Genç adamın yüzündeki gülümseme âdeta fırtına öncesi sessizliği barındırıyordu. "Bunu yapamam, bu sefer istediğin şeyin büyüklüğü -"
Genç adam karşısındaki yaşlı adamın sözünü kesti.
"Sana yapabilir misin? demedim ufuk, yapacaksın dedim." yüzü ve sesi hâlâ aynı soğukluğu barındırıyordu. Ufuk denen yaşlı adam sessizce onayladı genç adamı. Yapabileceği bir şey yoktu. Onun istediği ve alamadığı hiçbir şey yoktu.
Siyah botların zeminde çıkarttığı sert adım sesleri ile uzun bir soluk aldı. Bu iş hiç kolay olmayacaktı.
Yağmur
Uyuya kaldığım koltuktan kalktım saat 4.30'du bu sabah enerjik kalkmam için kan içmem lazımdı. Ablamı kaldırıp ormana gittik. Bir kaç saat sonra kahvaltımızı yapıp hazırlanmaya odalarımıza çıktık. İlk gün olduğu için forma giymeme kararı almıştık.
Üstüme siyah mini etek ve siyah külotlu çorabımı giydim.
Siyah tozluklarımı giydim üstüme de beyaz gömleğimi ve siyah hırkamı giymiştim. Saçlarımı açık bırakıp siyah botlarımı geçirdim. Evet fazla siyah ama ablam bunları giymemi istemişti. Aşağıya indiğimde ablam çok garip görünüyordu.
Siyah botları, beyaz eteği, siyah gömleği ve altın renk kemeriyle saçlarındaki siyah kocaman kurdele onu çok hoş gösteriyordu. Ablam avdayken parti gecesini anlatmıştı. Onu ilk defa öyle heyecanlı görmüştüm.
Siyah çantamı omzuma astım ve evden çıktım. Mine sevgilisiyle arabanın yanında bekliyordu. Anıl pek gözükmüyordu. Mine üstüne önünde siyah yazıları olan beyaz bir polar giymiş altına da siyah külotlu çorapla uyumlandırdığı siyah şortu giymişti. Siyah çizmeleri topukluydu ve çok hoş duruyordu.
Ablam karanlık kavramını çok benimsediği için hepimizin ilk gün siyah giymesini istemişti. Okulumun önüne geldiğimde havalı adımlarla içeri girdim. Herkes beni tanıyordu. Geçen sene bu okulda değildim. Ablam beni eski okulumda rezil edince pişman oldu ve geçen sene gittiği okula beni yazdırdı.
Bekçi kulübesinin önünde durup sınıfıma baktım. 11- E de ismimi gördüm ve okulun içine yöneldim. Sınıfıma girdiğimde herkesin eşi vardı en arka sırada cam tarafındaki sıra boştu hemen oturdum. Sınıftakilere bakmadım ve hemen kitaplarımı çıkarttım.
Herkes etrafıma toplanmıştı hepsiyle özel olarak tanıştım. Hepsi arkadaşımdı artık ama şirinlerdi bu yüzden sorun yoktu. Anonsta ismim geçince müdürün odasına doğru yürüdüm, içeri girdiğimde müdür kaşlarını çatmış iki çocuğa bakıyordu. Çocuklara aldırış etmeden masanın karşısına geçtim.
''Hocam ben Yağmur Işık.''
Çocuklardan daha az dayak yiyeni bana baktı ve fısıltıyla ismimi tekrar etti. Ona 'aptal mısın?' der gibi baktım. Müdüre döndüğümde
''Evet tatlım gel otur şu işlemlerini halletmen için çağırdım. sizi gidi kavgacılar gidin sonra görüşeceğiz.''
İsmimi tekrar eden çocuk biraz düşündü ve müdüre
"Hocam benim suçsuz olduğumu söylemiştiniz suçsuz yere dudağım patladı bu yüzden oturup su içebilir miyim?''
Çocuk karşıma geçmiş su içerken bende bir kaç şeyi imzalıyordum. Bir dakika şu genç ama tipsiz müdür bana tatlım mı demişti? y***ak müdür. Kağıtları müdüre uzattım
''Demek tatlım ha. Bir daha tatlım derseniz müdür falan dinlemem o ağzınızı burnunuzu kırarım. Benim okul değiştirmem yada sicilime kötü bir şey yazılması umrumda bile değil al okulu başına çal. Beni başkalarıyla karıştırma ve düzgün konuş.''
Hızlıca dönüp kapıdan çıktım ve kapıyı çarptım. Sınıfıma geldiğimde hocaya müdürün yanında oldumu söyledim ve yerime geçtim. Zil çalınca bahçeye indim sol tarafta çimler vardı, çimlerin önündeki banka oturdum ve yanımda getirdiğim kitabı okumaya başladım. yanımdan gelen sesle irkildim ve kafamı kitabımdan kaldırdım.
''Bazı kızlar ısırır''
kitabımın ismini söylediğinde hala ona bakıyordum çok tatlı gözüküyordu. Dudağına odaklandığımda güldü.
''Çok mu güzeller?''
'' Ne? hayır saçmalama sadece dudağın... Kanıyor.''
Elleri dudağına gitti kana baktı ve omuz silkti. Ben dudağına endişeden değil kan için bakıyordum. Ayrıca insanlara özgü olan kokuyu alamıyordum ondan.
''Adın Yağmur'du değil mi?'' Evet anlamında kafamı salladım.
''Berke''
'' Efendim?''
''Adım diyorum. Berke.'' dedi ve güldü. Tamam şuan yanakların kızarmıyor yağmur sakin ol.
''Niye bu okula geldin?''
Ne bu konuşma çabaları demek istesemde daha ilk günden kavga istemiyordum.
''Ablam öyle istedi.''
Kısa ve öz hiç rezil olduğum konusunu açamam.
'' Peki, şey hangi sınıftasın?''
kendimi tutamadım.
''Ne bu konuşma çabaları?''
gözlerim ona kaydırdığımda dudaklarına bakmamak için gözlerine odaklandım. O da benim gözlerime odaklanmıştı. Rahatsız oldum ve gözlerimi hemen çevirdim. kıkırdadığını duydum.
'' Bilmem. Çok popülerim biraz eziklerle takılayım dedim.''
''O zaman aynaya bakmalısın canım '' Demek öyle'' dedi ve kalktı.
Gıcık!
Zil çaldı ve koşar adımlarla burnumdan soluyarak sınıfıma çıktım.
