İçeriğe geç

İkinci Aşk

Bölüm 7 · 4 dk okuma

İkinci Aşk

Bölüm 7

Üşüyorum...

(Önceki Bölüm);

-Onların... Bunu yapmaya hakları yok! O çocuk her kimse onu øldüreceğim...

Soo-min bağırırken odaya kardeşi girdi.

-Smooth like butter- (Kardeşi)

-KES. (Soo-min)

-Sakin be, alt tarafı şarkı söylüyordum. (Kardeşi)

-Söyleme. Çık odamdan. O elindeki dondurmayı da sakın halıya dökme. (Soo-min)

-Tama- Dondurmayı bilerek halıya düşürür Ayy pardonnn. Yanlışlıkla olduuu. Hihi. Ben kaçar! (Kardeşi)

-Şimdi seni öldürmez miyim ben?! (Soo-min)

(Devam);

-Sakin oOoOoOol... (Kardeşi)

-Bak Jun-seo. Zaten yeterince sinirliyim, bir de sen üstüme gelme. (Soo-min)

-Peki sinirlerini geçirmek için (Bana Bts Arirang albümü alman için) ne yapabilirim abiciğim :)? (Jun-seo)

-Aslında senden bir iyilik istemem lazım... (Soo-min)

-Neymiş? (Jun-seo)

-Bu hafta karşıma çıkma. (Soo-min)

-SEVE SEVE! (Jun-seo)

-Eğer hiç çıkmazsan sana Arirang albümü alırım :). (Soo-min)

-Ciddi misin? Emin ol sesimi bile duymazsın!!!! (Jun-seo)

-Tamam. Şimdi git. Oyalama beni. (Soo-min)

-Emredersiniz Bay Han-soo '_'. (Jun-seo)

Soo-min odasına gitti ve üzerini değiştirmeye başladı.

-Beyaz gömlek. O da beyaz gelinlik giymez mi? Uyumlu oluruz :>... Amaaan, ne düşünüyorum ben?! Giy gitsin. (Soo-min)

Soo-min tam evden çıkarken annesi seslendi;

-Ooo, nereye? (Annesi)

-Arkadaşlarımla buluşacağım. (Soo-min)

-Çok şüpheli... İyi hadi git bakalım. Ama bu gömlekle üşürsün, ceket al. Yağmur yağıyor. (Annesi)

-Gerek yok. Keşke tek derdim üşümek olsaydı anne... (Soo-min)

-Ben şu yaşımda senin kadar dertli değilim. Ne bu yeni nesilin dramı? Neyse hadi uzatma da git. (Annesi)

-Gidiyordum zaten. (Soo-min)

Soo-min, dışarıya çıktı ve yağmurlu havada düğün salonuna doğru yürümeye başladı... En sonunda kocaman, şatoya benzeyen lüks bir salona girdi. Hiç tanımadığı üç beş yaşlı ile selamlaşıp rastgele bir masaya oturdu ve telefonundan Ji-yo'ya yazdı.

Mesajlar:

Siz: Geldim, boş bir masada oturuyorum.

My Shayla💐🌸🍬: Ben de annemi bekliyordum. Planın ne peki?

Siz: Damatla birlikte yürüdükten sonra karnının ağrıdığını söyleyip tuvalete gel. Tuvaletin kapısının önünde olurum. Sonra da olay çıkartmadan kaçarız.

My Shayla💐🌸🍬: Nereye gideceğiz ki?

Siz: Bizim eve. Seni kaçırdığımı söylemeyeceğim. Gizlice arka kapıdan benim odama gireceğiz. Sabah da bir şekilde anneme olanları anlatırım. O zaten evlenip gitmemi istiyordu. Onun için sıkıntı olmaz pek.

My Shayla💐🌸🍬: Tamam... Görüşürüz o zaman.

Siz: Görüşürüz.

(Gerçek hayat);

Yaklaşık yarım saat sonra, Ji-yo ve Damat Ha-joon sahneye çıktı. Ancak Soo-min, Ji-yo'dan gözlerini alamadı.

