İçeriğe geç

İkinci Katman

Bölüm 6 · 3 dk okuma

İkinci Katman

Bölüm 6

Bölüm 6 : Kayıt Dışı

Micheal'ın evine gelen kişi, MİT Teşkilat Müsteşarı Jones Agent'ti. Micheal, çaldığı kemanı kutusuna bıraktı. O sırada Jones Agent ve dört adamı Micheal Williams'ın evine yaklaştı. Kapı kilitli değildi; içeri girdiler.

Micheal Williams:

“MİT Müsteşarı Jones Agent olduğunuzu tahmin ediyorum. Mütevazı evime ne için uğramıştınız?”

Jones Agent:

“Doğru tahmin ediyorsun. O kadar dik başlı olmasaydın seni en iyi ofislerimizde ağırlayabilirdik ama ayağına kadar gelmek zorunda kaldım. Uzun süredir seni izliyordum. Görünen o ki sen de ikinci katmanda dolanan bir hayaletsin. Amacını şahsen merak etsem de üstlerim faydalı olabileceğini düşünüyor. Stanford Anıt Kilisesi’ndeki cinayeti sen çözmüşsün. Ardından bir taksiciyi intihara konuşarak sürüklemişsin. Bunlar doğru mu?”

Micheal Williams:

“Taksici, iki yıl önceki bir olay yüzünden beni öldürmeye gelmişti. Ancak fikir değiştirdi. Benim bir etkim yok. Amacımı mı merak ediyorsunuz? Bir amacım ya da peşinde olduğum bir planım yok. İşimi yapıyorum. Her gün kedisi kaybolan onca ihtiyara MİT müsteşarları yardımcı olamıyor, değil mi?”

Jones Agent sinirlendi ancak sakin kalmaya çalıştı. Orada bulunma sebebi, Micheal Williams’tan yardım istemekti. Üstleri, Micheal Williams’la özel olarak görüşmek istiyordu.

Jones Agent:

“Seninle görüşmek isteyen birisi var. Eşyalarını toplayıp benimle geleceksin. Randevularını iptal et. Bugün başka işin yok.”

Micheal Williams:

“Kiminle, ne için görüşeceğim?”

Jones Agent:

“Gittiğimizde öğreneceksin.”

Micheal Williams, tekrar sert bir tavırla “Kiminle görüşeceğim?” diye sorduğunda Jones Agent, onun dehasına gönderme yaparak:

Jones Agent:

“Suçluları bu kadar kolay belirleyebiliyorsan nereye ve kime gittiğimizi anlaman uzun sürmez,” dedi. Ardından adamlarına dönerek, “Micheal Williams eşyalarını toplayıp araca gelsin. Yoksa sürükleyerek getirin,” emrini verdi ve evden ayrıldı.

Kısa süre sonra Micheal Williams, bir büyüteç, bir sustalı bıçak ve bir tabanca alıp evinden ayrıldı. Evinin önündeki üç araçtan birine bindi. Havaalanına vardığında bir helikopter onları karşıladı. Jones Agent ve Micheal Williams helikoptere bindiler.

Helikopter hareket halindeyken pencerelerin tamamen kapalı olduğunu gören Micheal, gittiği yerin ona söylenmeyeceğini anladı.

Jones Agent:

“Yol uzun sürmeyecek. Şunu unutma: Bugün sadece bir özel dedektif değilsin. Sen bizim malımızsın ve üstlerimin dediklerini harfiyen yapacaksın. Dik başlı ve sosyopat kişiliğini bugün unutacaksın.”

Micheal Williams:

“Neden? Canımı mı alırsınız? Ne büyük lütuf. İşinizde başarısız oldunuz ve başarısızlığınız sizi bana getirdi. Konu dikkatimi çekmezse umurumda olmaz. Eğlenceliyse siz beni değil, ben sizi yönetirim. Sıfatlarınız gerçekten bu kadar güçlü olsaydı bana ihtiyacınız olmazdı.”

Jones güldü. Micheal’ın son dört yıldaki dosyalarını takip etmekle görevli olduğunu ve karşısında olmasından mutluluk duyduğunu söyledi. Ardından tehditkâr bir şekilde konuştu:

Jones Agent:

“Umarım bunları başkası duymaz da ileride seninle tekrar karşılaşabiliriz. Aksi takdirde var olmamış olacaksın. Seni tanıyan kimse hayatta olmayacak.”

İki saat kadar bekledikten sonra helikopter, bir adaya indi. Ufak bir adaydı; haritalardan gizlenmiş, varlığı bilinmeyen bir yer. Yürüyerek merkez binaya gittiler.

Jones Agent:

“Benim yetkim bu koridorun ardında sona eriyor. Koridorun sonuna kadar ilerle ve içeri gir.”

Micheal Williams denileni yaptı. Kapıyı açtı ve ileriye doğru yürüdü. İçeri girdiğinde MİT Daire Başkanı bulunuyordu.

Ortada yuvarlak bir masa, etrafında üç sandalye vardı. Masanın tam karşısında, duvara gömülü bir ekran yer alıyordu. Ekran açıldığında bir yüz belirdi.

Yüz, Micheal’ın daha önce hiç görmediği biriydi. Ama ses... tanıdıktı.

Ses:

“Bay Williams. Nihayet karşı karşıyayız. Benim adım sistemde yok. Ama sizin adınız artık bizim sistemimizde var.”

Micheal gözlerini kıstı. Sesin tonu, geçmişteki bir davada dinlediği gizli bir kayıtla aynıydı. Bu kişi, belki de Micheal’ın çözdüğü bir cinayetin arkasındaki gerçek beyin olabilirdi.

Ses devam etti:

“Sizi buraya getirmemizin nedeni yetenekleriniz değil. Tavrınız. Kuralları çiğnemeniz. Sınırları tanımamanız. Bizim için bu, bir tehdit değil. Bir fırsat.”

Micheal:

“Fırsat mı? Yoksa kontrol edemediğiniz bir değişken mi?”

Ses:

“İkisi de. Bugün size bir görev verilecek. Kabul ederseniz bizimle çalışırsınız. Reddederseniz... bu ada, sizin son adresiniz olur.”

Jones Agent sessizce kenarda duruyordu. Micheal, gözlerini ekrandaki yüze dikti. Ardından sandalyesine oturdu. Cevap vermedi. Sadece sustalı bıçağını masaya koydu. Bu, onun dilinde bir mesajdı: Dinliyorum, ama tehtid etmeyin!.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.