İçeriğe geç

İki kırık hayat

Bölüm 4 · 6 dk okuma

İki kırık hayat

Bölüm 4

3. Bölüm

3

Kuzey'in anlatımıyla

„Kuzey bak bu abin Kerem, yengen Aslı ve kızları Helin."

Ne?! Ben daha onlara alışamamışken üç kişi ile daha mı tanışacaktım.

„Be-bende Kuzey." Oha, kekeledim mi ben? Karşımda Defneye oldukça benzeyen bir adam duruyordu ama Defne'nin aksine kendisinin siyah ve dalgalı saçları vardı, yanındaki siyah saçlı kadında eşi olmalıydı o zaman.

„Memnun oldum Kuzey, abin Kerem." diyip elini uzattı bende ne kadar tereddüt etsemde elini sıktım. Sonuçta onlarla iyi geçinip iyi bir çocuk olmam lazımdı değil mi?

Galiba Sercan'ın dediklerine takılmak istemesemde bilinç altım bunu çok fena ciddiye almıştı.

„Bende Aslı. Helin bak Amca burda."

Yuh amca mı? Beni bu kadar çabuk kabulleneciklerini hiç düşünmemiştim. Ben şimdi bu tatlı şeyin amcası mı oluyordum yani? Allahım ama bu çok tatlı yerim ki ben bunu. 'Alışma Kuzey, onlarda seni bırakıcak herkesin yaptığı gibi, seni tanıdıkça sevmicekler, alışırsan daha çok üzülürsün.' İç sesimin dedikleriyle gerilen vucüdum daha da gerildi. Çünkü haklıydı onlarda beni bırakıcaktı, belki de bana sadece acıyorlardı.

Adının Helin olduğunu öğrendiğim küçük kız Defne'nin kucağındayken beni dikkatlice inceliyordu ve sonra birden bir şey oldu.

Ellerini açıp benim onu kucağına almamı istedi. Ben mi? Gerçekten emin olmak için etrafıma baktım ama kimse yoktu arkamda.

„Kucağına almanı istiyor, istersen alabilirsin."

Bilmem derecesinde kafamamı sallamamla Defne bana yaklaştı ve o daha küçük kızı bana vermeden kız kendini benim kucağımı attı.

Eeeee napcam ben şimdi? Hiç bebek sevmedim ki zaten çocuklar bana pek gelmezdi.

„Neyse Kuzey de dinlensin biraz." Ohh valla şu anda hayatımı kurtardınız Mehmet bey.

„Evet evet hem daha eşyalarını bile yerleştiremedi çocuk." Çisem hanım ayağa kalkıp devam etti. „Gel ben sana yardım edim."

Zaten işime geldiği için Helini annesine verip yeni odama geçtim. Bavulum zaten odadaydı, hemen içini açıp kıyafetlerimi yatağın üstüne dizmeye başladım.

Ben bunu yaparken Çisem hanım da yatağın üstüne dizdiklerimi dolaba yerleştiriyordu. „Yarın Pazartesi, yeni okuluna yazdırdık seni. 8b sınıfındasın."

„.Tamam. Çok uzak mı okul?"

„Yok, zaten yarın ilk günün diye Mehmet sizi götürücek okula. Sonraki günlerde gidersiniz Defne ile birlikte. 10 dakika durağa kadar yürüyüp otobüs ile de üç durak gidiceksiniz. Defne'nin her gün gittiği yol."

„Tamam." demekle yetindim. İnşallah Defne bensiz gitmezdi çünkü ben kendimi birazcık tanıyorsam bu kısa yolculukta bile yolu kaybederdim.

„Bunlar da bitti. Sen istiyorsan uyu. Yemek yediğimizde uyandırırım ben seni."

„Ayıp olmaz mı?" sonuçta onlar benim için gemişti. Yani galiba benim içindi.

„Ayıp olmaz yorgunsan yat sen."

„Tamam yatarım ben o zaman."

„Allah rahatlık versin oğlum."

Bir şey dememe fırsat vermeden kapıyı kapatıp beni yalnız bıraktı. Acaba 'oğlum' kelimesinin bende nasıl bir etki yarattığının farkındalar mıydı.

Odada yalnız kalmışken incele- Oha bu geçen seferlerde burda mıydı çünkü burdaysa ve ben bunu görmediysem harbi maldım. Şu anda gözlerim bu odada bir televizyon mu görüyor yoksa bu da beynimin bana bir oyunumuydu?

Acaba elektro gitardan gözümü o kadar alamadım da görmedim mi? Ama bunun da görünmeyecek bir şey değil.

Kapının yanıdanki boş duvara montelenmiş bir televizyon, onun altında da beyaz bir TV ünitesi.

Ve asıl bomba; PS5 ve iki oyun konsolu.

Yoooğk amına. Ben bunlarla ne yapim? Zaten çalışma masasının üstünde bir Laptop vardı, buna ne gerek vardı ki?

'Boşuna para harcamışlar zaten geri o cehenneme geri gideceksin'.

İç sesimi duymamaya çalışarak yatak örtüsünü açıp içine girdim. Bu aralar fazlasıyla çoğalmıştı. Bırakmıyorlardı peşimi. Her dediğinin doğru çıkmasında o kadar korkuyordum ki. İçimde resmen bir savaş veriyordum.

Ve galiba artık savaşmaya gücüm kalmamıştı.

🎮

Defne'nin anlatımıyla

Annemin odaya girmesi ile hepimiz ona döndük. Kuzey yoktu yanında.

