İçeriğe geç

İlk Aşk

Bölüm 11 · 2 dk okuma

İlk Aşk

Bölüm 11

~|~

Emircan'la tanışmamız üniversiteye dayanıyordu ve oldukça tuhaftı. Gizemli bir numara her ikimize de aynı şekilde mesaj atmıştı.

0530xxxxxxx: Seni her gün görüyorum. O güzel/yakışıklı yüzünü ama karşına çıkmak için cesaretim yok. Çünkü sen muhteşemsin ve ben bir eziğim. Yine de kalbinin güzelliğine olan inancım tam. Benimle sabah saat sekizde -ortam daha sakin ve tenha olur ve daha rahat kendimi gösterebilirim.- okulun yaz bahçesinde buluşmaya ne dersin. Reddetme ihtimalini düşünmek bile istemiyorum.

Bu mesajı aldığımda o yaz bahçesine gideceğime adım kadar emindim. Kalbimin güzelliğinden falan değil, biri beni beğendiği ve egom okşandığı için de değil... Sadece merak etmiştim ama bu merak o denli yoğundu ki içimi tümüyle kaplaması sadece birkaç saniyesini almıştı. O zamanlar bir şeyler karalamaya kendi çapımda devam ediyordum. Bir yayıneviyle anlaşmamıştım, profesyonel değildim ve merakım da törpülenmemiş bir ergendi. Olgunlaşması için kurgularımın somut birkaç kitap haline gelmesi gerekmişti.

Bir duygunun ergen olması nasıl bir şey tarif edeyim mi? Sanki içinizde biri sürekli havai fişek patlatıyor gibi. Hoşunuza giden kısımları var; görselliği gibi ama yüksek sesin devamlılığı bir süre sonra sizi uyuşturmaya başlıyor. Sağlıklı görememeye, bazı şeyleri ıskalamaya başlıyorsunuz ama yakaladığınız güzelliklerse en uç ve zirvedeki şeyler oluyor. Kaybını telafi ediyor yani ama o kayıpların olmaması her zaman çok daha iyidir.

Gerçi olgunlaşan duygular bir süre sonra sizi bir şeyle kuşatıyor: Sınırlar. Güvenli bir limanda hiç kayıp olmadan yaşıyorsunuz ama o üst düzey hazzı da bir daha yakalayamıyorsunuz. Şimdi siz karar verin. Hangisi daha iyi, ergen duygular mı, olgunlaşmamış olanlar mı?

Konudan saptığımın farkındayım, öyleyse yaz bahçesine geri dönelim.

Oraya gittim ve gördüğüm kişi Emircan'dı. Bölümlerimiz farklı olsa da onu kampüs içinde birkaç defa görmüştüm ve hiç de ezik gibi gelmemişti gözüme. Havalı bir yalnızlığı vardı onun ve yakışıklıydı. İstediği her kız ona dönüp bakardı, niye gölgelerin arasından beni kesmişti? Ben kimdim ki.

Bunları düşünerek ona doğru ilerlemiştim. Beni aynı benim ona doğrulttuğum bakışlarla süzmüştü. Şaşkın, konduramayan ve beğeni dolu. Karşısına dikilmiş ve derin bir nefes almıştım. "Benimle oyun mu oynuyorsun?"

"Ne? Dur bir saniye... Beni çağıran sensin."

"Hayır." Kekelemiştim ve kafam karışmıştı. Çağrı alan ben değil miydim? "Asıl sen beni çağırdın."

Bıkkın bir nefes alıp telefonu burnuma doğrultmuştu. "Mesajın burada ama anlamıyorum sen ezik falan değilsin. Üstelik okulda oldukça popüler birisin."

"Ama bu mesajı ben atmadım ki." Kendi telefonumu göstermiştim. "Aynı çağrıyı ben de aldım."

İkimiz de aydınlanma haliyle birbirimize bakmıştık. Birileri bizi oyuna getirmiş ve hatta bir araya getirmek istemişti. Emircan'la tanışmamız işte böyleydi ve o günden sonra garip bir koruma içgüdüsü geliştirmişti. Benim oyun malzemesi haline geldiğim her seferinde gerilir, tıpkı bugün olduğu gibi ve unutmayın popüler kızlar hep birilerinin hedefindedir. Yani geçmişim tuzaklarla dolu ve kahramanım her zaman Emircan oldu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.