Lucia'nın söyleyeceği şarkı
Florina - Va va vis
Türkçe çevirisini mutlaka okuyun :)
"Bu sefer bir gemideyim, başka ülkeye geçiyorum. Buraları da sevmedim. Bir kaç kızla tanıştım, saçlarını boyayacaklardı. Bana da sordular isteyip istemediğimi.
Kabul ettim. İçi farklı renklerle dolu bir sürü kavanoz çıkardılar çantalarından.
Tek tek baktım hepsine. "Kırmızı var, mor var, turuncu var, mavi var, siyah var Tayan. İstediğini seç." Kararsızlıka bir kere daha baktım boyalara. "Ben karar veremiyorum, siz seçebilir misiniz?" Lucia heyecanla ellerini çırptı. Boyalarda tek tek ellerini gezdirdi. Ben onun vereceği kararı beklerken, o hala düşünüyordu.
Gözlerini kaldırıp bana bir şahesere bakar gibi baktı. "Buldum! Kırmızı olsun, evet, evet, kırmızı!" Başta itiraz edecek gibi oldum ama bunu benim istediğimi hatırladım.
Lucia kavanozun kapağını açtı ve arkamı dönmem için bir el işareti yaptı. Bende ona uyup ona arkamı döndüm. Tek elimi cebime attım ve saçımı boyamasını bekledim.
Lucia eline bir avuç boya aldı ve saçımı boyamaya başladı. Elleri her saçıma değdiğinde, ensemden aşağı soğuk sular döküldüğünü hissediyordum.
Uzun bir süre sonra, aralarından altın tutamlar dökülen saçlarım artık kırmızı boyaya rengini veriyordu. Lucia saçımı boyadıktan sonra bana bir havlu verip, duş almaya gönderdi.
Duştan sonra aynaya baktım, saçlarım artık kırmızıydı. Saçlarım artık eski saçlarım değildi, artık eskileri taşıyan saçlarım yoktu.
Artık eski hatıralardan tamamen kurtulmuştum.
Altıma siyah yırtmaçlı bir etek, üzerime de aynı renk büstiyer giyip, Lucia ya saçlarımı göstermeye çıktım.
Hala uçlarından su damlaları akan saçım ıslaktı ama bu rüzgara kısa sürede kururdu.
"Tayan, bu saç rengi senin için mi yaratıldı? İnanamıyorum, çok yakışmış!" Kafamı teşekkür eder gibi salladım ve yanına oturdum. Ben ellerimle saçımı tararken, Lucia'da şarkı söylüyordu. Kendisi Fransız olduğu için "Va va vis" şarkısını söyledi.
Sesi en az bir deniz kızı kadar büyüleyiciydi...
Lucia'nın annesi İngiliz, babası fransızdı. Sanırım genlerin bütün güzellikleri onun vücudunda birleşmişti...
"Bak ne diyeceğim Tayan. Kırmızı saçlarınla şu efsanelerde ki Aria varya... Aynı ona benzedin." Kaşlarımı çatıp hatırlamaya çalıştım. Düşününce harbiden benziyordum.
Ben demek annemin prensesi olacak Rapunzele değilde, denizlerin prensesi Aria'ya benzeyecektim..."