uyandığımda odamdaydım başımda şifacılar vardı bunun bir rüya olmasını diledim ama değildi dalya bana
-iyi misiniz efendim bir isteyiniz var mı
dedi bende kafanı hayır anlamında salladım dalyanın üzgün olduğu her halinden belliydi babamın ölümü herkesi üzmüş olmalıydı kenardan bir ses geldi
-alisa babanın ölümü herkes için bir felaketti senin için üzgünüz
dedi dağhan bende
-evet
dedim onla konuşucak halde değildim başım çok ağrıyordu tam ayağa kalkıcakken şifacılardan biri
-efendim çok büyük bir üzüntü yaşadınız dinlenseniz sizin için daha iyi olur
dedi ama ayakta kalmam lazımdı bir sürü düşmanımız vardı bizim yıkılmamız bekleyen bu yüzden kalkmalıydım ve en önemlisi babamın katilini bulmalıydım ölmekten beter edicektim ve kimseyi dinlemeyerek ayağa kalktım ve dalyaya
-dalya görgü tanığı kim ilk gördüyse onların hepsini çalışma odama gönder babamı inceleyen doktorları da
dedim ve odadan çıktım bunu kim hangi cani babama yapardı bilmiyorum ama odaya çıktım başım ağrıyordu beynim bunları kaldırmıyordu çalışma odasına girdim ve odaya bakındım eskiden babam burdaydı oturuyordu bende yanındaydım bunları hayal ederken arkamdan bir ses duydum arkamdaki ses alisa dedi bu dehaydı ona döndüm oda
-babanın başına gelenler için çok üzgünüm sana yardım etmek istiyorum
dedi acaba babamın ölümünü ve krallık sırlarını duysaydı ne olurdu diye düşündüm bir tarafım olmaz diyordu diğer tarafımda deha ile vakit geçirmek istiyordu ne yapıcaktım ona gülümseyerek olur dedim oda gülümsedi ve masanın başına oturduk ilk gelen kişi babamın hizmetlisiydi harab olmuş haldeydi göleri şiş bana
-babamız benden kahve getirmememi istemişti kahveyi yapıp getirdiğimde babanızı yerde bıçaklanmış halde gördüm
dedi bende ona
-bundan önce hiç odaya giren çıkan oldumu veya sen kahveyi getirdiğinde kapıda muhafızlar varmıydı
dedim bana
-kahveyi getirmeye çıktığımda muhafızlar vardı ama getirdiğimde yoktu ve hayır odaya kimse de yoktu efendim
dedi bende orda ki muhafızlara
-babamın kapısındaki muhafızların neden gitiğni ve nereye gitiğni bulun ve onları getirin
dedim o sırada şifacılar geldi ve bana
-efendim babamız 9 kere sırından bıçaklanmış
dedi 9 mu neden 9 bilmiyorum ama öğrenicektim onlara gidebilirsiniz dedim ve dehaya döndüm sence bunu neden yapmış olabilirler dedim oda
-daha fazla toprak veya krallık için olabilir ve bıçaklanarak öldürülmüş zehirlenerekte öldürüle bilirdi bu kimse cesaretli olmalı
dedi bende
-evet doğru söylüyorsun bu kimse güçlü ve cesaretli biri dedim ve odaya muhafızlar girdi
-efendim kapıdaki muhafızlar ahıra çağrılmış ve orda öldürülmüşler
dedi kim çağırmış peki hiç gören duyan olmuşmu
dedim muhafızlarda
-hayır efendim kimse dumamış görmemiş
dedi bende ona
-tamam çıka bilirsiniz
dedim ve bu konular hakknda şifacılar la muhafızlarla konuştuk akşam yemek yemeden odama gittim ve yatağa uzandım ve kapı çaldı gel dedim gelen dalyaydı elinde yemek tepsisi vardı bana
-efendim bugün hiç yemek yemediniz yemek yemek istersiniz diye düşündüm dedi ve elindekini sehpaya bıraktı bende ona
-teşekkür ederim dalya
