İçeriğe geç

İlk Aşk

Bölüm 25 · 2 dk okuma

İlk Aşk

Bölüm 25

~|~

Saatler geçiyor ve akşamüzeri kalabalığı kafeyi dolduruyor. Herkes bir işin ucundan tutuyor, bense bahçenin köşe noktasında bir masaya kurulmuş vaziyetteyim. Telefonu elimde çevirip duruyorum. Az önce vitrindekilere bakmak istediğimde Güneş bu duruma itiraz etti. “Üyeleri görmen gerekseydi senden gizlenmezlerdi. Bu yüzden oyuna odaklan ve Hearty sana ne yönerge sunuyorsa onu uygula.” Bana direktifleri buydu ve uygulamayı o kadar benimsedi ki ona kendince sevimli bir lakap bile taktı.

Onun haklı olduğunu bildiğim için hiçbir vitrin üyesini incelemedim. Karşıma ne çıkacağını, kimlerle eşleşeceğimi ve nasıl bir oyunun içine düştüğümü hiç bilmiyorum ama bu uygulamaya girmemin bir sebebi var. Hatta birkaç sebebi. Tıkanan kurgumu hatırlıyorsunuz öyle değil mi? Flört Çağı ve Birtakım Aksilikler… Afili bir isim olacağını düşünmüştüm bunun ve bu kurguya başladığımda belki de kendi aşk hayatımı birazcık da olsa düzene sokacağımı… ama hayat bize genelde farklı bir yol çiziyor. Misal; annemle babam yollarını ayırmayı seçtiler ama hayatın bir noktasında birbirlerini sevmeleri benim var oluş sebebim oldu. Kalplerini harekete geçiren şey onların iradesi değildi, yine aynı şekilde kalplerini durdurmayı da onlar istemedi. Fakat bir şekilde birbirlerine uygun olmadıklarını gördüler. Hayat bize işte bunu yapıyor.

“Kızım.” Babamın sesiyle irkiliyorum. “Düşüncelisin.” Temkinli bir şekilde yanımdaki sandalyeye oturuyor. Beni ürkütmek istemiyor sanki ya da yalnızlığımı bozmak için doğru bir anda mıyız onu da kolluyor olabilir.

Gülümseyerek babamı rahatlatıyorum. “Kurgumu düşünüyorum, kurgu uğruna bulaştığım şu uygulamayı bir de.” Telefonu çevirmeye devam ediyorum.

“Bu uygulamaya bir arayış için bulaşmadın öyle değil mi?” Benimle ciddi bir konu hakkında konuştuğunda babam gözümün içine pek bakmaz. Etrafı izler, kafasını sağa sola çevirir. Bana rahat bir alan bırakmak adına bunu yapar, hissederim. Ona bunun için minnettarım pek çok şey de olduğu gibi ama aynı zamanda da kızgınım. Anne ve babası ayrılmış çocuklar, parçalanmış bir aile hissini çok derinden tattıkları için yeni bir aile kurmaya çekinirler. Belki bunu bilinçli yapmazlar ama kendilerine hep uygun olmayan kişileri seçer ve mutsuz ilişkilerde debelenirler. Bana olan da tam olarak bu. Bir ilişkinin sonsuza dek mutlu süreceğine inanmıyorum. Bu inançsızlık enerjisi de bana bir çapak gibi yapışıyor.

“Hayır hayır öyle bir şey değil. Günümüzdeki flört halini didikliyorum, bunun üzerine yazmak istiyorum biliyorsun. Tıkandığım bir noktadayken uygulamanın yarışma davetini aldım ve…” Omuz silkiyorum. “İşte buradayım.” Karanlık aile sırlarına dair duyduğum cümleden ve beni asıl tetikleyenin bu olduğundan babama kesinlikle bahsetmiyorum. Ebeveynlerinle arkadaş gibi olabilirsin ama ‘gibi’ kısmı bazı şeylere kısıtlama getirir. Karanlık aile sırları da bunlardan biri.

Babam bir süre susuyor. Aralarına kırçıllar karışmış siyah dalgalı saçı haylaz çocuklar gibi birbirine karışmış. Gözleri iri ve çekik. Kaşları dağınık ve biz çocuklarına miras bıraktığı dolgun dudakları var. “Yarışmayı hayatın haline getirme yeter. Ne istiyorsan onu yap, hiçbir şey için kasılma, kimseyle yarışma ama kendin olmaktan da asla vazgeçme.” Elini omzuma koyup ayaklanıyor. Masaların arasında ilerlerken onu uzunca bir süre izliyorum. O iyi bir baba, diye düşünüyorum. Kendi aşk hayatında ne yaşarsa yaşasın, nasıl hatalar yaparsa yapsın, kalbinin çocuklarına ayrılmış kısmında işleri gayet iyi idare ediyor.

Bölüm sonu

1 yorum