İçeriğe geç

IMPOSING COMMANDER - TAEKOOK

Bölüm 31 · 9 dk okuma

IMPOSING COMMANDER - TAEKOOK

Bölüm 31

27

Haiii ben geldiim!

Ay IC taekookumu özlemişim yahu, sizleride özledim nasılsınız? :')

Yazım yanlışlarım varsa affoluna, keyifli okumalar dilerim lokumlarım! Xx

+++++

Dirseklerini kenara yaslamadan hemen önce ıslanan elleriyle saçlarını geriye doğru yatırırcasına itekledi. "Hadi Jeon." dediğinde sırıttım. "Kaplıcalara mı geldik yani..." diye homurdandım.

"Üşüdüğünü söylüyordun işte, al sana ısınmak için şifa dolu kaplıca suyu. Soyun ve yanıma gel Jeon." derken parmağıyla suya girmem için işaret verdi.

Al sana bombe der gibi yüzüme bakarken kıpırdamadan cıbıldak geniş omuzlarından süzülen su damlacıklarına kaydı bakışlarım.

Yanık teni yükselen dumanların arasından o kadar muazzam görünüyordu ki, boğazımı kurutmaya yetmişti bu görüntü. Resmen karşımda görsel şölen sergileniyordu ve bense bu muhteşem sahneyle sınanıyordum.

Taehyung, kasıklarının üstünde kalan su seviyesindeki kaplıca sularında dururken kollarını kaldırarak sanki geniş omuzlarıyla şov yapmak ister gibi dirseklerini kenarlara yasladı. Kol kasları gerilirken büyük avcuna aldığı suyu sol omzundan aşağıya doğru akıtırcasına döktü.

"Beni izlemeye devam etmeyi kesip kaplıca sularına, yanıma gelmeye ne dersin?" Taehyung'un derin sesi kulaklarıma çarptığı anda seslice yutkunarak gözlerimi kırpıştırıp kendime gelmeye, toparlanmaya çalıştım ve buna eş zamanla başımı da çılgınlar gibi olumlu anlamda salladım.

"Ateşin olmadığı halde üşüdüğünü söylüyordun." diye laf soktuğunda şirince sırıtarak kıyafetlerimi çekiştirerek çıkartıp tıpkı onun gibi kenara fırlattım.

"Üşüyorum. Çok üşüyorum zaten komutan Kim." diyerek ortaya attığım yalanımı son sürat sürdürmeye devam ettim.

Kıyafetlerimi üzerimden çıkartışımı adım adım izleyen gözleri, şimdiyse çıplak göğsüme bakarken alt dudağımı ısırarak sırıttım.

Gözlerini yüzüme tırmandırırken, dirseklerini yasladığı yerden ayırmadan parmaklarıyla gelmem için işaret yaptı.

"Geliyorum komutanım." diye mırıldanarak sebebini bilmediğim bir şekilde parmaklarımın ucunda çıplak ayaklarımla zeminin üstünde ilerledim.

Suya yaklaştıkça buhar yoğunlaştığı için filtrumum terlemeye başladığında, kaplıcalara girmeden hemen önce işaret parmağımın kenarıyla dudağımın üstünü sildim.

Sıcacık suya girdiğim anda tüm iliklerim ısınırken gözlerimi yumarak huzurla iç geçirdim. Kaplıca suları gerçekten o kadar iyi geliyordu ki. Akşamdan kalmaydım hâlâ ve vücudumda ağrılar vardı. Özellikle de sırtım ve boynum ağrıyordu.

Kaplıca suları bu ağrıları sünger gibi çekip emerek alıyordu. "Ohhh..." Suyun karnıma gelen seviyesi nedeniyle bulunduğum yerde çömelecek şekilde eğilip su seviyesinin omuzlarıma dek ulaşmasını sağlamış, çeneme kadar suyun içine batmıştım.