dedim oda bana gülümsedi ve
-efendim banyoyu hazırlamamı istermisiniz
dedi bende
-evet
dedim ve yemeğe başladım yemeğim bitince banyoya girdim ve sıcak suyun altında durdum saatlerce en sonunda çıkmıştım ve kendimi kurulayıp benim için bırakılmış kıyafetleri giydim ve yatağa uzandım düşünüyordum bunu neden yapmışlardı anlamıyordum babamda gitmişti artık bana hep bi gün bu dünyadan gidiceğim ve sen harika bir kraliçe olucaksın derdi ben hiç o günün geliceğni düşünmemiştim ama gelmişti işte artık ayakta durmalıydım yağrın taç giyme töreni vardı ve dinlenmeliydim yağrın yorucu bir gün olucaktı sabah uyandığımda dalya perdeleri açıyordu kalktım dalya beni görünce
-efendim taç giyme töreni için elbise gönderdiler
dedi ama ben kıyafet istememiştim ki dalyaya dönüp
-tamam dalya sen çıkabilirsin
dedim dalya çıkıca elbiseye yöneldim ve kılıfını çıkardım bir not vardı notu açtım notta
mavi sana çok yakışıyor
-deha
yazıyordu benim için koyu mavi dantelli kolları bol bir elbise seçmişti ilk gün giydiğmi unutmamıştı ama bu çok tatlıydı bunu düşünürken bir anda babam aklıma geldi bu ve hırsla elbiseyi çıkardım ve ne olursa olsun babamın katilini bulacağıma kendime söz verdim elbiseyi giydiğimde üstüme tam oturmuştu sanki sadice bana özel yapılmıştı aynada kendimi izlerken dalya geldi ve bana
-efendim saçlarınızı örmemi ister misiniz
diye sordu bende
-evet
dedim ve yatağa oturdum ve dalyada arkama oturup kestane saçlarımı örmeye başladı ve bana
-efendim özel değilse elbisenin kim getirdiği sorucaktım
dedi bende
-deha getirmiş onların ilk geldikleri gün mavi giymiştim ya çok yakıştığı için göndermiş
dedim dalyada
-evet gerçekten çok yakıştı efendim
dedi ve örgüsü bitince ayağa kalktım ve dalya ya herkes geldimi diye sorduğumda
-evet efendim herkes sizi bekliyor
dedi dalya ile kapıdan çıktık ve balkona doğru yürüdük o balkondan nerdeyse tüm ülke gözküyordu ve o balkon babamın odasındaydı babamın odasına girince gözlerimin dolduğnu hisettim ve hemmen kendimi toparladım ve işte o an gelmişti derin bir nefes aldım ve çıktım herkes yaşa kraliçem yaşa kraliçem diye bağırıyordu tacı taktım ve yine bağırışlar ondan sırada büyük bir ziyafet verildi ama ben eğlenemezdim ben yastaydım daha yeni babamı kaybetmiştim taç giyme töreninden sonra yine babamın katilini aramaya başladım saraydaki herkesi sorguluyorduk herkes katil olabilirdi deha da yanımdaydı oda bana yardım ediyordu ona müteşekkirdim işlerden sonra akşam yemeğine indik ve ordakilere selam verdik dağhan bana kraliçem evet üzgünsünüz biliyorum ama artık ülke işleriyle de ilgilenmeniz gerekiyor dedi bende ona
-bu aralar babamın katilini aramakla meşgul olacağım
dedim oda
-isterseniz deha da ülke işlerinde size yardım edebilir hep
dedi ve bende
-teşekkür ederim ama sizi meşgul etmek istemem
dedim oda
-zaten dehanın iki tane abisi var bizde bir sorun olmaz
dedi bende deha ile daha fazla vakit geçirmek aklımdan geçti ama ülkenin çoğu bilgisini öğrenmişti ya bişi olursa diye düşündüm ama en sonuda kabul ettim ve odama çıkıp temiz kıyafetler giyip uyudum