Zilin çalmasıyla birlikte koridor bir anda öğrencilerle doldu. Efe derin bir nefes aldı. Az önce yaşananlardan sonra tek istediği sınıfına gidip kimseye görünmeden günü bitirmekti.
Tam yürümeye başlayacakken sabahki çocuklardan biri omzuna sertçe çarptı.
"Bu iş burda bitmedi."
Diğeri alaycı bir gülümsemeyle,
"Motorcu sevgilin seni hep kurtaramaz." dedi.
Hepsi kahkaha atarak uzaklaşırken Efe başını eğdi. Böyle şeylere alışmıştı. Cevap vermenin hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini biliyordu. Sessizce sınıfına gidip yerine oturdu.
İlk ders boyunca öğretmeni dinlemeye çalışsa da aklı sürekli sabah yaşanan olaylardaydı. Bir yandan da Arda'nın söyledikleri aklına geliyordu.
"Lolipop..."
İstemeden hafifçe gülümsedi ama hemen kendini toparladı.
Ders zili çaldığında bütün öğrenciler kantine akın etti. Efe de karnı acıktığı için aşağı indi.
Tam sıraya girecekken uzakta zorbaları gördü.
"Yine onlar..."
Kimseye görünmeden başka koridora sapmaya çalıştı.
Fakat geç kalmıştı.
"Hey! Nereye kaçıyorsun sen?"
İçlerinden biri Efe'nin kolunu sertçe tuttu.
Bir diğeri onu duvara yasladı.
"Bizden kaçabileceğini mi sandın?"
Efe korkuyla,
"Ben... sadece kantine gelmiştim..." diyebildi.
Çocuklardan biri yumruğunu duvara vurdu.
"Korkmuş galiba."
Hepsi gülmeye başladı.
Tam o sırada kantinin kapısından Arda içeri girdi.
Yemek almak için sıraya yönelmişti ki kalabalığın arasındaki Efe'yi fark etti.
Kaşlarını çattı.
"Hayırdır💅?"
Kalabalığın yanına yürüdü.
"Ballı turtam... Ne oluyor burada?"
Zorbalar arkasını dönünce Arda hiç beklemeden ikisinin de kulaklarını tuttu.
"Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz?"
"Canımızı acıtıyorsun!"
"Bir daha onu rahatsız ettiğinizi görürsem çok daha fazla acır."
Çocuklar homurdanarak uzaklaştılar.
Arda hemen Efe'ye döndü.
"İyi misin?"
Efe cevap vermedi.
Gözleri dolmuştu.
Bir anda arkasını dönüp koşmaya başladı.
"Efe! Dur!"
Ama Efe çoktan tuvalete girmişti.
İlk kabine girip kapıyı kilitledi.
Dizlerini karnına çekti.
Sessizce ağlamaya başladı.
"Her şey benim suçum..."
"Sabah Arda'yla o motora binmeseydim..."
"O zaman kimse benimle uğraşmazdı..."
"O benim yüzümden sorun yaşıyor..."
Gözyaşları durmadan akıyordu.
Bu sırada Arda, Efe'nin peşinden gelmişti.
Tuvaletin kapısında durdu.
İçeri girdi.
Kabinin hangisi olduğunu bilmediği için tek tek bütün kapıları tıklatmaya başladı.
"Tak..."
"Özür dilerim..."
Diğer kapı.
"Tak..."
"Efe... gerçekten üzgünüm."
Bir sonraki kapı.
"Tak..."
"Seni koruyamadım."
Sessizlik.
Son kapıya geldi.
Yavaşça tıklattı.
"Çıkmak istemiyorsan sorun değil..."
"Ama lütfen ağlama..."
"Çıkışta seni bekleyeceğim."
Tam o sırada ders zili çaldı.
Arda derin bir nefes verdi.
"Ben gidiyorum... Ama seni bekleyeceğim."
Ayak sesleri uzaklaştı.
Yaklaşık on dakika sonra Efe gözyaşlarını silip kabinden çıktı.
Yüzünü yıkadı.
Aynaya baktı.
"Kendine gel..."
Koşarak sınıfa gitti.
Kapıyı açınca öğretmen sert bir sesle konuştu.
"Geç kaldın."
"Özür dilerim hocam."
"Özür yetmez."
"Çık dışarı."
"Tek ayak üzerinde bekle."
Efe sessizce koridora çıktı.
Tek ayağının üzerinde durmaya başladı.
İki dakika bile geçmemişti ki yan sınıfın kapısı açıldı.
"Arda dışarı çık"
O da tek ayak cezası almıştı.
Arda Efe'yi görünce sırıttı.
"Vay vay..."
"Demek sen de cezalısın."
Efe kafasını çevirdi.
"Konuşma."
Arda gülerek,
"Gül biraz, ballı turtam💅."
Efe dudaklarını sıkıca kapattı.
Arda komik yüz ifadeleri yapmaya başladı.
Efe dayanamadı.
Kıkırdadı.
Arda da kahkaha attı.
"İşte böyle!"
Bu kez Efe yüksek sesle gülmeye başladı.
İki öğretmen aynı anda sınıftan çıktı.
"Ne oluyor burada?"
İkisi de sustu.
"Müdür odasına."
Başlarını öne eğerek müdürün odasına gittiler.
Müdür uzun uzun ikisini dinledi.
Sonunda gözlüğünü çıkarıp masaya bıraktı.
"Okul koridorunu eğlence yerine çevirmişsiniz."
"Ceza olarak bugün çıkıştan sonra okulun koridorlarını temizleyeceksiniz."
"Anlaşıldı mı?"
"Anlaşıldı..."
İkisi de odadan çıktı.
Kapı kapanır kapanmaz Efe sinirle Arda'ya döndü.
"Hepsi senin yüzünden!"
Arda şaşkınlıkla,
"Ben ne yaptım?"
"Bana 'gül' dedin!"
"Sen de anıra anıra güldün."
Efe sinirlenip Arda'nın poposuna hafifçe tekme attı.
Arda yerinden sıçradı.
"Ay!"
"Canım acıdı!"
Sonra gülmeye başladı.
"Olsun."
"En azından okulda yalnız kalıcaz."
Efe tekrar vurmak için üzerine yürüdü.
Arda ise koşmaya başladı.
"Yakala bakalım, yer fıstığı!"
"Boyun kısa diye yetişemezsin!"
"Arda!"
Koridorda birbirlerini kovalamaya başladılar.
O an Efe uzun zamandır ilk kez içten içe gülümsedi.
Belki de bu kadar kötü geçen bir günün sonunda, yanında onu güldürmeye çalışan birinin olması o kadar da kötü değildi.
