İçeriğe geç

İnek çocuğun aşkı ve düşünceleri

Bölüm 1 · 2 dk okuma

İnek çocuğun aşkı ve düşünceleri

Bölüm 1

Onu nasıl seviyorum?

-Nick'in gözünden

Zil sesi okul koridorlarında yankılandığında, bu sesin sınıfta yarattığı etkisi büyük olur. Sınıflardaki öğrenciler, metronun son durağındaymış gibi boşaltırlar sınıfı. Onlar boşalttığında da sınıfta tek ben kalırım.

Herkes gidince oluşan sessizlikte ben de resim çiziyordum. Elimdeki kalemle karalamalar yapıyordum, resim dediğime bakmayın. Elimin rastgele attığı, vücut kıvrımlarının abartıldığı çizgiler ile figürüm oluşuyordu.

Öyle önemli bir eğitimim de yok zaten. Çizimimin amacı da tamamen keyfi sebepler. Aklımdaki vücudu karalamalarla kağıdın üzerinde görmeyi seviyorum sadece. Kulaklığım kulağımda olmasa da kafamda çok net bir şekilde çalan şarkıyla aklımdaki kişinin uyumu içinde keyifle çiziyordum. Onun güzelliğini yeteneksiz halimle çizemeyeceğimden yüzünü çizmedim. Sadece, spor kulübündeki kızlara göre küçük duran bedenini dans ederken hayal ederek çiziyordum. Onun küçüklüğünü hatırlayınca gülümsedim hafifçe. Elimle ağzımı kapatsam da sırıtmaya devam ederek çiziyordum, çiziyordum ki duyduğum tanıdık ses ile irkilip defterdeki kağıdı koparıp buruşturana kadar. Onun sesini duyunca panik olmuştum bayağı.

"Hey, ne saklıyorsun öyle? Korkma, dalga geçmem.." dedi tanıdık kızsal ses, ardından karşımdaki sandalyeye oturdu. Benim hala kalbim hızla atıyordu, onu her gördüğümde olduğu gibi. Gözlerimi kaçırıyor ve utanıyordum. O ise konuşmaya devam ediyordu. "Yemekhanede göremeyince aradım seni. Öğle teneffüsü olduğunun farkında değilsin herhalde, şapşal!"

Saçlarımı karıştıran eller yüzünden yüzüm yanıyordu. Acilen böyle davranmayı bırakmalıydı. Hayır, hoşuma gittiğini inkar etmiyorum. Sadece yıllardır hoşlandığım kişinin yakınlıklarına alışamıyordum. Üstelik okuldaki tek arkadaşım da oydu, işin acısı. Sanarım benim varlığımın farkında olan tek kişi. O da olmasa kendimi hayalet sanacağım, haha.

Saçlarımdaki eli çektiğinde, karışmış saçlarımın arasından ona baktım. Burnumdan kayıp ucuna yerleşmiş gözlüğümü yukarı ittirdim. O ise beni süzüyordu. Bunu fark edince gözlerimi kırpıştırdım.

Gözleri nihayet yüzümden kaydı, elimdeki kağıda düştü. Samimi bir gülümseme yerleştirdi yüzüne. Dudakları aralandı. "Güzel çiziyorsun, utanmasana! Kimseye göstermiyorsun üstelik. Eğer benim böyle bir yeteneğim olsaydı, emin ol herkes bunu bilirdi.." diye mırıldandı.

Bundan şüphem yok, göz önünde olmayı sevdiğini hep belli eder.

"O kadar iyi değiller." Dedim, onun yanında kısık ve yorgun çıkan sesimle. Genelde çok konuşkan bir insan olmadığı için, böyle nadiren konuştuğumda sesim sallanır, incelip kalınlaşırdı. Bir ezik gibiydim.

Kaşlarını çattı. Uzanıp elimdeki resmi almaya çalıştı. Bununla neye uğradığımı şaşırdım, ama onun parmakları elime değince kağıdı tutan elim gevşemişti, o da hemen çekti ve aldı. Kağıdı düzleştirdi. Çizime baktı. "Öyleyse bekle ve gör." Dedi, aniden ayağı kalkıp koşarak sınıftsn çıktı. Sadece arkadından şaşkınca baktım. Ona yetişecek enerjim olmadığını bildiğim için sadece oturdum öylece. Bazen Onun bu davranışları yorucu geliyordu.

O gidince, tüm teneffüs boyunca yapmayı planladığım şeyi de elimden almıştı. Kulaklıklarımı kulağıma taktım. The Beatles açıp onun güzelliğini dü

şünmeye devam ettim.

Bölüm sonu

1 yorum

  • bence güzel yazmışsın drama gibi geçti yeteneklisin umarım daha geliştirebilirsin pes etme The Beatles dinlemeside guzel ayrıntıydıı

    1Yanıt