Yaşantımda, doğduğumdan bu yana normal bir hayat sürmek istemiştim ama bu isteğim tabi ki kader tarafından elenmişti. Annemi ve babamı fazla hatırlamıyordum. Babamın piyano çalarken kendinden geçen halini ve annenin nefis elmalı kurabiyelerini anımsıyordum bazen. 5 yaşından itibaren ablamla beraber yalnız yaşıyorduk. Ailemizden kalan büyük miras ve bu ev sayesinde pek sıkıntı çekmemiştik.
Şimdi ise yeni okuluma doğru yol alırken geçmişten anılar gün yüzüne çıkıyor ve geçtiğimiz bu sokakları bana dar ediyordu. Asla soğukkanlı biri olamamıştım . Ve hayat bunu her seferinde tükürürcesine
yüzüme vuruyordu.
Soğuk hava yüzüme çarptıkça o günü hatırlıyordum.
8 yaşındayken ilk AV...
"Abla ben çok acıktım , hadi yemek yiyelim!"
Küçük kız koca mavi gözleriyle ablasına yalvarırcasına bakıyordu. Fakat ablası onu dinlemiyordu,eliyle küçük kızı itekleyip " Git başımdan yağmur dolapta birşeyler olmalı hadi! hadi git!"dedi.
"Ama-" küçük kız cümlesini bitirmeden sinirle ablasından umudu kesti ve sessizce dış kapıya doğru ilerledi.
Kırmızı ayakkabılarını giymek istemişti. Bunları doğum gününde annesi almıştı. Giymeyi çok istiyordu fakat ayakkabıları küçük kıza artık olmuyordu. Bu yüzden beyaz ayakkabılarını giydi. Aslında bu ayakkabilar ablasınındı ama olmadığı için küçük kardeşine vermişti.
...
Küçük kız bir kaç saat sokaklarda dolaşıp durdu. Sonunda pes ederek eve dönmeye karar verdi. Fakat büyük bir sorunu vardı. Kaybolmuştu...
Ağlayarak kaldırım kenarına oturdu.
Biraz sonra yanında bir hareketlilik hissetti. Onun yaşlarında bir erkek çocuğu oturmuştu yanına. Çocuk , kızı görünce oyunu bırakmış ve yanına gelmişti. "Sanırım küçük kaybolmuş" diye geçirdi içinden.
"Ablamı istiyorum ben " küçük kız artık hıçkırıklara boğulmuştu.
Çocuk ne yapacağını bilemez halde kıza sarıldı. Kız onu itmeye çalıştı. Tanımıyordu ki onu, ya kötü biriyse ne yapardı o zaman küçük kız. Ve birden o sesi duydu. Kanın sesini. Şah damarından gelen o sıcak kanın kokusu...