İçeriğe geç

İNSAN KUKLACISI

Bölüm 9 · 6 dk okuma

İNSAN KUKLACISI

Bölüm 9

ACI GEÇMİŞLER

(KABUS'LA KONUŞTUKTAN BİR KAÇ GÜN SONRA)

Evden çıkmadan önce bir daha aynada kendime baktım.Dağınık bir topuz yapmıştım.Altımda kumaş bir pantolon üstümde de bir kısmı kumaş pantolonun içine girmiş beyaz bir gömlek vardı.Hazırdım.Evime bir süreliğine veda ederek dışarı çıktım.Motoruma binerek yola koyuldum.

............

Önümdeki binaya baktım.Güzel ve görkemliydi.Binanın otomatik kapısından içeri girdim.Gözlüklü bir kadın yanıma yaklaşarak,

"Okulumuza hoş geldin sana odanı göstereyim."dedi.Ardından merdivenlere doğru ilerlemeye başladı.Onu takip ettim.Dört kat çıktıktan sonra sağa döndü ve soldan altıncı kapının önünde durarak bana baktı.

"Oda da derslerinin saat kaçta olduğu yazıyor.Oda arkadaşın da sana gerekli bilgileri verir."diyerek geldiğimiz yoldan tekrar geri döndü.Odadan içeri girdim.Yatakta yatarak bir şeyler izleyen kızı gördüm.Kız kapı kapanma sesini duyunca izlediği şeyi durdurup bana baktı.Uzun sarı saçları ve yeşil gözleri vardı.Yataktan kalkıp yanıma geldi.Elini uzattı,

"Okula hoş geldin benim adım Selin."dedi gülümseyerek.Elini sıktım.Ona sahte bir gülümseme sundum.

"Esra."dedim.Tekrar yatağa geçip izlediği şeyi izlemeye devam etti.Çantamı bana ayrılan yatağın üstüne koyarak içinden bir kaç kıyafet ve bir silah çıkardım.Silahı kızın görmemesi için kıyafetlerin arasına sıkıştırıp banyoya girdim.Sıcak suyu sonuna kadar açıp kendimi suyun altına attım.Sıcak duşumun bitmesiyle kıyafetlerimi giyip,silahımı kemerime taktım.Uzun kazağım silahımı saklıyordu.Banyodan dışarı çıkınca kızın üstünü değiştirdiğini ve kapının yanındaki duvara yaslanıp beni beklediğini gördüm.

"Yemek saati.Yemekhanenin yerini göstermek için seni beklerken kurt gibi acıktım."dedi.Odanın kapısını açıp bana baktı."Beni takip et."odadan dışarı çıktı.Bende onu takip ettim.Zemin kata ineceğimiz için asansöre yöneldi.Onu takip etmeyerek merdivenlere doğru yürümeye başladım.Hızlıca merdivenleri inmeye başladım.Saniyeler sonra zemin kattaydım.Yemekhanenin kapısının yanındaki duvara yaslanıp kızı beklemeye başladım.Asansörün kapısı açıldı.İçinden Selin ve bir kaç öğrenci daha indi.Selin beni görünce olduğu yerde kaldı.

"Yemekhanenin yerini biliyor muydun?İnanamıyorum boşuna seni bekledim."yaslandığım duvardan kalktım.

"Bugün yemekte ne var?"

"Hiç bir fikrim yok."beraber içeri girdik.Büyük masalarda oturmuş yemek yiyen yüzlerce öğrenci vardı.Yemeklerin verildiği yere baktım.Oda arkadaşım bir şeyler alıyordu.Bütün masalara baktım fakat aradığım kişiyi bulamadım.Selin yanıma yaklaştı.

"Neden yemek almıyorsun?"ona baktım.Ona sahte gülümsemelerinden birini daha sundum.

"Aç olmadığımı fark ettim.Ben en iyisi okulu biraz gezeyim."dedim.

"Kaybolma."diyerek büyük masalarda yer bulmak için yanımdan ayrıldı.Yemekhaneden çıkıp bütün katları gezmeye başladım.En sonunda onu en üst katta kuytu bir köşede sigara içerken buldum.Yanına yaklaştım.Başını yerden kaldırıp bana baktı.İlk başta hayal görüp görmediğini sorguladı.Beni iyice inceledikten sona benim olduğumdan emin oldu.Sigarasını eline alıp bana gülümsedi.

"Buldun beni kuklacı."dedi.Ona gülümsedim.

"Sana dedim.Aradan yıllar geçse bile seni bulacağım diye."

"Haklıymışsın aradan kaç yıl geçtiğini bile hatırlamıyorum ama buldun beni kuklacı kazandın oyunu."burukça gülümsedi.

"Oyun bitti Beyaz Şeytan sobelendin."dedim.

"Gerçekten kaç yıl geçti hatırlamıyorum kuklacı."aradan geçen tüm yıllar aklımdan geçti.

"İki yüz."dedim.Tekrardan gülümsedi.

