İçeriğe geç

İlk Adım

Bölüm 1 · 5 dk okuma

İlk Adım

Bölüm 1

Beni benden daha iyi tanıyorsun

Gale'den

10. Sınıfın bitmesine az kalmış ve bu yüzden hepimizde gereksiz heyecan vardı. Sınavlar geçen cuma bitmiş ve sınıfın yarısı şu an okula gelmemişti. Bizim devamsızlık hakkımiz dolduğu için elimiz kolumuz bağlıydı. En azından o vardı yanımda. Pek fazla konuşmasa da varlığı yinede bana iyi hissettiriyordu. Pazartesi, haftanın başı, onun sayesinde benim için iyi geçiyordu.

9 un başından beri yan yana oturuyoruz. Sessiz ve diğer çocuklardan farklı. Ne onun diğer çocuklarla takılma merakı olur ne de diğer çocukların Victon'la (not hariç) işi olur. 9 un başılarında çoğu kız Victon'a tatlı ve ,ne kadar kendini öyle görmese de, yakışıklı olduğu için çıkma teklifi etmiş olsa da hiç birini kabul etmemişti. Daha sonra Victon'un onlari takmaması yüzünden kızlar okulda kendi aralarında ondan bahsedip dedikodu çıkartmışlardı. Benim de onlardan biri olduğumu zannediyorlardı. Kulağıma geliyordu çoğu şey. O da biliyordu ama hiç bir şey demiyordu.

Biyoloji dersini dinlemeye çalışıyordum ama konsantre olamıyordum. Göz ucuyla bana bakıyordu. Fark ettirmemeye çalışıyordu ama fark etmiştim. Bu son olanlardan sonra bana daha yakındı. Hissedebiliyorum. Eskisinden daha samimi ama konuşmadan. Derste gözlerini hocayla kitaptan ayırmayan çocuk şimdi arada da olsa bir de bana bakıyordu. Hoşuma gidiyordu. Pek yemek yemezdi şimdiye kadar. Hep ben evde yedim, derdi.

Çok sık yemek yediğini görmedim. Ama bu aralar onu öğlen kantine surukledigimde ya da kendi yemeğimden paylaştığımda sesini çıkartmıyordu. Aldığı çikolatadan yarısını kırıp masamın ucuna bırakıyordu. Kolumun kenarına, yada eğer uyuyorsam kafamın önüne. Ben alıp ağzıma atana kadar sorun olup olmadığını anlamaya çalışır gibi büyük gözlerle beni izliyordu. Sanki anlamıyormuşum gibi. Derste arada defterine bir şeyler karalamaya başlamıştı. O defterini düzenli tutardı. Sesini ilk defa tukenmezle tarih defterinin köşesine gülücük çizdiğim için bağırdığında duymuştum. 10 dk sonra da abarttigini söyleyip kizaran yanaklari ve egik kafasiyla gelip özür dilemisti. Artık yakın olduğumuz için saçları kabarık olduğunda saçını oksarim ve rahatsız olup olmadığından hep yüzüne bakarım. Ne kadar belli olmadığını düşünse de gözleri bir anlığına kapanır, hafif gülümser ve saçlarını bozduğumu söyleyip utandığını ve hoşuna gittiğini belli etmemek için sahte bir şekilde çemkirirdi. Arada aniden utangaçlığı gidiyordu işte.

Victon'dan

Az önce yine kafami oksamisti benim uyuduğumu zannedip. Çok hoşuma gidiyordu ama bilmiyordu. Midemde kelebekler uçuşturuyordu. Ama onu da bilmiyordu. Herkes benimle ilk önce dış gorunusum için takılır sonra utangaç, azarlaninca veya hakarete uğrayınca sesini bile çıkaramayan ezigin teki olduğumu anladıklarında hiç bir şey demeden mesafe koyup sanki hiç tanışmamışız gibi benle konuşmaz ve yanima yaklasmazlardi. Böyle olduğumu anlamaları için en fazla 2 haftaları vardı. 2 hafta sonra giderlerdi.

Aynisini Gale'den de bekledim. 2 yıl oldu ve hala benimle. Arada doğum günlerimde bana hediye aldığında bana değer verdiğini söylüyordu. Bu cevabı her aldığımda kalbimi tekletiyordu ama arkadaşça olduğunu düşüncesi daha baskın olduğu için modum düşüyor ve unutmaya çalışmakla yetiniyordum. Çok az arkadaşı vardı. Benle beraber daha 1 erkek ve 2 yakın kız arkadaşı.

Beni de aralarına almaya çalışıyor hep ama elim ayağıma dolanıyor, strese giriyor ve konuşamıyordum. Neden böyle olduğum konusunda hep kendime yüklenip en son gözlerimin dolacagini anladığım zaman Gale büyük ihtimalle benden önce anlamış oluyor ve izin alıp kalkiyorduk. Onu bazen zor duruma sokuyordum. Zamanını çalıyordum. Arkadaşlarından uzaklastiriyordum. Bunlar aklima geldikce günah işlemiş gibi hissediyordum ve anksiyetem baş gösteriyordu. Tuvalete gidip zil çalana kadar tuvalette durup geçmesini bekliyordum. Bazen beni erkekler tuvaletinin dışında bekliyordu. Nedensizce bu da hoşuma gidiyordu.

