İçeriğe geç

IL MIO GATTO • Texting

Bölüm 4 · 6 dk okuma

IL MIO GATTO • Texting

Bölüm 4

•4•

|•°•|

Diego: Gatto, cosa stai facendo? (Kedi, n'apıyorsun?)

Diego: Adesso sono le 14.00 in Turchia. Sei a scuola? (Şu an Türkiye'de saat 14.00. Okulda mısın?)

Siz: Ya, sen beni mi özledin?

Siz: Merak etme. Okulum bitti. Şu an işteyim.

Diego: Quale lavoro? (Ne işi?)

Siz: Bir kafede garsonluk yapıyorum. Para lazım bilirsin.

Siz: Haftada en az üç kere buradayım.

Diego: Non è difficile da un lato studiare e dall'altro lavorare? (Bir yandan okumak diğer yandan çalışmak, zor olmuyor mu?)

Siz: Aksine böyle kafamı dağıtabiliyorum.

Siz: Aklımda sürekli düşünceler dolaşıp durur. Bu durumda beni kaygılandırır. Bu yüzden kendimi meşgul etmek zorundayım. Yoksa düşünmekten kafayı yerim.

Diego: Cosa significa questo adesso? Cosa ti preoccupa? (Bu ne demek şimdi? Seni kaygılandıran şey nedir?)

Siz: Her şey, Diego.

Siz: Yaklaşan vizeler,

Siz: Milo'nun sağlık durumu,

Siz: Ev kirası ve faturalar,

Siz: Ve bazı özel sebepler.

Siz: Yani bu huyumdan nefret etsem de her şeyi kafaya takan bir yapım var.

Diego: Sai che questo è un problema psicologico, vero? (Bunun bir psikolojik sorun olduğunu biliyorsun, değil mi?)

Siz: Evet, biliyorum.

Siz: Daha önce biraz araştırma yaptım.

Siz: Ama o kadar derin olduğunu düşünmüyorum. Benimki daha çok fazla endişeli bir yapımdan kaynaklı sanırım.

Siz: Neyse ya, şu an bunu mu konuşacağız?

Siz: Sen neler yapıyorsun?

Diego: Ok, non ti forzerò. (Tamam, seni zorlamayacağım.)

Diego: Ma ciò non significa che non ne parlerò più. (Ama bu konuyu tekrar açmayacağım anlamına gelmiyor.)

Diego: Sono al lavoro. Ci sono alcuni problemi, me ne sto occupando. (İşteyim. Birtakım sorunlar çıkmış, onu hallediyorum.)

Siz: Kötü bir şey mi?

Diego: No, no. È solo che mio cugino vuole entrare nell'azienda di famiglia. Abbiamo tenuto una riunione per questo e gli abbiamo dato una posizione. (Hayır, hayır. Sadece kuzenim aile işimize girmek istiyor. Bunun için toplantı yaptık ve ona bir pozisyon verdik.)

Siz: Ne güzel.

Siz: Şimdi fark ettim de bana hiç işinden bahsetmedin.

Siz: Sadece adını, soyadı ve yaşını biliyorum. Birde şirketin var ama ne üzerine kurulu bu şirket?

Siz: Aile şirketi mi?

Diego: E' legato alla costruzione. (İnşaat ile alakalı.)

Diego: Sono l'amministratore delegato dell'azienda. Gestisco l'azienda. Ma mio padre ne è il proprietario. (Şirketin CEO'su benim. Şirketi ben yönetiyorum. Fakat sahibi babam.)

Siz: Çok güzel hep birliktesiniz. Hiç ayrılmazsınız.

Diego: Mio padre ha molta fiducia in me e non posso deludere la sua fiducia. (Babam bana oldukça güvenir ve bende onun güvenini boşa çıkaramam.)

Siz: Babanla aran iyi anlaşılan.

Siz: Nasıl bir his? Babanla aranın iyi olması.

Diego: Questa domanda mi ha dato un po' fastidio. (Bu soru biraz canımı sıktı.)

Diego: Se le tue stesse parole ti feriscono, per favore taci, Alara. (Kendi sözlerin canını yakıyorsa lütfen sus, Alara.)

Diego: Perché non ne parlerò qui. (Çünkü burada bunun hakkında konuşmayacağım.)

Diego: Evidentemente hai problemi familiari e puoi dirmelo se vuoi. (Belli ki ailevi sorunların var ve istersen bana anlatabilirsin.)

Diego: Ma per favore, non voglio che tu sia triste. (Ama lütfen senin üzülmeni istemiyorum.)

Siz: Belki biraz zaman geçtikten sonra, Diego.

Siz: Belki sana bir gün her şeyi anlatırım.

Diego: Il tuo parlare così depresso mi dà sui nervi, gatto. (Depresif bir şekilde konuşman sinirimi bozuyor, kedim.)

Siz: Sana kaç defa söyledim, kedi deme bana!

Siz: Niye kedi diyorsun ki?

Siz: Hem ben köpek insanıyım. Köpekleri daha çok severim.

Diego: Sembri gatti. (Kedilere benziyorsun.)

Diego: Il tuo naso è piccolo, le tue guance sono gonfie e i tuoi occhi hanno uno sguardo determinato. (Burnun küçük, yanakların şişik, gözlerin de keskin bir bakış var.)

Diego: Per me non sei diverso da un gatto. (Bana göre bir kediden farksızsın.)

Siz: Aşk olsun, Diego.

Siz: Sinirim bozuldu şu an.

Diego: È amore? (Aşk mı olsun?)

Diego: Potrebbe essere. (Olabilir.)

Siz: Diego onu demek istemedim!

Siz: Türkçe'de gücenmek anlamına gelir bu. Senin bildiğin gibi değil.

