İçeriğe geç

İntikam

Bölüm 4 · 7 dk okuma

İntikam

Bölüm 4

İhanet

Asena'dan

Odama giren er'e baktım "Faruk Aslan Erzincan/ emredin komutanım!" "bir sorun mu var?" Yoksa neden gelsinki, acaba görev mi vardı, sanmam tören vardı çünkü "komutanım Tabur komutanı Tuncay Kolcu sizi ve timinizi odasına çağırıyor" hadi bakalım gazamız mübarek olsun "sen çık ben geliyorum" odamdan çıkıp dinlenme odasına gittim tahminen ordaydılar. İçerden gelen sesler bunu doğruluyordu, langırt oynuyorlardı ve sesleri bütün tabura duyuluyordu. Kapıdan içeri girince beni kimse farketmedi bunu fırsat bilip timi korkuyacaktım, reflekslerini ölçüyordum işte ne kadar iyi bir komutanım değil mi?

"Asker!!" sesim beklediğimden de gür çıkmıştı. Herkez korku ile bana doğru dönerken "emredersin komutanım!" diye sesimle uyanan Merti görünce tim ve ben kahkahalara boğulduk. Sanırım bu time kuzgun timi gibi alışabilecektim bu hoşuma gitti. Kendimi düzeltip kahkahalarımı durdurdum "Tabur komutanını bizi odasına çağırıyor, sanırım görev var" "komutanım tören?" Serhat'ın sorusuyla derin bir iç çektim ve konuştum "bilmiyorum asker, bilmiyorum, bir komutanım odasına gidelim de anlaşılır herşey" ben önden tim arkadan komutanın odasına ilerledik. Odanın kapısına tıkladım ve 'gir' komutu ile timle beraber komutanın odasına girdik. Tam tekmil vercektimki "rahat Asena, oturun" saygıdan oturmadım ama komutan hiç bekleyecek gibi durmuyordu. "Asena oturun dedim!" sesi gür çıkmıştı. Dediğini yaptı, tim odadaki kanepeye otururken ben ile Demir tekli ve karşılıklı koltuklarda oturduk. Oturmamızla komutan söze girdi "Asena biliyorum acın taze ama senin bu acıyı çekmene izin veremeyiz" beynimde şimşekler çaktı, "nasıl izin vermezsiniz anlamadım komutanım? Göreve mi çıkacağız? Bu yüzdende törene mi katıla-" lafımı keserek konuştu "tören olmayacak" gözlerin şok ile açıldı, neden ama onlarda şehit "içinden onlarda vatan evladı onlarda şehit dediğini duyuyorum kızım, ama onlar şehit değil" dahada şaşırdım "komutanım ne demek bu" derin bir iç çekti "bunu sana Albay anlatsa daha iyi olur, ben senin kırılacağım noktaları bilmiyorum çünkü o senin nişanlındı, seni şuanda kimse anlayamaz biliyorum ve sana nasıl teselli vereceğimi bilmiyorum, bunu iyi albay bilir birazdan gelir zaten" neyden bahsediyordu kafam allak bullak oldu, hiçbir şey anlamıyorum. Bir süre sonra kapı çaldı Komutan "gir" dedi zaten içeri girecek kişiyi biliyorduk sonuçta,ayağa kalkıp içeri giren kişiye daha doğrusu kişilere baktım. İnci ve albay gelmişti "geçin oturun" dedi Tuncay komutan. Onlar boş olan yerlere oturunca İnci'ye döndüm "inci?" soru sorar gibi dediğimde açıklama yapmasını bekledim ama o değil albay konuştu "kızım sen şimdi İnci'yi boşver" dedi, bende albaya döndüm ve diyeceği şeyi bekledim "kızım nişanlın yaşıyor" duyduğum cümleyi idrak etmeye çalışıyordum. Ölmemiş, ölmemiş, yaşıyor, benim nişanlım yaşıyor peki ya timim "Kuzgun timi yaşıyor mu?" sesimdeki heyecanı gizlemedim. Albayın gözlerinde öfke ve hüzün vardı "maalesef" dedi demekki şehit olmuşlardı, bir anda cümlesine devam etti "yaşıyorlar" bu cümleyi duyunca içimde bir umut yeşerdi ama kelimeleri birleştirince o umut soldu "nasıl komutanım?" "kızım ihanet etmişler, hainleri, bizi en çokda seni kandırmışlar, duyguların ile oynamışlar..." devamını getirdi belki ama duyamadım kal gelmişti, o an aklıma eksik dosyalarım geldi, Ömer'in odasında bulduğum dosyalarım, Ömer'in yaptığı açıklama iş şuydu 'hayatım sen bana verdin ya han çok yoruldum bugün, yardımcı olmusun demiştin ya' ben Ömeri çok sevmiştim ama, kendimden bile çok. Bana sarılan bedeni hissediyordum ama karşılık veremiyordum, gözlerim doluyordu ama engel olamıyordum, en sevdiğim en değer verdiğim insanlar pardon itler beni kullanıp çöp gibi atmıştı.kemdimi ilk defa bu kadar boş hissediyordum

