Çalmaya başladı...
Herkesin en gıcık olduğu şey:Alarm bu alarm benim başlangıç noktam olucaktı.
Ben Özge DURUSOY 15 yaşındayım amcamlarla birlikte yaşıyorum. Ailem ben 2 yaşındayken trafik kazasında vefat etmişler bu yüzden amcam beni yanına almış ama yengem ve kuzenim Zilan bundan hiç memnun değil. Ben de sabrediyorum 3 yıl sonra reşit olduktan sonra en kısa sürede o evden ayrılmayı düşünüyorum. Neyse bir anlık bildirim sesiyle irkildim ve telefonu elime aldım saat 06.30'du ve bana mesaj atan sanal arkadaşım Ece'di bana:
-Günaydın kıvırcığım, yazmıştı bende ona
-Günaydın civcim
-Hazırmısın?
-Bilmiyorum, yeni okul,yeni insanlar.
-Güzel olcak güzel.
-Ee okulunun ismini öğrendin mi?
-Hayır.
-Ee nasıl okula gidiceksin?
-İlk gün annem götürücek sonra kendim gitcem ama bildiğim kadarıyla koleje gitcem.
-Düşünsene aynı koleje gidiyoruz.
-Ayy ne güzel olurdu, sen gittiğin kolejin adını biliyor musun?
-Evet, ismi Kor Koleji
-Vayy ismi bile havalı. Ya Özge senle mutlaka bi kere buluşalım.
-Evet buluşalım Sonuçta İstanbul'dan İzmir'e gelmişsin seni bir kez görmem lazım. Civcim ben hazırlanmaya başlıyım ilk günden geç kalamam hem daha gidip Zilan'ı uyandırıcam.
-Kıvırcığım sen onun kölesi misin yaa?
-Son 3 yıl güzelim sonra kurtulucam.
-İnşallah, lisenin ilk gününde sana şans diliyorum.
-Bendee.
Saate baktım saat 7'ye yaklaşıyordu. Hemen kalktım ve Zilan'ın odasına gittim ve onu uyandırdım, odama döndüm ve kıyafetlerimi giydim ve makyaj masamın başına geçtim. Saçımla başladım beni en uğraştıran şey, kıvırcık olduğu için uğraşması çok zor. Düzleştirmeye karar verdim ki içeri Zilan girdi ve bana:
-Düzleştiricim bozuldu düzleştiricini versene.
-Ben düzleştiricem
-Ya sen salak mısın? Ne güzel kıvırcık saçın var tara gitsin işte hadi
Düzleştiriciyi uzattım ve bana "düzleştirici alırsam veririm" dedi. Onu artık umursamıyordum telefonu aldım ve Spotify'a girdim, çalma listeme girdim ve karışık çala bastım şansa Berkay Altunyay'ın Olmazlara İnat şarkısı çıktı. Bir yandan dinlerken bir yandan saçımı yaptım. Sıra geldi yüzüme, makyaj yapmayı çok seven biriyim ama okula gitceğim için maskara ve Lip gloss sürdüm. Hazırlanmıştım saat 07.18'di. İlk olarak Zilan'a uğradım ve sonra çantamı alıp aşağı indim. Amcam:
-Günaydın güzelim
-Günaydın amcacım
-Hazır mısın?
-Hazırım
-İyi o zaman kahvaltını yap. Zilan nerde biliyor musun
-Saçlarını düzeltiyordu sordum dediki "Sen in benim az bi işim kaldı geliyorum"
-Tamam kızım sen kahvaltını yap
Saat 07:45
Şuan tam kapının önündeydik. Amcam:
-Kızlar hadi siz içeri bende şirketime. Zilan içeri girdi bende nefes alarak içeri girdim. Okul çok büyüktü buna rağmen bahçede çok büyüktü. Bir banka oturdum ve Ece'ye mesaj attım. Yaklaşık 4 dakikadır cevap vermiyordu. Hem biraz okulu tanımak için hemde Ece ile konuşmak için okulda turlamak için bahçe de gezmeye karar verdim. Ece'yi aradım ama açmadı bir kez daha aradım ve yine açmadı "Allah'ın hakkı üçtür" mantığıyla son kez aradım ve arkamda telefon çalma sesi geldi. Arkamı döndüm ve Ece'yi karşımda gördüm. Benim sarışın civcivim çok güzel duruyordu forma onun üstüne tam uyumuştu benden uzundu ama normal boya göre kısaydı. Hemen ona sarıldım onu boğacak kadar. Ece:
-Kıvırcığım şuan civcivini öldürüyorsun
-Ece gerçeksin değil mi?
