İçeriğe geç

İNTİKAM

Bölüm 6 · 3 dk okuma

İNTİKAM

Bölüm 6

ETKİLENME

Bahçede soğuk bir rüzgar esiyordu. Gökyüzü griye çalmıştı ve hava, fırtına öncesi sessizliği anırıyordu. Tamda bana yakışan bir sahneydi. Arkamdan gelen ayak seslerini duydum. Yine onlar. Her seferinde aynı kibir, aynı aptallık.

”Kaçacak yerin kalmadı, kahraman.” Dedi en öndeki. Sesinde bir zafer havası vardı, ama ben onun sesindeki tedirginliği anlayabiliyordum.

yavaşça arkamı döndüm ve soğuk bir ifadeyle onları süzdüm. Üç kişilerdi. Sıradan bir göz, bunu eşit olmayan bir savaş sanabilirdi. Ama ben sıradan değildim.

”Yine mi siz?” Dedim sakin ama tehditkar bir sesle. “Daha önce uyardığımı hatırlamıyor musunuz?”

“Sana ne yapabileceğimizi göstereceğiz,” dedi biri ve hızla üzerime yürüdü. Sadece hafifçe gülümsedim. Ve tam o anda, içimde biriken öfke serbest kaldı.

Adam bana doğru hamle yaptığında, hızlı bir şekilde yana çekildim. O an bir ayağımı yere sabitledim, diğer bacağımı havaya kaldırarak, tam suratına uçan bir tekme attım. Çarpmanın sesi tüm bahçede yankılandı, adam metrelerce geriye savruldu.

Diğer ikisi bi an duraksadı. Ama korkularını bastırıp aynı anda üzerime atıldılar. Büyük bir hata.

ilkini kolundan yakaladım, onu sert bir yumrukla yere yapıştırdım. Burnundan gelen çıtırdama sesini duydum; bu ona ders olurdu. Diğeri elinde bir sopa salladı, ama hareketleri fazlasıyla ağırdı. Eğildim, onun savurduğu darbenin altından geçtim ve dirseğimle kaburgasına sert bir darbe indirdim. Adam acıyla iki büklüm oldu. son darbemle yere yıkılırken, derin bir nefes aldım ve üzerimi düzelttim.

Etrafımda bir kalabalığın toplandığını fark etmemiştim. Bahçeye bakan tüm pencerelerden, öğrenciler olanları izliyordu. Hiçbir şey söylemediler. Şok olmuşlardı. Ama içimden geçen bir düşünce beni huzursuz etti: Poyraz… O neden bu kadar etkilenmiş bakıyordu? Neden bana hala bakıyor?

Yavaşça yürümeye başladım, kimseye bakmadan. Arkama bile dönmeden, tüm dikkatleri sırtımda bırakarak oradan uzaklaştım.

Sınıfa girdiğimde herkesin susması, benim için yeni bir şey değildi. O an her şey yavaşladı. Yavaşça adım attım, ama her adımda burnumdan kanın sızması o kadar rahatsız ediciydiki, tüm dikkatler bir anda buna odaklandı. Kan damlaları, burnumdan sızarak dudaklarıma kadar ulaşmıştı. Ama bu, zayıflık göstermek değildi. Hiçbir zaman zayıf olmadım.

Sınıftaki tüm gözler üzerimdeydi, ama bu hiçte şaşırtıcı değildi. Herkes beni izlerken, masama doğru yürüyordum. Burnum hala kanıyordu, her adımda damlayan kanın sesi beni biraz daha rahatsız etti ama dışarıya yansıtmadım. Sınıftaki herkesin dikkatini çeken şey, elbette, kanlı burnum değildi; aksine, hala o soğukkanlı tavrımda olmamdı.Poyrazı gördüm, bana bakıyordu. Aklında benle ilgili bir çok soru vardı.

bir kaç saniye sonra, Poyraz yanımda belirdi. “Burnun kanıyor, Kardelen.” Dedi, sesinde bir telaş yoktu, sadece soğuk bir dikkat vardı.

Gözlerimi ona çevirdim “Fark ettin mi? Tebrikler, zekisin”

“Bir şey yapmalısın, kanıyor.”

“Bu seni ilgilendirmez.” Dedim, soğuk bir şekilde. Bir an sessizlik oldu. Ama Poyrazın, bakışları hala bendeydi. O bakışlar, hala bir şeyler çözmeye çalışan gözlerdi.

“Beni çözmeye çalışma.” Dedim, peçeteyle burnumdaki kanları silmeye çalışarak. O sırada sınıfa hoca girdi, ve herkes yerine oturdu. Bende gittim masama oturdum.

Okul bitmişti, sınıflar boşalmış, herkes ya eve yada dışarıya dağılmak üzereydi. Koridorlar, uğultudan arınmış ve sessizleşmişti. Herkesin seslerinin ardından geriye sadece ayak seslerim kaldı.

eve doğru yürürken, başımı öne eğip adımlarımı hızlandırdım. Burnumdaki o ince ağrı geçmemişti, ama bunu hissetmek bana yabancı değildi. Bir çok yara almıştım, hem fiziksel hemde ruhsal.

Bügün , Poyraz ile olan konuşma… o kadar kolay değildi. Ama yinede, içimdeki duvarları zorlamayı başarmıştı. O kadar kararlıydı ki, sanki beni gerçekten anlamaya çalışıyordu. Ama ne olursa olsun, kimse beni anlayamazdı. Hiçbir zaman anlamamışlardı da zaten.

Bir an duraksadım, gökyüzüne bakarak derin bir nefes aldım. Havada kışın soğukluğu vardı, sırtımı dik tutarak, hızla eve doğru yürümeye başladım. Evime yaklaştıkça, yalnızlık beni yeniden sardı.

Eve girdiğimde, her şey tanıdık bir şekilde karşıladı beni. Sessizlik, yalnızlık.

Çantamı yere bırakıp, odama doğru yöneldim.

Burası benim alanımdı. Bu dünyada yalnızdım ve bundan başka bir şeye ihtiyacım yoktu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.