Saray kapısının kapandığında çıkan ses, Elenor'a geri dönül olmadığını hatırlatdı. artık tekdi burdaki kimseyi tanımıyordu ki tanısa ne olucaktı ki sonuçta düşman krallıktı. Asıl sorun kapıdan sonra başladı, koridorlar uzundu...fazla uzun, meşaleler yanıyordu ama ışık sabit değildi; sanki duvarlar bile nefes alıyordu.
Elenor yürürken tek birşey fark etti: burada hiçbir şey rasgele değildi. ne sessizlik... ne bakışlar...nede onu tutan muhafızlar.. Herşey planlanmış gibiydi.
Taht salonunun kapısı açıldığında sıcak hava yüzüne vurdu, ama bu sıcaklık rahatlatıcı değildi.
Devasa sütunlar, kırmızı siyah perdeler ve en uçta yükselen bir taht... Ve o tahtın önünde duran adam..Noxara kralı.
Elenor içgüdüsel olarak bir adım yavaşladı ama durmadı, çünkü durmak, burda zayıflık demekti. Kendimden emin adımlarla ilerlemeye devam ettim, tahtın biraz uzağında askerler beni durdumuş ve kralla selam verip geri çekilmişlerdi.
''yaklaş'' sessi yüksek değildi ama heybetliydi, salondaki herkes gerici havanın farkındaydı. Elanor yürüdü, her adımda çamurlu botları zemine hafif bir iz bırakıyordu ve o izler bile fazla görünüyordu burda.
Tahtın önüne geldiğinde durdu. Kral onu baştan aşağı süzdü, sadece kim olduğunu değil, ne kadar dayanaçağını ölçüyordu.
''adın?''
''elanor'' ve sessizlik...
danışmanlardan biri eğilip kralla birşeyler söyledi, o an hava değişti ''soloryn'' bu kelime bir isim değilmiş gibi yankılandı, salon içinde fısıldaşmalar başladı herkes elanora yargılayıcı bakışlar ile bakıyordu, elanor hala kendinden emin bir şekilde krallın önünde duruyordu, hiçbir kimseyi umursamadan.
Kral elini kaldırdı ve tekrardan salon sessizliğe büründü ''bir soloryn!'' dedi heybetle ''benim ülkemde hayatda kalır!'' yavaşça tahtından indi, elanor hayatında ilk defa gerilmişti.
Kral tam karşısında durdu ''söyle bana, seni neden öldürmeyeyim?'' elanor derin bir nefes aldı ''çünkü..'' dedi kalbini tutarak ''ölmem hiçbir şeyi değiştirmez'' kalbi delicesine atıyordu.
kral gözlerini kısmadı sadece dinledi. ''ben soloryn'dan kovuldum..babam beni istemediğini söyledi ve savaş alanında beni terk etti napıcağımı bilemedim kral edwin size sığınmak istedim, beni alırsınız diye düşündüm.''
bu cümleler salonda küçük bir çatlak oluşturdu, hangi kral kendi evladını terk ederdi değilmi? kral bir adım geri çekildi ''bir düşman kızı'' dedi '' kapıma geliyor ve bana sığınıyor'' elanor boğazını temizleyip ''ben hala hayatdayım'' dedi titrek bir ses ile
Ve o an salondaki bir meşale titredi. ama rüzgar yoktu kral bunu fark etti ve elanorda. Kral sonunda arkasına döndü ''onu götürün!'' ama bu atın yada öldürün emri değildi. ''gözettim altında olucak!''
Elanor'un içi sıkıştı.. Bu bir özgürlük değildi.. Ama cezada değildi.. Belirsizlik ve bu en tehlikelisiydi.
Kapıdan çıkarılırken elanor son bir kez tahtın gölgesine baktı, kral hala ona bakıyordu ama bu bakışta bir anlam vardı, şüphe! ve şüphe savaşın başlangıcıdır.