-Gerçeğim güzelim
-Ben bırakmıyacaksın dimi?
-Bırakmıyacağım kıvırcığım. Birde annenin kolyesini niye takmadın sana uğur getirirdi.
-Boynumda dedim ama boynumda yoktu hemen Ece'ye döndüm ve
-Ece kolye yok!
-En son nerde bıraktın
-Hiç çıkarmadım ki.
-O zaman en son nerdeydin?
-Burda seni aradım birde ilk geldiğimde bir bankta oturmuştum.
-Koş oraya bakıcaz. Birlikte oraya gittik bir çocuk oturmuştu. Uzun boylu siyah renkli gözleri vardı. Saçları hafif uzun gibiydi ve rengi siyahtı. Elinde benim kolyem vardı. Ona:
-Birşey sorabilirmiyim?
-Sor dedi kalın sesiyle
-Elindeki kolyeye bakabilir miyim?
-Neden?
-Benim olma ihtimali var da ondan. Kolyeyi uzatarak gösterdi ve üzerinde Üç tane Ö harfi bir tane Z harfi vardı ve bir kalpti kesinlikle benim kolyemdi ve sonra çocuk kolyeyi çekti ve bana
-Baktıysan gidebilirsin sabah güneşimi engelliyorsun
-Yalnız bu kolye benim.
-Nerden bilicem senin olduğunu?
-Kendi kolyemi bilirim
-Ama ben senin mi bilemem
-Ya benim işte dedim ve okul binasından " Tüm öğrencilerimiz hepinizi sıraya alabilir miyiz? " diye bir ses geldi ve çocuk ayağa kalktı, kolyeyi boynuna taktı ve
-Kıvırcık cüce çok istiyorsan kanıtınla gel kolyeni al dedi ve yürümeye başladı bende arkasından yürüyerek
-Bir bana kıvırcık cüce demeye hakkın yok iki kolyenin üstünde Ö harfi var benim adım da Özge o yüzden benim kolyem şimdi ver kolyemi, Çocuk:
beni taklit ederek
-Bir kısa boylusun ve kıvırcıksın o yüzden sana kıvırcık cüce demeye hakkım var iki eğerki dikkatli bakarsan üzerinde üç tane Ö harfi var üçüde sen misin?
-Hayır tabikide ailem ayrıca sen kız kolyesini napıcaksın?
-Sevgilime vericem
-Git kendine al
-Ya param yoksa Kıvırcık cüce
-Git o zaman başkasından iste
-Ben bunu beğendim ama
-Ya versene !
-Kıvırcık cüce peşimden gelme aşıksın sanarlar.
-Ayy sana kim aşık olsun be
-O zaman bırak peşimi
-Kolyemi verr
Sıraya girmiştik bile karşımızda müdüre benzeyen biri vardı. Okul merdivenlerinde durmuş elinde bir mikrofon vardı ve ses denemeleri yapıyordu en sonunda müdür olduğunu düşündüğüm kişi
-Günaydın gençler nasılsınız umarım ki iyisiniz beni 10.11. Ve 12.sınıflar tanır ama ben kendimi tanıyım ben Murat UÇAR okulunuz müdürüyüm sizinle iyi bir yıl geçirmek istiyorum umarım ki gerçek olur. Şimdi ana konumuza gelelim 10'lar 11'ler ve 12'ler sınıf değişimi yapılmadı o yüzden siz içeri geçin dedi ve yaklaşık 40-50 kişi içeri girdi. Sonra müdür devam etti ve sevgili 9'lar siz yeni geldiğiniz için sınıflarınızı bilmediğiniz için size teker teker okuyacağız dedi ve başladı 9/A'yı okumaya yaklaşık 15 kişi okudu ve kağıdı değiştirdi sıra 9/B'ye geçti ikişerli olarak içeri giriyorladı okudu okudu ve Ece AKTAŞ ve Taha KOR içeri sonra Zilan DURUSOY ve Özgür KOR içeri galiba ne Ece'yle ne de Zilan'la aynı sınıfa gidemeyecektim sonra önündeki kolyemi alan çocuk
-Yanındaki sarışında gitti tek kaldın
-Sanane be
-Deme öyle belki sınıf arkadaşı oluruz
-Olmayalım
Müdür:
-Evet 9/B'de ki son iki kişi Emre DEMİR ve Özge DURUSOY içeri. İçimden sevinç çığlıkları atıyordum. Yukarı çıkarken Emre'ye:
-Noldu bak o sarışınla aynı sınıfa düştüm.
