İçeriğe geç

İnce Hesaplar

Bölüm 2 · 8 dk okuma

İnce Hesaplar

Bölüm 2

İnce Hesaplar - 75B

Sabahın ilk ışıkları pencereden içeriye doğru yansımış, geniş mutfağı olduğundan daha da aydınlık göstermeye başlamıştı. Her zamanki gibi, erken saatlerde uyanmış olan Sarah; üzerindeki beyaz, kenarlarında minik dantel detayları olan sabahlığı dahi çıkarmadan çocukların beslenme çantasını hazırlamaya başlamıştı. Yapmış olduğu kreplerin üzerine çikolata sosu ile gülen güzler eklemiş, meyveleri de koymayı ihmal etmemişti. Fenna muz sevmezdi bu yüzden ona bolca çilek, Andre'ye ise hem çilek hem de muz hazırlamıştı. Hazırlamış olduğu çantaları kapının girişine bıraktıktan hemen sonra, kahvaltı sofrası hazırlıklarına koyuldu. Çok değil, bir saate enfes bir masa kurmuştu bile. Ev yapımı meyve suyu, krepler, haşlanmış yumurta, çocukların çok sevdiği köfte-patates ve daha fazlası.. Hatta öyle ki; etrafı toparlamaya bile oldukça vakti kalmıştı. Merdivenlerin başına doğru geldiği gibi yukarı bakarak seslendiğinde kızıl saçları omuzlarından aşağıya doğru düştü.

"Fenna! Andre! Hadi, kahvaltı hazır. Babanızı da uyandırın!"

Çocukların kokuşturma seslerini aşağıdan rahatlıkla duyabiliyordu. Bu ses gürültüden ziyade ona huzur veriyordu. Mutlu bir ailede olmak, mutlu çocuklar yetiştirmek.. Daha iyi ne olabilirdi ki? Sarah öyle düşünüyordu tabii. İşlerin nerelere gideceğini tahmin bile edemezdi. Çocuklar bir bir aşağıya doğru koşup masaya oturmasının ardından eşi de kravatını bağlayarak aşağıya doğru indi. Ağır ve rahatsız edici bir tonda hareket eden Samuel'a aşkla dolu gözlerle bakıyordu. Bu gece.. Bu gece evlilik yıl dönümleriydi.

Eşi ve çocukları masaya oturmuş, Sarah ise Samuel'in tam karşısına oturmuş cilveli sayılabilecek şekilde bakıyordu. Kadının buz mavisi gözleri güneş ışığının vurmasıyla daha da parlıyor, kızıl saçlarının ardından büyüleyici gözüküyordu. Samuel ise hiç ilgileniyor gibi durmuyordu. Ağzına koca bir krep parçası sıkıştırırken gözü sürekli telefondaydı. Her mesajın ardından telefonu ters şekilde masaya koyması o an Sarah'a normal hissettirmişti. Zaten Sarah'ın zihni oldukça meşgul sayılırdı. Herkes evden gittikten sonra eşi için özel bir akşam yemeği hazırlayacaktı. Kahvaltıdan hemen sonra eşi ve çocuklarını kapıdan geçirdiği sırada Samuel'in acelesi var gibi görünüyordu. Normaldi. Samuel sürekli bir şeylerin peşinde koşar, seyahatlere hatta uzak yerlerde toplantılara katılırdı. Şimdi koca evde Sarah bir başınaydı.

Her zaman severek yuvasına bakan kadın; önce bir güzel mutfağı temizlemiş, ardından çamaşırları yıkamış, odaları toparlamış, çok güzel bir yemek hazırlamıştı. Tabii bu sırada yürüyüş yapmayı ihmal etmemiş, komşuları ile ayak üstü sohbet etmişti. Ne de olsa sitenin en güzel evine ve ailesine sahipti.

