İçeriğe geç

İlkbahar

Bölüm 1 · 5 dk okuma

İlkbahar

Bölüm 1

GİRİŞ

(İlkbahar Giriş Kapak Tasarımı)

MERHABA GENCOLARR

ŞARKIMIZ = RANA ALAGÖZ / AŞKIN GÖZÜ KÖRMÜ

GİRİŞ KAPAK TASARIMINI NASIL BULDUNUZ?

Hata yaptığımı düşündüğünüz yerleri bana belirtirseniz çok mutlu olurum. Küfür ve argo kelimeler dışında eleştiriye açığım ;) O zaman kitaba başlayalım mı, ne dersiniz? ÖPÜLDÜNÜZ

Kitaba başladığımız tarihi buraya yazabilirsiniz. İYİ OKUMALAR

SEVİLİYORSUNUZ trong>



Günümüz




~




Her şey hazır değil mi? Kayıt? Öhö, öhö biraz da ıhm ıhm ses tellerini açmak iyidir. Ses deneme bir, iki, üç... Her şey hazır ise yani ben hazırsam başlıyoruz efenim!




Merhaba sevgili okurlarım, ben Hilal Kaya. Ve merak etmeyin, ortada kayıt alabileceğim bir kameram yok. Farklı bir giriş olsun istedim. Farklılıkları severim. Sıradan bir Aile’nin, pek sevgili çocuğuyum. Siz şimdi kesin beni tek çocuk falan zannetmişsinizdir. Ama hayır, yanıldınız. Çünkü dünya güzeli de bir kız kardeşim var.




O hâlde sizlere biraz kendimden bahsedeyim; Bazen sakar. Bazen deli dolu, çoğunlukla aklı bulutların arasına karışmış, kimseye zararı olmayan, ailemin kitaplarla kafayı bozmuş dediği, hah, işte o benim. Dünyama tekrardan hoş geldiniz...




Peki, şuan nerede, ne mi yapıyorum?




Bunu söylediğimde belki bana birazcık kızabilirsiniz. Birini gözetliyorum. Ups, yakalandım… Peki, tamam kabul ediyorum. Doğrusu birazcık utanç verici. Aynı zamanda bu bir suça da giriyor olmalı.




Ama ne yapayım kendime engel olamıyorum. Size hikâyemi en baştan anlatırım ama tek bir şartla. – SVSAKK – bu kurala uymak şartında kabul ederim. – SADECE VE SADECE ARAMIZDA KALMASI KURALI – bunu öğrendiğinize göre hikâyemi anlatmaya başlayabilirim.




Gözlerim, tek bir noktaya sabitti. Sanki gözlerimi çeksem ya da kapatsam her şey buhar olup, gökyüzüne karışacakmış gibi geliyordu. Oturduğum yer fakültenin kafeteryasıydı. Ve ben oturduğum andan itibaren gizlice karşıya bakınıyordum. Sanki yeni bir güne, güneşin doğuşu ile başlamıyordum. Onun güzel yüzünü, eşsiz tenini, güzel bakışlarını gördüğümde güneş doğuyordu. Ve sanki evimin yolunu tuttuğum sıra güneş batıyordu.




– Yani benim için öyleydi, en azından –




Ve bu sırada Dünya’nın en güzel manzarasının önüne biri geçip, oturdu. Omuzlarım, bu hareketin yenilgisiyle düştü. Buse niye her defasında bunu yapıyor gerçekten anlamıyorum. Kaşlarımı çatarak Buse’nin bu hareketine anlamsız gözlerle bakmaya başladım. “Ne var, niye öyle bakıyorsun?” sorusuyla göz devirdim. “Yanlarımdaki sandalye boşken niye önüme oturdun?” cevabını biliyordum. Ve bu, benim daha çok sinirlendiriyordu.




“Sadece bir sandalye, hilal. Aa, pardon. Yoksa senin manzaranı mı kapattım? Biliyor musun, umurumda değil! Çünkü burada oturmak istiyorum.” Dedikleri üzerine gözlerimi devirdim. Söyledikleri, sinirlerimi bir kat daha arttırdı. Kahvemden bir yudum aldım.

“Neden bunu yapıyorsun” diye sordum.




Farkında mıydı bilmiyorum, bana her böyle davrandığında hayal kırıklığına uğruyordum. Benim mutluluğumla neden mutlu olmuyordu.




Hayatımda ilk defa birine âşık olmuştum ve çevremdeki çoğu kişi bunu onaylamıyor hatta bu işi en yakın zamanda son vermemi söylüyordu. “Çok gıcık, ukala biri, neyini sevdin. Anlamadım, gitti. Ayrıca şu hâline baksana?”




“Ne varmış halimde” diye çıkıştım.