-Ama sınıf arkadaşıyız
-Olsun sonuçta Ecemle aynı sınıftayız ya bana yeter
-O sarışını niye o kadar seviyorsun iki güne ayrılırsınız.
-İki gün mü? Biz Ece ile beş yıldır sanal arkadaşız. Biz sanalda olduğumuzda bile birbirimizi çok seviyorduk birbirimizi canlı bulmuşken bir daha bırakmayız dedim.
-Neyse bu beni ilgilendirmez.
-Bencede seni ilgilendirmez dedim ve sınıfa girdim. Sınıf oldukça büyük ve ferahtı. Beni en çok şaşırtan ve az da olsa mutlu eden sıraların tek kişilik değilde çift olmasıydı. Ece orta arka sıranın bir önünde oturmuştu. Ben gelince gülerek çantasını yanına çekti ve oturmam için yer ayırdı. Hızlıca yanına gittim ve oturdum Emre ise arkama oturdu.
Ece kulağıma fısıldayarak:
-Kolyeni aldın mı?
-Hayır vermedi.
-Neden ki?
-Sevgilisine verecekmiş.
-Sende inandın?
-Tabikide HAYIR
-Yani azıcık mantık, azıcık kız olma gücümü kullanırsam yada kullanırsak hiç bir kız kullanılmış eşya sevmez, ki hiç tanımadığı kızı asla !
-Sarışınım inat ediyor. Allah'ım ilk günden karşılaştığıma bak.
-Aile hatıram de verir belki.
-Ailen nerde diye sorarsa?
-Onu ilgilendirmediğini söyle.
-Tamam dedim ve sahte bir gülümseme takınarak Emre'ye döndüm. Kolyem elindeydi ve inceliyordu. Ona:
-Şey kolyemi verir misin?
-Şey kanıt getir veriyim.
-Ya ver işte o benim için çok kıymetli
-Nedenmiş o?
-Ailenin bana emaneti.
-Aile meselerine karışmam ama somut bir kanıt getir veriyim kıvırcık cüce. Bide önüne dön hoca geldi dedi ve hoca içeri girdi. Herkes ayağa kalktı. Tatlı ve güleryüzlü hoca eliyle otur işareti yaptı.Masaya eşyalarını bıraktı ve tahtanın önüne geldi. Güleryüzle:
-Günaydın gençler ben sizin edebiyat ve sınıf hocanız Betül AKKILIÇ daha önce bu okuldan birçok öğrenci mezun ettim bu yıl ve ileri ki yıllarda birlikte olup iyi zaman geçirmek istiyorum. Bugün ders işlemiceksiniz. Ben kendimi tanıttım sıra sizde dedi ve bize "Gönüllü varmı gençler"dedi. Kimseden ses çıkmayınca Betül Hoca:
-Madem kimseden ses yok o zaman okulumuzun temsilcileri ilk tanıtsın dedi ve yan yana oturan iki erkeğe döndü ve sonra ikiside ayağa kalktılar. Biri hafif kumral ve uzun boylu du diğeri ise benim kime benzer siyah saçları vardı ve yanındakinin aksine ela gözlüydü. İlk kumral olan çocuk başladı.:
-Ben Taha KOR 15 yaşındayım okul sahibinin oğluyum gelecekte şirketimizde CEO olmak istiyorum Dedi ve yanındaki de:
-Ben Özgür KOR 16 yaşındayım bende okul sahibin oğluyum gelecekle ilgili bir planım yok dedi ve oturdu. Hoca:
-Çok güzel o zaman sırayla mı gidelim yoksa ben mi seçeyim deyince ben hariç herkes" siz seçin" dedi. Hiç iyi bir karar değildi. Hoca iki üç kişi kaldırdı sonra "en arkada ki beyaz kapşonlu kız" dedi ve Zilan ayağa kalktı. Zilan benden uzun boyluydu ama gene ortalamanın altındaydı siyah saçları ve sağ elmacık kemiğinin üzerindeki leke onu eşsiz kılıyordu. Zilan:
-Ben Zilan DURUSOY 15 yaşındayım gelecekte mühendis olmak istiyorum. Hoca:
-Çok güzel teşekkür ederim Zilan oturabilirsin dedi. Sonra gözleri bizim sıraya döndü içimden lütfen ben olmiyim diye dua ederken hoca "en arkada ki yakışıklı" dedi yakışıklı olmadığıma göre Emre'ydi. Emre ayağa kalktı ve
-Ben Emre DEMİR 15 yaşındayım gelecekte uçak mühendisi olmak istiyorum dedi ve oturdu hoca teşekkür etti ve "Emre'nin önündeki kıvırcık saçlı güzellik" dedi evet naneyi yedim. Ayağa kalktım ve
-Ben Özge DURUSOY 15 yaşındayım gelecekte moda tasarımcısı olmak istiyorum.
