İçeriğe geç

İnsanlar ve İncuslar

Bölüm 8 · 7 dk okuma

İnsanlar ve İncuslar

Bölüm 8

O Sırada İncusya'da

Melaine İncusya'dan kaçtıktan sonra Kral Stoly bu durumu fark etmişti. Lana her ne kadar sadık bir arkadaş olsa ve kesinlikle hiç kimseye bir şey söylemese bile Melaine'nin yokluğunun anlaşılması uzun sürmemişti. Kral Stoly, yardımcısı ve sadık şövalyesi Blotz'u Melaine kaçarken buna engel olmadığı için azarladıktan sonra mantıklı bir karar vermek için bir süre düşünmüştü. Sonunda yine şövalyenin, Blotz'un hazırladığı üzerinde Melaine'nin fotoğrafı olan ve altında büyük harflerle "ARANIYOR" yazan kağıtlar İncusya'nın her yanındaki uygun noktalara asılmıştı.

Lana, bu durumu fark ettiğinde bir süre gördüğü kağıtların bir kısmını topladı. Durumun halka ya da tanıdıklarına tamamen yayılmasını engellemeye çalıştı. Fakat durum onların kontrolünden çıkmıştı. Başta bu olayı tamamen ciddiye almayan Sebastian, Melaine'nin abisi bile artık endişeliydi. Ki onu endişeli görmek çok nadir olan bir şeydi. Sokağa çok sık çıkmayan anneleri Victoria, beklenileceği gibi durumdan habersizdi.

Evdeki genel sessizliği fark ettikten sonra durumu Sebastian'a sormuş ve Sebastian ona endişelenmemesi gerektiğini söyleyip geçiştirmişti. Lana, Sebastian'ın da durumu fark ettiğini öğrendikten sonra onunla bunu konuşmak için onu aramıştı. Evlerine ya da her zaman Damiano ile birlikte oturdukları ağaçların altında onu görememişti.

En son aklına bir yer daha geldi Lana'nın; Damiano'nun özel malikanesi. Sebastian oraya genellikle uğrardı, ne de olsa en yakın arkadaşının yaşadığı yerdi. Lana oraya kadar gitti. Yolu bulmaya çalışırken biraz zorlanmıştı ama Melaine için değerdi. Kapıyı çaldı ve açılmasını bekledi. Bir süre sonra Damiano kapıyı tutmadığı eli belinde hafif yorgun gibi durarak kapıyı ona açtı, Lana ile karşılaşınca kaşlarını kaldırdı.

"Senin ne işin var burada?" "Sebastian nerede?" dedi Lana onu geçiştirerek. Damiano bahane ararcasına sağa sola bakındı, "Lavaboda. Müsait değil. Ne oldu?" dedi, hâlâ onun neden burada olduğunu anlamaya çalışıyordu.

Lana derin bir nefes aldı ve içeri daldı, "Lanet olsun. Kız kardeşi kayboldu ve o sıçıyor mu?!" Damiano etrafında dönerek şaşkın bir ifadeyle kapıyı kapattı, gözleri Lana'nın üzerindeydi. "Tamam, küçük hanım. Oturda bitsin işi."

Ona bir koltuğu işaret etti, "Sen otur ve bekle." dedi ve koşar adımlarla malikanenin merdivenlerinden çıkmaya başladı.

Lana öylece oturdu, onun sözüne karşı çıkmadı. Damiano yukarı çıktı ve odaya girdi, Sebastian onun aksine o kadar da yorgun görünmüyordu. Hatta aksine... Heyecanlı bile gözüktüğü söylenebilirdi. "Kapıdaki kimmiş tatlişim?" dedi Damiano'yu görür görmez, "Melaine'nin arkadaşı. Lana." diye yanıtladı Sebastian'ı.

Sebastian gözlerini kıstı, "Neden?" Damiano arkasından kapıyı kapattı ve sırtını destek alırcasına kapıya yasladı, Sebastian sırıttı.

"Ne neden?" dedi Damiano, "Neden gelmiş?" diye sorusunu düzeltti Sebastian. "Seninle konuşmak istiyor. Bence Melaine hakkında." Sebastian'ın sırıtışı bir anda yarı denebilecek derecede yok oldu. "Eee?" dedi, Damiano başını hafifçe yana yatırdı, "Çık odamdan. Git konuş. Her şeyi ben mi halledeyim?" dedi ve duvardan kendini ittirip ona doğru yürüdü, pencereden vuran gün ışığının yüzüne vuran açısı onu tuhaf bir şekilde ürkütücü göstermişti.

Sebastian tekrar sırıttı, "Çıkartsana." dedi, Damiano hiçbir şey yapmadı. Bir süre birbirlerine baktılar ve Sebastian en sonunda pes edip söylenerek odadan çıktı, merdivenlerden sanki kendi evindeymiş gibi indi ve kendini Lana'nın yanına, koltuğa attı.

