İnsana aslalarını yaptırabilen tek his vardır. O da boşluk hissi... İnsan boşluktayken yapmam dediği her şeyi yapabilir ve belki de normalde hissetmeyeceği duyguları hissedebilir.
Bende öyle bir boşluktaydım işte. Aslalarımı bir bir yaptığım, normalde yapmam dediğim her şeyi tek tek yapmaya başladığım büyük bir boşlukta...
O boşluğu birileriyle doldurmaya çalışmak belki de aptallıktı ama bu uyuşmuş bir vücudu morfin ihtiyacı ile doldurmak istemekle aynıydı. Başta boşluğumu doldurmak olan bu ihtiyacın sonrasında aşka dönüşeceğini nereden bilebilirdim ki?
...
Kalbim kırıktı. Üzerinden üç aydan fazla zaman geçmişti. İlk hafta yüzümü yıkayamamıştım gözlerimin acısından. Sonraki zamanlar ise daha az ağlamaya başlamıştım. Artık gözlerimde yaş kalmamıştı çünkü. Ağlarken silemiyordum yaşlarımı.
Akan burnuma peçete değdiremiyordum acısından. Daha önce yaşadığım hiçbir şey beni bu hale getirmemişti. Getirememişti. Çünkü ben hep bir şekilde altından kalkmayı başarmıştım.
Her zaman kendime destek olabilmiştim. İki gün ağlayıp üçüncü gün ayağa kalkmış ve savaşmaya devam etmiştim. Ama bu sefer farklıydı. Canım hiç bilmediğim bir noktadan yanmıştı.
Hiç hissetmediğim bir yerden: KALBİMDEN...
O kadar kırılmış o kadar paramparça olmuştum, o kadar yarım kalmış hissediyordum ki günler bitsin bir an önce üstünden çok zaman geçsin istiyordum.
Onu unutmak, onsuzluğun getirdiği acıya alışmak için zamana ihtiyacım vardı ama zaman geçmiyordu. Onu düşünmeden, onu özlemeden, aramak isteyip de arayamadan sadece çekilen bir iki resime bakarak ne zaman geçiyordu ne de acım hafifliyordu.
İşkenceden başka bir şey yoktu hayatımda. Sadece iki ay kalan üniversite sınavından bahsetmiyorum bile. Hayatımın dönüm noktasıydı belki de ama ben onu düşünerek hareket edebilecek bir bilince sahip değildim.
İşte o günlerde şans eseri tanıştığım bir adam beni o boşluktan kurtardı ama daha büyük bir kaosun içinde olacağımı bende bilmiyordum.
Aradan üç aydan fazla zaman geçmiş ben sınava girmiş ve tercihlerimi yapmıştım. Onu daha az düşünüyor artık çok nadir ağlıyordum. Sevgilisi olduğunu öğrendiğim gün ölmek istedim. Ben onu deli gibi özlerken onun başkasının elini tuttuğu gerçeğiyle yüzleşmek canımı çok acıtmıştı.
O gün mesajları, fotoğrafları silmiş, bende hatırası olan ne varsa hepsini bir zarfa koyup yakmıştım. Deli gibi ağlayarak tabiki.
Bende tamamlanmamış bir yan bırakmıştı. Bir takıntı haline gelmişti belki de ama artık hiçbir şekilde hayatımda olamayacağını anladığım için daha az üzülüyordum. Geçen üç ay sabretmeyi, alışmayı ve hayatıma devam etmeyi bana zorla da olsa öğretmişti.
Kendime bir söz vermiştim. Her zaman kalktığımdan çok daha güçlü kalkacaktım ve bir daha asla kimsenin bana aynı şeyleri yaşatmasına izin vermeyecektim.
Kendimi yeniden çok sağlam bir şekilde inşa edecek ve bir daha hiçbir sarsıntının beni yıkmasına izin vermeyecektim. Hayallerimi tek tek gerçekleştirecek kendimden bir daha asla ödün vermeyecektim. Hele ki bir başkasının sevgisi için asla!
Ama birinin beni hayallerimden vuracağını ve ona yenik düşeceğimi bilmiyordum. Asla dediğim her şeyi bana yaptıracağını ve işin kötüsü bunları kendi isteğimle yapacağımı, bir ihanetin parçası olacağımı bende bilmiyordum.
Bu benim hikayem. Benim İlk Aşk hikayem. En gerçek, en saf duygularla hareket ettiğim hikayem. Yanlış bir yolda yürümek doğru biri olmadığınızı göstermez. Bazen yanlış dediğimiz o yol kestirme değil de uzun olandır.
VE BİZ O UZUN YOLDA BİR ÇOK ENGELİ AŞARKEN BULURUZ KENDİMİZİ...