Sevkiyat tamamlandı denildiğinde, kimse alkışlamadı.Bu işlerde alkış olmaz. Sessizlik olur. Ve sessizlik genelde başarıya işaret eder.Limanın arkasındaki depodan çıktığımızda sabah çoktan doğmuştu. Gökyüzü griydi; ne geceye aitti ne de gündü. Tam arada. Bu işin ruhuna uygundu. Kuzey önümden yürüyordu. Omuzları gevşekti ama adımlarında bir acele yoktu. Rahatlamış gibi görünüyordu. Ya da rahatlamayı iyi oynuyordu.Arabaya bindiğimizde kimse konuşmadı.Motor çalıştı, kapılar kilitlendi, şehir uyanmaya devam etti. İnsanlar işe gidiyordu. Biz işten dönüyorduk. Aradaki farkı kimse bilmiyordu.Teşkilattan mesaj yolda geldi.> “Teslim onaylandı. Ödeme geçildi.”Kısa. Resmi. Tartışmasız.Telefonu kapattım.Kuzey’e bakmadım. Bakarsam bir şey soracağımı biliyordum. Henüz sormak istemiyordum.Depoya döndüğümüzde herkes normaldi. Fazla normal. Birileri sigara içiyor, biri kahve makinesine vuruyordu. Geceden kalan yorgunluk, başarı sonrası gevşemeye dönüşmüştü. Kimse detay sormuyordu çünkü detaylar sorun çıkarır.Ama benim zihnim detaylarla çalışır.Ve bazıları yerine oturmuyordu.Kayıtları tekrar açtım. Ağırlık: doğru. Konteyner numarası: doğru. Giriş-çıkış saatleri: uyumlu. Ama içerik… İçerik sadece bir kelimeydi.“Standart.”Standart ne demekti?Bu kadar riskli bir iş için fazla yuvarlak bir kelimeydi.Kuzey yanımda durdu. Ekrana baktı. Yüzünde hafif bir kaş çatılması vardı.“Bir sorun mu var?” dedi.“Yok,” dedim hemen.Çok hızlı söyledim. O fark etti mi bilmiyorum ama ben ettim.Bir süre daha ekrana baktı. Sonra omuz silkti.“Paralar yattıysa sorun yoktur.”İşte o an içimde bir şey yer değiştirdi.Bu cümle tecrübeli birine aitti. Ama bu rahatlık… yeni giren birinin rahatlığı değildi. Eskiden beri bu bataklığın içinde olanlar, paranın yatmasına asla tek başına güvenmezdi.“Olmayabilir,” dedim.Sesim sakin çıktı. İçim değil.Kuzey başını hafifçe bana çevirdi. Gözleri karanlıktı. Ama meraklı değil. Daha çok ölçer gibi.“Olmayabilir ne?”Cevap vermedim. Çünkü cevabım yoktu. Sadece his vardı.Ve hisler bu dünyada kanıt sayılmaz.O gün öğleden sonra alıcıdan hâlâ ses yoktu.Akşam oldu.Gece oldu.Normalde teslimden sonra ilk altı saat içinde bir işaret gelirdi. Bir onay, bir talep, bazen yeni bir iş. Bu kez… sessizlik.Sessizlik uzadıkça ağırlık yapmaya başladı.Ertesi sabah sistemden bir kayıt düştü.Konteyner İzmir çıkışlı görünüyordu ama varış noktasında tarama yoktu. Sanki yolun bir yerinde… buharlaşmıştı.Teşkilattan biri “teknik hata” dedi.Bir diğeri “sistem gecikmesi”.Ben sustum.Kuzey sustu.Bu daha kötüydü.Gece, aynı çatı katındayız. Ben pencerenin önündeyim. O masada, haritalara bakıyor. Aramızda görünmez bir mesafe var. İş ortaklığı kadar yakın, güven kadar uzak.“Sen de fark ettin değil mi?” dedim sonunda.Kuzey başını kaldırmadı.“Ne fark ettim?”“Bu işin… boşluğunu.”Bir an durdu. Sonra sandalyeye yaslandı.“Evet,” dedi.Tek kelime. Ama ağırlığı vardı.“Ne yaptık biz?” diye sordum.İlk kez.Kuzey cevap vermedi. Ayağa kalktı. Pencereye geldi. Sokağı izledi.“Bazen,” dedi yavaşça, “bir şey yaptığını sanırsın. Aslında sadece birilerinin istediği yere yürümüşsündür.”Bu cümleyi sevmemeliydim.Ama doğruydu.Telefonum titredi.Bilinmeyen numara.Açmadım.Mesaj geldi.> “Taşıdığınız şey hiçbir zaman orada değildi.”Kalbim hızlandı mı? Hayır.Ama artık emindim.Bu bir sevkiyat değildi.Bu bir testti.Ve biz geçip geçmediğimizi bilmiyorduk.Kuzey’e baktım.“Bizi kullandılar,” dedim.O başını salladı.“Evet.”“Kim?”Bir an sustu. Sonra bana baktı. İlk kez gözlerinde net bir şey gördüm.Ciddiyet. Ve çok eski bir tanıdıklık.“Onu bulacağız,” dedi.“Çünkü bulamazsak… sıradaki yük biz oluruz.”O anda anladım:Bu iş bitmemişti.Sadece şekil değiştirmişti.Ve zemin…Altımızdan kaymaya başlamıştı.
Bölüm 7
BÖLÜM 6 - KAYAN ZEMİN
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.