O sıcaklık bana o kadar iyi gelmişti ki, dudaklarımdan çıkan rahatladığıma dair iniltiler kopup durmaya başlamıştı. Gözlerimi yummuş bir şekilde kendimi kaplıca sularının sıcaklığına teslim etmişken bir kez daha inledim. "Ohhh."

"Sikiliyormuşsun gibi sesler çıkarmaya son ver Jeon!"

Tüm miskinleşmiş, rahatlamış bedenimin gevşeyerek kendinden geçmesiyle kapattığım gözlerimi, yuvalarından fırlayacak şekilde açmamı sağlayan şey bu sözleri olmuştu.

"Ne?" diye fısıldadığımda dudağının tek kenarı sivrilir gibi kıvrıldı. Ardından kolunu benim bulunduğum noktaya doğru uzatıp koluna abanarak yüzüme eğildi. Aramızda nereden bakılsa bir adımlık mesafe vardı.

"Seni sikiyormuşum gibi inleyip durmayı kes diyorum." Kelimelerin üstüne basa basa vurgularken göz kontağımızı bozmadı.

Tükürüğüm gırtlağıma kaçmış gibi öksürmeye başladığımda sırıtarak kolunu geri çekti. Lakin tam bir adım önümde dikilmeye devam ediyordu. Tenlerimizin birbirini mıknatıs gibi çekiyor olduğu gerçeğinden ve sarf ettiği sözlerinden kendimi uzaklaştırmaya çalıştım.

Feci halde kuruyan boğazım öksürmemle daha da sızlayınca seslice yutkundum. "Rahatladığım için inliyordum komutan Kim."

Başını olumlu anlamda sallarken gözleri hafifçe kısıldı. Bakışlarındaki bu değişimin hiçte hayra alamet olmadığı gerçeğiyle yüzleşirken söze atıldı. "Dün gece yediğin haltları hatırlıyorsun değil mi?"

Feleğimi şaştıracak, beklediğim o sözler dudaklarından çıkıverince yanağımın içini gergince kemirmeye başladım. Atma işte bu zehirli oku...

Bu zamana kadar bahsini açmadığı için unutmuş olabileceği ihtimalini düşünmem ne de şapşalcaydı. Unutur muydu hiç kül yutmaz delta komutan Kim Taehyung...

Koğuşuma kadar kucağında taşıttırmış, öpüşelim mi diye sorup durmuş ve dahası kalçasına şaplak atıp koğuş kapısını suratına çarptırarak kapatmıştım. Daha doğrusu beni koğuşa kadar omzuna atarak götürmüştü de neyse.

Her boku tüm ayrıntılarıyla hatırlıyor olduğum gerçeği de cabasıydı. Başımı iki yana sallarken saç diplerimi kaşıdım. Bakışlarımdaki ifadesizliği sabit tutmaya çalışırken oyunculuğumu devreye soktum.

"Dün geceye dair her şey çok bulanık aslında komutan Kim Taehyung, yani içkilerden sonrası..." diye kıvırdım.

Tek kaşı itinayla havalanırken, "Hatırlamıyorsun yani?" diye kuşkulu bakışlarıyla yüzümü tarayıp tepkimi ölçmeye çalışırken ifademi bozmaksızın renk vermemeye çalıştım. "Hatırlamıyorum." dedim lap diye bir çırpıda.

"Deniz fenerinden ayrılmadan önce kucağıma tırmanıp öpüştüğümüzü de hatırlamıyorsun o halde?" diye sorunca kaşlarım çatıldı. "Öyle bir şey olmadı ki..." Kelimeler aniden dudaklarımdan dökülüverdiğinde ne bok yediğim gerçeğiyle hızla elimle ağzımı kapattım. Ama çok geçti, duymuştu bile... Ah lanet olsun, bu tuzak soruydu ve ben tuzağına anında düşmüştüm.

"Hatırlıyorsun yani." derken tatmin olmuş bir gülücük dudaklarında yer edindiğinde dişlerimi sıktım. Sıçayım kendi çenemin bağına ya!

"Dur tahmin edeyim, dün yaptığın haltları örtbas edebilmek ve yırtmak için hastayım bahanesini uydurdun."