Çocukları geldiği saate onların duşlarını aldırmış, yemeklerini yedirmiş ve eşi ile güzel bir gece geçireceğini düşündüğünden dolayı onları komşuya bırakmıştı. Ayna karşısına geçen kadın güzel bir makyaj yapmış, en güzel kokusunu önce boynunun iki yanına ardından bileklerine doğru sıkmış, güzel bir gecelik giymiş ve saçlarını özenle taramıştı. Aşağı inip masayı hazırlamış, ışıkları kapatıp iki mum yakmış ve beklemeye koyulmuştu. Tam bu sırada çalan kapı ile heyecanlandı ve adımlarını kapıya doğru yönlendirdi.

Kaçamak bir bakış atarak açmış olduğu kapıda karşısında Linda'yı görmeyi hiç beklemiyordu. Şaşkınlıkla baktığı sırada zorla kendini içeriye davet ettirmiş hatta sorma tenezzülünde dahi bulunmamış olan Linda ceketini çıkarmaya başlamıştı bile. Kapıyı kapattığı sırada homurdanmaya başlayan Sarah, biraz huysuzlanırcasına konuşan Linda'ya kulak verdi.

"İnanabiliyor musun?! Matthew'u benden alacakmış! HAH! @#$#@sin gitsin!"

Linda..

Kusursuz görünüme sahip Sarah'ın yanı sıra, Linda tam tersi karaktere sahip olan kız kardeşiydi. Sokak ağzına sahip, çılgın ve her zaman her şeyi yapabileceğini düşündüğünüz biri gibiydi. Çocuk sayılabilecek yaşlarda gebe kalmış ve Lucifer ismindeki o kişiyle evlenmişti. Çocuk yaşta çocuk sahibi olan Linda, eşi ile sürdüremeyip kısa süre sonra ayrıldılar. Oğlu Matthew'in velayeti ise annesi Linda'da kalmıştı. Görünüşe göre çarklar tersine dönecek gibiydi.

Şaşkınlık içerisinde Linda'ya doğru dönen Sarah, sırtını kapıya doğru yaslamış ve ellerini göğsünde bağlayarak konuşmaya başlamıştı.

"Nasıl yani? Lucifer mi söyledi bunları?"

"Evet! EVET O LANET Pİ-"

Bir anda duraksadı. Linda koluğa doğru ilerlediği sırada hazırlanmış ve üzerine mum konulmuş masaya doğru bakındığı gibi Sarah'a döndü. Sarah'ın da hazırlanmış olduğunu fark ettiği gibi konuşmasını sürdürdü.

"-Yanlış bir zamanda mı geldim?"

Sarah, Lindanın kolundan tutmuş onu koltuğa oturttuğu sırada kafasını olumsuz bir şekilde salladı. Kardeşinin koluna dokunmaya devam ederken;

"Bugün Samuel ile evlilik yıl dönümümüz."

Kalkmak için yeltenen Linda'yı yeniden koltuğa doğru çekti.

"Hayır.. Hayır. git diye söylemiyorum. Şuan ki konumuz daha önemli. Hemm.. Hem.."

Bakışları kaçamak bir şekilde duvardaki saate doğru istemsizce kayıyordu.

"..Samuel daha gelmedi. Şimdi sakin ol ve düzgünce anlat bakalım. Ne oldu?"

Linda tek elini ensesine doğru getirdiğinde sarı saçlarını ensesinden avuçlamaya başlamıştı. Dudaklarını araladığı gibi konuşmayı sürdürdü.

"Matthew'i istiyor, Sarah."

Sesinden ne kadar üzgün olduğu hissedilebiliyordu. Konuşmaya devam etti.

"Benim elimden almak için ise her şeyi yapacak gibi gözüküyor. Sürekli iş değişiyor oluşum, Kazandığım para, Matthew'un okulu bazen asması bile.. Her şey aleyhime işliyor."

Kız kardeşinin omzuna doğru elini yerleştirdi ve sıvazlamaya başladı. Her şey onun için çok zor olmalıydı. Sarah'ın sahip olduğu ailenin yanı sıra o tek başına oğlunu büyütmeye çalışmış, Hiçbir yardım hatta nafaka bile almamıştı. Şimdi ise sahip olduğu her şeyi kaybetmek üzereydi. Dudaklarını birbirine doğru bastıran Sarah, kaçamak bir şekilde saate bakınması ardından kardeşinin yeşil gözlerine doğru dönerek konuştu.

