27/04/2009
Sevmek, sevmek, deliye çevirir insanı! Ah sen, ah sen Deniz! Al bak, deliye çevirdin beni! Öyle seviyorum ki seni, öyle seviyorum ki!
Sanıyorum, Tanrı yaptığım onca kötülüğe rağmen seviyor beni. Nereden çıktı şimdi diyorsun... Hâlâ seni görmeme izin veriyor, sensiz yapamadığımı biliyor! Tanrı'nın varlığına dair en büyük delil budur belki de, hayatta olmayacağını düşündüğün her şeyi senin gözüne normalmişcesine sunar — lakin nereden baksan, mucizeden başka bir şey değildir bu! Ama mantıklı gelir işte... Seni hâlâ görebilmem, ışıltı ile parlayan gözlerinin hiç değişmeden nasıl hâlâ heyecan ile parıldadığını görebilmem öyle mucizevi ki! Bunun için her gün şükrediyorum Tanrı'ma.
Şaşırıyorsundur belki, biliyorum ancak lise onuncu sınıftan beri sevmekteyim seni. Ve ben, bu sevinin ne kadar köreleceğini beklesem bile — çünkü bu bir yerden sonra pekâlâ acı vermekteydi, sana olan sevgim çiçeğim, asla bitmedi. Aksine, seni gördüğüm her gün daha çok bağlanıyordum ki bir yerden sonra, seni artık en yakın arkadaşım, tek dostum bellemiştim. O günden beri mektuplar yazıyorum sana, ne zaman boş bulursam kendimi dünyanın korkunç karanlığından... Okul hakkında, kendim hakkımda, okuduğum kitaplar hakkında, farketmez... Seninle karşılıklı konuşuyormuş gibi yazıyordum, hâlâ yazıyorum, görüyorsun ya! Belki okutabilir miyim bir gün sana? Hiç, hiç zannetmiyorum... Zamanım yeter mi bu gidişle? Hiç, hiç zannetmiyorum! Ancak kim bilir, belki Tanrı'mız, son bir iyilik yapar bize.
ATLAS