Gözlerimi kaplıca sularına doğru düşürürken dudaklarımı büktüm. "Üzgünüm komutan Kim... Ceza vermekte haklısı-"

Bileğimden yakalayarak beni kendine doğru çektiğinde çıplak ve ıslak göğüslerimiz çarpıştı. "Ceza vermeyeceğim." dediğinde gözlerimi yumdum. Aha cidden boku yemiştim. Böylesine sakin bir şekilde duruyorsa bunun altından köklü bir şey çıkacağını biliyordum.

"Askerliğim bitti değil mi... Bu sabah itibariyle askerliğimi yaktınız." Gözlerimi kapalı tutmaya devam ederek konuşmuştum.

Kısık sesli gülüşü kulaklarıma dağılırken, saniyeler sonra derin sesini işittim. "Hayır, askerliğini de yakmadım."

Tek gözümü açarak ona şaşkınlıkla baktım. Diğer gözümü de açtığımda benim bu ifadem karşısında gülüşü genişledi. "Ah gerçekten yaktınız..."

"Yakmamı mı istiyorsun, anlayamadım?"

Bu nasıl kritik bir soruydu böyle! Başımı hızla iki yana salladım. "Askerliğimin yanmasını asla istemem, bunu kim ister ki komutanım?"

Eli çeneme doğru uzandı ve çenemden boynuma doğru süzülen su damlasının parmağının ucuyla yolunu kesti.

"Bence de askerliğinin yanmasını istememelisin." dedi hırıltılı bir sesle. "Dün gece yaptıklarından sonra bugün hasta numarası yapmanı bekliyordum ve beni şaşırtmadın."

Sıcacık suyun içinde bedenlerimiz birbirine temas edecek kadar yakınken ensem ve saç diplerim terlemeye başladı. "Hasta olmadığımı biliyordunuz..." Ben de beni buraya kadar getirdiği için numaramı yuttuğunu zannetmiştim...

"Hasta olsan deltam bunu iyileştirmek, düzeltmek adına hissederdi." diyerek bana göz kırptığında seslice yutkundum. "Neden buradayız o zaman..."

"Madem hasta olmadığımın bilincindeydiniz, neden bile bile buraya geldik?" Merakımı örtbas edemezken bileğimi serbest bırakan uzun parmakları bu kez atik bir hamleyle bel boşluğumu kavradı ve bedenlerimizi birbirine yaslarcasına bastırdı.

Bu libido yükselten, tehlike arz eden hamle nefesimi kesti. "Çünkü ben öyle istedim." dedi keskin ve sabit sesi. Konuşurken yüzüme iyice eğilmiş olması kasıklarımı karıncalandırmaya yetti.

"Peki neden?" diye sorarken yakınlığımızdan ötürü burnumu burnunun ucuna sürttüm. Geri çekilmedi ve aramızdaki o yakın mesafeyi korudu. Sıcak kaplıca sularından yükselen dumanlara bizim birbirine karışan sıcak soluklarımızda eşlik etti.

"Şu an askeriyede olup eğitim vermeniz gerekiyordu." Ama o beni buraya getirmeyi seçmiş, eğitimini yüzbaşı Yoongi'ye devretmişti.

"Bir komutan olarak benimde ufak tefek kaçamaklara ve kafa dinlemeye ihtiyacım olabilir." diyerek bana göz kırptı.

Tam dudaklarımı dudaklarına temas ettirmek üzere başımı yana kaydırmışken geri çekildi. O an yanağımın içini kemirerek kendimi tokatlama isteğimi bastırdım. İlk öpüşmeyi başlatanın o olması gerekiyordu.

-

Kasıklarıma sıkıca bağladığım havluyu düzeltip giydiğim tek kullanımlık terlikleri yere sürte sürte spa salonuna girdim. Komutan Kim bugün gerçek anlamda cömert günündeydi.