"Linda.. Halledeceğimizi biliyorsun. Sana yardım etmemize izin ver. Bir avukat tutarı-"

"Hayır .. Hayır.. Gerek yok. Bana acıman için söylemedim Sarah."

"Yanlış anlıyorsun. Acımak falan değil. Biz bir aileyiz ve birbirimizin yanında olmalıyız."

Her zaman muzip olan kız kardeşinin böyle üzgün görünüyor oluşu canını sıkmıştı. Sözlerine devam etti.

"Bir avukat tutarız ve ona karşı dava açarız. Matthew'u kimse senden almaz Lin-da"

Çalmaya başlayan telefon dikkatini dağıttı. Samuel arıyordu. Bakışları yeniden saate kaydığı gibi bir dakika dercesine elini Linda'ya uzatmıştı. Telefonu cilveli bir tonda açtı. Samule ise kadının tüm hevesini kursağında dizercesine konuştu.

Gelemeyecekti. Her zamanki gibi işi uzamış ve bir toplantıya daha katılması gerekiyordu. Derin bir iç geçiren Sarah güçlükle telefonu kapattığında kırık bir şekilde gülümseyerek Linda'ya baktı.

"Gelmiyor."

Linda yan bir şekilde oturmuş, hemen yan tarafta hazırlanmış olan yemek masasını işaret ederken söze girdi.

"Tüm bunları.. biliyor mu?"

"Tabii biliyor.. üstelik.. bana yıldönümü hediyesi bile aldı."

Linda ayağa kalkmış, masaya doğru yöneldiği gibi hazırlanan yiyeceklerden ağzına doğru götürmüştü.

"O zaman... Kızlar gecesi?"

Kafasını olumlu bir şekilde sallayan Sarah, kızlara vakit geçirmenin hem kendisine hem de Linda'ya iyi geleceğini düşünüyordu. Telefon ettikleri Rose'un gelmesini beklerken Sarah da üzerini değişmişti. Kapı çaldı ve koyu göz torbaları eşliğinde Rose içeriye girdi.

Rose..

Sarah ve Samuel evlenip Lotus Sitesine taşındığından beri ilk komşusu ve en yakın arkadaşı Rose olmuştu. Rose, bir polisle evli ve kalp yetmezliği olan bir kız çocuğu vardı. Diğer arkadaşlarına göre daha depresif ve panik bir hali bulunuyordu. Minik bebeği, Rose'un her şeyiydi. Kalp nakli fiyatları ve bekleme zamanları eş değerde yükseliyordu. Onun bu sessiz çığlığına elini ilk uzatan Linda yani Sarah'ın kız kardeşi olmuştu. Linda sürekli iş değiştiren, asla bir işte uzun süre tutunamayan birisiydi. O zamanlar çalışmış olduğu fastfood dükkanına arkadaş olduğu ve paraya ihtiyacı olduğunu bildiği Rose'u aldırmıştı. Tabii Linda o kadar uzun süre çalışamamış olup, üstüne bir de üç iş daha değiştirmişti.

Kadının keyfinin olmadığı her halinden belli oluyordu. Koltuğa oturduğu sırada hazırlanmış olan masaya doğru baktı.

"Yanlış bir zaman mı kızlar?"

"Hayır.. Hayır değil"

Şeklinde devam eden Sarah'a karşılık Linda'dan yanıt gecikmemişti.

"Samuel yıl dönümlerini unuttu."

Ağzına kocaman bir parça cips yerleştiren Linda'nın eli ikinciye almaya hazırlanıyordu. Bu sırada Rose şaşkınlıkla bakarken kendini tutamadı.

"Nasıl yani?"

"Hayır.. Hayır. Öyle bir şey olmadı. Linda."

