merhaba ben alisa vergis krallığnın tek varisi benim annem ben doğarken ölmüş onu hiç görmedim ama babam annem gibi çok güzel kestane saçlarım olduğnu söylüyor bu yüzden mutluyum diye düşünürken sağdık hizmetkarım dalya saçlarımı tararken
-bugün bu kadar mutlu olmanızın sebebini öğrenebilir miyim
diye sordu bende
-emis kralığından arkadaşlarım gelicek onları uzun süredir görmüyorum çok özledim
oda
-sizin için çok mutlu oldum
dedi ve gülümsedi bende acaba ne zaman gelicekler diye düşünmeye başladım onları çok özlemiştim hele ki dehayı tam bunları düşünürken dalya
-efendim benim burda işim bitti misafirler gelicek diye hazırlıklar yapılıyor ben onlara yardıma gidiyorum bir isteyiniz varmı diye sordu
bende
-tamam dalya bir isteyim yok gidebilirsin
dedim ve gitti dalyayı çok seviyordum çocukluğumdan beri hizmetkarımdı dalya babamın en güvendiği şovalyesinin kızıydı savaşa giderken babama emanet etmişti kızını ama malesef hayatını kaybetti ve babamda dalyayı benim yanımda kalmasını istedi işte o günden beri dalya benle benle beraber onu çok seviyorum bunları düşünürken babam odaya geldi ve
-kızım misafirlerimiz geldi dedi
bende heycanla
-tamam baba geliyorum
dedim ve babamın peşine takıldım aşağı indiğmizde herkese selam verdikten sonra oturduk ve babam
-uzun süredir görüşemiyoruz bu çok iyi oldu
dedi emis kralığnın kralı dağhan da
-bu aralar işler çok yoğun
dedi ve babam
-siz oturun biz ile işler hakkında biraz konuşalım
dedi ve emis krallığnın 1.çocuğu ömür de ayaklandı hepimiz onu izliyorduk
-babası sen neden kalktın
dedi ömürde
-bende sizle işler hakkında konuşmam gerekmiyor mu sonuçta tahtın ilk varisi benim
dedi ve babası
-oğlum bunu senle konuşmustuk
dedi
-babamda tamam gelsin bişi olmaz sonuçta onunda hakkı
dedi bir anda emis krallığnın 2.oğlu ılgaz
o zaman bende geliyim bende 2. varisiyim
dedi babasının sabrının taştığı belli oluyordu bence bunların tartışmaları çok saçmaydı sanki ditseler ne olucaktı ki o sırada babası
-sende gel
dedi ve biz dehayla odada tek kaldık ve bizde ömür ile ılgazın bu halini konuşarak güldük deha
-ömürün bu hallerini anlıyorum ama ılgazınki çok ileri resmen krallık için ömürü öldürücek
dedi ve güldük bende
-biraz kıskanç galiba
dedim biraz daha konuştuktan sonra dalya geldi ve yemeğin hazır olduğnu söyledi bizde yemek odasına doğru yok aldık yemek odasına girdiğimizde babam ve ömür konuşuyordu ve tabi ki ılgazda sürekli araya girip dahil olmaya çalışıyordu babam bana dönüp
dehaların uzun süre bur da kalıcağını söyledi ve sesizce yemeğimize devam ettik dağhan yolda çok yorulduklarını söyleyerek izin istedi ve odalarına gittiler bende canım sıkıldığı için odama gittim odaya girdiğimde dalya dolapları düzenliyordu beni görünce
-efendim benden bir şey istermisiniz duş almak isterseniz banyoyu hazırlaya bilirim
dedi bende
-evet dalya
dedim ve yatağa uzandım deha yı düşündüm ve bir anda yüzümde aptal bir sırıtış oldu ve bunu kimse görmesin diye hemen düzeltimo sırada dalya geldi ve bana
-efendim banyonuz hazır istediğniz zaman gire bilirsiniz
dedi ve gitti bende duşa girdim suyun gitiği gibi düşünceleriminde gitmesini istedim ama malesef olmadı bu sefer o kadar çok duşta kalmıştım ki 100 insanın duş alabiliceği kadar çok su harcamıştım en sonunda duştan çıktım ve kurulanıp benim için bırakılmış olan temiz giysileri giydim ve yatağa uzandım aklımda acaba bir gün babam ölürse nasıl tek başıma bu krallığı yöneticeğmi düşündüm bu düşünce canım mı çok yakmıştı ve krallığın bir tarafı benim başa geçmememi isterken bir tarafta istemiyordu benim krallığı yönete bilicek kapasitede olmadığmı düşünüyorlardı ama ben kraliçe olabilmek için o kadar çok çaba veriyordum ki ama bu onların gözünde hiç bir şeydi tam ağlıycakken güçlü olmam gerektiğni hatırladım ve ağlamamak için uyudum uyandığım dalya perdelerimi açıyordu bana
-babamın beni kahvaltıya çağırdığını kahvaltıya başlamak için sizi bekledikliyorlar
dedi bende
-tamam
dedim dalya giysi dolabının önüne gidip
-efendim bugün hangi kıyafeti giymek istersiniz
diye sordu bende
-koyu mavi olan
dedim dalya kıyafeti çıkartırken
-normalde hep siyah tercih ederdiniz
dedi bende
-bilmiyorum bugün içimden bu geldi
dedim ve kıyafeti alıp kabine girip giydim çıkınca dalya elbisenin arkasındaki ipleri bağladı ve kahvaltıya indim inince selamlaştık ve kahvaltı etmeye başladık babam ve diğerleri krallık hakkında konuşuyorlardı ve bende onlara katıldım kahvaltıdan sonra işlerimin başına geçtim akşama kadar çalışmış ve çok yorulmuştum hemmen uyumak istiyordum yatağa tam uzanmıştım ki kapı tıklatıldı bende
-gel
dedim dalya gelmişti bana
-efendim akşam yemeği için gelmiştim ama çok yorgun sanız odanıza getire bilirim dedi
dedi bende
-çok iyi olur dedim
ve dalya gitti biraz sonra geldi ve kahvaltıyı koydu ona teşekkür ettim oda gülümsedi ve etrafı toplamaya başladı yemeği yedikten sonra dalyanın benim için hazırladığı duşa girdim dalyanın beni anlamasını çok seviyordum biraz duş aldıktan sonra duştan çıktım ve kurulandım ve hazır olan kıyafetlerimi giyip yattım bugün dehayı sadice sabah görmüştüm acaba nerdeydi diye düşünürken uya kalmıştım sabah gürültülerle uyandım ve üstümü giyinip hemmen odadan çıktım ve etrafta koşuşturan ağlayan insanları gördüm insanlara ne olduğnu sordum onlarda ağlıyarak kralımız öldürmüşler bıçaklayarak dedi o anda başım döndü nefes alamadım sanki boğuluyordum ama ıslak değildim ne olduğnu algıyamıyordum ben anlamadan göz yaşlarım dökülmeye başladı babam babamsız ben nasıl yaşardım ilk annemi almışlardı sonrada babamı ben ne yapıcaktım onsuz ve gözlerim karardı