Diego: Oh, devo andare. (Ah, benim gitmem lazım.)

Diego: Non traduco quello che hai scritto, mi spiace. (Ne yazdığını çeviremiyorum, üzgünüm.)

Diego: Ci vediamo, gatto mio. (Görüşürüz, kedim.)

Siz: DİEGO!✓

°°°

Molam bittiğinde bizim konuşmamız da sona ermişti. Allah'ım, neden yüzüm yanıyor?

Kafenin balkonundan kalktım ve aşağı kata indim. Kafenin sahibi Ahu abla bir yandan kızı Serap ile baristalık yapıyordu. Benimle birlikte çalışan bir üniversite öğrencisi Yaman'da çoktan çayları götürdüğünü görmüştü.

"Alara, kızım bunlar sekiz numaralı masaya." Hızla Ahu ablanın uzattığı tepsiyi alıp yola koyuldum. Masaya siparişleri koyduktan sonra tezgâha geri döndüm. Ardından Yaman'da gelmişti.

Kafeye göz gezdirdim. Öyle çok dolu değildi ama yinede birkaç tane müşteri vardı. Yaman derin bir nefes verdi ve telefonunu gösterdi.

"Şimdi benim molam. Alara'cım tek başınasın." Ona güldüm ve o da salak hareketler yaparak arka tarafa gitti. Ahu abla gülerken tepsimi doldurdu.

"Bunlar üst kata on üç numaralı masaya." Ona başımı salladım ve merdivenlere doğru yürürken birden bire dış kapı aniden açıldı.

O an ile kafam dış kapıya döndü ve birisini görmem bir oldu. Bu Caner'in kardeşi Cengiz'di. Başında siyah bir şapka vardı ve üzerinde sadece siyah giysiler vardı.

Kapıyı o kadar sert açmıştı ki Ahu abla, Serap ve diğer müşteriler ona doğru döndü.

Tam karşısında olduğum için bakışları bana döndü ve bir an duraksadı. Gözlerine baktığımda kıpkırmızı idi. Cengiz de bizim okulda okuyordu ve onun çıkan birkaç dedikodusunu biliyordum.

Cengiz'in uyuşturucu bağımlısı olduğunu ve bu yüzden okula gelmediğini babasının onu İtalya'ya kaçırdığını, orada tedavi gördüğünü biliyordum. Bunları bir ara Caner'e sorduğumda bana sadece bir yalandan ibaret olduğunu söylemişti.

Cengiz uzun zaman sonra tekrar karşımdaydı ve berbat bir hâlde idi. Gözaltıları mor ve kırmızıdan ibaretti. Yüzü iyice zayıflamıştı ve birkaç yerinde yara bere vardı.

Şu an içimde yüksek oranla bir korku vardı. Bana dimdik bakması korkutucuydu. Ahu ablaya baktığımda onun küçük adımlarla tezgahtan çıktığını ve fark ettirmeden bana yaklaştığını fark ettim.

O an Cengiz bana doğru bir adım attı. "Hepsi senin yüzünden!" Cengiz birden benim kollarımdan tuttu ve sarstı. Ellerimde ki tepsi yeri boylamıştı. Serap'ın çığlığını duydum.

O an ki korku ile öylece kala kalmıştım. O mavi gözleri deli gibi titriyordu. "Ağabeyim senin yüzünden o adamın elinde! Seni pis orospu!"

Kollarımı öyle sıkıyordu ki tırnakları derimi kanattığını hissediyordum. "Senin yüzünden bütün ailem dağıldı. Babam hastanede, annem kayıp, ağabeyim öldü ölecek."

Öyle bağırarak konuşuyordu ki gözlerimden yaşlar akmaya başlamıştı bile. Canım acıyordu.

"Ve sen hâlâ burada geçmiş gülerek hayatına yeniden devam ediyorsun." Tam o esnada yüzüme tokat atacakken biri onu durdurdu.

Bu Yaman'dı. Onu kollarından tuttu ve yüzüne bir yumruk attı. Cengiz yere düşüp inledi. Bir kaos hâkimdi. Müşteriler hızla dışarı çıkarken yukarı kattaki müşteriler arka kapıdan çıkıyorlardı. Yaman öfke ile soluyor ve vurmamak için zor duruyordu.

Serap hemen yanıma geldi ve kollarımdan tutarak beni merdivenlere oturtturdu. Ahu abla ise eline süpürgeyi almış sinirle Cengiz'e vuruyordu.

Serap beni bırakıp hızla Cengiz'in üzerine yürüyen Yaman'ı tuttu. "Yaman bırak yapma, değmez."

"Ne demek değmez, Serap! Bu herif az kalsın Alara'ya vuruyordu. Bir kadına nasıl el kaldırır? Geberteceğim." Serap, Yaman'ın iyice koluna sarıldı ve onu çekiştirdi. Ahu abla polisi arıyordu.

Tam o esnada Cengiz hızla bir hareket yapıp kaçtı. Yaman peşinden koştu ama iki dakika sonra yakalayamadan geri döndü.

Yüzümde hiç bir tepki yoktu ama gözyaşlarım deli gibi akıyordu. Polisler gelmeden önce Ahu abla, Serap ve Yaman benimle konuşmaya çalıştılar. Onlara olanları kısaca anlattım.

Fakat benim bile bilmediğim bir yer vardı.

Cengiz benim ailesini dağıttığımı söyledi. Caner'in öleceğini söyledi.

Beni son zamanlarda mutlu eden Diego, bana yalan mı söylemişti?

İlk defa bir insana gerçekten güvenmek istiyorum.

N'olur bir açıklaman olsun, Diego.

Lütfen...

°°°

Heluuu

Düşünceleriniz?

Öptüm 💐

Bölüm sonu

10 yorum