İçeriğe geç

İkizler ve Maskeler

Bölüm 4 · 5 dk okuma

İkizler ve Maskeler

Bölüm 4

Bölüm 4

Gündüzleri maske tak, geceleri gerçeği ara.

Akşam yemeği, Akademi'nin büyük yemek salonunda tam bir gösteriydi. Uzun, cilalı ahşap masalar, tavandan sarkan devasa avizelerle aydınlanıyor, her masada öğrenciler gruplar halinde toplanmış, yüksek sesle konuşuyorlardı. Giyinme kuralları burada bile katıydı; herkes şık ve özenliydi. Sanki her yemek, bir sahne performansı gibiydi ve herkes kendi rolünü oynuyordu. İçerideki koku, pişmiş etin, taze ekmeğin ve pahalı parfümlerin karışımıydı.

Kendime bir yer bulmak için etrafa bakınırken, Emir beni gördü ve el salladı. Yüzünde sıcak bir gülümseme vardı. Yanına oturdum. Karşısında Ares oturuyordu, yine her zamanki gibi sessiz ve gizemliydi. Gözleri beni bulduğunda, hafifçe başını salladı, sanki "Unutma," demek ister gibi. Kalbim yine hızlandı. Günlük... Akşam beni bekleyen o sır.

"Nasıldı ilk günün, Elara?" diye sordu Emir, tabağına yemek doldururken. Sesi her zamanki gibi neşeliydi.

"Yoğun," dedim dürüstçe. "Herkes çok yetenekli."

Emir gülümsedi. "Burada öyle. Ama senin de yeteneğin tartışılmaz. Dans stüdyosunda harikaydın. Ares'le olan uyumunuz inanılmazdı."

Ares'in yüzünde hafif bir tebessüm belirdi, ama bana bakmadı. "Elara'nın müziğe olan tutkusunu hep takdir etmişimdir," dedi, sesi o kadar alçaktı ki, sadece ben duyabildim. Bu bir iltifat mıydı, yoksa yeni bir test mi? Emin olamadım.

Yemek boyunca, Emir ve Ares arasında ilginç bir dinamik olduğunu fark ettim. Emir daha sosyal, daha açık biriydi. Etrafındaki insanlarla kolayca iletişim kuruyordu. Ares ise daha mesafeli, daha gözlemciydi. Konuşmalara pek katılmaz, ama herkesi dikkatle dinlerdi. Sanki odadaki her fısıltıyı, her bakışı kaydediyordu. Aralarında geçmişe dayalı bir rekabet mi vardı, yoksa Elara yüzünden mi bu gerginlik? Elara'nın günlüğünde her ikisinin de adının geçmesi, bu soruyu daha da önemli kılıyordu.

Yemek bittikten sonra, öğrenciler gruplar halinde odalarına çekilmeye başladı. Emir bana "Yarın sabah dans dersinde görüşürüz," dedi, neşeli bir sesle. "Umarım iyi uyursun."

Ares ise bana dönmeden önce son bir kez göz kırptı ve sessizce uzaklaştı. İçimdeki gerilim artıyordu. Şimdiye kadar hayatımın en uzun günüydü ve en büyüğü henüz başlamamıştı.

Odama vardığımda, kapıyı arkamdan kilitledim. Kalbim deli gibi çarpıyordu. Pencereden dışarı baktım. Ay, karanlık gökyüzünde parlak bir küre gibi asılı duruyordu. Karanlık, bu sırları açığa çıkarmak için mükemmel bir örtüydü.

Işıkları yaktım. Odamda, yatağımın üzerinde, küçük ahşap kutu duruyordu. Ares doğru söylemişti. Ona yaklaştım, ellerim titriyordu. Anahtarı çıkardım ve kilide soktum. Küçük bir tık sesiyle açıldı.

Kutuyu açtığımda, içeriden eski, deri kaplı bir defter çıktı. Elara'nın günlüğü. Kapağında "Elara Demir - Sırlarım ve Düşlerim" yazıyordu, Elara'nın kendi el yazısıyla. Defterin sayfaları sararmıştı ve hafif bir vanilya kokusu geliyordu. Günlüğün altında, birkaç mektup ve kurutulmuş bir gül vardı. Mektuplar kimdendi? Ve gül kime aitti?

Günlüğü elime aldım. İlk sayfaları çevirirken içimi garip bir his kapladı. Bu sadece bir günlük değildi, Elara'nın ruhuydu. Onun en mahrem düşünceleri, hisleri, aşkları ve korkuları buradaydı.

İlk girişler, sıradan bir genç kızın günlükleri gibiydi: Akademiye girme hayalleri, dersler, arkadaşlar... Ama sayfalar ilerledikçe, ton değişmeye başladı. Daha karanlık, daha endişeli bir hava hakimdi.

