Yaşamaya başlamadan önce yaşayacağınız hayatın fragmanını bir film gibi izlemek ister miydiniz? Bir düşünsenize, başınıza gelecek önemli olayları göreceksiniz ve devamı yok… Yaşayarak göreceksiniz. Fragmanlarda da öyle değil mi zaten? Kısa bir kesit gösterilir, en önemli olaylardır onlar ve insanı meraktan çatlatabilecek bir noktada biter.
Bir saat… Sadece bir saat öncesine gitmek istiyorum, çığlık seslerinin olmadığı ve huzurun olduğu o ana. Kırık cam parçaları tümüyle vücudumda kesiklere neden olmuştu. Başımda keskin bir ağrı, ruhumda asla dinmeyeceğini bildiğim bir sancı vardı. Ve ben her şeye rağmen morgun önünde durmuş ölen sevgilimi görebilmek için kendimi toparlamaya çalışıyordum…
Her zaman olduğu gibi aleyhime mutlu olacağım diğer ihtimali, içeride yatan kişinin benim sevgilim yerine başka birisinin olduğunu düşünerek girdim morga. Soğuk oda bedenimin ürpermesine neden olurken odanın ortasında duran ve üstü beyaz bir çarşafla örtülmüş olan cesedin yanına gittim. Gözlerimi kapattım ve ölmüş olan kişinin yüzünü görebilmek için çarşafı omuz hizasına kadar açtım, devamında da gözlerimi.
İşte o zaman başladı benim acı dolu hikayem. Tam her şey güzel oldu dedim, hayat bir kez daha arkasını döndü bana. Şimdi başlıyordu asıl hikayem, nefes aldığım her bir saniye acı çekeceğimi bilsem de yaşamaya devam edecektim. Ben Gökçe Aşkın. Artık “aşk’ ın” bir parçası mıydım ya da yaşadıklarımı aşabilecek miydim bilmiyorum ama son nefesime kadar yaşamaya gayret gösterecektim…
Acılarına inat yaşayanların hikayesi bu;
Sizde hoş geldiniz…
