İçeriğe geç

İkinci Gelin

Bölüm 28 · 4 dk okuma

İkinci Gelin

Bölüm 28

Kabulden Önce

Kalem Miran’ın elinde duruyor. Alt kapı geçidindeki masanın öte yanında Rıza, meclisin getirdiği sayfayı açık tutuyor. Revaktan uzanan yolun sonunda bir kapı var; Baran’la Eren’in o kapıyı güvenle kullanıp kullanamayacağına ilişkin tek satır yok.

“İmzadan önce bir cevap istiyorum,” diyorum. “Kılıfı kapalı eke almanızı kim istiyor?”

Rıza gözünü sayfadan kaldırıyor. “Tahir. Burada, geçitte benden istiyor.”

Cevap bu kadar kısa olunca bir an nereye koyacağımı bilemiyorum. “Kendi adına mı?”

“Bana bir gider kaydı olduğunu söylüyor. Kılıfın içini göstermiyor. Ben de görmüyorum.”

“Onu buraya kim gönderiyor?”

“Bildiğim bir ad yok.”

Miran kalemi masaya bırakıyor. “Tahir’le konuşacağız. Önce şu sayfanın neyi değiştirdiğini yazın.”

Rıza meclis kararını gösteriyor. Miran’ın tek başına sevk kararı verme yetkisi askıya alınıyor; her sevk için ikinci imza aranıyor.

“Kardeşlerimin yolunu da buna bağlayacak mısınız?” diye soruyorum.

“Sayfada onların adı geçmiyor.”

“Yerlerini soranların adı da ilk kayıtta geçmiyor.”

Süreyya kapının yanında duruyor. “Bu sayfada çocukların gelir hesabına ilişkin hüküm var mı?”

“Yok,” diyor Rıza.

Miran boş kenara yazıyor: “Dervişoğlu kardeşlerin yer bilgisine ilişkin cevap bekleniyor; bu karar, o başvurunun yerine geçmiyor.”

“Paylaşımı durduruyor mu?” diye soruyorum.

Rıza başını iki yana sallıyor. “Bu sayfayla o konuda karar veremiyorum.”

Miran kalemi bana uzatmıyor. “İmzam da onları korumuyor. Bunu biliyorum.”

İnsanın doğruyu duyması bazen öfkesine yer açıyor. “Meclisin cevabını bugün istiyorum.”

Rıza isteğimi sayfanın kenarına ekleyip adını yazıyor. Miran kararın altını imzalıyor. Revaktaki üyelerden biri sayfayı almak üzere yaklaşıyor; Rıza, kardeşlerime ilişkin notun da kayıtla birlikte gideceğini söylüyor. Yine de kimse bana paylaşımın durduğunu söylemiyor.

Süreyya masanın önüne geliyor. “Saklama bedeline ilişkin itirazımın cevabı nerede?”

“Gider kaydı inceleniyor,” diyor Rıza.

“Öyleyse ben de kaydı görüyorum.” Bana dönüyor. “Siz de gelmek ister misiniz?”

“Evet.”

Miran, “Tahir’e ben de soru soracağım,” diyor.

“Önce ben soruyorum,” diyor Süreyya. “Para çocukların hesabından çıkıyor.”

Geçitten avluya, oradan gider odasına yürürken Miran arkamızda kalıyor. Süreyya kapıda bekleyip benim içeri girmeme yer açıyor. Birbirimize yakın davranmıyoruz; aynı sorunun bizi buraya getirmesi yetiyor.

Tahir, masanın başından kalkıyor. Çocukların gelir hesabı dosyasıyla gider fişleri önünde. Süreyya saklama bedeli fişini bulup masaya koyuyor.

“İtirazım hangi aşamada?”

“Vakıf giderlerinden cevap bekleniyor.”

“Yeni kesinti var mı?”

“Yok. Önceki bedel kayıtta duruyor.”

Fişte “imzasız evrakın muhafazası” yazıyor. Hangi evrak olduğu yazmıyor. Süreyya bunu parmağıyla gösteriyor.

