Elimde tuttuğum kalemlerle kağıdıma resim çiziyordum. Kağıdımda kocaman bir güneş, bir ev ve mutlu aile tablomuz vardı. Resmim bittiğinde kağıdımı masada bırakıp ayağa kalktım, burnuma tuhaf bir Yanık kokusu geliyordu.ilk başta çok önemsemedim. Annem mutfakta yemek yapıyordu, babam ise televizyon izliyordu. Anneme seslendim ama sesim o kadar cılızdı ki beni duymadı. Sonra birden her yeri duman sarmaya başladı. Babam yanıma koştu, beni kucaklayıp dışarı çıkarmak istedi ama her yer duman olmuştu, hiçbir şey göremiyorduk. Annemde arkamızdan bağırıyordu, “Hemen dışarıya çıkmalıyız” dedi. Ama çıkamadık… kapıya doğru koştukça, ateş her yeri sardı.Babamın elleri titriyordu, annemin gözleri yaşla doluydu. O an çok korktum. Ne yapacağımı bilmiyordum. Her yer o kadar sıcaktı ki nefes almak bile zordu.
O an bir ses duydum. Bir çocuk sesi. “Burdan çıkmalısınız!” diye bağırdı. Nerden geldiğini anlamadım, ama birden bir el beni tuttu. Babamdan ayrıldım, seslenmek istedim ama duman her şeyi yuttu. O çocuk beni dışarıya sürükledi, nefesim kesilmiş gibiydi, evden çıktığım anda yere yığıldım. Dışarı çıktığımızda hala bağırıyordum, “Anne, Baba!” ama onlar çıkamamıştı. Geri dönmek istedim, ama o çocuk beni tuttu. “Artık çok geç…” dedi sessizce, gözleri dolmuştu. Yüzümde dayanamadığım bir acı vardı neden bilmiyordum. Gözlerimden yaşlar akarken, sadece alevlerin arasında kalan evimize bakabildim. Sonra onu gördüm Murat amca, yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Tam ona olanları anlatacaktım ki “sonunda bu ailenin sonunu getirdim”
demişti. O an anladım, her şey onun yüzünden olmuştu “b-bunu neden yaptın, sen benim amcamdın” o kadar büyük bir hayal kırıklığına uğramıştım ki kekeliyordum. Murat amcayı çok iyi tanıyordum o böyle bir şey yapmazdı “seni ve aileni sevdiğimi mi sanıyorsun küçük bücür yıllardır sizden nefret ediyorum, sonunda servetiniz benim” o kadar öfkeli ve üzgündüm ki. Benim annemle babam ölmüştü. Kaşlarımı hızla çattım, küçük bir çocuk olsam da her şeyi hızla kavrayabiliyordum. “Sana yemin ederim bir gün senden ailemin intikamını alacağım!” Dedim Sesim çok cılız olmasına rağmen sert çıkmıştı ve ekledim “17, 17 yaşımı bekle, işte bende o zaman senin sonunu getireceğim” O an onun gözlerindeki korkuya şahit oldum, bir an duraksasa da sonra eski haline geri döndü. “O gün geldiğinde görüşürüz velet, gel oğlum gidelim artık.” Beni kurtaran çocuk üzgün bir şekilde bizi izliyordu. Daha fazla bilincimi açık bırakamıyordum, başım dönmeye başlamştı, yüzümü yere doğru eğdiğimde yere kanların damladığını gördüm. Kafam bi anda yere düştü ve gözlerim kapandı. Bilincim açıkken son duyduklarım o çocuğun sesiydi “baba bunu yapmak zorunda mıydın. O daha çok küçük ve ailesini kaybetti” adamın son kez pis gülüşü kulaklarıma geldi ve artık bilincim tamamen kapanmıştı.
O gün Kardelen sadece ailesini değil aynı zamanda yaşam sevincini kaybetmişti. O günden sonra hayat onun için çok farklı olmuştu. Daha ailesini yasını tutamadan hayatta kalabilmek için çabalaması gerekmişti. Ve hayattaki tek amacı intikamdı, yıllarca kendini eğitmişti. Ve olgun, akıllı, zeki ve nefret dolu bir kıza dönüşmüştü, artık küçüklüğündeki gibi gülmüyordu. Hayattaki tek arzusu ölümdü. Yıllarca sokaklarda kendi başına yaşamıştı. Ve yalnızlığı en iyi o biliyordu.