "izin verildi iniş yapabilirsin" diye cevap verdikten sonra toparlanmaya ve uyuklayanları uyandırmaya başladık. İniş yaptıktan sonra köy bize yarım saatlik yürüyüş mesafesi kadar uzaklıktaydı. "kuzey istikametine doğru yürüyeceğiz" yürümeye başladık ve köye vardık. Köy meydanı bomboştu, sanırım siviller teröristlerin geldiğini zannettiler bunu benim gibi timde farketmişti. Demir Türk olduğumuzu belli etmek için sesini yükselterek bağırdı "korkulacak bir şey yok biz türrk askeriyim!" bunu duyan köylüler hala çıkmıyordu,artık şüphelenmeye başlamıştıkkı bir evin kapısı açıldı. Kapıda küçük bir kızın bedeni gözüktü "anne! Askerler gelmiş! Gerçekten askerler gelmiş!" köylüler biraz daha rahatlayacak evlerinden çıkmaya başlarken küçük kız koşarak yanıma geldi "anne bak kadın asker!" kamuflajının içinde nasıl kadın olduğumu anladığını düşünürken diğerlerine baktım, maşallah ayı kadarlar birde kendime baktım onlar ayıysa bende ceylanım. Küçük kızın boyuna geldim ve ona soru sordum "senin adın ne bakalım" "benim adım Ecrin senin adın ne asker abla?" "Benim adım da Asena" köylüler etrafımızda toplanmaya başlarken ayaklandım ve time döndüm "Ayaz (Mert) sen doğuda, Yıldırım (Serhat) sen batıda, Gölge (Barış) sen kuzeyde, Hançer (Tolga) sen güneyde nöbet tutacaksınız. Geri kalan Kıvılcım (Arda) , Pars (Demir) ve ben köyün içinde epusu kuracağız. Telsizlerle birbirimize ulaşacağız, en küçük harekette bana bildirin. Yerinizden sakın ayrılmayın yerlerinize gidebilirsiniz" "emredersiniz komutanım" Mert, Tolga, Serhat ve Barış yerlerine gittikten sonra Arda konuştu "biz ne yapacağız komutanım" derin bir nefes aldım ve konuşmaya başladım "ben ve Pars köylüleri muhtarın evinde toplayacağız, sen ise köyün etrafına tuzaklar döşeyeceksin. Zaten sivilleri yeni bir köye nakil edeceğiz yani istediğin kadar bomba döşe ama siviller zarar gelmeyecek şekilde olsun. Biz sivilleri topladıktan sonra köyün girişinde yerimizi alacağız. Tuzaklara bastıklarında üzerlerine kabus gibi çökeceğiz" ben bunları anlatırken diğerleride telsizden beni dinliyordu. Hepsi aynı anda "emredersiniz komutanım" dediler.
Bende köylülere döndüm. Onlar çoktan bana bakıyor açıklama bekliyorlardı "aldığımız istihbarata göre teröristler bu köye baskın yapacaklar bu yüzden küçük bir önlem alıyormuşuz gibi düşünebilirsiniz" "hoşgeldiniz sefalar getirdiniz kızım ben bu köyün muhtarıyım." yanındaki adama döndü "oğlum ne duruyorsun, git anana söyle büyük bir sofra kursun, misafirlerimiz var" "biz size hiç zahmet vermeyelim-" "olurmu kızım hiç öyle hadi gelin" diyerek kolumu çekiştirdi bir teyze. Telsizden gülme sesleriniz duyuyordum. Telsizi elime aldım "oğlum şımarmayın, siz taburu 100 defa turlamak istiyorsunuz herhalde" hepsinin gülüşleri solarken Arda konuştu "komutanım aralarından biri sizi gelin almak istemesin" tam ben konuşacakken Demir sert sesiyle konuştu "Kıvılcım seni bulurum bombalarını ağzına sokar patlatırım seni, boş konuşma" bu anı çıkışı beklemiyordum ama ses etmedim. O sırada muhtarın evine varmıştık. "hoşgeldiniz kızım, buyrun oturun" peşimden getirilen Demir'e baktım halinden memnun gibiydi "hoşbulduk" Bizi yanyana oturttular "kızım açmısınız yemek hazırlayalım mı" "sağolun çay varsa alabiliriz" geldiğimizden ver ilk defa köylülerle konuşan Demir'in onayladım. Çaylar getirildi. Kadınlar bana sorular soruyordu. Bir teyze konuştu "kızım senin yavuklun var mı? Beni 23 yaşında oğlum var, pekde eli iş tutar. Evlendirelim mi sizi" Demir fısıldar gibi söylendi "Arda senin şom ağzını-" dirseğimle onu dürttüğümde söylemeyi bıraktı ve bana bunu söyleyen kadına döndü "var teyze var yavuklusu" ben Demir'e ne oluyor anlamında bakışımı atarken telsizle konuştu "komutanım adam 23 yaşındaymış" bu haline gülmeyi çok istiyordum ama anlamlandıramıyordum neden beni korudu ki,
Ama boşver tanımadığın, yaşı senden küçük adama gelin gitmedin ya. İyi tarafından bak.