"İki yüz yıldır saklandığım yerde seni bekliyorum kuklacı...İki yüz yıl."

200 YIL ÖNCE...

Sarayın içinde yükselen kavga sesleri minik kuklacı ile prens Kabus'u meraklandırmıştı.Hem korkuyla hem de merakla taht odasına girdiler.Kraliçe Kai bir köşede durmuş ağlıyor,kral Noyal önünde duran melek kadınla kavga ediyordu.Melekler önemli olaylar olmadıkça cennetten ayrılıp cehenneme gelmezlerdi.Minik kuklacı ile prens merakla kavgayı dinlemeye başladılar.Kadın elini sımsıkı tuttuğu çocuğu kralın önüne atıp bağırıyordu.

"Bu senin çocuğun ona bakmak zorundasın!"kuklacı çocuğu inceledi.Beyaz renkliydi ama şeytandı.Kral Noyal aynı sinirle çocuğun kolunu tutup çocuğu kuklacı ile Kabus'un önüne fırlattı.

"Benim bir ailem var bu çocuk beni ilgilendirmiyor!"diye önündeki kadına bağırdı.Kuklacı önüne düşen çocuğa elini uzattı.Çocuk onun elini tutup ayağa kalktı.Üç çocuk beraber odadan dışarı çıktı.Kabus merakla beyaz çocuğa sordu.

"Neden annenle buraya geldiniz?"kuklacı da merakla ona başka bir soru sordu.

"Adın ne?"çocuk onlara baktı ve sorularını cevapladı.

"Buraya neden geldiğimizi bilmiyorum ama annem içerideki kişinin babam olduğunu söyle-"derken Kabus onun sözünü kesti.

"Ama o benim babam!"dedi.Çocuk,

"Bende bilmiyorum ki.Adıma gelirsek adımı da bilmiyorum annem bana hep çocuk yada baş belası diye sesleniyor."dedi.

"Bence seni adın Beyaz Şeytan olmalı.Baksana şeytansın ama rengin beyaz.Bu isim sana çok yakışır."dedi kuklacı.

"Bence de."diyerek ona katıldı Kabus.Beyaz Şeytan mutlulukla yerinde zıplıyordu.

"Artık benimde diğer çocuklar gibi bir ismim var!"diye bağırdı mutlulukla.Kabus konuşmaktan sıkılmıştı.

"Hadi artık oyun oynayalım."dedi.Kuklacı Beyaz Şeytan'a baktı.

"Saklambaç oyununu biliyor musun?"diye sordu.

"Evet, biliyorum."

"Harika!Hadi kuklacı ona kadar say bizde saklanalım."kuklacı duvara yaslandı ve saymaya başladı.

"Ben sarayı bilmiyorum ki burada kaybolurum!"diye bağırdı Beyaz Şeytan.Kabus onu kolundan tuttu ve koşmaya başladı.Onu bir yere sakladıktan sonra hızlıca kendisi de bir yere saklandı.Kuklacı saymayı bitirmiş onları aramaya başlamıştı.Merdivenlerin yanına yaklaştığında arkasında bir koşma sesi duydu.Arkasını döndüğünde Kabus'u saydığı duvarın önünde gördü.

"Sobe!"diye bağırdı Kabus.Kuklacı üzgünce tekrar merdivenlere yöneldi.

"Önemli değil.Seni bulmaya geliyorum Beyaz Şeytan!"diye bağırdı merdivenlere doğru.Tam merdivenleri çıkmaya başlayacaktı ki Beyaz Şeytan'nın çığlığı taht odasından geldi.Kabus ve kuklacı koşarak odaya girdiler.Gördükleri ilk şey yerde yatan iskeletti.Bu iskelet Beyaz Şeytan'nın annesine ait olmalıydı.Kral Noyal Beyaz Şeytan'ı tutmuş ona yasak büyülerden birini yapıyordu.Kabus bu büyüyü hatırlamıştı.

"Bu büyü yapılan kişileri bulmak neredeyse imkansızdır!Ona kaybolma büyüsü yapıyor."diye fısıldadı kuklacının kulağına.İkisi de çok korkmuştu.Yeni arkadaşlarını öylece kaybedemezlerdi.Kraliçe Kai onların geçmesini engelliyordu.Kral Noyal Dünya'ya açılan bir kapı açtı.

"Beni unutma!Seni ne olursa olsun bulacağım.Aradan yıllar geçse bile seni bulacağım Beyaz Şeytan!"diye bağırdı kuklacı.Evet onu bulacaktı belki de aradan iki yüzyıl geçecekti ama kuklacı başladığı oyunu bitirmeden masadan kalkmazdı.

GÜNÜMÜZ...

Yemekhanenin büyük masalarından birine oturmuş yemek yiyorduk.Yemek saati geçtiği için odada kimse yoktu.Beyaz Şeytan kafasını yemeğinden kaldırıp bana baktı.

"Biraz eğlensek mi?"