Lana şaşkın gözlerle dönüp ona baktı, "Selam..." dedi sadece. Sebastian lafı kısa kesmeye niyetli gibi duruyordu, "Melaine mi?" Lana kafasını olumlu anlamda sallarken Sebastian hafifçe gülümsedi, "Biliyorum-" derken kapı tıklatıldı. Bu sefer gelenin kim olduğunu kimse bilmiyordu. "Damiano! Baksana bi'!" diye seslendi Sebastian arkadaşına Damiano ona seslenildiğini duyar duymaz aynı bıkmış bir tavırla odasından çıktı ve merdivenlerden indi, Sebastian ona kapıya bakmasını işaret ederek eliyle kapıyı gösterdi.

Damiano gidip kapıyı açtı, açar açmaz duruşu dikleşti. "Şövalye Blotz?" Bu ismi duyunca Sebastian sessizce yerinden kalktı, Lana'ya kıpırdamamasını işaret etti ve kapıyı dinlemeye başladı. "Bay Damiano, kralın yargı odasına çağrılıyorsunuz, Melaine'nin yakın tanıdığı olarak. Sebastian, Lana ve Victoria'nın da beklendiğini belirtmek isterim." dedi Blotz oldukça ciddi bir tonda, Damiano biraz ürkmüştü ama belli etmemeye çalıştı "Tabii ki, saat kaçta orada olmamız gerekiyor?" dedi sakince.

"Tam olarak 19:00, eğer bunu aşarsanız ne yazık ki cezalandıracaksınız." Damiano başını anladım anlamında salladı, bunun üzerine Blotz ayrıldı.

Sebastian'ın psikolojisi bozulmuş olucak ki kahkaha atmaya başladı "Ne yani bizi mi yakalayacaklar? Bizi?" Damiano iç geçirdi "Bir kere ciddi olur musun?" "Ne var? Çok mu rahatsız ediyorum." Damiano Sebastian'a soğuk bir bakış attı, belliki modunda değildi. Ardından Lana'ya döndü "Korkmadın, değil mi küçük hanım?"

Lana ise ağlıyordu "HAYATIM MAHVOLDU... NEDEN... HER ŞEY BENİM-" Sebastian, Lana'nın daha fazla konuşmasına izin vermedi "Hadi ama ağlayan koca bir bebek gibi davrandığında hiçbir şey düzelmeyecek."

Lana bağırmayı bir süre bıraktı ama halen ağlıyordu, sonra üzüntü ve korkusu kızgınlığa dönüşmüş olucak ki Sebastian'ı suçlamaya başladı "KARDEŞİN BİR SUÇLU... BİZİ RESMEN HAYATIMIZLA TEHDİT EDİYORLAR VE SEN... SENİN UMRUNDA BİLE DEĞİL!"

Sebastian gülümsemeyi bıraktı ve kısa bir iç çekti "Gerçekten mi? Senin ben olduğunu bilmiyordum küçük bayan. Sırf yüzümde saçma bir gülümseme var diye içimdeki şeyleri yanlış anlamaya çalışma." ardından yeniden hafifçe gülümseyip Damiano'ya döndü "Annemi çağrayım mı? Saat 15:00 zaten, erkenden gitsek iyi olur."

Damiano başını salladı. Sebastian da evinin yolunu tuttu, içinden hepsinin kendi hatası olduğunu düşünüyordu, ama yinede kendini zayıf gösteremezdi. Melaine burda olsaydı onu zayıf görmek istemezdi, babası Victor'da onu böyle görmek istemezdi. Ayrıca üstündeki her şey babasınındı ne de olsa, kendi kişisi olduğu gibi babasını da temsil ediyordu.

Tüm bunları düşünürken eve gelmişti bile, kapıyı çaldı. Annesini umursamaz bir şekilde açtı "Ay geldi işe yaramaz şey yine. Ne istiyorsun?" Sebastian annesine karışık duygularla baktı ve lafa girdi "Kral Stoly bizi yargılama odasına bekliyor. Hazırlan gidelim."

Victoria, Sebastian'a nefret dolu gözlerle baktı "Yine ne bok yedin acaba? Ben ne alaka?" "Anne, sorgulama lütfen gel." Victoria göz devirdi, "anne" lafından pek hoşlanmışa benzemiyordu "Bana sadece Victoria de. Senin gibi bir günahkar bir felaketin bana 'anne' gibi kutsal bir lakabı takmasını istemiyorum."

Sebastian bir şey demedi sadece Victoria'nın yürümesini ve onunla gelmesini bekledi "İyi tamam hazırlanacağım." Ardından Victoria odasına hazırlanmaya gitti. Bir kaç dakika sonra da geldi, Sebastian önde olmak üzere Damiano'nun malikanesine doğru yol aldılar. Arkadan Victoria, Sebastian'a sadece nefret dolu bakışlar atıyordu.