-Ç-çok güzel... Bir peri kızına benziyor... Nasıl bu kadar güzel olmayı başarıyor? (Soo-min)

Ji-yo, ziyaretçiler arasından Soo-min'i seçip ona gülümsedi. Ağladığı, gözlerinden anlaşılıyordu. Soo-min Ji-yo'nun ağladığını görünce kaşlarını çattı ve esprili bir şekilde gülümsedi.

-Çok tatlı gülüyor... Tavşan gibi... (Soo-min)

Yaklaşık 5 dakika sonra, Ji-yo ani bir hareketle karnını tutup koşarak tuvalete gitti ve "Sakın arkamdan gelmeyin! Biraz olsun yalnız kalmak istiyorum." Diye bağırdı. Ardından da bir not düşürdü. Bunu gören Soo-min, tuvalete doğru koştu.

-Geldim! Geldim! (Ji-yo)

-Sonunda... Mekan ne kadar lüks olursa olsun, bu iğrenç tuvalet kokusuna dayanamıyorum. (Soo-min)

-Amma da dramatik çıktın. Hadi, hızlıca gidelim. (Ji-yo)

-Tamam da... O arkandan düşürdüğün not neydi? (Soo-min)

-Şey... Her ne kadar ailemden nefret etsem de... Onlara veda etmeden gidemezdim. Her anne baba gibi beni merak edecekler sonuçta... (Ji-yo)

-Sen gördüğüm en masum, en tatlı, en melek kızsın... Seni nasıl yıllarca zorbaladılar acaba? Peri kızına benziyorsun... (Soo-min)

-Maalesef... Bazı kişiler o kadar güzel olduğumu düşünmüyor... Ben de dahil. (Ji-yo)

-Onların dediği şeyler yüzünden kendini ezme. Sen bunları hak etmiyorsun. (Soo-min)

-Annem de öyle demişti... (Ji-yo)

-Annen ile sözdeş olmaktan utanıyorum... (Soo-min)

-Öyle deme. Annem de önceden iyi birisiydi. Her şey babamla boşandıktan sonra oldu. Delirdi, yardım aldı, değişti... (Ji-yo)

-Üzgünüm... Neyse, artık gidelim en iyisi. (Soo-min)

-Sorun yok. Haklısın. (Ji-yo)

Soo-min ve Ji-yo yürümeye başladılar... Ancak Ji-yo durdu...

-Biraz durabilir miyiz? Yoruldum... (Ji-yo)

-Nasıl istersen prenses... (Soo-min)

-T-teşekkürler. (Ji-yo)

-Sen... Üşüyor musun? (Soo-min)

-Y-yooo... Üşümüyorum... Ne alaka?! Ben senin k-kadar... N-narin d-değilim... (Ji-yo)

-Anladım... Sen çok üşümüşsün. Ceketimi al, hasta olacaksın. (Soo-min)

-T-tamam ya... Ama n'yapayım? Bu elbise çok kısa ve ince... (Ji-yo)

-Elimde olsa seni prensesler gibi giydirirdim ama... Olmuyor işte. (Soo-min)

Ji-yo ayağa kalktı, Soo-min'i yanağından öptü ve gülümsedi.

-Sen de hayatımda gördüğüm en yakışıklı, centilmen, korumacı, tatlı erkeksin... (Ji-yo)

İkili, tekrardan yürümeye devam ettiler ve eve vardılar. Ancak bir sorun vardı...

-Hey, Ji-yo... Geldik. Yatakta uyursun. (Soo-min)

-Ü-ü-üşüyorum Soo-min... Hem de çok... (Ji-yo)

-Ateşin var... Hem de çok fazla. Hemen ölçmem lazım. Çekmecesinden ateş ölçer alır ve Ji-yo'nun ateşini ölçer

Sonuç: 41°C

-Ne?! Ji-yo... Sen... Yanıyorsun! Havale geçireceksin!

Soo-min, bir bez alıp şişesindeki soğuk suyla ıslattı ve Ji-yo'nun kafasına koydu. Üzerindeki ceketi çıkardı, camları açtı.

-BÖLÜM SONU-

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.