Manyağın beni öyle yerde bırakıp gitmesinin ardından ayağa kalkıp kendime çeki düzen verdim ve duvardaki hançerlerimi sokup aldım ve eski yerlerine geri soktum onun ne anladığını bilmiyordum birşeylerden şüphelendiği açıktı ama neyden? Neyi anlayamazdım şüpheleniyorsa ülkenin en özel timinin askerinlerinden birisi olmasına rağmen niye kimseye birşey söylememiş beni sıkıştırmıştı ki? gitmeden önce "anlayamazsın adriel" diyen sesi kulaklarımda yankı yaptı haklıydı anlayamamıştım bu sıralar hiç kendimde değildim etrafımda noluyor anlayamıyordum dikkatim çok dağılıyordu hazırladığım içkilerin son dokunuşlarınıda yapıp bulduğum ilk tepsiye yerleştirdim içkileri herkese yumuşak yapmışken barutla kendime sert buzlu kahveli bir viski hazırlamıştım arabada yaşadığımız gecede gözlemlediğime göre sadece viski içiyordu tepsiyle birlikte loş ışıklı kolidora çıkınca hahiften konuşma sesleri duydum iki erkek sesiydi ancak sesleri çok boğuk geliyor anlamakta güç çekiyorum sesin geldiği yeri anlamak adına dikkat kesildim ve sonunda sesin geldiği yönü anlabildim biraz önce gezinirken kilitli olan içini göremediğim bir odaydı kulağımı hahiften kapıya dayadım ve dinlemeye başladım "şimdi ne yapacağız komutanım" diye sordu sert bir erkek sesi ses Galiba sungur'a aitti yoğun bir sesi vardı Sungurun herşeyi bir yoğundu gözleri yoğun bir denizi andırıyordu seside öyle sungur deniz demekti bana göre bu timde benim yakacağım ilk canlardan biri olucak bir deniz beni ilk gördüğünde pek sevmemişti ancak barutun darian için atılan yumruğuna atlayıp bayıldığım da hep başımda o vardı son zamanlarda o kadar çok ilgilenmişti ki benimle istemeden bağlanıyordum benimle en son bu kadar ilgilenen kişi geldi aklıma bir anda boristen başkası değildi kendimi aç bıraktğım günlerde zorla yemek yediren hastalanınca benimle ilgilenen hep oydu herşeyimle ilgilenir bütün dertlerimi dinlerdi o benim burada olma sebebim geldi aklıma borisin intikamı almak uğruna gelmiştim ben buraya şimdi iki ilgi gördüm diye bağlanmazdım sonuna kadar rolüme devam etmem gerekiyordu "bilmiyorum sungur" diye kükredi adate barut ne olduysa çok sinirliydi ve bir telefonunun sesi yankılandı aramanın sesi kısa sürede sustu ve sonradan dişlerini sıkarcasına "anlaşıldı" dedi sungur ardından "barut seni istiyormuş" dedi ve yüzbaşının derin bir "yarağımıda istiyormuymuş" diyen sesi duyuldu bir insanın nasıl küfür ederken bile sesi çekici olurdu anlayamıyorum bu ikilinin çok ayrı bir seviyesi vardı barut ateş gibiydi sungur ise deniz, suydu ikisinin bir arada olması imkansız ama bir o kadar uyumlular kolidora doğru adım sesleri doyunca hemen solana doğru ilerledim kapının oraya gelince arkamda birisinin varlığını umursamadan adımlarımı durdurdum ve kendime çeki düzen vermek adına saçımı düzeltim ve cilveli bir şekilde süzülerek solana giriş yaptım zehir hariç solonda bulunan bütün kişilerin bakışları bana döndü ve kara ayaklanıp yanıma geldi istem dışı ürpersemde pek önemsemedim içki bardaklarında bakışlarını gezdirip tatlı ekşi bir içkiyi seçip göz kırpıp yanımda ayrıldı bense kapının önünde dikilmeye devam ettim arkamdan birisi hahiften belimi okşadı bakışlarımı çevirme gereksinimi hissetmedim ve sadece ikimizin duyabileceği bir şekilde güldüm "güzelim burası Rusya değil dikkat et" diyip kasığımı sertçe okşayıp karanın yanına ilerledi
Bölüm 66
38. Bölüm
Bölüm sonu
9 yorum
Devamı gelince haber verir misiniz
Çook güzell
Devamı gelicek mi
Olaylar karışıcak
1YanıtGuzelim mii
1YanıtAtesle barut olmasi ismiminn💅🏿💅🏿💅🏿
1YanıtYine Her zaman ki gibi mükemmelsinnnn
Çok güzel
Sonunda yeni bölüm geldiii