Bunun kötü tarafı neresi ki
Seni korudu ya senden hoşlan-
Alakası bile yok, ben ve Demir güleyim de boşa gitmesin bari.
Ben iç sesimle kavga ederken adamlardan biri eline müzik aleti aldı. "komutanım istediğiniz parça var mı?" aklımda hiçbir şey yoktu "Asena" Demir'e döndüm "efendim" bunu biraz garipsedim çünkü görevdeydik ve bana adım ile hitap ediyordu. Demir bana döndü "komutanım şarkı olar-" daha cümlesini tamamlayamadan adam söylemeye başladı.
"Bozkurtça Baktım Sana
Yaktın Beni Asena
Bozkurtça baktım sana
Yaktın beni Asena"
Yaktın beni Asena'mı? Demir bizden hoşlanıyor demedi deme
Sus iç ses. Demirde söylemeye başladı
"Turana Yolculukta
Eşim Ol Sen Asena
Turana yolculukta
Eşim ol sen Asena"
Adam bize apaçık evlenme teklifi ediyor
"Vur beni Gözlerinle
Yak beni sözlerinle
Vur Beni Gözlerinle
Yak Beni Sözlerinle"
Demir benim gözlerimin içine bakarak söylüyordu.
"Canım koydum yoluna
Şık bir kurşun Asena
Canım Koydum Yoluna
Sık Bir Kurşun Asena"
Geliyor, geliyor
Gelmesin, gelmesin
"Kızımız devlet kursun
Oğlumuz ordu olsun
Kızımız Devlet Kursun
Oğlumuz Ordu Olsun"
Amin
İç ses sana bir daha sus demeyeceğim
"Öyle Bir Nesil Verki
Türk Yurdu Turan Olsun
Öyle bir nesil verki
Türk yurdu Turan olsun"
Herkeze ver bana verme
Yalana bak sende istiyorsun
"Vur Beni Gözlerinle
Yak Beni Sözlerinle
Vur beni gözlerinle
Yak beni sözlerinle"
Vururum seni gözlerimle, yakarım seni sözlerinle.
Ne halt yiyorsan ye iç ses
"Canım koydum yoluna
Şık bir kurşun Asena
Canım Koydum Yoluna
Sık Bir Kurşun Asena"
Bu kısmı beraber söylediler.
(Grup Göktürkler / Asena)
O sırada telsizden bir ses geldi "Demir komutanım, Tuncay komutan aradı eviniz yanıyormuş, söndürememişler" bu Arda'nın sesiydi. Ikimizde cevaplamamıştık Arda'yı. Sanki dünyadaki herkez yok olmuş sadece ikimiz kalmış gibiydi.
Bu adam sana aşık daha kaç kere söyleyeceğim.
Sanırım bende ona aşığım
Ne bak bunu bilmiyo-. Kızım yenimi fark ettin ya. Ben helikopterde bize ağrı kesici verdiğinde anlamıştım zaten bu adama aşık olacağımızı
Sana hak veriyorum.
Sonunda be kızım seni ikna etmek ne kadar zormuş
Hala birbirimize bakıyorduk. Ben onun ormanına, o benim ateşime bakıyordu. Kim bilir belki onun ormanı bana, benim ateşimde ona ait olur...