Ne yapsam kendime gelirdim? Dinlensem? Hayır. Beddualar etsem? Hayır. Arkalarından ağıza alınmayacak şeyler söylesem? Hayır. İntikam alsam? İşte buna evet.

Bedenim burada olsada ruhum onlara yapacaklarımı düşünüyordu, aklıma gelen şeyle sırıttım "baba ben sana bu kız deli demiştim inanmamıştın" bunu duyunca sırıtmam genişledi. İnci'nin konuşmasıyla yere bakan tim, komutan ve albay bana döndü. "komutanım delirme yolunda gidiyor musunuz bana mı öyle geliyor" bunu Yiğit söylemişti, ardından yanındaki Mert Yiğite vurup yeniden bana döndü "yok gitmiyor, o yolu çokdan tamamladı çünkü" İnci bana bakarak söyledi bunu.

Bir süre daha susup yapacaklarımı düşünürken İnci konuştu "kanka ama sıkıldım ya konuş artık" "sus bir İnci en keyifli yerindeyim" herkez bana anlamamış gözlerle bakarken, İnci anlamış olacak ki kahkaha attı, "baştan söylesene iki saattir başında bekliyorum" sonra albaya döndü "baba ben eve geçiyorum" albay gözüyle beni işaret etti. İnci tekrar konuştu "bu deliyi merak etmeyin gayet iyi hatta harika, sadece odasına götürün daha rahat düşünsün intikamını" sonra bana döndü "bizzat izlemek isterim" "hadi oradan" diye çıkıştım ona "telefonun yanında olsun mesajlaşırız" dedi ve çıktı. Ben intikamımı nasıl alacağımı düşünmeye devam ederken albay konuştu "nasıl bir intikam düşünüyorsun?" gayet sakindi "albayım bunlardan bahsederek sakinliğinizi bozmak istemem mazaalah yine iki aylık dosyayı önüme yığarsınız" yapmışlığı vardı, nedeni ise yaptığımız başında kendimi tehlikeye atmam. "canlı ele geçireceğiz değilmi" benim bu intikam hevesim timi şaşırtmıştı "evet ama bilgi almadan adamları dövmek yok" "tartaklamak" "yok sadece getir konuşunca hepsi senin olsun" bu duyduğumla daha çok heyecanlandım "emredersiniz komutanım, ben çıkabilirmiyim" "tabiki" odadan çıktıktan sonra düşünmeye başladım. Benim yerimde bir başkası olsaydı ağlamaktan gözleri şişerdi ama ben bir başkası değildim, duygularımı saklayabilmek için çokça eğitim aldım ve başarılı olduğumu da düşünüyorum. İnanmayan birileri varsa bunlar Albay ve inci'dir kesinlikle.

Demir'den

Asena neden böyle olmuştu bilmiyorum şuan sadece onun duygularını düşünüyorum. Adam onun duyguları ile oynadı belki Asena onu sevdi, o iti kendi ellerimle gebertmek istiyorum ama bunu en çok Asena hak ediyor sonuçta en çok kandırılan ve duyguları ile oynanılan kişi o.

