Olayların üzerinden bir hafta geçmişti. Karanlık Kız, Luster Bar’ın VIP odasında milyon dolarlık veri akışlarını yönetip geleceğin suç imparatorluğunu kurarken, teyzesinin "Eğitim her şeydir!" feryatlarıyla bir anda kendini şehrin en dindar ve disiplinli özel kolejlerinden birinin kapısında buldu.
Gölge, okulun nizamiyesinde durmuş, üzerindeki lacivert pileli etek ve armalı ceketle sanki dünyanın en büyük cezasını çekiyormuş gibi duran 14 yaşındaki bu "yeraltı kraliçesine" bakıp kahkahasını tutmaya çalışıyordu.
"Hadi bakalım kraliçem," dedi Gölge sırıterek. "Matematik dersinde başarılar. Bir emrin olursa zil çalınca kantine gelirim."
Karanlık Kız, Gölge’ye en soğuk bakışını attı. "Gölge... Seni o barın havalandırma boşluğuna kilitler, üç gün boyunca sadece vişne suyuyla beslerim. Bas git."
Kantindeki Çömezler ve Büyük Hata
İlk üç ders Karanlık Kız için tam bir işkenceydi. Öğretmenler türev anlatırken o kafasında şantaj çetesinin parasını nasıl aklayacağını hesaplıyordu. Öğle arasında kantinde bir köşeye geçip meyve suyunu yudumlarken, okulun "kabadayı" tipli 8. sınıf tayfasından üç kız masasına yanaştı.
Liderleri olan Pelin, elindeki tostla Karanlık Kız’ın masasına vurup alaycı bir ifadeyle süzdü. "Ooo, yeni ezik gelmiş. Kızım o surat ne öyle? Mahkeme duvarı gibi. Teyzen seni buraya insan içine çıkasın diye mi yolladı, yoksa yetimhaneden mi kaçtın?"
Karanlık Kız başını yavaşça kaldırdı. Gözlerinde beliren o buz gibi ifade, kantindeki klimaları bile soldurabilirdi. Ama kızlar durumun ciddiyetini anlamayacak kadar sığdı.
Pelin’in yanındaki kız kıkırdadı. "Ayy baksana Pelin, dili de yok galiba. Harf devrimi buna uğramamış."
Karanlık Kız derin bir nefes aldı. Zihninden Gölge’nin "Belaya bulaşma, çocuk gibi davran" uyarıları geçiyordu. Sonra Pelin uzanıp Karanlık Kız’ın masadaki meyve suyunu alıp yere fırlattı.
"Sana diyorum ezik, konuşsanıza ulan!"
Ezik Değil, Yeraltı Kraliçesi
O an Karanlık Kız’ın zihnindeki son şalter de attı.
"Senin ben doğuracağın fikri..." diye söze başlayan Karanlık Kız, sandalyeyi öyle bir fırlattı ki kantindeki ses bir anda kesildi.
Pelin daha ne olduğunu anlamadan, Karanlık Kız tepsideki sıcak çorbayı kızın kafasından aşağı boca etti. Kız çığlık atarken, arkadaşı üzerine atlamaya çalıştı ama Karanlık Kız kızı kolundan tuttuğu gibi kantin masasının üzerine serdi.
"Ulan sığır herifler!" diye bağırdı Karanlık Kız, Pelin’in saçından yakalayıp yüzünü kendi yüzüne yaklaştırarak. "Ben koskoca çete liderinin defterini dürdüm, iki tane şımarık velet gelmiş bana racon kesiyor! Sikerim sizin okulunuzu da, tostunuzu da!"
Pelin’in çığlıkları, kantin görevlisinin düdük sesleri ve diğer öğrencilerin "Ohaaaa!" bağırışları birbirine karıştı. Karanlık Kız, kızın burnuna hafifçe vurup bıraktığında ortam tam bir savaş alanına dönmüştü.
Müdür Odasındaki Zirve
Yarım saat sonra, müdür odasındaki deri koltukta Karanlık Kız, arkasında ise takımları çekmiş, ciddiyetini korumaya çalışan ama içten içe gülmekten patlamak üzere olan Gölge duruyordu. Masa başında duran Müdür Bey ise sinirden kıpkırmızıydı.
"Bakın Gölge Bey!" dedi Müdür, masaya vurarak. "Bu kız daha ilk gününden okulun en köklü öğrencisini çorbaya buladı! Ağzından çıkan küfürleri ben bu odada tekrar edemem! 'Sizin ta...' diye başlayan cümleler kuruyor! Bu ne biçim terbiye?"
Gölge ciddi bir ifade takınmaya çalışarak Karanlık Kız’a baktı. "Kızım... Doğru mu bunlar? Hani efendi olacaktın?"
Karanlık Kız koltukta yayılarak oturdu, bacak bacak üstüne attı ve cool bir şekilde cevap verdi: "Meyve suyumu döktü abi. Ağzının payını verdim. Ayrıca çorba çok sıcaktı, şükretsin yüzü soyulmadı."
Müdür dehşetle gözlerini açtı. "Siz bu kızı nereden aldınız? Burası yetiştirme yurdu değil!"
Gölge öne doğru eğildi, ceketinin iç cebinden Luster Bar’ın kartvizitini ve kalın bir zarfı masaya bıraktı.
"Müdür Bey," dedi Gölge sesi aniden derinleşerek. "Bizim kız biraz... mizaç olarak serttir. Okulun kütüphane yenileme masraflarını biz üstlenelim. Siz de bu olayı 'talihsiz bir kantin kazası' olarak kapatın. Yoksa Karanlık Kız yarın buraya çetenin... yani, diğer velilerin desteğiyle gelir, sıkıntı yaşarız."
Müdür masadaki zarfa, sonra Karanlık Kız’ın o korkunç soğukkanlı gözlerine baktı. Yutkundu.
"Şey... Tabii, çocuklar arasında olur böyle şeyler," dedi Müdür geri adım atarak. "Ama lütfen, bir daha kütüphane dışında kimseyi çorbaya bulamasın."
Okuldan çıkarken Gölge kahkahayı bastı. "Ulan 14 yaşında okul bastın, helal olsun. Teyzen duysa bizi o bara gömer."
Karanlık Kız üzerindeki okul ceketini çıkarıp Gölge’nin suratına fırlattı. "Kapat çeneni Gölge. Yarın bana o kızın soy ağacını çıkarıyorsun. Kantini satın alıp kıza her gün vişne suyu taşıtacağım."