4
Defne'nin anlatımıyla
„Acıkmışsınızdır hadi yiyelim bizimde sizinle konuşucaklarımız vardı."
Annemin ne diyeceğini gerçekten hiç merak etmiyordum muhtemelen yine son dakika konuştukları, pardon tartıştıkları ve Kuzeyi hiç düşünmeyerek aldıkları bir kararlarını söyleyeceklerdi.
Annem çorbayı kaselere koyarken konuya girdi. „Bir kaç aya okullar kapanıyor bizimde her sene gittiğimiz bir yazlığımız var Balıkesir'de. Sende istiyorsan gidelim, Kuzey."
Pardon daha çok bodoslama atladı konuya. Kuzey daha yeni okuluna gittmeden annemlerin yaz planları yapması onu bi hayli şoka uğratırken babam söze girdi.
„Hem burda yapılacak hiç bir şey yok yazın, deniz de yok. Havalarında burda nasıl olacağı hiç belli olmuyor. Oraya yıllardır gidiyoruz, tanıdık yer."
Annemde o ara yerine geçmişti. Kuzey hem onları dinliyor hem de çorbasıyla oynuyordu.
„Bana fark etmez." Annem ve babam itiraz edercesine Kuzey'e döndü.
„Ama olmaz öyle. Hem orda deniz de var." Sonra biraz düşünüp devam etti. „Deniz sevmiyorsan başka yerde otele de gidebiliriz yada burda kalırız ama dediğimiz gibi burda pek yapılacak bir şey yok tatilde."
Yani anlamadım ki Kuzey'in 'hayır ben deniz sevmem, sadece 22 buçuk derece havuz severim' demesini falan mı bekliyorlardı.
Kuzey'in cevap veremediğini görünce istemsemde konuşmaya karar verdim. Konuyu değiştirmeliydim.
„Sınıfın 2. katta, bi arkadaşımın kardeşide aynı sınıfta."
Aslında arkadaşım değildi ama kardeşinin o sınıfta olduğunu bilirdim. Hocaya yalakalık yapmaktan başka hiç bir şey bilmeyen o kızdı. Kimse sevmedi onu. Eeee her ders hocaya 'ödevi kontrol edecek misiniz' diye soran kızı kim severdi ki.
Ama şimdi yalan yok çok iyi not alıyordu, o yüzden bütün sınıf ondan alırdık notları.
Kuzey rahatlamış bir şekilde kaşığı kaseye bırakıp bana minnettar bakışlar attı. Bende ona hafifçe gülümseyip kafamı salladım.
Annemde hemen konuya atladı. İşte annemin en çok bu yanını seviyodum. İstediğim gibi konuyu hızlıca değiştirebiliyordum.
„Ha evet, ben öğretmenin ile konuştum sana bütün ders konularını ve notlarını vericek. Biraz zor olucak ama Defne'de var, o sana yardım eder. Değil mi Defne?"
Konu her seferinde nasıl bana gelebiliyordu anlamış değilim. Annemin sorduğu soruya cevap vermem gerekiyordu. Soruyu gâyet normal bir tonlamayla sormuştu ama bakışları hiç de öyle demiyordu, bu daha çok sıkıyorsa hayır de bakışıydı.
Zorla „Ederim" dedim.
Yemekte annemler Kuzey'e yeni okulu hakkında bir şeyler zırvalıyordu.
Birden televizyondan gelen ses ile oraya döndüm. 'Türkiye'de kadına ve çocuğa yönelik şiddet, son yıllarda artış göstermiştir. 2023 yılında kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler artmaya devam etmiştir. 2023 yılında 357 kadın öldürülmüş, Ekim ayında ise 19 kadın erkekler tarafından katledilmiştir
Türkiye'de çocuklara da yönelik şiddet vakaları son yıllarda artış göstermektedir. Özellikle yoksulluk, ekonomik sıkıntılar, aile içi sorunlar ve eğitimsizlik gibi etmenler çocuk istismarı ve ihmalinin artmasına neden olmaktadır.'
„Anlamıyorum bir anne baba nasıl çocuğuna el kaldırır. Hiç mi vicdanları yok bunların?"
Annemin daha kendine bakmadan üstelik Kuzey'in ne yaşadığını bilmeyerek kurduğu cümleler gerçekten komikti.
O an aklıma gelen anılar ile gözlerimi kapattım.
11 yaşındaki Defne dışarı çıkmamak için annesine yalvarıyordu. Utanıyordu kilosundan. Zaten gitsede hiç bir şey ona yakışmadığı için boş ellerle eve geri dönüceklerdi. Ama bunu kimse anlamıyordu.
„Hayır geleceksin dediysem geleceksin. Hiç bir şeyin kalmadı, yeni kıyafet almamız lazım sana! Niye gelmiyorsun anlamıyorum!" Annesinin bağırarak dediği şeyler iki adım geri gitmesini sağladı. Çünkü biliyordu annesinin sinirlenince gözünün döndüğünü.