"Nasıl bir eğlence?"diye sordum.Onu incelemeye başladım gerçekten de güzel kılık değiştirmişti.Beyaz saçlarını kapatacak siyah bir peruk ile beyaz gözlerini kapatacak mavi bir lens takıyordu.

"Birilerini öldürmek gibi."dedi.İçeceğimden bir kaç yudum aldıktan sonra ona baktım.

"Ölüm defteri diye bir görev aldım defterde adı yazan insanları öldürüyorum.Bir kaç sayfa boyunca aynı fabrikada çalışan insanların adları yazılı bu yüzden fabrikaya bir suikast planlıyorum."dedim.Gülümsedi.

"Beni de katarsan gerçekten çok mutlu olurum uzun zamandır birilerini öldürmüyordum."

"Neden olmasın.Tabii yemeğini hızlıca bitirip aynı hızda hazırlanırsan bu suikastı kaçırmazsın."dedim masadan kalkarak."Hazırlanınca okulun arka bahçesine gel."diyerek yemekhaneden çıktım.Odadan içeri girdiğimde oda arkadaşımın odada olmadığını fark ettim.Çantamdan siyah bir kazak ile siyah bir pantolon çıkardım.Hızlıca üstümdekileri çıkarıp çantamdan çıkardığım kıyafetleri giydim.Çantamdan bir çift bot çıkarıp onları da giydim.Odadan çıkıp arka bahçeye doğru ilerlemeye başladım.Bahçeye çıktığımda bahçe duvarına yaslanıp onu beklemeye başladım.Bir kaç dakikanın sonunda bahçeye çıktı.

"Hızlısın."dedi

"Öyleyimdir."diye onu onayladım.Sokakta duran arabalardan birine binip camı açtı.

"Hadi bin!"bende arabaya binince camı kapatıp bana döndü.Beyaz bir kapüşonlu ile beyaz bir pantolon giymişti.

"Bu fabrika nerede?"diye sordu.Arabanın navigasyonuna fabrikanın adını girdim.Beyaz Şeytan yol tarifine göre arabayı sürmeye başladı.

"Kaybolma büyüsü gerçekten işe yarıyormuş.Dünya'ya ilk geldiğim günden beri seni arıyorum."dedim.

"Biliyor musun sen Kabus'la odadan içeri girmeden önce Noyal bana bir büyü daha yaptı."

"Ne büyüsü?"

"Adını bilmiyorum ama bu büyü beni aşık olmamı engelliyor.Karşıma evrenin en güzel insanı da,meleğini de,şeytanını da getirseler aşık olamıyorum."dedi."İnsanların birbirine aşık oluşunu gördüm ben kuklacı neden ben o güzel duyguyu yaşayamıyorum."diye sözlerine devam etti.Dediklerine bir cevap vermedim.Yolculuk boyunca ikimizde sustuk.Sonunda fabrikanın önündeydik.İkimiz de arabadan indik ve fabrikanın önünde durduk.Beyaz Şeytan arabanın bagajını açtı.Orada duran tırpanı aldım.

"Bu gece çok eğlenceli olacak."dedim.

SAATLER SONRA...

(KOMİSER)

Polis arabasından hızlıca indim.Belimdeki silahımı elime alarak fabrikanın önünde durdum.Diğer polisler arkamda duruyordu.

"İçeri giriyoruz!"diye bağırdım.İçerisi ceset kokmuyordu bu demek oluyordu ki cinayetler yeniydi.Duvarlara kanla yazılmış yazılar vardı.İleride kalplerinden vurularak ölmüş ve dişleri sökülmüş insanları gördüm.Dişleriyle "geleceğinize hoş geldiniz." yazılmıştı.Yanımda duran sağ koluma,

"Daha fazla polis çağırın!Yakındaki tüm polisler buraya gelsin."dedim.İleride ki cesetler yüzünden olduğum yerde buz kesildim.Bu insanların kafaları vücudundan ayrılmış,bedenleri parçalara ayrılmış,organları etrafa yayılmış ve gözleri yerlerinden çıkarılmıştı.Sağ ile sol duvarlarda boğazlarından geçen hançerler ile duvara sabitlenmiş ölü insanlar vardı.Tavanlara da aynı şekilde insanlar sabitlenmişti.Tavanda ki insanların kanları yerlere damlayarak bir kan yağmuruna sebep oluyordu.Karanlık geçmişim beni tutarak kendine çekmişti.

"Anne!"

"Baba!"

"Azra neredesin?"

"Abi çok korkuyorum!"dizlerimin üstüne düştüm.Her tarafta kanlar vardı.Hayır,hayır,hayır.

"Çık kafamdan!!!"diye bağırdım.Elimle kafama vuruyordum.Acı dolu bir çığlık atarak yere düştüm.Gözlerim kararıyordu.En son hatırladığım adımı bağırarak bana doğru koşan sağ kolumdu.

Bölüm sonu

11 yorum