Kaplıcalardan sonra masaj salonuna geçmemize de müsaade etmişti. İkimizde yan yana masaj koltuklarına yüz üstü uzandığımızda başımı çevirip ona baktım.

Tam o esnada onunda yerleşip bana bakıyor olduğunu gördüm. Bana göz kırpıp başını önüne çevirdi ve yüzünü masaj koltuğuna gömecek şekilde yerleştirdi.

Alt dudağımı ısırarak gülümsemeye son verip ben de aynı şekilde yüzümü önüme gömdüm.

Bir masöz, bir de masör gelmişti bize masaj yapmak için. Saçlarını tepeden toplayan masöz kadın Taehyung'un geniş omuzlarından başlayarak vücudunu yağlamaya başladı.

Ben onun yağlanırken parlayan yanık tenini yattığım yerden izlemeye çalışırken masör ise benim vücuduma yağ sürmeye başladı.

Kokulu esans yağların mis kokuları ve sadece yağ sürerken bile vücudumun yoğurulmaya başlamasıyla gözlerimi yumdum.

Havluyla kapalı olan özel bölgelerim hariç vücudumun her yerini yağlayıp masaja başlayan masörün parmaklarına bıraktım kendimi.

Omuzlarımı ve sırtımı öyle usta hareketlerle sıkıp yoğurmaya başladı ki kendimden geçtiğimi, mayıştığımı hissettim.

Sertleşen her yerimi birer birer yumuşattı. Onca eğitim ve yoğun tempodan sonra bu masaj inanılmaz iyi gelmişti.

Havlunun kenarlarını hafifçe katlayıp kaldırarak kalçalarımı ve bacaklarıma masaj yapılmaya başladı. "Biraz daha bacaklarınızı aralayabilir misiniz lütfen?"

Masörün tok sesiyle birlikte yumulup kaldığım masaj koltuğunda hareket ederek bacaklarımı hafifçe araladım.

Bacaklarımın iç kısmına kadar uzanan parmakların yaptığı masajla kaskatı olan etlerim pamuk gibi yumuşamaya, gevşemeye başladı.

"Yeter!" Duyduğum sert sesle, nereden geldiğimi şaşırırken kapattığımı bile fark edemediğim gözlerimi açıp başımı kaldırdım. Taehyung yattığı yerden doğrulmuş ve masöre ölümcül bakışlar yolluyordu.

"Oldu olacak havluyu çıkartmadığın kaldı! Her yerini mıncıkladın resmen!" Taehyung'un öfkeli sesiyle birlikte ağzım bir karış aralandı.

"Efendim işimi yapıyorum." dedi ve sonra da bakışları bana döndü. "Özür dilerim ama beyefendi rahatsız ettim mi sizi?"

Başımı iki yana salladım. "Özel bölgelerinize asla temas etmedim." diye açıkladı. "Evet komutan Kim, gerçekten de sadece işini yapıyor."

"Çıkın dışarı!" dedi Taehyung iyice doğrulup bacaklarını yere yaslayacak şekilde oturdu masaj koltuğuna. Bu esnada beline sardığı havluda hafifçe gevşeldi.

Masör ve masöz başını sallayıp bulunduğumuz odadan çıkıp gittiklerinde Taehyung ile baş başa kaldık.

"Gerçekten işini yapıyorlardı." diye mırıldandım. "Her inlediğinde pantolonu biraz daha kabardı aptal. Farkında bile değilsin." dediğinde kaşlarım çatıldı. "Çıkarken ellerini önünde bağlamış bir şekilde tutuyor olmasının sebebi neydi zannediyorsun!"

"Farkında değildim." Masör adamı azdırdığımın gerçekten farkında değildim. Ben o ara yapılan masajın etkisinde kaybolmuştum.

"Sikiliyormuş gibi sürekli inlemek hobin herhalde." diye homurdandığında ağzım bir karış aralandı. "Ne? Hayır."

"Dokundu mu sana, doğru söyle?" Tıpkı onun gibi uzandığım yerden doğrulup kalkarken, "Masaj yapıyordu komutanım, dokunmadan yapacak hali yoktu." diye soludum.