-Resimin iyi mi?
- Yani yetenek sınavı girdim ve kazandım ama gitmedim.
-Neden?
-Şartlar el vermedi.
-Olsun kolejimizde resim atölyemizde çalışmaya devam edersin. Bu arada Zilan'ı bir bağınız varmı?
-Evet kendisi kuzenim.
-Ya ne güzel kuzenimle aynı sınıfa düşmüşsün. Birde bana sor dedim içimden ama
-Evet hocam çok güzel bir şey.
-İyi o zaman teşekkür ederim dedi ve gözü Ece'ye döndü ona:
-Şimdi Özge'nin yanındaki sarışın kendini tanıtsın dedi ve Ece ayağa kalkarak:
-Benim adım Ece AKTAŞ 15 yaşındayım gelecekte güzellik uzmanı olmak istiyorum
-Çok güzel dedi ve zil çaldı. Ece ile bahçeye çıktık. Ece:
-Kıvırcığım kolyeni nasıl alıcaksın?
-Bilmiyorum ki vermiyor Allah'ın cezası.
-Niye vermiyor ki?
-Niye olsun dalga geçmek için.
-Ne dalgası?
-Of Ece bana Kıvırcık cüce diyor ben çok mu kısayım?
-Ee birazcık
-Ya ben kısa değilim o çok uzun
-Tamam canım sen haklısın.
Sonra kantine gittik ve sınıfa çıktık daha zil çalmamıştı sınıfta Emre, Zilan, Taha ve Özgür vardı
Emre oturmuş kolyemle uğraşıyordu, Zilan telefona girmişti, Özgür ve Taha da oturmuş birşeyler konuşuyorlardı. Sırama oturdum ve telefonu elime aldım bildirim gelmişti baktığım da Perşembe günü maNga'nın konseri vardı. Ece'ye:
-Ece
-Efendim güzelim
-Perşembe günü maNga'nın konseri varmış.
-Yani?
-Yani gitmek istiyorum
-Ee git güzelim seni tutan ne?
-Ece bilmiyorsun sanki
-Doğru, olsun güzelim daha sonra birlikte gideriz.
-Tamam dedim ve zil çaldı. Yaklaşık beş dakika sonra hoca geldi bize:
-Gençler hem kaynaştırmak için hem de görsel görüntü olsun diye yer düzeni yapıcam dedi. Bu kötü bir haberdi çünkü Ece ile ayrılma ihtimalim vardı. Beş-altı kişi değiştirdikten sonra Ece'ye önümdeki sıraya Taha ile birlikte oturtdu. Sonrasına arkama yani Emre'nin yanına Zilan'ı koydu ve yanıma Özgür'ü koydu. Özgür gerçekten her kızın istediği beyaz atlı prensler gibi yakışıklıydı ve çok sert birine benziyordu. Bunları düşünürken Emre:
-Kıvırcık cüce noldu niye Özgür'e öyle bakıyorsun deyince Zilan ve Özgür bana baktı yanaklarımın kızardığını hissetim. Emre kulağıma eğildi ve bana:
-Bunlara hazır ol artık hep buradasın yanımda ve ben yanımdaki kızların başka erkekler bakmasını sevmem kıvırcık cüce.