“Bu giderin dayanağını istiyorum. Çocukların payını korumak için hesabı inceliyorum; neyin bedelini ödediklerini bilmek zorundayım.”

Miran kapının yanında duruyor. Ben Tahir’e dönüyorum. “Rıza, kılıfı kapalı eke almasını sizin istediğinizi söylüyor.”

“Evet. Kılıf için gider satırı açılıyor, ben de kapalı ekte tutulmasını istiyorum.”

“Kim söylüyor size bunu yapmanızı?”

Tahir fişin kayıt numarasını gösteriyor. “İstek gider satırından geliyor. Kılıfın içinde ne olduğunu bilmiyorum. Ön onayı da ben vermiyorum.”

Süreyya, “Ön onayın saatini bulun,” diyor.

Tahir dosyadaki kayıt numarasını sevk talimat defterindeki satırla karşılaştırıyor. Sayfalar çevrilirken gümüş teli parmağıma doluyorum. Tezgâhta telin bir ucu yanlış gözden geçince örgü bunu hemen belli ediyor. Burada yanlış gözün neresi olduğunu henüz bilmiyorum.

“Öğleden sonra iki,” diyor Tahir.

“Kılıfın kapalı eke kabulü?” diye soruyorum.

“Onun cildi Rıza’da.”

“Saati üçü geçiyor,” diyor Süreyya. “Kabul kaydında okuyorum.”

Tahir iki sayıyı yeniden kontrol ediyor. “Saklama bedeli önce onaylanıyor.”

Fişi kendime doğru çekiyorum. “Yani kılıf kapalı eke alınmadan, muhafazası için çocukların hesabından ödeme onayı çıkıyor.”

“Evet.”

Süreyya’nın sesi keskinleşiyor. “İtirazımın sebebi tam da bu. Henüz kabul edilmeyen bir evrakın bedelini onların payında tutuyorlar.”

Tahir ön onay satırındaki kodu gösteriyor. Ad yerine kısa bir işaret var; karşılığı bu odada bulunmuyor. Süreyya numarayı boş bir kâğıda geçiriyor, Tahir’den karşılaştırıp imzalamasını istiyor. Tahir yazdığı numaranın altına adını koyuyor. Fiş masada kalıyor, kâğıdı Süreyya alıyor.

Avluya çıktığımızda Rıza kabul cildini geçitten revak önündeki masaya getiriyor. Hamza alt kapı kulübesinde, çıkış çizelgesinin yanında kalıyor. Meclis üyeleri birkaç adım ötede; Süreyya kâğıdı Rıza’ya herkesin görebileceği biçimde uzatıyor.

“Ön onay, kabulden önce veriliyor,” diyor. “İtirazımı geri çekmiyorum. Kodun karşılığını istiyorum.”

Rıza kâğıttaki numarayla kabul kaydını eşleştiriyor. Tahir de avluya çıkıyor; kapı eşiğinde durup numaranın kendi yazdığı numara olduğunu doğruluyor.

Miran’a dönüyorum. “Bundan haberiniz var mı?”

“Yok.”

“Tel kutunun yeri de gizli başvurunuzdan sonra meclise gidiyor.” Parmaklarımdaki teli çözüyorum. “Bilmediğinizi söylemeniz, bana artık tek başına güvence vermiyor.”

Miran revaktaki üyelere değil, bana cevap veriyor. “Vermiyor. Kaydı birlikte okuyalım.”

Onun yanında durmak istediğim bir an geliyor. Tam da bu yüzden yerimden kıpırdamıyorum. İstediğim yakınlıkla kabul etmek zorunda kaldığım düzen birbirine karışırsa hesabını ben ödeyeceğim.

Rıza kodun karşısındaki işareti gösteriyor. “Eski vakıf mührüyle verilen ön onay.”

“Adı?” diyor Süreyya.

Rıza bir sonraki sütuna geçiyor. Miran da masaya yaklaşıyor, fakat cilde dokunmuyor.

“Okuyun,” diyorum.

“Ön onay yetkilisi Miran.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.