Öfkeli gözlerle Linda'ya doğru bakan Sarah, bakışlarını Rose'a çevirdiği gibi sözlerine devam etti.

"Sadece işi uzadı. Birkaç toplantısı var. Hem bana hediye de aldı."

Linda kışkırtıcı bir şekilde güldüğü sırada Rose meraklı gözlerle bakıyordu.

"Hemen size gösterebilirim. Henüz hediyesini vermedi ama internetten bakabiliriz. Ortak banka hesabı kullanıyoruz."

Yukarı çıkıp diz üstü bilgisayarını aldığı gibi aşağıya inmişti. Koltuğun ortasına yayıldığı gibi ayaklarını masanın üzerine uzatmış, yanında duran kadınlara kaçamak bir şekilde bakıyordu. Bankacılık uygulamasına girmiş, sipariş edilen iç çamaşırın detaylarına bakarken bedeninin ona uymadığını fark etti. Sanırım bunu fark eden ilk kişi kendi değildi.

"75B mi?"

Sarah, istemsizle elini saçına doğru götürdü. Kendi göğüsleri bu kadar küçük değildi. Omuzlarını silktiği gibi söze girdi.

"Samuel işte.. Ölçüleri nereden bilecek ki?"

Kahkahaya benzer bir gülüş attığı sırada sözlerine devam etti.

"Umarım içinde değişim kartı vardır."

Kızlar kendi aralarında gülüşüp konuşmaya devam ederken arkada açık kalmış olan bankacılık uygulamasında Rose'un dikkatini çeken bazı şeyler olmuştu. Rahatsız hisseden Rose, çekingen bir şekilde konuştu.

"Swarovski harcaması geçen ay yapılmış.. Sana yüzük ya da kolye mi aldı?"

Rose'un sözleri ile kafasını bilgisayara çevirdi. Samuel ona hiçbir şey almamıştı. Harcamaları kontrol etmeye devam ederken oturduğu yerde dikleşti. Etrafa buz gibi bir sessizlik hakim olmuştu. Kafasının hemen arka kısmında bir karıncalanma hissediyordu. Otel rezervasyonları.. Kozmetik harcamaları.. Spalar.. Kalbi sıkışıyor gibi hissetmişti. Geçen aya ait il dışında kiralanmış iki kişilik otel rezervasyonu gördü. Kızlar yanında bir şeyler söylüyordu ama sadece bir uğultudan ibaretti. Kendini tamamen dışarıdan gelen her şeye kapamıştı. Olabilir miydi? Samuel sık sık iş seyahatlerine giderdi. İş görüşmeleri, müşterileri, toplantıları hep olurdu.

Bankacılık uygulamasından çıkıp mail kutusunu kontrol etmeye başladı. Türlü sipariş onay mailleri, reklamlar, abonelik mailleri... Bakışları yeniden bankacılık uygulamasındaki harcamalara kaydığı sırada karttan harcama yapıldığını gördü. Beyaz şaraba 67$ ödemişti. Dudaklarını sıktığı sırada kızların ona bir şeyler anlatmaya çalıştığını hissetti ama hiçbir şey duyamıyordu.

Hiçbir şey söylemeden oturduğu yerden kalktı ve mutfağa doğru yöneldi. Şarap şişesi aldı. Üç kadeh aldığı gibi kızların yanına geri döndü. Hiçbir şey söylemeden kızların bardağını doldurdu. Kendi bardağını da doldurdu ama bakışlarını bardağa çevirip derin bir iç çekti. Ardından şişeyi kafasına diklemeyi tercih etmişti.

Sarah şişeyi dudaklarına götürdü.

İlk yudum boğazını yaktı. İkinciyi hissetmedi bile. Bilgisayar ekranında açık duran otel rezervasyonuna baktı.

İki kişilik. Bir hafta sonu üstelik deniz manzaralı.

Samuel'in ona hiç götürmediği bir otel. Dudakları titredi ve ilk kez aklından geçen düşünceyi susturamadı.

Ya gerçekten başka biri varsa?
Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.