„Kuzey nerde, anne?

Abimin sorusu ile annem yanıma oturup Helini kucağımdan aldı.

„Uyu dedim, yorulmuştur çocuk."

„O zaman bizde kalkalım. Aslı'nın ailesine gidicez daha." Abimin kalkması ile annem Heline daha da sarıldı.

„Bu kadar erken mi? Daha torunumu bile sevemedim."

„Erken gidersek erken çıkarız ordan. Helin'in uykusu geliyor hemen." Zaten hep böyleydi annem niye şaşırıyorsa, ben alışmıştım artık.

„Anne benim zaten bu hafta iznim var çıkarız beraber."

„Tamam Aslı ben ararım o zaman seni sende söylersin vaktin olduğunda."

Onları yolcu ettikten sonra hemen odama gittim, çok uykum vardı. Demir eksikliğim vardı o yüzden hep yorgun oluyordum. Aslında ilaçlarım vardı ama ben hap yutamıyordum, boğazımdan geçmiyordu işte. Küçüklükten beri böyleydi bu. Ne şurup içebiliyorum ne de hap yutabiliyorum, hemen kusuyordum. Şurubu yanımdan bile geçiremezsin, onun kokusunda bile midem bulanır.

Kulaklığımdan şarkı açıp kendimi bildiğiniz yatağa attım. Uyurken illa bir ses olmalıydı bana, tabi bu çoğunlukla bağrış sesleri olurdu ama o kadar alışmıştım ki gürültüye

sessiz ortamları sevmezdim.

Zaten bütün gece bir bölüm daha diye diye uyumamıştım biraz daha ayakta kalsaydım yeminlen olduğum yerde uyuya kalırdım. Hiç bir şey düşünmeden direk uykuya daldım.

🎧

Telefonumdan gelen titremeyle yerimde kıpırdandım. Yine kim yazıyor bana bu kadar amına koyayim?!

Mesajların arda arkası kesilmeyince oflayarak kafam hâlâ yastığıma gömülüyken tek elimle telefonu aramaya başladım.

Yastığımın altındaki şeyle sırt üstü uzanıp telefonuma baktım. Ama bakmaz olaydım, gözlerimin birden ışığa maruz kalması ile telefonum elimden kayıp yüzüme yapıştı.

„Hay ben böyle işe." diye mırıldandım sinirle. Birisi yüzünden uyanınca zaten ayrı sinirli oluyordum şimdi kimse tutamaz beni. Kimsin oğlum sende beni uyandırmaya cüret ediyorsun.

Tabi ki de benim beynine oksijen gitmeyen canım arkadaşım. Zaten başka kim olabilirdi ki?

Melis: Lan çok iyi bi şey oldu

Melis: Cevap versene

Melis Alooo

Melis: Yine mi uyuyon lan yoksa wndkendk

Melis: Neyse valla hiç bekleyemicem kendiliğinden uyanmanı, hadi bismillah

Bunlar sadece okuyabildiklerimdi çünkü manyak 200'den fazla mesaj göndermiş. Asıl benim bu kadar mesajdan anca uyanmam bir mucize.

Defne: Lan gerizekalı madem anladın uyuduğumu niye devam yazıyorsun

Melis: ohhhh premsesimiz kış uykusundan kalkmış wkdnksnw

Melis: sinirden de belli oluyor ki bunu ben başarmışım

Defne: İyi halt etmişsin

Defne: ne bu kadar önemli de beni uyandırdın acaba

Melis: he doğru ya

Melis: Annem yeni kitab almama izin verdi lan

Melis: bende yemedim içmedim o istediğim kitabı aldım

Defne: Tamam

Melis: Gerçekten bu mudur

Melis: İnsan bi konusunu sorar hayırsız

Defne: Melis valla şu anda benim uyanık olmam bile muamma bi ayılım söz saatlerce kitabın hakkında konuşucaz

Melis: İyi tamam

Melis: Ararım ben seni zaten bir kaç dedikodum var sana

Dedikodu olmasına bile sevinemeyecek kadar yorgundum. En azından uykum biraz açılsın diye yataktan kalkıp banyoya doğru yol alırken kalktığım gibi yatağa geri oturmak zorunda kaldım.

Yuh dünya dönüyor. Bu ani kalkmaları acilen azaltmam gerekiyordu.

Biraz daha olduğum yerde kalıp yavaşça ayağa kalktım. Mutfaktan annemin ve babamın sesleri geliyordu. Ama onlar normal konuşma diye bir şey bilmedikleri için her zamam ki gibi bir konu hakkında tartışıyorlardı.

Mutfağı es geçip banyoda elimi yüzümü yıkadım. Mutfağın önüne geldiğimde halen tartışıyorlardı, annem aynı zamanda da çorbayı yapıyordu.

Annem beni gördüğünde yanına çağırdı ve tahta kaşığı elime tutuşturdu.

„Sen çorbayı karıştır bizde Kuzeyi uyandıralım."

Ben daha cevap veremeden annem arkasından da babam mutfaktan çıktı.

Annemin halen söylendiğini duyabiliyordum ama çokta kulak asmadım. Çorba da fokurdamaya başlayınca altını kıstım. O arada da annem, babam ve Kuzey içeri girmişti.

Kuzey'in kahve tonlardaki saçları dağılmıştı. Üstündekilerde aynıydı.

„Acıkmışsınızdır hadi yiyelim bizimde sizinle konuşucaklarımız vardı."

🎧

——————-

Bitti

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.