"albayım Asena komutanım iyimi?" sorduğum soruyla bütün gözler bana bakmaya başladı. Albay derin bir iç çekti ve sorumu cevapladı "değil acısını gizlemek için böyle yapıyor" acısını yaşamayı sevmiyor onun yerine gizliyor, odasında ağlayacağına eminim. Söyleyecek ya da konuşacak hiçbir şey kalmamıştı, ayağa kalktım benimle beraber timde ayağa kalktı "komutanım izninizle biz çıkabilirmiyim" komutan çıkabilirsiniz diyince tim ile beraber çıktık. "komutanım Asena komutanımızın yanına gidelim mi?" diye sordu Serhat düşündüm ve cevapladım "aslında onu yalnız bırakmamalıyız, yalnız kalmak ona iyi gelmez ama yarın gitsek daha iyi olur bizde Asena da dinlensin" tim beni onayladıktan sonra taburdan çıkmak için kapıya doğru ilerledik "komutanım bugün yürüyerek gidelim mi? Hem hava alırız" "olur" gerçekten havaya ihtiyacım vardı. Taburdan çıkarken yolda tek başına yürüyen birini gördüm, karanlık olduğu için yüzü seçilmiyordu ve bize doğru gelmiyordu. Barış'ın kolumu dürtmesiyle ona doğru döndüm "ne oldu?" "komutanım şuradaki adamlar sanırım kadını takip ediyor ama emin değilim" gösterdiği tarafa doğru baktığımda ara sokakdan çıkıp kadına doğru ilerleyen 6 tane adamı gördüm. Adamlardan gözlerimi ayırmadan Barış'a hitaben "kadını takip edelim ne olur ne olmaz" Barış kafasını salladı ve adamlara bakmaya başladı. Biraz ilerledik kadın dönüp dolaştı resmen yuvarlak çiziyordu Barış'a döndüm "kadın anlamış" dedim ve kadını izlemeye devam ettim en küçük bir telaşı bile yoktu. "komutanım kadın çıkmaz sokağa giriyor" dedi Mert "bu kadın neyine güveniyor" diye söylene Barış'ı duydum. Kadın asla ışığa gelmiyordu gölge gibi bir şeydi. Çıkmaz sokağın sonunda durdu, en önde kadın arkasında 6 adam en sonda olacakları izlemek için gözükmeyecek bir yerde duran biz vardık. Kadın durdu ve arkasına yani adamlara doğru döndü birşeyler konuştular fakat uzakda durduğumuz için duyamıyorum "komutanım acaba ne konuşuyorlar" Mert'e döndüm "bilmiyor-" lafımı bölen kavga sesleri oldu, "lan kadınımı dövüyorlar" diye ayaklandığımda Serhat kolumu tuttu "ne yapıyorsun oğlum bırak" "komutanım kadın adamları dövüyor" bunu duyunca kadının olduğu tarafa döndüm cidden dövüyordu, şaşkındım acaba bu kadın kimdi? Ben bunu düşünürken kadın 6 adamıda yere serdi ve bize bakmaya başladı sanırım Yerimiz belli oluyordu "sizin burada ne işiniz var?" ama bu Asena'nın sesiydi daha çok şok oldum "komutanım siz nasıl ama" kadın yani Asena bize doğru yaklaşmaya başladı yanımıza gelince hepimizde göz gezdirdi "evet ben peki sizin burada ne işiniz var?" 6 adamı dövmüş üzerinde gizlendiğimiz yerde bizi görmüştü tim Asena'ya hayran hayran bakıyordu bende timden farksızdım, kimse Asena'ya cevap vermiyordu "tim size diyorum!" kendine gelen Barış cevapladı "komutanım biz siz olduğunuzu fark etmedik yani başka bir kadın zannettik sizi, adamları da fark edince sizi takip ettik korumak için ama bize gerek kalmadı" Asena anladığını belli ederek kafasını salladı ve bana döndü, ben hala ona hayran bir şekilde bakıyordum. Göz göze gelince oçimde tarif edilemez bir heyecan oluştu, Asena çok güzeldi "komutanım sizinle göreve gitmek için ve o itlere yapacaklarınızı görmek için heyecanlanıyorum" içimdeki duyguları dışa vuran Yiğit idi ama aynı zamanda Asena ile bakışmamızı bölgende Yiğit'di. Asena Yiğit'e döndü "bende heyecanlanıyorum, sizi görmüşken söyleyeyim yarın içtima olmayacak, saat 8'de Tuncay komutanın odasında olacağız görev için" kafamı evet anlamında sallarken bile gözümü ondan ayırmıyordum Asena tekrar konuştu "o zaman iyi akşamlar yarın görüşürüz" "komutanım sizi biz bırakalım" dediğim cümle ile beraber tekrar bana döndü kafasını evet anlamında salladı bu beni çok mutlu etti. Yol boyunca konuştuk ne kadar çıtı pıtı, prenses gibi narin gözüksede aslında harbici ve havalı bir kadındı aynı zamanda da güzel bir kadındı. Bana ne oluyor böyle ona karşı bir zaafım mı var? Yaralı olduğundan mı ona böyle davranıyorum? 'taburdaki tek kadın sen olduğun için sana böyle davranıyorum' demiştim ertesi akşam, yalandı, neden böyle davrandığımı bilmiyordum, onu gereğinden fazla düşünüyordum. Hayatımda ilk defa bir kadını bu kadar önemsiyordum. Annem ben küçükken öldüğü için hiçbir sey hatırlamıyorum yüzünü bile...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.