Onu korumak istiyorum. Her şeyden, herkesten. Ailem bile beni ortada bırakmışken o neden hala burdaydi? Git desem gider miydi? Gerçi...denemisligim var ama...

1 yıl önce (9. Sınıfın ikinci dönemi)

*ağlayarak * lütfen beni yalnız bırak.

-niye?

Çok ciddi sormuştu. Bir an sustum, gözlerine baktım. Burnumu çektim. Lanet burnum akıyordu ve ben istemiyordum. Parkta ki banka oturdum. Gece yarısı parktaki sokak lambası gözyaşlarımı daha da parlatip belli ediyordu. Usulca yanima oturdu. Bankın öteki ucuna. Diğer kızlardan daha olgundu. Benim konuşmamı bekliyordu. Başkası olsa zorlar, soru sormaya devam ederdi.

Etrafa bakındı. Beni beklediği belliydi. Bense bankın ucuna oturmuş kafam eğik sessizce ağlıyordum. Sanki buraya kadar ağlayarak geldiğim yetmemiş gibi. Sosyal anksiyetem tutmuştu ama ağır bi şekilde değildi. Partiye diğer 3 arkadaşı tarafından davet edilmiş ve ayıp olmasın diye gitmiştik. Normal doğum günü partisi olduğunu söyledikleri için evde o kadar insan ve yüksek ses müzik olduğunu soylememislerdi.

3. Kişiden

-böyle bir parti olduğunu bilseydim gerçekten seni getirmezdim. Ciddiyim.

Çocuk kızın ciddi suratına ve gözlerindeki endişeye baktı. Onun için endişelenen biri vardı. Ne güzel işte. Sevinmesi gerekiyordu. Ama olmuyordu, daha da ağlayası geliyordu, suçluluk duyuyordu.

+ Neden hala benimlesin?

Kız bu soruyu beklemiyordu ki şaşıp kaldı.

+ Digerleri gibi gitmen gerekiyordu ama şuan burada benle anksiyetemin geçmesini bekliyorsun.

Kız gülümsedi ve burnundan güldü.

- Sana değer veriyorum. İnsanlar insanlara değer verir. Ve tekrar söylüyorum ki sana değer veriyorum. Sabaha kadar da sürse ben hala yanında duracağım. Ta ki sen beni yanından kovana kadar. Ne gerekirse yaparim. Sarılmak istersen burdayım, derdini anlatmak istersen burdayım, zaman geçirmek istersen burdayım... Benimleyken bunları garipseme lütfen ama rahatsız olacağın bir şey yaparsam da söyle. Senin kalbini kırmak istemem.

Gale, Victon'un suratına gülümseyip anlamlı gözlerle bakıyordu. Kız şuan çocuğa 5 dkdır ne anlattığını sorsa hepsini söylerdi. Çünkü ilk defa babasından başka birisinden böyle sözler duymuştu ve aklına yer etmişti. Gözleri halbuki dediklerini hissettiriyordu. Kendini bir an beceriksiz hissetti çocuk. Keşke o da söyleyeceklerini gözleriyle anlatabilseydi. Ne çok şey anlatırdı o zaman.

Victon, Gale'in dediklerinden sonra kıza bakmış Göz göze gelmişti. Gözlerini kaçırıp ne kadar ağaç varsa hepsine bakmıştır. Kala kaldı o an. Yüzü ısınıyordu. Sıcak basmıştı bir an. Yutkundu hafifçe, rezil olmak istemedi. Utanmıştı. Kız fark ettikten sonra gülümsedi. Çocuğun ne kadar tatlı olduğunu düşündü. Kız da onu korumak istiyordu. Kalbinin en derinlerine sokmak istemişti onu o an. O kadar tatlı gelmişti ki gözüne. Partide biraz alkol kullanmak istemişti kiz. Ama çenesi durmuyordu işte. Aklından ne geçiyorsa söylüyordu.

-Keşke, dedi.

-Keşke cebime sığabilecek kadar küçük olsan. İşte o zaman seni herkesten sakınırdım.

Merhabalaaar. Umarım ilk bölümü begenmissinizdir. Ciddi bir şekilde başlamadım. Zaman geçsin diye ve bu tür yazma ödevleri ya da projeleri için yazma becerilerimi geliştirmeye çalışıyorum ufak ufak. Hataların olması mümkün. Bu aslında başka hikayeydi ama bazı partlarini değiştirmeye çalışıyorum. Anlayışınız için teşekkürler.

Kitap önerilerinize ya da fikir alışverişlerine açığım.

Vote larinizi eksik etmeyin. Gorusuruuuuuuztrong>

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.