İçeriğe geç

İKLİM VADİSİ

Bölüm 13 · 2 dk okuma

İKLİM VADİSİ

Bölüm 13

FAITH'İN HİKAYESİ📜

Biraz sonra Dustin Smith, Peter'ın yanına gitti ve konuşmamız için Faith'i çağırdı. Her insanın farklı farklı hikayeleri vardı. Benim, Peter'ın, Dustin Smith'in... Kim bilir, Faith'in de, denizlere ait olan kişinin de. Farklı dünyalara açılan kapılar da vardır belki? İklim Vadisi'nin yolu da farklıdır belki? İşte dünyada, insanlarda, canlılarda, kısaca her şeyde en güzel özellik buydu. Her şeyin ve herkesin birbirinden farklı olması...

Faith yanıma geldi ve; "Gelsene Silvia, sana odamı göstereyim! Hem zaten, sen artık benim oda arkadaşım olacakmışsın. Büyükbaba söyledi!" dedi. Sesinden çok heyecanlı olduğu anlaşılıyordu. Yürümeye başladı ve ben de onun peşinden gittim. Büyükbabanın odasından çıktık, ve bu uzun koridorda yürümeye başladık. Pek uzun sürmedi, biraz sonra Faith'in odasının kapısının önüne geldik ve Faith, kapıyı açtı.

Çok büyük bir oda karşımızda durdu. Dustin Smith'in de dediği gibi bu oda cidden büyüktü. İkişer yatak vardı ama biri kullanılmıyor gibiydi. Bu çok belliydi.

"Gel, Silvia. Birlikte yatağını kuralım. Eğer dinlenmek istersen oracıkta dinlenebilirsin. Hem, çok uzun yoldan geldiniz." dedi Faith. Ne kadar düşünceli insanların arasına düştüğümü fark ettim o an.

Yatağımı kurmaya başladık. Bu sırada biraz sohbet ettik;

"Ee, sen kendi hikayeni anlatmayacak mısın, Faith?" diye sordum. Acaba onun başından neler geçmişti?

"Aslına bakarsan... biraz anlatabilirim. Tam hatırlamıyorum ama sanırım yaklaşık üç yaşımdan beri burada, büyükbabamın yanında kalıyorum. O günlerde küçük olduğum için, ne annemi ne babamı, ikisini de hatırlamam. Ama büyükbabamın anlattığı üzere anne ve babama ne olduğunu sana anlatayım.

Belki Kipar Kasabası'nda oluşan büyük savaşı Peter Abi sana anlatmıştır. Anlatmıştı, değil mi?" diye uzun uzun anlatıp soru sordu. Kafamı yukarı aşağı salladım.

"Harika, o zaman direkt anlatmaya başlıyorum.

İşte bu büyük savaşta, annem de aynı yengem gibi yani Peter'ın annesi gibi, savaşacağım diye tutturmuş. Daha sonra kılıç, ok, yay, balta... Ne bulduysa almış eline çıkmış savaşa. Ne kadar direnirse dirensin, savaş sonlarına doğru -yaraları çok olduğundan- dayanamamış, ve... Ölmüş." diye anlattı. Gözleri dolmaya, hatta hafiften ağlamaya başladı. Bir elimi sırtına attım ve onu teselli ettim. "Bunun üzerine babam beni, büyükbabamın yanına bırakmış. Güvende kalayım diye. Beni onun yanına bırakınca, kendisi de savaşa katılmış. Şükürler olsun ki sağ salim savaştan çıkmış. Ancak, şuan kendisi büyükbabamla kavgalı. O yüzden burada kalmıyor. Arada sırada sadece beni görmeye geliyor. Ne için kavga ettiklerini ben de bilmiyorum, büyükbabam bunun önemsiz olduğunu söylüyor ve anlatmıyor...

Yani yengem Laura ve annem Irene, aynı savaşta vefat etti. Seni anlayabiliyorum, Silvia. Seni çok, çok iyi anlıyorum." dedi. Gözlerinden akan yaşları elleriyle sildi. Ona sıkı sıkı sarıldım. Uzun zamandır ikimizin de en çok ihtiyacı olan şey buymuş gibi geldi, ki zaten bu benim -son zamanlarda- en çok ihtiyaç duyduğum şeydi.

Bunun dışında, Peter'ın annesinin 'Laura' olduğunu bilmiyordum. Peter daha önce bundan bahsetmemişti.

Yatağı kurmayı bitirdik. Ok çantamı ve yayımı yatağın baş ucuna koydum. Onlar sayesinde kendimi güvende hissediyordum. Faith'e teşekkür ettim. Çok şanslıydım. Kötü anılar yaşamıştım ama şükretmem gereken daha fazla şey vardı. Herkes kötü anılar yaşar, herkes. En çok şanslı olduğum yanım ise bu kadar iyi insanlarla karşılaşmam...

Gök gürledi. Yağmur yağmaya başladı. Ben ise yatağa yattım ve düşünmeye başladım...

Bölüm sonu

1 yorum