"Penisine veya testislerine dokundu mu diye soruyorum?!" Gür sesi kulaklarımda uğuldadığında gözlerimi kısarak başımı iki yana salladım.

"Kalçalarıma masaj yapıyordu, daha rahat yapabilmek için bacaklarımı aralamamı iste-"

"Kapa çeneni, toparlan hadi gidiyoruz." dediğinde sırıttım. "Ne gülüyorsun Jeon!" diye sıktığı dişleri arasından tısladığında ellerimi teslim oluyormuşçasına başımın iki yanında havaya kaldırdım.

Yüzümdeki gülüşüm hâlâ yerli yerini korurken, "Hiç..." dediğimde gözlerini itinayla kıstı. "Jeon!"

"Tamam sustum." diyerek gülmeye son vermek için dudaklarımı birbirine bastırdığımda daha çok gülmeye başladım. Ah kahretsin bu hoşuma gitmişti, az önce beni deli gibi kıskanmıştı. Bunun başka bir açıklaması asla olamazdı. Kıskançlığından durumu öyle bir abartmıştı ki, masaj yapan kişileri salondan kovmuştu.

Yerinden kalktığı gibi doğruca yanıma gelip beni sırtüstü koltuğa yatırırken üstüme çıkınca gülüşüm nefesimin kesilmesiyle bölündü. Gözlerimi kırpıştırarak ona bakarken, "Gülme dedim sana." diye homurdandı derin sesi.

"Gülmüyorum." diye mırıldandım altından ona bakarken. Bacaklarımı onun kalçalarına dolamak için o kadar muazzam bir andı ki...

Ama bunu yapmak yerine öylece sabit durmayı seçmiştim. "Güzel." dedi ve sonra ise başımın iki yanına sabitlediği kollarına abanarak üstümden kalkıp geri çekilirken havlularımız birbirine takıldı.

Gevşelen havlusu çözülerek gözlerimin önünde kayıp yere düştüğünde karşımda çırılçıplak kaldı. Havludan sıyrılarak kasıklarına çarpıp yapışıp kalan penisini görünce bacaklarımın arası deli gibi titredi.

"Anlaşılan kabaran tek kişi masör değildi." diye fısıldadığımda bakışları kasıklarıma kayınca dudaklarına hınzır bir gülücük yerleşti. "Anlaşılan bu konuda yalnız değilim." diyerek kaşlarıyla kasıklarımı işaret etti.

Başımı hafifçe kaldırdığımda az önce birbirine takılan havlularımız nedeniyle yalnızca açılan onun havlusu olmadığı gerçeğiyle yüzleştim. Benimde havlum çözülmüş ve uzandığım masaj koltuğunun üstünde iki yandan aşağıya sarkacak şekilde açılmıştı.

Her ikimizde çırılçıplak bir şekilde dururken, onu erekte olmuş görmemin etkisiyle penisimin seğirmeye başladığını fark edince sertçe yutkundum.

"Gidelim bence." diyerek hızla havlumu çekiştirerek önümü kapatırken yattığım yerden doğruldum.

Dudakları beğeniyle bükülürken, kendi havlusunu da eğilip yerden aldığı gibi hafifçe silkeleyip gözlerimin içine baka baka havlusunu bağladığı sırada söze atıldı. "Orası öyle demiyor gibi görünüyor ama." dedi ve duraksadı. "Bacak aranın kalmaya ihtiyacı varmış gibi görünüyor Jeon."

**

Bölüm sonu :') Bölüm yazmak için pek fırsatım ve ilhamım yok maalesef son dönemlerde, gecikmeler için üzgünüm. Umarım bölümü sevmişsinizdir, bol bol oy ve yorum isterim. Gelecek bölümde görüşmek üzere, sağlıcakla kalın seviyorum sizi baiii!! Xx

Instagram: Sevvyniz / Sevvytk / Sevvyedit

-Şevval

Bölüm sonu

14 yorum