İçeriğe geç

İNTİKAM

Bölüm 14 · 4 dk okuma

İNTİKAM

Bölüm 14

KARMAŞIK DUYGULAR

Bu sabah okula girdiğimde İrem ve Elif beni bahçenin girişinde bekliyorlardı. İrem her zamanki enerjisiyle elini sallayıp, “Hadi ama Kardelen, hızlan biraz! Yoksa matematik dersine geç kalacağız.” Diye seslendi.

Gözlerimi devirdim ama bir yandan da içimde hafif bir sıcaklık hissettim. Onların yanında olmak… düşündüğümden daha kolay hale gelmişti.

Yanlarına vardığımda Elif her zamanki tatlı gülümsemesiyle, “Bügün nasılsın?” Diye sordu.

”Sabahları konuşmak için fazla erken.” Diye cevap verdim. Ama gülümsemekten kendimi alamadım. Bu kızın tatlılığı, zırhımın çatlaklarında sızıyordu.

Üçümüz koridorda yürürken Poyrazla göz göze geldim. Bir kaç metre ötede, sırtını dolaba yaslamış, bizi izliyordu. Gözleri bir an için İrem ve Elife kaydı, sonra tekrar bana döndü. Bakışlarında bir merak vardı, sanki “Bu iki kız senin gibi birini nasıl bu kadar değiştirebilir?” Diye soruyordu.

İrem, Poyrazın bakışlarını fark ettiğinde aniden durup, “Aa bak! Bu, seni hep izleyen çocuk değil mi?” pat diye söyledi.

”İzlemiyor,” dedim hızlıca. “Sadece… tesadüf.”

Elif utangaç bir şekilde fısıldadı, “ Bence seni seviyor olabilir…”

”Sevmek mi?’ Diye homurdandım. “O sadece… garip.”

Poyraz, o sırada yanımıza doğru yürümeye başladı. Her zamanki rahat tavırlarıyla ellerini ceplerine soktu. Elif hemen susup başını eğdi, ama İrem gözlerini Poyrazdan ayırmıyordu.

”Merhaba Kardelen,” dedi Poyraz, sesi sakin ama derindi. “Yeni bir grup mu kurdun?”

”Bunlar arkadaşlarım,” diye cevap verdim soğukkanlılıkla. “Bir sorun mu var?”

Poyraz, hafifçe gülümsedi. “Hayır. Onlarla iyi anlaşmana sevindim. Sana iyi geldiklerini görebiliyorum.”

Cevap vermedim, sadece ona sert bir bakış attım. Ama bu sefer bakışlarımı tutmakta zorlandım. Gözlerindeki o anlam, beni her zaman olduğu gibi rahatsız ediyordu… ve bir şekilde etkiliyordu.

Poyrazın gidişini izlerken İrem, alaycı bir şekilde gülümsedi. “Bu çocuğun gözleri resmen senden bahsediyor. Farkında mısın?”

“Beni rahat bırak,” dedim sertçe, ama yüzümde istemsiz bir kızarıklık hissettim.

Elif, her zamanki tatlı haliyle, “Bence Poyraz iyi biri. Biraz… fazla ciddi belki, ama seni önemsiyor gibi görünüyor.” Dedi.

Derin bir nefes alıp konuyu kapattım. “Ne düşündüğünüz umrumda değil. Hadi, derse geç kalıyoruz.”

Ama ne kadar umursamıyormuş gibi davransam da, Poyrazın söyledikleri ve bakışları aklımdan çıkmıyordu. İrem ve Elif, hayatımı daha sıcak ve anlamlı hale getirmişti, ama Poyraz… o bambaşka bir karmaşa yaratıyordu.

Teneffüse girdiğimizde, İrem ve Elif’le kantinde oturuyorduk. İrem, sınavda aldığı notla övünüyordu, Elif ise hayranlıkla onu dinliyordu. Ben ise sadece onları izliyordum.

Tam o sırada, bir grup çocuk kantine dalıp, gözlerini bizim masaya dikti. Gruptan biri, sert bakışlı ve kaba bir tip, doğrudan bize yürüdü. Diğerleri onun peşindeydi.

