2. BÖLÜM: BÜYÜK UYANIŞ VECIRÇINI
Okyanusun huzur veren dalga sesleri yavaş yavaş silindi. Beyaz kumlar, İtalya’nın romantik sokakları, başardığım o büyük zaferler bir duman bulutu gibi dağılmaya başladı.
Gözlerimi araladığımda... odama süzülen tanıdık sabah ışığıyla karşılaştım.
Duvardaki saatin tık tık sesleri zihnime vuruyordu.
Burası benim şimdiki, gerçek hayatımdı. Başımı kaldırıp ellerime baktım... O 15 yaşındaki pürüzsüz eller değildi. Zaman geriye akmamıştı. 15 yaşıma hiç dönmemiştim.
Bütün bunlar... yaşadığım o muazzam başarılar, kaçtığım o yanlış evlilik, gezdiğim dünya şehirleri, yeniden kurduğum o mükemmel hayat... Hepsini sadece bir gecenin içinde, derin bir uykuda görmüştüm.
Bir yalandı. Ya da ben öyle sanıyordum...
Yatağın kenarına oturdum. Yanağımdan tek bir damla yaş süzüldü. Ama bu kez acıdan veya çaresizlikten değil; ruhumun derinliklerinden gelen garip bir hafiflemeden dolayıydı.
O rüya bana hayatımın en büyük dersini vermişti. Yıllardır içimi kemiren "Keşke 18 yaşıma dönseydim, keşke o hataları yapmasaydım" düşüncesinin beni nasıl bir hapishanede tuttuğunu fark ettim.
Rüyamda geleceğimi değiştirmiştim, evet... Ama uyandığımda anladım ki: Gerçek güç, geçmişi değiştirmekte değil; geçmişin yükünü sırtından indirip bugünü kucaklayabilmekteydi.
O gün öğrendim ki, 18 yaşımda yaptığım hatalar beni mahvetmek için değil, beni bugünkü olgun insan yapmak için yaşanmıştı. Evet, zamanı geri alamamıştım ama ruhumda kendimi affetmiştim.
Gözyaşlarımı sildim, pencereye yaklaşıp perdeyi açtım. Dışarıda yeni bir gün başlıyordu. Ve ben hayatımda ilk defa geçmişin pişmanlığıyla değil, geleceğin umuduyla derin bir nefes aldım veeeeeee🥹🥹🥹🥹🥹

— Son. —