17 Eylül: "Akademi rüyalarımın ötesinde. Ama bazen buradaki ışıltının altında bir gölge olduğunu hissediyorum. Herkes o kadar mükemmel ki, bu gerçek olamaz."

25 Eylül: "Ares... Onun müziği beni altüst ediyor. Sanki ruhumun en derinlerine dokunuyor. Onu hem seviyor, hem de ondan korkuyorum. Gözleri, tüm sırlarımı biliyor gibi."

Bu satırları okurken, Ares'in bana olan bakışları aklıma geldi. Elara'nın neden ondan korktuğunu şimdi daha iyi anlıyordum. Ama aynı zamanda, Elara'nın ona olan ilgisini de hissediyordum. Bu karmaşık bir ilişkiydi.

1 Ekim: "Emir... Onunla olmak, güneşli bir bahar gününde olmak gibi. Beni güldürüyor, kendim olmama izin veriyor. Ares'in karanlığının aksine, o bana ışık veriyor. Ama bazen gözlerinde bir hüzün görüyorum. Ne saklıyor?"

Emir'in samimi gülümsemesi ve dans stüdyosundaki sıcaklığı gözümün önüne geldi. Elara, ikisi arasında nasıl bir seçim yapmıştı? Yoksa ikisi de onun hayatında farklı yerlere mi sahipti?

Sayfaları çevirmeye devam ettim. Gündüzleri yaşadığım her şey, Elara'nın yazdıklarıyla birleşince daha da anlam kazanıyordu. Onun gözünden dünyayı görüyordum.

8 Ekim: "Kulislerde yine o sesi duydum. Fısıltılar... Sanki birisi sürekli adımı fısıldıyor. Madam Eliza'ya bahsettim, 'Hayal görüyorsun, Elara,' dedi. Ama biliyorum ki hayal görmüyorum. Bir şeyler oluyor."

Bu, benim de duyduğum ses miydi? Demek ki Elara da aynı şeyi yaşamıştı. Bu Akademi'de gerçekten de tuhaf şeyler oluyordu.

15 Ekim: "Bay Akın tuhaf davranıyor. Sürekli beni izliyor. Sanki benden bir şey bekliyor. Ama ne?"

Bay Akın'ın dans stüdyosundaki keskin bakışları aklıma geldi. O da bir şeylerden şüpheleniyor muydu? Yoksa sadece Elara'ya özel bir ilgisi mi vardı?

Daha da ileri gittim. Sayfaların kenarlarında karalamalar, notlar vardı. Çoğu silinmiş, anlaşılmazdı.

22 Ekim: "O tablo... Tiyatro salonunun yanındaki koridordaki o eski tablo. Gözleri beni takip ediyor gibi. Arkasında bir şey mi var?"

Tiyatro salonunun yanındaki koridordaki tablo mu? Ares'in anahtarı bulduğu tablo aklıma geldi. Demek ki Elara da o tablonun sırrını biliyordu.

28 Ekim: "Keşfettim. O gece, kulislerin arkasında... Yemin ederim ki gördüm. Maskeli bir figür. Ve kan. Bir öğrenci... Kaybolan öğrenciler... Onlar kaybolmuyor, susturuluyorlar. Bu Akademi bir canavar."

Nefesim kesildi. Gözlerim satırların üzerinde donup kalmıştı. Maskeli bir figür. Kan. Kaybolan öğrenciler... Bu Akademi'nin karanlık sırrı bu muydu? Elara, bunu keşfettiği için mi ortadan kaybolmuştu?

Sayfayı çevirmeye çalıştım, ama bir sonraki sayfa yırtılmıştı. Kalbim küt küt atıyordu. Tam da en önemli yere gelmişken, sayfa yoktu. Elara bu kısmı bilerek mi yırtmıştı, yoksa biri mi yırtmıştı?

Yırtık sayfayı incelerken, defterin içinden küçük, buruşuk bir not kağıdı düştü. Üzerinde sadece iki kelime yazıyordu, Elara'nın el yazısıyla: "Saklı Ayna."

Saklı Ayna mı? Bu ne anlama geliyordu? Bir yer miydi, bir kişi mi, yoksa bir şifre mi? Beynim deli gibi çalışıyordu. Elara'nın son sözleri, bir sonraki adımıma dair bir ipucuydu. Ama bu, beni daha da tehlikeli bir bilinmeze sürüklüyordu. O maskeli figür kimdi? Ve Elara'nın kayboluşunun ardındaki gerçek neydi? Biliyordum ki bu soruların cevabı, Saklı Ayna'da gizliydi. Ve bu gece, uyumak yerine, Akademi'nin karanlık koridorlarında Elara'nın bıraktığı ipuçlarını takip etmek zorunda kalacaktım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.