„İstemiyorum sen git al bana işte, lütfen."
„Hep baban şımartıyor seni böyle, bi şey yaptığında yok." Küçük kızın gözünden damlalar gelmeye başlayınca daha da sinirlendi ve eline ne geçtiyse kıza fırlatmaya başladı.
„Hani her şeyi anlatıyorsun ya babana, bunları da anlatırsın!"
Defne ağlamaktan ve elini yüzüne siper etmekten öteye gidemiyordu.
En sonunda daha dağıtılacak yer kalmayınca odada annesi kapıya yöneldi.
„Şimdi çıkıyorum, ben gelene kadar buralar toplanacak! Duydun mu beni!" Diyip evden de çıktı.
Küçük Defne kapalı olan gözlerini açtı ama gözünden hala yaş akmasından dolayı bulanık görüyordu. Ona rağmen odayı toplamaya başladı. Başka ne yapabilirdi ki?
„Defne sizin bu web sitesinin şifresi neydi?" Annemin sorusu ile kaşığı birden kaseye düşürdüm.
„Ne?"
„Diyorum ya hani sizin okulun bi web sitesi vardı, dersler erken biterse falan görüyorsun. Dinlemiyor musun sen bizi?"
„Yooo dinliyorum." Boğazımı temizleyip devam ettim. „Şifresi Zeiss1021, sadece öğrencilerin görüceği önemli bilgiler falan var. Şifre ile giriliyor sadece."
Kuzey başını sallamıştı ama aklında kalmayacağına emindim. Her şey çok çabuk ilerliyordu, hem onun hemde benim için. Ama onun için daha zor olduğunu biliyordum. Ama burda olması onu sadece daha da üzerdi.
Çok mu bencilce davranıyordum acaba?
🎧
Kuzey'in bakış açısından
Yemek yedikten sonra odaya üstümü değiştirmek için gittim. Film gecesi yapmak istiyorlardı hep beraber. Aslında mutlu olmam gerekiyordu ama olmuyordu. Sanki benim bilmediğim bir şeyler vardı. Sahte geliyordu ama ne bilmiyordum.
Onlar bana hem beni hiç tanımıyorlarmış hemde sanki ben hep onlarlaymışım gibi davranıyorlardı.
Hatta şimdiden tatil planlarını yapmışlardı, beni gerçekten isteyecekleri kesin olmadığı halde.
Ne diyeceğimi o an hiç bilemedim, her şey çok geliyordu. Ben daha okul kısmını aşamamışken bana tatil diyorlardı. Ben hayatımda daha önce hiç tatile gitmemiştim ki.
Ama galiba önce okulu düşünmem gerekiyordu. Odada her şey vardı, yeni bir okul çantası, kalemler, defterler gerekli olan çoğu şeyi almışlardı. Ama ben niye mutlu değildim?
Kendimi zorlasamda olmuyordu, alışamıyordum.
Kısa bir süre sonra kapı tıklanıp içeri girildi. Her zamanki güler yüzlülüğü ile Çisem hanım gelmişti. Benim odada öyle dikildiğimi gördüğünde sahte bir sinirle konuşmaya başladı.
„Aaaaa sen daha giyinmemişsin ama, hadi bi pijama giyin de gel. Hepsimiz öyle yaptık."
Üstüme bi göz atıp kafamı salladım.
„Ben senin patlamış mısırı şekerli mi yoksa tuzlu mu sevdiğini bilmediğim için sorayım dedim."
„Bana fark etmez." Zaten çok yediğim bir şey değildi, belki senede bir kaç kere.
„Ama olmaz öyle, birisini daha çok seviyorsundur illaki."
Çisem hanımın daha çok ısrar edeceğini anladığımda diretmeden birisini dedim, o da memnunca kapıyı kapatıp gitti.
Dolapta bulduğum kırmızı, kareli bir pijama altı ve üstüme kendime bol gelen siyah, düz bir tişört giydim.
Odaya geldiğimde Defne telefonundan biriyle mesajlaşıyordu ve birden küçük bir kahkaha atması ve etrafa bakması ile beni fark etti.
Beni fark etmesi ile telefonu kenara bırakıp benim oturmam için biraz yana kaydı. Bende onun bana açtığı yere doğru adımlayıp kuruldum.
Mehmet bey zaten bi koltukta oturmuş televizyonda film arıyordu. Birden bana dönüp konuşmaya başladı.
„Oğlum, nasıl filmler seversin?"
„Ben çok film izlemem yani siz seçin istediğiniz filmi." diyip sorusunu geçiştirdim.
„O zaman komedi falan bakıyorum ben."
Çisem hanımda elindeki şekerli mısır patlakları ile giriş yaptığında filme bakmaya başladık.
—————-
Bitti