“Birkaç ay öncesine kadar erkekler konusunda atıp tutan kız, yok şuan karşımda. Bir tane çocuğa âşık oldun diye aptal âşıklar gibi davranıyorsun. Her an onu düşünüyorsun, Hilal. Yolda giderken, ders çalışırken. Her zaman bu çocuğun çevresinde dolanıyorsun. Çocuğun etrafında pervane olmadığın kaldı.” Gözlerimi kaçırdım. Daha anlayışlı bir ses tonunda konuşmaya devam etti.




“Ya bak, bunları seni sevdiğim ve önemsediğim için söylüyorum bir tanem.” Hiç zannetmiyorum, buse! “Buradan öyle gözükmüyor, daha çok kırmak içinmiş gibi geldi bana,” burnumu havaya dikip söylemiştim bunları.




Masa’nın üzerindeki elimi tutup okşamaya başladı. İstemediğim için geri çektim. “Birini sevmene saygı duyuyorum, elbette. Lakin güzelim, sevme şeklin doğru, ona bir şey diyen yok. Sadece kişi seçimin yanlış. Sen bu çocuğa nasıl, ne ara bağlandın? Anlamıyorum. Çocuk senin seveceğin gibi biri değil. Burnu havada. Egosu desen, yeri göğü inletiyor, maşallah. Ve çok üzgünüm. Dost acı söyler; Çocuğun seni gördüğü yok. Zaten, sen sadece uzaktan izliyorsun. Burnu’nun dibinde olsan sana bakmıyor bile. Yani demem o ki, bu hikâye; en sonunda seni çok büyük yaralayacak. Bu hikâyede yanan sen olmadan vazgeç.”




Başımı hafifçe yana eğip, âşık olduğum adama baktım. Ben, nasıl âşık olduğumu bile bilmezken nasıl da vazgeçerdim…




Burnumun uç kısmı sızlanmıştı, gözlerim yavaşça bulanıklaşıyordu. “Kızların dediği gibi kendimi değiştirirsem o zaman olma-” gözümden düşen yaşı silip, “sen kendini ne kadar değiştirsen, değiştir. Çocuğun seni fark ettiği yok,” demişti. Ağzından dökülen bütün kelimeler, kafama bunları kazımam gerekiyormuş gibiydi. Kendimi toplamak için bir kaç kere burnumu çektim.




“B-belki, vardır.” Başını iki yana hafif salladı.




“Kesin yok mudur yani diyorsun?” demiştim, sessizce. Ama duymuştu.




“Hem sen, hep demez miydin? Kaan abim, Yaren Abla’nın ılımlı olmasını beğeniyor, diye. Eğer bende ılımlı olursam, o zaman sever belki beni?” dedim. Çocuksu heyecanla…




“Çok masum seviyorsun. Ama karşındaki masum değil ve seni harcar. Ben biriciğimi kimseye harcatmak da istemiyorum.” Gözyaşlarım artmaya başlayınca kalkmak istedim. Bahçeye, birbirimize sarılı hâlde çıkmıştık. Temiz hava iyi gelmişti. Sakin bir köşeye adımlarımızı yönlendirdik. Akan gözyaşlarımın arasında “ben ona çok bağlandım. Neden beni fark etmiyor buse. Neden herkes senin gibi düşünüyor?”




Buse beni kendine çekip sarıldı. Sarılması ile ben daha çok ağlamaya başladım. Sırtımı okşuyordu. Buse sayesinde sesim ve görüntümde gizleniyordu. “Her sevdiğimiz oyuncak, bize ait değildir. Ya sahibi farklıdır ya da henüz bizim olması için zamana ihtiyaç vardır, bir tanem.”




Ağlayışlarımın arasında “bu ne demek şimdi?” Deyip daha fazla ağlamaya başladım. “Şhh, bunu zamanla daha iyi anlayacaksın. Sen ağla ben buradayım, kimse ne seni ne bizi fark ediyor.” Dışarda ağlamayı hiç sevmezdim. “İyi ki varsın, soğuk nevale” deyip gül

meye başladım.

“Sende iyi ki varsın. Başımın belası”







&




KISAYDI BİLİYORUM AMA SONUÇTA BU GİRİŞ. MERAK ETMEYİN NİCE UZUN BÖLÜMLER OKUYACAĞIZZ ŞİMDİLİK BUNUNLA YETİNELİM.




HİLAL'İN AŞIK OLDUĞU KİŞİYİ NERAK ETTİK Mİ?




BÖLÜMLER 1, 2 HAFTA ARASINDA YÜKLENECEK. YÜKLENMESİ BÖLÜMLERE BAĞLI. ZATEN BEN SİZLERE DUYURU YAPARIM.




ÖPTÜM BAY ✨

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.