İçeriğe geç

𝓚𝓪𝓻𝓪𝓷𝓵ı𝓰̆ı𝓷 𝓰𝓸̈𝓵𝓰𝓮𝓼𝓲

Bölüm 20 · 3 dk okuma

𝓚𝓪𝓻𝓪𝓷𝓵ı𝓰̆ı𝓷 𝓰𝓸̈𝓵𝓰𝓮𝓼𝓲

Bölüm 20

Mekânın Gerçek Sahibi ve İlk Büyük İtiraf

Çatıdaki o garip ve komik gecenin üzerinden birkaç gün geçmişti. Luster Bar’ın işleri her geçen gün daha da büyüyor, Karanlık Kız’ın arka planda yönettiği bilgi ağı şehre kök salıyordu. Ancak her şey bu kadar yolunda giderken, kentin eski kabadayılarından ve ölen çete liderinin en yakın ortaklarından biri olan "Akrepsiz" lakaplı Hamdi, mekanı basmak için tam kadro kapıya dayandı.

Bara Çökme Girişimi

Gece yarısı Luster Bar’ın ana salonunda müzik aniden kesildi. Hamdi(isim için çok düşündüm)ve arkasındaki sekiz-on takım elbiseli adam, ortadaki masaları devirerek içeri daldı. Müşteriler çığlık çığlığa dışarı kaçışırken Gölge, belindeki silaha elini atarak VIP merdivenlerinden aşağı indi.

"Hayırdır Hamdi?" dedi Gölge, buz gibi bir sesle. "Mekânın yeni sahibi benim. Buraya racon kesmeye gelebileceğini sana kim söyledi?"

Hamdi pis pis sırıttı, cebinden bir sigara yakıp dumanını Gölge’nin yüzüne üfledi. "Sen kimsin lan ç çocuk? Ölen patronun yanındaki beslemeydin. Şimdi kalkmışsın koca barı çalıştırıyorsun. Arkandaki o 14 yaşındaki veletle çeteçilik mi oynayacaksınız? Mekânı bana devredeceksiniz, yoksa bu gece burayı başınıza yıkarım!"

Gölge silahını çekmeye yeltendiği an, arkadan topuklu ayakkabı sesi değil, okul ayakkabısının gıcırtısı duyuldu.

Kraliçe Sahneye İnertse

Karanlık Kız, elinde bir kutu soğuk vişne suyuyla üst kattan yavaşça indi. Üzerinde yine o okul forması vardı ama bakışları salondaki herkesi donduracak kadar kaskatıydı.

Hamdi’nin adamları kızı görünce gülüşmeye başladı. "Ooo, patronun küçük hanımı da gelmiş! Bize çay mı demleyeceksin ufaklık?"

Karanlık Kız tek bir kelime bile etmedi. Cebinden çıkardığı telefonu masanın üzerine bıraktı ve ekranındaki canlı yayını Hamdi’ye doğru çevirdi.

"Hamdi Bey..." dedi Karanlık Kız, sesi mekanı doldururken. "Şu an izlediğin yayın, senin gizli depolarındaki tüm sevkiyatın emniyet sunucularına aktarıldığı anın görüntüsü. Ayrıca arkandaki o üç adamın, geçen hafta seni devirmek için benimle yaptığı gizli ses kayıtları da bu telefonda."

Hamdi’nin yüzündeki sırıtış bir anda silindi. Arkasındaki adamlara döndü, adamlar korkudan geriye doğru birer adım attı.

"Sen... Sen ne diyorsun lan?" diye kekeledi Hamdi.

"Diyorum ki," dedi Karanlık Kız, vişne suyundan bir yudum alıp adama doğru yürüyerek, "Bu bar senin boyunu aşar. Ya şimdi adamlarını alıp bu şehri terk edersin ya da tek bir tuşumla ömrünün kalanını demir parmaklıklar arkasında geçirirsin. İki dakikan var."

Hamdi masadaki telefona, sonra 14 yaşındaki bu kızın gözlerindeki o korkunç zekâya baktı. Ter içinde kalmıştı. "Sen... Sen tam bir belasın," diye fısıldadı ve adamlarına "Gidiyoruz!" diye bağırarak mekânı terk etti.

Sessizlik ve Gerçek

Adamlar gittiğinde salonda sadece dağılmış masalar, Gölge ve Karanlık Kız kaldı. Gölge derin bir nefes alarak silahını beline koydu. Kızın yanına yürüdü.

"Yine her şeyi saniyeler içinde çözdün," dedi Gölge, hayranlıkla karışık bir tebessümle. "Ben silah çekecektim, sen tek bir telefonla koca çeteyi dağıttın."

Karanlık Kız masadaki vişne suyu kutusunu sıktı. O sert duruşu yavaşça gevşedi. Gölge’ye doğru döndü.

"Silah çekmene izin veremezdim Gölge," dedi, sesi ilk kez bu kadar kısık ve titrek çıkarak.

Gölge kaşlarını çattı. "Neden? Ben seni korumak için..."

"Çünkü seni bir kez daha o kanlar içinde görmek istemiyorum!" diye bağırdı Karanlık Kız. O koca kalkanları, o yenilmez maskesi bir anda paramparça olmuştu. Gözleri dolmuştu. "O gece bağ evinde vurulduğunda... kalbimin nasıl durduğunu bilmiyorsun. Bu imparatorluk, bu bar, bu paralar... Sen yoksan hiçbirinin bir anlamı yok! Anlamıyor musun? Ben seni kaybetmekten korkuyorum!"

Gölge donakaldı. Karşısındaki kız ilk defa strateji yapmıyordu, ilk defa rol oynamıyordu. İçindeki o gerçek, savunmasız duyguları döküyordu.

Gölge yavaşça yaklaştı, kızın omuzlarından tuttu ve çekinmeden onu kendine çekip sıkıca sarıldı. Karanlık Kız bir an duraksadı, sonra kollarını Gölge’nin beline doladı ve yüzünü onun göğsüne sakladı.

"Hiçbir yere gitmiyorum," diye fısıldadı Gölge, kızın saçlarını okşayarak. "Bu şehri de bu hayatı da birlikte sırtlayacağız. Sen benim gölgemsin, ben de senin kalkanınım."

Işıkları yarı karanlık Luster Bar’ın ortasında, dışarıdaki tüm tehlikelere rağmen birbirlerine ilk kez bu kadar yakın ve gerçek bir şekilde sığındılar.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.