"Babandan farksızsın." dedi durduk yere Victoria "Demek ki bir şey başarmışım." diye cevap verdi Sebastian. "Gerçekten bununla gurur mu duyuyorsun? Acınası varlık..." Sebastian artık bunları duymak istemiyordu o yüzden kısa bir cevap verdi "Tamam sen ne dersen o. Susabilirsin."

Victoria bunu duymaktan hoşlanmamıştı ama lafı uzatmadı. Damiano'nun malikanesine geldiler, ordan da Damiano özel at arabasıyla kendisi dahil herkesi kralın sarayanın önüne bıraktı.

Şövalye Blotz onları yargılama odasına kadar götürdü ve kral'ın yanına oturdu. "Hoş geldiniz... Tanıklar. Oturun, zaten 6 sandalyemiz var." dedi Kral Stoly, herkes oturdu, en çok korkmuşa benzeyen Lana idi, resmen titriyordu.

"Yargıçınız ben olucağım. Oldukça basit bir sohbet ediceğiz, eğer Melaine'e yardım ettiğiniz anlaşılırsa..." bir kaç saniyelik sessizlik oldu ardından Stoly devam etti "...İdam edileceksiniz."

Lana yine ağlamaya başladı "H-HAYIR ÖLMEK İSTEMİYORUM!" Kral Stoly bunu görünce göz devirdi "Eğer yardım etmediysen bir şey olmayacak." sonra herkese baktı "Lütfen Melaine hakkında bildiklerinizi söyleyin ve ona yardım etmediğinizi kanıtlayın. Bay Sebastian'ın önden gitmesini istiyorum."

Sebastian normal davranmaya çalıştı ve gülümsedi "Melaine hakkında bir bilgim yok, ona yardımcı olmadım. Nasıl bir kanıt sunmamı bekliyorsunuz ki?" Stoly göz devirdi "Pekala seni bunun üzerinden yargılayamam... Masum olduğunu varsayıyorum." bunun üzerine Victoria'ya baktı "Peki ya siz? Suçlu kişinin annesisiniz sonuçta."

Victoria'nın yüksek bir egosu olucak ki oldukça riskli bir cevap verdi "Bu seni ilgilendirmez. Niye benim gibini öldüresin ki ayrıca?" Stoly kaşlarını kaldırdı "Lütfen spesifik bir cevap verin." Victoria ofladı pufladı "VERMİYORUM SENİ YAŞLI KRAL!"

Stoly başını sallayıp Blotz'a idam edilmesi için işaret verdi. Victoria bunu anlayınca ise yine ölmeyeceğini düşünerek tepki vermedi.

Stoly son olarak Damiano'ya baktı "Damiano, yeğenim sayılırsın. Sana güveniyorum, hem Lana hem kendin hakkında gerçeği söyle, Melaine'e yardım ettiniz mi?"

"Hayır." dedi Damiano, kısa ve öz bir cevap. Stoly başını salladı ve Victoria'yı idam salonuna çıkarttı. Blotz elindeki idam notunu okumaya başladı.

”Bayan Victoria, krala hakaret ve şüpheli davranışlar sebebiyle idama mahkum tutulmuştur.” Blotz açıklama yaptıktan sonra da kellesini aldı ve Victoria'yı ölümüne yolladı.

Lana bütün bunlardan travmatize olmuşa benziyorken, Sebastian nasıl hissetmesi gerektiğini anlamıyordu. İdam bittikten sonra Lana evine gitti ama Sebastian, Damiano ile konuşmak istediğini söylediği için Damiano'nun malikanesine gitti.

"Trajik bir durum olmalı..." dedi kısık bir sesle Damiano "Hayır ama... Evet ama... Ben..." Sebastian ne diyeceğini bilmiyordu "Belki ben umursamayacağım o kadar ama... Melaine geri döndüğünde hayatı kararacak..." diyebildi sonunda.

Damiano da ne demesi gerektiğini bilmiyordu, birini sakinleştirmekte genellikle zorlanıyordu. Belkide kimsenin onu sakinleştirmediği içindi. "Sarılmak ister misin?" diyebildi çaresizce.

Sebastian başını hayır anlamında salladı "Sadece bu geceliğine burda kalabilir miyim? Utanç verici gelecek ama şu an evime gitmek çok korktucu geliyor."

Damiano gülümsedi "Tabii, nasıl rahat olucaksan." Sebastian Damiano'nun gülümsemesine karşılık verdi ve Damiano'nun yanağını öptü.

Damiano hafiften kızardı. "Eh... Bunun anlamı neydi şimdi..." dedi utangaç bir tonla. Sebastian kıkırdadı. "İyi geceler öpücüğü şapşik! Hep yanımda olduğun için teşekkür ederim." Damiano ne diyeceğini bilemedi ama bir süre sonra, "Rica ederim..." diye fısıldadı...

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

9. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.