”Bu ne cesaret?” Diye mırıldandım, ayaklarımı yere sertçe indirerek.

Çocuk masaya yaklaştı ve gözlerini bana dikti. “Sen Kardelensin, dimi?”

“Bu kadar kolay mı tahmin ettin?” Dedim alaycı bir ses tonuyla.

Çocuk, kollarını göğsüne kavuşturdu. “Duymadın mı? Dün müdürle olan küçük olayından sonra okulda herkes seni konuşuyor. Bizim çocuklardan birine de gözdağı vermişsin. Ama biliyor musun, bu okulda yalnız kurtlar uzun süre hayatta kalmaz.”

Gözlerim kısıldı. İrem ve Elif masada sessizce oturuyor, neler olduğunu anlamaya çalışıyorlardı. İrem, “Hey, sorun ne? Bizi rahat bırak.” Diye öne atıldı ama elimi kaldırıp onu durdurdum.

”Beni tehdit etmek için geldin, öyle mi?” Diye sordum.

”Hayır,” dedi alaycı bir gülümsemeyle. “Sadece seni okulun kurallarına uyman konusunda uyarmak istedim. Yoksa bu çok çirkin bir hale gelebilir.”

Ayağa kalktım, masadan biraz geriye çekildim. Yüzümde soğukkanlı bir ifade vardı. “Dinle, bana bir daha böyle sahte tehditlerle gelme. Eğer bir sorunun varsa, konuşarak değil, başka şekilde çözelim.”

Çocuk biraz afalladı, ama sonra geri adım atmamak için kendini toparladı. “Bana meydan mı okuyorsun?”

”Eğer öyle algılıyorsan, evet.” Dedim.

Tam o an Poyraz kantine girdi. Gözleri hemen bizi buldu. Yanımıza doğru yürürken olan biteni anlamış gibiydi. “Ne oluyor burada?” Dedi, sesi ciddi ama sakindi.

Çocuk Poyrazın varlığına rağmen geri adım atmadı. “Bu seninle alakalı değil, Poyraz. Arkadaşına biraz sınırlarını öğretmeye çalışıyordum.”

Poyraz soğukkanlı bir şekilde bana baktı, sonra tekrar çocuğa döndü. “Kardelen sınırlarını iyi bilir. Ama sınırlarını zorlayanlar içinde pek sabırlı değildir. Belki bir ders almak istiyorsan, devam edebilirsin.”

Çocuk, Poyrazın ciddiyetini fark edince biraz tereddüt etti ama ama son bir kez alaycı bir gülümseme atarak geri çekildi. “Bu iş burada bitmedi.” Dedi, sonra yanındakilerle birlikte kantinden çıktı.

Derin bir nefes aldım ama yüzümdeki ifadeyi bozmadım. Poyraza baktım. “Beni savunmana gerek yoktu.”

“Savunmadım,” dedi basitçe. “Sadece bir aptallığı engelledim.”

İrem gülerek, “Bu harikaydı! Ama Kardelen, bu kadar kendine bela çekmek zorunda mısın?’ Dedi.

”Bela beni çekiyor.’ Diye cevap verdim soğukkanlı bir şekilde. Elif ise sessizce, biraz endişeli bir şekilde bizi izliyordu.

Poyrazın gözleri hala üzerimdeydi. “Dikkatli ol,” dedi sessizce. “Herkes senin kadar cesur değildir.”

Bende aynı şekilde sessizce cevap verdim: “Belkide cesur olmak, hayatta kalmanın tek yoludur.”

O anda sessiz bir gerilim vardı ama herkes etkilenmiş gibiydi. İrem ve Elif’e dönüp “ Hadi,” dedim. “Biraz temiz hava alalım.”

Onları da alıp kantinden çıktım. Ama içimden bir ses, bunun başlangıç olduğunu söylüyordu. Ve bir şekilde, Poyrazın söyledikleri içimde yankılanmaya devam ediyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.